AİHM kararı her türlü Erdoğan’a yarar

HABER-YORUM | MEHMET DİNÇ, STRAZBURG, TR724

Başta şunu söyleyelim AİHM’den, Avrupa Parlamentosu’ndan (AP) , Avrupa Konseyi’nden (AK)  çıkan olumlu olumsuz her türlü karar Erdoğan’a yarar. Son olarak Demirtaş kararına bakalım, hükümet adına aleyhte karar çıktı, Erdoğan her zamanki gibi Batıya üst perdeden “tanımıyoruz”  açıklamasıyla kendi saflarını sıklaştırdı, ihtiyaca göre Avrupa ile ipleri daha da gerebilir. Zaten, batı kötüydü, dış düşmandı. -Geçtiğimiz aylarda tekrar AB yolunda adımlar atmak için sözler verilse bile, AB bütçelerinden yıllarca finans aktarılsa bile, Avrupa Konseyinde Türkiye’ye takdir cümleleri, raporları dökülmüş olsa bile.-

Farz edelim AİHM’den lehte karar çıktı o zamanda “Türk mahkemelerinin kararın doğru olduğu, tutukluluğunun devam etmesi gerektiği tescillenmiş olacaktı. Bu senaryoyu 3-4 senedir izliyoruz. AP ilerleme raporlarından, AK denetim sürecine kadar her adımda Erdoğan güçlendi, demokrasi ve insan hakları zayıfladı. İşin aslı Avrupa da ne yapacağını kestiremiyor. Zira mülteci anlaşması ile başlayan insan üzerinden pazarlıklar devam ediyor.

OHAL’in kötüye kullanıldığı şimdi anlaşıldı

4 Kasım 2016’dan beri Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Demirtaş’ın AİHM’de görülen davası sonuçlandı. Strasbourg mahkemesi, Demirtaş’ın tutukluluğunun derhal sonlandırılmasını istedi. 15 Temmuz sonrası ilk kez 18. Maddeyi işleterek OHAL sürecinin hükümet tarafından kötüye kullanıldığını tescillemiş oldu. İlginç olan daha önce karar bağladığı Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararlarında  ve on binlerce başvuruda bu maddeyi işletmemişti.

25 bin Euro tazminat

Kararda AİHS’nin 46. maddesine atıf yapılarak gerekli şartlar çerçevesinde derhal salıverilmesine hükmetti. 3. Madde kapsamında seçilme hakkının da ihlal edildiğine hükmeden AİHM, Türkiye’yi 10.000 Euro manevi, 15.000 Euro mahkeme masrafları olmak üzere toplam 25.000 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Kararın ardından Türkiye hükümeti tarafından alışık olduğumuz ‘Takmıyoruz, tanımıyoruz, iade ediyoruz, siz kendi işinize bakın..’ tarzında sorumsuz ve sert açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AİHM kararları bizi bağlamaz. Bugüne kadar örgütle ilgili çoğu kararlar hepsi aleyhe. Karşılığında yapabilecek çok şeyler var. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz. Terör devam ediyor” dedi.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de “Kararı bir görelim. Bu konuda yargılamayı yapan yargı mercii karar verecektir” demekle yetindi. Bu açıklama bir bakıma zaman kazanma sinyali. AİHM’in kararı sonrası tarafların itiraz etmesi için 90 günlük süre bulunuyor. Salıverecekse bile Türkiye bunu sonuna kadar kullanabilir.

Türkiye raportörü Kati Piri de topa girdi!

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada “AİHM’den net bir karar: Demirtaş derhal tahliye edilmeli. Tutukluluğu hukuki değil siyasi” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın avukatları ise “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği bu kararla birlikte, siyasi rehine pozisyonum hukuken tescil edilmiş oldu” diyen Demirtaş AYM dahil hakkında karar veren mahkemelerin ağır ihlaller işlediğinin AİHM tarafından tescillediğini söyledi.

Mahkeme, “özellikle referandum ve başkanlık seçimleri sırasında Demirtaş’ın tutukluluğunun devam ettirilmesinin, çoğulculuğu boğan ve siyasi ifade özgürlüğünü sınırlayan bir durum olduğu” ifade etti. Daha önce AGİT, AP ve Avrupa Konseyinin aldığı kararlarda ve tavsiye metinlerinde bir kitleyi, bir grubu temsil eden siyasi liderin seçimler sırasında tutuklu kalmasını, çoğulcu demokrasi için, demokrasi ilkelerinin işletilmesi açısından son derece olumsuz olarak görmüş, bu şekilde yapılacak seçimlerin (mühürsüz oy, bağımsız medya gibi etmenleri de ekleyerek) meşruiyetinin olmadığı ifade etmişti.

Rusya’nın başlattığı Erdoğan’ın devam ettirdiği “tanımayız”  tavırları, ülkeleri demokrasi ve insan hakları çizgisinden uzaklaştırırken diğer taraftan Avrupa Konseyi ve mahkemenin itibarını yerle bir ediyor. Bu ülkelerden gelecek milyon Eurolarla bütçesini düzenleyen kurum, aldığı ve alamadığı kararlarla siyasi baskıların gölgesinde kalıyor.

Işıl Karakaş 18. Madde’ye şerh düştü

AİHM Türkiye yargıcı Işıl Karakaş  18 maddenin işletilmesine itiraz ederek, hükümetin OHAL sürecini kötüye kullandığını kabul etmedi. Yüzbinlerce insan tam da kurallara göre hapishanelerde. Yaşlılar, bebekler, işkence görenler de bu kategoriye giriyor ki on binlerce başvuru olmasına rağmen sadece Demirtaş kararında bu madde  işletildi ona da Türk yargıç şerh düştü.

Mahkeme, işlettiği “Bu Sözleşmenin hükümleri gereğince, sözü edilen hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar ancak öngörülen amaçlar için uygulanabilir” maddesi Ohal hükümlerinin, KHK’ların bir nevi kötüye kullanıldığını ve tescilledi. Kaldı ki OHAL komisyonu komedisi de bunun tesciliydi. Ülkede hak ihlalleri var,  hukuksuzluk işlendi, fakat bu davalar Strasbourg’a gelirse sistem çöker, onun için siz orada çözün. Fakat komisyonun yapısı ve işleyişine baktığınızda mağdurlar bir kez daha mağduriyet var.

Bu haliyle AİHM’den ne çıkar?

Hal böyle iken Türkiye’yi sarıp sarmalayan hukuksuzluk çemberinden kurtuluş için görülen AİHM’den herhangi bir sonuç beklemek doğrusu hayal gibi görünüyor. Avrupa Konseyi ve AİHM son 3-4 yılda verdiği sınavların birçoğundan kötü not alırken, yüzbinlerce insanı ilgilendiren hak ihlalleri konusunda bir adım öteye gidilemeyecek gibi duruyor. İç hukukun tükendiğini kendi kararlarında ve beyanatlarında açıkça ifade eden AB, Avrupa Konseyi ve AİHM , Türkiye’de OHAL komisyonu adında uydurma bir sistem geliştirdi. 47 ülkenin bağlı olduğu ve en üst mahkeme olarak kabul edilen AİHM “insanlık tarihinden günümüze kadar oluşturulan en önemli ortak kurumlardan birisi, en geniş kapsamlı mahkemesi.” Ancak bu hantal yapısıyla aldığı ve almadığı kararlarıyla varlığını ne kadar devam ettirecek hep birlikte göreceğiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin