Avrupa’daki hüsranın getirdiği tehlike

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

12 maç; sadece bir galibiyet ve toplanan 6 puan. Herhangi bir takım böyle bir tablo ortaya koysa muhtemelen teknik direktörüyle yollarını çıktan ayırmış olurdu. Kimse 12 maç sonunda 36 puan beklentisinde değildi. Ancak bu denli bir dibe vurma da beklenmiyordu. Bu tablo bu yıl Türk takımlarının Avrupa karnesi.

Türk takımlarının, Avrupa kupalarında 3 hafta maçları bildik senaryo ile başladı. Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray, sahasında Real Madrid’i konuk ederken, rakibinin eksikleri ve istikrarsız sonuçlarından dolayı elini 3 puan için ovuşturmaya başladı. Ancak maç başladığında, asıl eksiklerine odaklanması gerekenin Galatasaray olduğunu gördük.

Andone ile 2 dakikada bulduğumuz iki net pozisyonu konuştuk ama maç boyunca Muslera’nın kurtardığı 12 gollük pozisyonu es geçtik. Real Madrid forvetleri biraz daha dikkatli olsaydı tarihi bir fark daha ortaya çıkardı. 90 dakikada kaleye çekilen 28 şut. Real Madrid’in sezon başından beri en iyi istatistiği oldu. Hem de 6 eksikle geldiği İstanbul’da.

Galatasaray sadece son iki yılın şampiyonu değil. Devler Ligi’nde lig ikincimiz elemeleri geçip katılamadığı için kasasına UEFA’dan hatırı sayılır bir rakamı koyan bir kulüp. UEFA’dan gelen milyonlara bakıyorsunuz bir de transferlere… Terim, milyarlık kulüplerle mücadele ediyoruz diyor. Haklıdır, Real Madrid ve PSG kadro yapısıyla fark atıyor.

Şampiyonlar Ligi’ne 4. torbadan katılıp da kolay gruba düşmesini bekliyor sanırız. Bir zamanlar Avrupa Fatihi olarak tanımlanan bir kulübün neden 4. torbaya gerilediğini sormak yerine mazeretlerin arkasına sığınıyor. Transferlerin geç yapıldığına atıfta bulunuyor. Yapmayın sayın Terim, bu takımın başında 3. yılınızdasınız. Transferi planlamak yönetimin değil, teknik direktörün görevidir. Allah’tan, Belhanda sorunu ve hafta sonu derbi var da sorunların üstünü çabucak örttük.

Abdullah Avcı, A Milli Takım’ın başına geçtiğinde Sepp Piontek küplere binmişti. Tecrübeli isme göre, Avcı uluslararası tecrübesi olmayan biriydi. Milli takım hocalığının ayrı bir uzmanlık ve tecrübe gerektirdiğini en iyi bilen isimlerden biri olan Piontek’in itirazı haklı çıkmış, Avcı’nın milli takım dönemi hüsran olmuştu. Başakşehir’de Avcı’nın ortaya koyduğu başarı takdire şayandı. Zirveye oynayan bir takım kurdu. İşi kolaydı. Üzerinde hiçbir baskı olmayan bir takımı zirveye çıkarmak kolaydı. Bir de neredeyse devletin tüm kurumlarının sponsor olduğu bir kulüptü Başakşehir. Para sıkıntısı yoktu. Adebayor, Arda Turan gibi isimleri rahatlıkla kadrosuna katacak kaynağı buluyordu.

Aynı Avcı şimdi Beşiktaş’ta. Ne oynattığı futbol ne toplanan puanlar ilerisi için ümit vermiyor. Avrupa tam bir facia. 3 maç sonunda henüz puanla tanışamadı. Sahasında oynadığı iki maçı da kaybetti. Hafta sonu Galatasaray derbisinden çıkacak bir mağlubiyet Avcı’nın Beşiktaş döneminin sonu olabilir. Beşiktaş ilk kez Avrupa kupalarında sahasında oynadığı 4 maçı art arda kaybederek kötü bir rekora imza attı. Avcı, sakatlıklardan dert yanıyor. 8 haftada 22 değişik oyuncuya şans vermek zorunda kaldığını, bunun ise fazla olduğunu söylüyor. Oyuncuların bu kadar kolay sakatlanmasının sebebini bulmakta teknik direktörün görevlerinden biri olduğunu unutuyor.

Süper Lig’in en iyi futbolunu oynayan Trabzonspor da Avrupa’da hüsran yaşattı. Sahasında Krarnodar’a 2-0 yenilen Karadeniz ekibi, grupta bir puanla son sırada yer almaya devam etti. İyi futbol oynuyor ama 22 maçtır kalesini gole kapatamayan bir Trabzonspor var. Gol yemeye devam edersen, gol atamadığın maçı kaybediyorsun. FC Basel, Getafe ve Krasnodar’ın yer aldığı bir gruptan Trabzonspor’un rahat çıkması gerekir ama sonuçlar ortada.

12 maçta tek galibiyeti Başakşehir aldı. Avusturya temsilcisi Wolfsberger’i 1-0 yenen Başakşehir, bu sezon Avrupa kupalarında yüzümüzü güldüren takım oldu. Topladığı 4 puanla Roma’nın ardından ikinci sırada bulunuyor. 4. hafta Wolfsberger deplasmanından puanla dönerse gruptan çıkma şansını devam ettirecek.

Mevcut durum Türk takımları açısından oldukça sıkıntılı. Güncel UEFA ülke sıralamasına göre Türkiye 11. sırada yer alıyor. Bu sezon Galatasaray, 5000, Trabzonspor 3500, Başakşehir 3000, Malatyaspor 2500 ülke puanına katkı yaparken, Beşiktaş’ın şu ana kadar puan katkısı olmadı. Bu sezon Avrupa arenasında 14 bin puan topladık. Kural gereği bu puan, katılan takım sayısına bölünüyor. Ortaya çıkan 2800 ise şuanki ülke puanımız oluyor. Son 5 yılda topladığımız puan ise 31 bin 500.

Avrupa kupalarında takımlarımız istikrarsız sonuçlara devam ederse Süper Lig’in şampiyonu Devler Ligi doğrudan katılma hakkını kaybedecek. Şampiyonlar Ligi’nde statü yine değişti. Gelecek sezondan itibaren ülke puan sıralamasında ilk 10’da yer alan ülkelerin şampiyonları direk olarak gruplardan başlayacak. Şuan 11. sırada bulunan Türkiye’nin şampiyonu ise eleme oynamak zorunda kalacak. Lig ikincimizin uzun bir süredir elemeleri geçemediğini hesapladığımızda Türk takımları olmadan bir Şampiyonlar Ligi’ne hazır olmalıyız. Türkiye, Ukrayna veya Hollanda’dan birini geçmesi gerekirken, Avusturya’nın nefesini ensesinde hissediyor. Başakşehir, Wolfsberger deplasmanından puansız dönerse büyük ihtimal 11. sıradaki yerimizi kaybedeceğiz.

Şampiyonlar Ligi sadece prestij değil. Muazzam bir maddi kaynak. Şampiyonumuz gruplarda yer bulamazsa Avrupa ile aramızdaki fark daha da açılacak. Kulüplerin maddi krizi daha artacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin