Almanya’dan Erdoğan’a: Hangi yola gideceğine karar ver

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ | SemihArdı[email protected]

Makalenin başlığında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri, Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi idare şekline henüz karar vermediği gibi bir ima olsa da Erdoğan’ın yeni devlet tasavvuru gayet sarih. Medyayı kendisinin sesine dönüştüren, yasama ile yargıyı şeklî bir mahiyete büründürerek kuvvetler ayrılığına son veren ve bütün imtiyazı elinde toplayan Erdoğan’ın demokrasiyi ‘istediği durağa gelince inilecek bir tramvay’ mesabesinde bir vasıta olarak gördüğü sır değil.

Türkiye’ye, dolayısı ile Erdoğan’a ‘artık karar ver’ çağrısında bulunan Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel bu hakikati bilmiyor olamaz. Bahsi geçen beyanat ‘demedi deme’, ‘benden söylemesi’ veya ‘köprüden evvelki son çıkış’ kabilinden sözlerin diplomasi literatürüne tercüme edilmiş halidir.

ALMANYA O ADIMLARI ATIYOR

Alman Hükûmeti, 20 Temmuz’dan beri AKP iktidarı nezdinde daha sert bir tarz-ı siyaseti tercih ettiğini saklamıyor. Dışişleri Bakanı Gabriel, AB’ye yolladığı mektupta katılım öncesi yardımların Türkiye’ye aktarılması halinde mevcut insan hakları ihlallerine destek verilmiş olabileceğine dikkat çekmişti. Aynı mektupta Gümrük Birliği anlaşmasında Türkiye’nin lehine bir değişikliğin müzakere dahi edilemeyeceği belirtilmişti.

Gabriel, Almanya’da gazetecilerin suallerine verdiği cevaplarla 20 Temmuz’da ilan ettikleri müeyyidelerin giderek ağırlaştırılacağı sinyalini verdi. Ta ki Erdoğan, OHAL’i muhalif herkes üzerinde baskı ve yıldırma sopası olarak kullanmaktan vazgeçsin ve hukuk devletine rücu etsin.

REHİNE PAZARLIĞI ÖFKELENDİRDİ

Başbakan Angela Merkel ile koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’de (SPD), can ve mal emniyeti kalmadığı için siyasî sığınma talebinde bulunan asker ve gazetecilere mukabil Alman vatandaşlarının Türkiye’de keyfî gerekçelerle hapse atıldığına dair herhangi bir tereddüt bulunmuyor artık.

Gabriel yekvücut haldeki o iradeyi temsilen üst perdeden mesajlar veriyor. Erdoğan’ın gelecekte daha ılımlı davranacağına inanıp inanmadığı suali üzerine Gabriel, Türkiye’nin tavrının bir anda değişmediğini kaydederek, “Başarısız darbe girişimi, Erdoğan’ın siyasetinde bir dönüm noktası oluşturmak yerine daha fazla katalizör etkisi yaptı” yorumunda bulunuyor.

ERDOĞAN’IN DEĞİŞME İHTİMALİ GÖRÜNMÜYOR

Erdoğan’ın siyaset tarzında yakın zamanda değişeceğine dair bir emare görmediğini aktaran Gabriel, Türkiye’ye şu şartla el uzatabileceklerini ifade ediyor: “Yeni bir başlangıç yapabilmek için Ankara’nın konuya ilişkin tavrında değişiklikler olması lazım”

Sözlerin devamı daha sert: “Türkiye uzun zamandan bu yana AB’nin parçası olmak istiyor. Ancak bu durumda Avrupa’nın değerlerine göre hareket etmesi lazım. Hangi yolda gideceğine Türkiye karar vermek durumunda ya demokrasi ve hukuk düzeniyle güçler ayrılığı, basın ve düşünce özgürlüğü olan Avrupa ve Batı’ya ya da kriz ve gerginliklerle dolu Şark bölgesine.”

GABRİEL: İYİ DURUMDAYMIŞIZ GİBİ DAVRANAMAYIZ

Gabriel, Türkiye’de mahpus Alman vatandaşlarına reva görülen muameleden duyduğu rahatsızlığı tekrarlıyor ve ilave ediyor: “Alman vatandaşlarına bu şekilde davrananlar, siyasî ve iktisadî münasebetler çok iyi durumdaymış gibi davranmamızı bekleyemezler.”

Bütün bu sözlerden nasıl bir mana çıkar? Berlin, 680 Alman şirketinin fişlendiği ortaya çıkınca ‘iletişim hatası oldu’ diyen Başbakan Binali Yıldırım’ın özrünü de Erdoğan’ın sessizliğini de kâfi görmüyor, müşahhas adımlar bekleniyor. OHAL’in kaldırılması, AB standartlarında bağımsız bir yargının tesis edilmesi, medya ve muhalif kesimler üzerindeki baskıya son verilmesi kırmızı çizgi olarak çekildi.

4,3 MİLYAR EURO, TÜRKİYE’YE VERİLMEYECEK

Gabriel’in AB’ye yolladığı mektup ve bu açıklamalarının hemen akabinde Avrupa Komisyonu’nun Bütçe ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, AB’nin 4,3 milyar Euro’luk üyeliğe hazırlık yardımını ödemeyeceğini açıklaması manidar.

Alman Bild gazetesine konuşan Öttinger’in tespitleri ile Gabriel’in ‘yolunu seç’ çıkışı arasında paralellik dikkatten kaçmıyor: “Bu fonlar, Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştıracak projeleri desteklemek için veriliyor. Mesela hâkimlerin, savcıların ve gazetecilerin eğitimi gibi. Türkiye’deki siyasî durum göz önüne alındığında bu projelerin desteklenmesini hayal edemiyorum.”

AB komiseri demek istiyor ki Türkiye’de olup bitenler bütün dünyanın gözü önünde cereyan ediyor ve aklımızla daha fazla alay etmeyin.

AYDINLATMA FİŞEĞİ DEFOLARI ORTAYA ÇIKARACAK

‘Artık yeter’ fitilini Berlin ateşledi. Devamını AB’nin başşehri Brüksel getiriyor. Böylece Türkiye’de demokrasinin defoları görmek istemeyenlere de gösteriliyor.

Almanya, AB nezdindeki malî ve siyasî nüfuzunu Türkiye’ye karşı kullanmaya başlayalı bir ay bile olmadı. Demokrasi adına Ankara’ya baskıyı artırırken bunu iç siyaset malzemesi yapmamaya, 3 milyondan fazla gurbetçiyi rencide etmemek için kılı kırk yararak hareket etmeye ihtimam gösteriyorlar. İş bitirmekteki maharetiyle maruf Almanların Erdoğan’a geri adım attırma ihtimali fazla.

Erdoğan’ın Berlin’den yükselen sert ve aleni beyanlara mukabil oralı olmaması Almanya’ya karşı elindeki bütün kozları tükettiğini, hatta kozunun kalmadığını gösteriyor. Gabriel’den Martin Schulz’a kadar önde gelen siyasetçilerin ‘Erdoğan hepimizi aldattı’ meyanındaki sözlerine bile cevap gelmemesi başka neye yorulabilir ki!

SABRIN SUİSTİMAL EDİLMESİNİN MALİYETİ DE ÇIKARILDI

Merkel hükûmeti, 15 Temmuz 2016 tarihli Darbe Tiyatrosu’nu bahane ederek insan hakları ihlallerini, işkence ve kötü muameleyi, 120 binden fazla kişiyi memuriyetten ihraç etmeyi rutin hale getiren Erdoğan’ın malî müeyyidelerin altından kalkamayacağının farkında. Nezaket ve sabrın sonuna gelindi. Mühlet verirken ortaya çıkan maliyet de artık Erdoğan’ın hanesine yazılıyor.

İhracat, turizm ve doğrudan yatırımlarda Türkiye’nin en büyük hâmisi Almanya ile karşı karşıya gelmiş olmanın telaşı Erdoğan’ın vücut dilinden okunabiliyor. Bugünlerde en son arzu edeceği bir mücadelenin içinde buldu kendini. Senelerdir hayalini kurduğu, uğrunda memleketi ateşe attığı başkanlığı kazanmak istiyorsa her seçimden evvel saçtığı o sıcak parayla piyasayı teskin etmekten başka çaresi yok.

Gizli kasası Katar kapısı açılmamak üzere kapandı. Bu yüzden hariçten gelecek her bir Cent’e hiç olmadığı kadar muhtaç. Hasılı Almanya yutamayacağı kadar büyük lokma.

Pekâlâ Erdoğan’ın bildiğini Almanlar bilmiyor mu?

Almanya’nın bu sefer şakası yok demiştim…

1 YORUM

  1. Herkes bu sira bir “canbaza bak” oyunu sergilendiginin farkinda degil mi? Almanya mevzunda daralan Erdogan ve Binali, hemen F..o muhabbetine ve Kilicdaroglunu dovmeye basladilar. Artik cok baydi bu muhabbet Ey Milletim…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin