Atı alan ‘Rubicon’u çoktan geçti!

YORUM | NACİ KARADAĞ

3 yıl iktidarın esir olarak tuttuğu cesur kalem ve yürekli yazar Ahmet Altan’ın 2016 Mart’ında kaleme aldığı Rubicon isimli bir yazı vardı. (BKZ) Altan, o yazısında İtalya’daki bir nehirden yola çıkarak Türkiye’nin artık geri dönülmez bir virajı döndüğünü ifade etmişti. Çok haklı olarak, iktidarın işlediği suçların o kadar büyüdüğünü ifade ederek, artık istese bile geri dönemeyeceğini savunmuştu Altan. Türkiye Rubicon nehrini çoktan aşmıştı artık.

Ondan sonrası tamamen cemaat düşmanlığı, nefreti ve kıskançlığı ile geçen vurdumduymaz ve her geçen gün bir adım daha totaliterliğe geçiş.

Şimdi devlet adında koskoca bir suç şebekesi var.

Bu şebeke kendini devlet yerine koyduğu için, kendisine karşı olan en ufak bir tatsızlığı bile ihanet olarak adlandırıp, yok etmeye çabalıyor.

İstisnasız tüm siyasi partiler, tüm ideolojik ve sosyal gruplar da maalesef bu tuzağa düşmüş durumda.

Cemaati şeytanlaştırıp, kendinden olmayan herkesi o çuvala sokan Erdoğan ve Saray iktidarı, maalesef bu konuda oldukça büyük bir başarı kaydetti.

Muharrem İnce’nin siyaset sahnesinden silindiği akşam söylediği “Atı alan Üsküdar’ı geçti” cümlesi boşuna değildi Erdoğan’ın.

Son yerel seçimlerde yaşananlar başka bir faza geçildiğinin habercisiydi Türkiye’de.

Erdoğan artık ekseninden saptırmayı başardığı ülkeyi yeni bir eksene oturtmak için bambaşka taktikler uygulamaya başlayacaktı.

Bunlardan biri de seçimleri anlamsızlaştırmaktı.

Herkes İstanbul seçimlerinin iptaline takıldı ama orada esas mesele Erdoğan’ın iptal edilen seçim sonrası söyledikleriydi.

Özetle, “Gerekirse kayyım atarız. Ne olacak yani?… Valiye hakaret eden İstanbul’u yönetemez” gibi cümleler bir siyasi nefretin değil, gelecek dönemin icrasının ipuçlarıydı. Mansur Yavaş’a açılan davalarla o dönem Yavaş’ı ekarte edemeyeceğini elbette biliyordu Erdoğan. Ama vakti gelince o zarfı tekrar açacaktı elbette.

“Seni Başkan yaptırmayacağız” cümlesi Demirtaş’a pahalıya mal oldu.

Gerçi Demirtaş abuk subuk açıklamalarla meseleyi hala tam olarak kavrayamadığını göstermiş olsa da yine de zalime karşı dik duruşuyla takdire şayan bir yiğitlik örneği sergiliyor.

Yıllardan beri uygulanan taktiği bir kez daha uyguladı Erdoğan ve çetesi. Önce medyasında haber yaptırdı ardından, ardından uyguladı.

Ancak, bir partinin liderini yıllarca sudan sebeplerle hapseden zihniyetin belediye başkanlarına acıyacağını düşünmek saflığı aşan bir durum olsa gerek.

Erdoğan bugüne kadar yaptığı tüm mafyavari eylemlerini iki sebebe dayandırmayı başardı;: Cemaat kıskançlığı, alerjisi ve Kürt düşmanlığı.

CHP, İyi Parti, MHP vesaire hepsini bu konuda şahane kullandı ve kullanmaya devam ediyor.

Zaman gazetesine çökerken gerekçesi cemaat değildi biliyor musunuz?

Çünkü cemaati o dönem tüm uğraşlarına rağmen terörist ilan edememişti. Bu sebeple PKK ile akla ziyan bağlantılar kurarak el koymuşlardı gazeteye.

Daha sonra buna ihtiyaçları kalmayınca o gerekçeler bile unutuldu gitti.

Cemaat da o dönem, bugün tüm kesimin yaptığı gibi, meseleyi geç kavradı ve savunma argümanlarını “Biz PKKlı değiliz” üzerine kurmuştu.

Bunu en iyi o suçlamayı yapanlar ve perde arkasındakiler bilmiyor muydu sanki?

Dün kayyım atanan belediye başkanlarının başına bunların geleceğini herkes biliyordu. Mesele sadece zamanlama meselesiydi.

Erdoğan siyaset alanında giderek kontrolü kaybediyor. Halk nezdinde de çok ciddi bir zemin kayması yaşıyor.

Bu sebeple yıkılan her burcun dibine yeni burç inşa etmekte aceleci davranıyor.

Merkez Bankası başkanını görevden almadı aslında. Oraya kayyım atadı. Bunu kimse ifade edemedi elbette.

Şimdi artık parlamentoya da ihtiyacı yok, milletvekillerine de hatta partiye de. Bu sebeple en sadık uşaklarına “Erdoğan yeni bir parti kurmalı” türünden abukluklar yaptırıyor.

Yeni partiden kasıt, tamamen Erdoğan’ın iki dudağı arasında bir parti devleti yapısı.

Hiç merak etmeyin zamanı geldiğine inandıklarında başta Ankara ve İstanbul olmak üzere tüm muhalefet belediyelerini de ya Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu gibi kendilerine devşirecekler ya da ipe sapa gelmez gerekçelerle kriminalize edip buralara da çökecekler.

Milletvekillerinden belediye başkanlarına, mahalle bekçisinden, kütüphane memurlarına kadar herkesin Erdoğan tarafından atanacağı bir döneme geçmiş bulunuyoruz.

Bunu görmek yerine, “vay efendim Atatürk resmini kaldırıp kendi resmini koydurmuş, olur mu böyle şeyler?” türünden kumda oynamaya devam edelim biz!

Atı alan Rubicon nehrini çoktan geçti dostlar!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin