Asrın güreşçiliğinden, asrın arpalığına! 

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

Türk spor basınında, güreş ve boksun ‘üvey evlat’ muamelesi gördüğü 1990’lı yıllarda spor sayfalarını bu iki branşa açan neredeyse tek gazete Zaman’dı. Hemen hemen her gün Zaman sayfalarında özellikle güreşle ilgili haberler çıkardı. Güreş için müstakil muhabiri olan tek gazete de Zaman’dı. İskandinavya bölgesinde olan güreş organizasyonlarını takip etme işi de bana düşerdi.

İskandinavlar için güreş pek popüler bir spor dalı değil. İsveç hariç. Özellikle grekoromen stilde İsveç önemli güreşçiler çıkardı. 1990’lı yılların ortasından itibaren Malmö’de her yıl düzenlenen güreş turnuvasını takip ederken, ben de güreş milli takımını yakından tanıma şansı buldum. Malmö ve Vasteras’da düzenlenen turnuvaların müdavimi olunca, güreşçilerle yakın diyalog kurdum. Bu isimlerden biri de Hamza Yerlikaya oldu.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Salih Bora’nın antrenörlüğünü yaptığı grekoromen milli takımda Hamza Yerlikaya’nın yanı sıra Şeref Eroğlu, Mehmet Akif Pirim, Hakkı Başar ve Şaban Donat gibi isimleri yakından tanıdım. Genç bir muhabir olarak, Türk güreşinin efsane isimlerini yakından takip etmenin heyecanını yaşadım. Malmö’de düzenlenen turnuvaya Kopenhag’dan geçtikleri için havaalanında karşılar, beraber giderdik.

Malmö’de sadece turnuvayı takip etmez, ‘gurbette’ olduklarını hissetmesinler diye güreşçilerimizle yakından ilgilenirdik. Malmö’de bulunan mütevazi dernek binamızda ağırlar, beraber çay muhabbeti yapardık. Şimdilerde ‘suç kategorisinde’ olan tüm faaliyetlere imza atardık; çay, maklube… Güreşçilerin ortak özelliği, Anadolu’nun gariban çoçukları olmasıydı. Üvey evlat muamelesi gören güreşçi olmanın zorluklarınını anlatırlardı. Güreş amatör olduğu için, geçimlerini sağlamak için mecburen başka işlerde çalışmaları gerekirdi. Ancak uluslararası derece elde ettiklerinde bir devlet kurumunda kadroya alınırlardı. Kadroda işleri göstermelik olurdu.

Hamza Yerlikaya, 1993’de Stockholm’de henüz 17 yaşındayken Dünya şampiyonu olmuştu. ‘Asrın Güreşçisi’ unvanını alan Yerlikaya, ilerleyen yıllarda madalya koleksiyonuna başka şampiyonluklar ekledi. 2000’li yılların başından itibaren grekoromen milli takımı, Malmö’deki turnuvalara gelmeyince güreşçilerle bağım azalmaya başladı. Ancak Zaman’ın düzenlediği Yılın Sporcusu ödül törenlerinde bazılarını görme şansı buldum. Hamza ile bu törenlerde sık sık karşılaştık.

2007 genel seçimlerinde aday olup Sivas’tan milletvekili seçildiğinde sevinmiştim. Özellikle amatör branşlarda spor yapanların sorunlarını yakından biliyordu. Hakkını teslim etmek gerekir, vekilliği döneminde güzel işlere imza attı. Bir sonraki dönem aday olmayınca Güreş Federasyonu başkanlığına seçildi. Bu görev için de uygun biriydi. Güreşin içinden gelen, sorunları bilendi. Sonra bir baktım AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı oldu. Onlarca ne iş yaptığı belli olmayan danışman ordusunda Hamza’nın olması yine olumlu baktım. Keza Spor Bakanı yardımcısı olması gibi. Ancak son Vakıfbank yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinin hiçbir izahı yok.

2007 seçimleri öncesi Hamza Yerlika’yanın AKP internet sitesinde yayınlanan biyografisinde lise mezunu ve orta derecede İngilizce bildiği yazıyor. Spor bakanlığı yardımcılığı biyografisinde ise ‘Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümünden mezun olan Yerlikaya, Sakarya Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.’ bilgisi yer alıyor. Vakıfbank yönetim kurulu üyeliğine atanınca Yerlikaya hakkında araştırma yapanlar, sahte lise diplomasıyla üniversiteye kayıt yaptırmaktan 1999’da yargılandığını gördü.

2007 genel seçimlerinde eğitim durumunun ‘lise’ gözükmesi oldukça ilginç. Zira, o tarihten çok önce üniversite diplomasını almıştı. Burada bir ayrıntıyı yazalım, uluslararası müsabakalarda derece alan sporcular için üniversitelerin beden eğitimi ve spor fakültelerinde kontenjan ayrılıyor. Yani öyle sınava falan girmeden direk kayıt yaptırılıyor. Hamza Yerlikaya da dünya, olimpiyat ve Avrupa şampiyonluklarının mükâfatı olarak kayıt yaptıran ve üniversiteye neredeyse uğramadan mezun olanlardan. Lise diplomasını ayarlayanlar da aynı merkez olmalı ki, yargılamanın sonucu kayıtlarda bulunmuyor.

Velev ki, Hamza Yerlikaya bakanlığının sitesinde yazan biyografisinde olduğu gibi üniversite mezunu olsa bile Vakıfbank yönetim kurulu gibi uzmanlık getiren bir göreve getirilmesine hayır demeliydi. Ne alacağı 12 bin 500 liralık maaşa ne de böyle bir unvana ihtiyacı var. Adını güreş tarihine yazdırmış bir efsaneden bahsediyoruz. ‘Asrın Güreşçisi’, hiç bilgisinin olmadığı bir göreve atanmayı onuruna yedirmemeliydi. Erdoğan’ın en büyük başarısı, çevresindeki insanları değersizleştirmeyi çok iyi biliyor. Hak etmedikleri görevlere atayıp, kendine bağımlı kılıyor. Yoksa cumhurbaşkanı başdanışmanı ve spor bakan yardımcılığı gibi görevi bulunan bir kişinin neden üçüncü bir göreve ihtiyacı olsun.

Bülent Keneş’in de twitterda yazdığı gibi eskiden bu görevlere, emekli paşalar getirilirdi. YAŞ sonrası emekli olan paşaları ya bir holding ya da bir bankada yönetim kurulu üyesi olurdu. Hadi paşaların en azından bir kariyer geçmişi vardı. Hamza Yerlikaya’nın kariyeri ortada. Bugünler gelip geçtiğinde en fazla utanacaklardan biri de, kendilerini ucuz bir bedele satanlar olacak. Tıpkı Hamza Yerlikaya gibi. Yazıyı twitterda gördüğüm bir cümle ile bitireyim, ‘Mahfi Eğilmez de Türkiye Olimpiyat Komitesi başkanı olsun.’

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin