‘Arjantinli bücür’ 60 yaşında

HABER PORTRE | HASAN CÜCÜK 

Yeşil sahaların efsaneleri arasında ilk sıraya Pele’yi yazıyorsak, ikinci sırada Maradona vardır. Geçtiğimiz günlerde Pele’nin 80 yaşına girdiğini yazmıştık. Maradona da dün 60 yaşına bastı. Kısacık boyuna rağmen “tek kişilik dev kadro” nitelemesinin en çok yakıştığı oyuncuydu. Top tekniği ile kitleleri ekran başında kendine hayran bıraktı. Çalkantılı kariyeri ve skandallarının yanı sıra, vasat bir teknik adamlık kariyeri oldu. Ancak bütün bunlar onun adını futbolun devleri arasından sildirmeye yetmedi.

Diego Armando Maradona, Arjantin’in yeşil sahalara kazandırdığı bir dünya starı. Ardiles ve Kempes’ten sonra Tangocular, Maradona ile futbolcu yetiştirme çıtasını adeta gökyüzüne çıkardı. Maradona, oynadığı futbolla tek kişilik takım gibiydi. Kelimenin tam anlamıyla top cambazıydı. Meşin yuvarlakla şov yapıyordu. Top ayağına geldiğinde herkes, bazen rakipler bile, onu izliyordu.

9 YAŞINDA KEŞFEDİLDİ

30 Ekim 1960’ta dünyaya geldi. Yeteneğini futbol avcıları henüz 9 yaşındayken keşfetmişti. Mahalle takımı Estralla Roja’da başlayan futbol macerasında, topla yaptığı hareketler kısa sürede dikkatlerin üzerine çevrilmesini sağladı. Çok geçmeden Los Cebollitas’a oradan da 16 yaşına girmeden profesyonel sözleşme imzalayacağı Argentinos Juniors’a transfer oldu.

Şubat 1981’de ülkenin köklü takımlarından Boca Juniors’a imzayı atınca, Maradona’nın şatafatlı kariyeri resmen start aldı. 1,5 yılda ortaya koyduğu futbol adını Avrupa’ya taşımasına yetecekti. Renklerine bağlamak için kesenin ağzını açan ilk takım Barcelona’ydı. Bugün 8 milyon Euro’ya denk gelen 5 milyon poundu gözden çıkarıp, Maradona’yı renklerine bağlağında takvim yaprakları Temmuz 1982’yi gösteriyordu. Arjantin’den valizini toplayıp, İspanya’ya gelirken “Dünyanın en pahalı oyuncusu” unvanını da beraberinde getirdi.

BARCELONA’DA OLMADI

Barcelona dönemi ne adına ne de aldığı ücrete yakışmıştı. İki sezon top koşturduğu İspanyol ekibinde, başkan Josep Lluis Nunez’le yıldızı bir türlü barışmadı. İspanya Kral Kupası ve Süper Kupa sevinci yaşamasına karşılık, La Liga şampiyonluğunu göremeden takımdan ayrılıp, Napoli’ye yollanacaktı. Napoli, Maradona’nın kendisini bulduğu, daha doğru ifadeyle tek başına ortalama bir takımı zirveye taşıdığı kulüp oldu.

1984-91 arasında Napoli formasını giyen Maradona, bu köklü İtalyan kulübüne altın dönemini yaşatacaktı. Takım, tarihinde ilk kez 1987’de Serie A şampiyonluğuna ulaştı. Bu başarıyı 3 yıl sonra tekrarladığında yine başrolde “Arjantinli bücür” vardı. İtalya Kupası ve Süper Kupa başarılarının yanına UEFA Kupası’nı da ekleyen Maradona, Napoli’de efsaneye dönüştü.

86 MEKSİKA’DA DEVLEŞTİ

Arjantinli’yi bütün dünyada bir fenomene dönüştüren şüphesiz 1986 Dünya Kupası’ydı. Meksika’nın ev sahipliğini yaptığı kupanın favorisi olarak Zico ve Socrates gibi yıldızları bünyesinde barındıran Brezilya gösteriliyordu. Ancak Meksika 86, Maradona şova sahne oldu. Son şampiyon İtalya ile aynı gruba düşen Arjantin, 5 puanla liderdi. Son 16 turunda Uruguay’ı geçip, çeyrek finalde İngiltere’nin rakibi oldu.

Bu karşılaşma, Maradona’yı iyice parlattı. İki efsane gole imza atacaktı bu maçta. İlki, herkesin bildiği gibi, kendi yarı alanından aldığı topla ünlü kaleci Peter Shilton dâhil İngiliz defansını ipe dizip ağlara yuvarladığı goldü. Ardından daha sonra ‘Tanrının eli’ diyeceği eliyle hakemi aldatıp kaleciyi mağlup ettiği o gol geldi.

İngilizleri tek başına yıkan Maradona, yarı finalde Belçika’yı da attığı 2 golle saf dışı bıraktı. Finalde ise Batı Almanya vardı. Maradona finalde gol atamadı ama galibiyeti getiren 3. golün asistini yaptı. Böylelikle Arjantin’i adeta tek başına kupaya ulaştırarak bütün dünyaya adını ezberletti.

DÜŞÜŞÜN BAŞLANGICI

Maradona, 4 yıl sonraki Dünya Kupası’nda Meksika günlerinden hayli uzaktı. 30 yaşına basan yıldız oyuncu, yarı finalde İtalya karşısında penaltı kaçırarak taraftarlarını üzdü. Maradona kaçırmıştı ama İtalyanlar da kaçırınca, finale Arjantin adını yazdıracaktı. 1986’nın rövanşı niteliğindeki finalde gülen taraf Brehme’nin penaltı golüyle Almanlardı. Final maçında Maradona’yı tutma görevi Lothar Matthaus’a verilmişti. Matthaus, bu maçta vasat bir görüntü çizdi ama 1994’te, o da İtalya’daki kupaya damgasını vuran isim olacaktı.

1990 aynı zamanda Maradona’nın kariyerinde hızlı düşüşün başladığı yıldı. Yaşadığı stresle birlikte kokain kullanmaya başladı. Ceza aldı. Cezası bitince Napoli defterini kapatıp Sevilla’ya gitti. Kötü alışkanlığını burada da devam ettirdi. Sevilla dönemi sadece bir sezon sürdü. Ardından Avrupa defterini kapatıp ülkesine döndü.

Maradona hâlâ dünyanın en iyisi olduğunu 1994 Dünya Kupası’nda göstermek istiyordu. Arjantin’in ilk iki maçında oynayıp Yunanistan’a golünü de atarak futbol sevenlere küçük bir heyecan yaşatmıştı. Ancak yasak madde kullandığı tespit edilince turnuvadan men edildi ve 15 ay cezaya çarptırıldı.

UYUŞTURUCU, HASTALIKLAR, TRAFİK KAZASI

Ekim 1995’te Boca Juniors formasıyla yeşil sahalara dönecekti. İki yıl daha burada çalkantılı bir futbol hayatı sürdürüp yeşil sahalara veda etti. Aktif kariyerini noktaladıktan sonra sağlık problemleri yaşadı. Uyuşturucuya bağlı olarak kalbiden geçirdiği rahatsızlığın ardından Küba’da 22 aylık bir tedavi gördü. Tedavi bittiğinde bu kez trafik kazasında yaralandı, dizinden ameliyat oldu.

Futboldan bir türlü kopamadı. Halı saha maçları, salon futbolu derken 2008’de kendini Arjantin Milli Takımı’nın kenar yönetiminde buldu Maradona. 2010 Dünya Kupası’nda çeyrek finalde Almanya’ya 4-0 yenilince görevden alındı. Teknik direktörlük kariyeri pek parlak geçmedi ama hâlen 2019’da başına geçtiği Arjantin takımı Gimnasia de La Plata’da görev yapıyor.

PELE’YE TAVIR YAPTI

2000 yılında FİFA, Maradona’yı Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu unvanına layık görecekti. 11 Aralık günü yapılan törende ödülünü aldıktan hemen sonra Pele’nin sahneye çıkmasını beklemeden salonu terk etti. Bir gün sonra, “Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim,” diyerek tartışmaların odağına dönüştü.

Arjantin milli formasını 90 maçta giyip 34 gol atan Maradona, kendini dünyanın en iyisi olarak görse de son yıllarda sık sık vatandaşı Messi ile kıyaslanıyor. Messi’nin Barcelona formasıyla kazanmadık kupa bırakmaması artı olarak hanesine yazıldı. Ancak uluslararası turnuvalarda Arjantin’i başarıya taşıyamaması Maradona’nın gölgesinde kalmasına yol açıyor. İki yıldızın da ortak bir başarısızlığı var: Copa America şampiyonluğunu kazanamama.

Her şeye rağmen Maradona, yeşil sahalarda silinmez bir iz bıraktı. Napoli dönemi ve 1986 Dünya Kupası’ndaki performansı, onu unutulmazlar arasına soktu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin