AKP’yi ülkenin başına bela eden iki kişiden biri ben değilim muhterem!

YORUM | TARIK TOROS

 

Mesele hükümet Cemaat kavgası değildir.

Değildi.

Cemaate dair…

“Hayati hatalar yaptı, daha da belini doğrultamaz” tespitleri…

Şahsen diyeyim…

Hükümet cemaat kavgasının teyididir, ki yanlıştır.

***

Barış için akademisyenler tutuklanırken…

İmamın Ordusu kitabının yazarı Ahmet Şık tekrar içeri alınmışken…

Can Dündar sürgünken…

Ahmet Nesin’den Celal Başlangıç’a…

Yavuz Baydar’dan Amberin Zaman’a…

Cengiz Çandar’dan Hayko Bağdat’a, yüzlerce gazeteci, yazar, düşünür, aydın yurdu terk etmiş, dönemezken…

En başta Selahaddin Demirtaş, Kürt Siyasal Hareketi tüm unsurlarıyla hallaç pamuğu gibi atılmışken…

Kapatılan yüzlerce Alevi, Sol, Kürt yayın organı, radyosu, gazetesi, televizyon kanalı varken…

Ahmet Kaya’nın bile ismi halk evlerinden sökülürken…

Murat Sabuncu’dan Osman Kavala’ya…

Furkan Cemaati Lideri Alparslan Kuytul’dan Amerikalı rahip Andrew Craig Brunson’a…

On binlerce tutuklu orada dururken…

Necmiye Alpay’lar, Aslı Erdoğan’lar, İştar Gözaydın’lar, Kadri Gürsel’ler, Deniz Yücel’ler ve binlercesi ülke cezaevlerinde haksız/hukuksuz çile doldurmuşken…

Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve yüz binlercesi KHK zulmü altında inim inim inlerken…

Olayın merkezine tek grubu oturtmak, pek de insaflı değildir yani.

***
Doğru:

En ağır zulmü gören…

Mensupları itibariyle OHAL sürecinin belki yüzde 80 mağduru Gülen Cemaati’dir.

Belki de bu yüzden fatura tümüyle oraya kesilmektedir.

Özeleştiri veya itiraf…

Adına ne derseniz deyin.

Şu noktalara hizmet etmesi olasıdır:

-Suçlamaları haklı çıkarır.

-Aleyhindeki kamuoyunu teyit eder.

-İçeride inim inim inleyen yüz binlerin hayal kırıklığını kamçılar.

-Dışarıda tutunmaya çalışanları birbirinden uzaklaştırır.

-Nihayetinde, egemenlerin ekmeğine yağ sürer.  

***

Hizmet Hareketi veya Cemaat üzerine fikir yürütecek bilgi ve malumat sahibi değilim.

Hareketin Türkiye ve dünyadaki faaliyetleri, hiyerarşisi vs. içinde olmadığım konular.

Gazetecilikte alanım siyaset.

Kamuoyundaki Cemaat algısı söz konusu ise, elbette bu yönde fikirlerim var.

Özellikle 2008’den bu tarafa yaşanan ve adım adım gelişen sürecin canlı tanığıyım.

Uygun her platformda düşüncelerimi seve seve paylaşırım.

Paylaşıyorum da zaten.

***

Birileri birilerine zulmediyorsa…

Ortadan kaldırmaya çalışıyorsa…

Yakıp yıkıyor, içeri tıkıyor, soyunu kurutmaya çalışıyorsa…

Ve bu konuda her türlü şeytanlığı yapmaktan çekinmiyorsa…

Öncelikli olarak bakılacak şey bellidir.

***

Yok edilmeye çalışılan her ne ise…

Bir kabahati olmak zorunda değil.

Örneklerle açayım:

***

6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da Rumların evleri dükkanları işaretlenip talan edildi.

Kadınları tecavüze uğradı.

Komşusu, kapıcısı dahil insanlar gözü dönmüş biçimde Rum mallarını yağmaladı.

Rumlar zaten azınlıktaydı.

Sayıları daha da azaldı.

Misal, 1964’te Bakanlar Kurulu kararı ile son kalan Rum nüfusundan 13 bin kişi Yunanistan’a yollandı.

Üstelik yanlarına sadece 20 kilo eşya, 20 dolar tutarında TL almalarına izin verilerek…

Gerisine el konuldu tabi.

Kimse Rum cemaatine dönüp:

-Verin bakalım özeleştirinizi, bunlar niye başınıza geldi bakayım?

-Devletin vardır bir bildiği, boşuna çalmaz kapınızı.

-İçinizde bazı hainler olmasa, kurunun yanında yaş yanmazdı.

..diye sormadı.

Halen Heybeliada Ruhban Okulu açılmaz mesela.

Yarın sabah eğitime başlayacakmış gibi okulu, yatakhanelerini tiril tiril tutuyorlar.

Fakat Rumları sistematik olarak azaltan, adeta kökünü kurutan “devlet”, oralı değil.

 

***

Mesele hükümet Cemaat kavgası değildir.

Değildi.

Doğru:

Cemaat AKP ile koalisyon yaparak büyük hata yaptı.

Sonrasında başına gelecekleri de öngöremedi, öngörebilse tedbir alabilirdi.

Ama kimse çıkıp da, “AKP’yi ülkenin başına siz bela ettiniz, sonra çekip gittiniz” demesin.

***

AKP’yi iktidara 28 Şubat politikaları getirdi.

Başörtüsü yasağı, imam hatip presi, tuzu biberi oldu.

Ekonomik kriz tüm partileri bitirdi, barajın altına sürükledi, AKP yüzde 34’le 363 milletvekili kazandı, 4 vekil daha bulsa tek başına Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğa ulaştı.

AKP’nin sonraki tüm seçimlerde oyu ne olursa olsun, bu vekil sayısını tutturamadı.

Bu bir.

***

2007 başlarında AKP’nin oyu yüzde 30 civarındaydı.

Partinin kendi şişirilmiş anketleri dahi yüzde 40’ı görmüyordu.

Meclis’e cumhurbaşkanı seçtirmediler.

Genelkurmay’ı, Anayasa Mahkemesi, CHP’si, Erkan Mumcu’su, Mehmet Ağar’ı bir oldu.

27 Nisan e-muhtırası geldi.

22 Temmuz 2007 erken seçimlerinde AKP iki kişiden birinin oyunu aldı, yüzde 47.

Bu da iki.

***

En son 1 Kasım 2015 seçiminde AKP iki kişiden birinin oyunu aldı.

Bu da üç.

Sonuncusunda Cemaat’in katkısı olduğunu kimse iddia edemez herhalde.

Öncekilerde de belirleyici olan vesayet rejimidir, başkası değil.

***

Akın İpek’in sözleriyle bitireyim:

-Hayatı gasp edilmiş insanların ne hissettiğini sadece hayatı gasp edilmiş insanlar anlar.

-Kendine dayak atanı değil de, birlikte dayak yediği insanları suçlayan ahmaklar beni takip etmesin kardeşim… Benim onlara bir sözüm yok.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin