ABD nasıl komplo teorilerinin beşiği hâline geldi?

YORUM | YAVUZ ALTUN 

6 Ocak’ta ABD Kongresini basan ekipte boynuzlu ve kürklü başlığı ile dikkat çeken adamın lakabı Q Shaman. 33 yaşındaki Jake Angeli, eski bir ordu mensubu (düşük rütbeli bir sivil çalışan), kendi deyişiyle aktör ve QAnon ismi verilen ve internette ciddi taraftar toplayan bir komplo teorisi grubunun üyesi. Bütün dünyaya yayılan absürtlüklerin bir kısmının müsebbibi bu grup. Peki nereden çıktı bu QAnon? ABD nasıl bir anda en absürt komplo teorilerinin beşiği hâline geldi?

Q ismi verilen ve “içeriden bilgi veriyorum” diyerek ABD istihbaratıyla ilişkili olduğunu iddia eden bir internet figürü (personası), 2017 yılından itibaren sosyal medyada aktif olmaya başladı. Önceleri 4chan isimli bir websitesinde (ileride 8chan olacak), canı sıkılan bir grup genç aşırı-sağcı, ırkçı, anti-Semit ve komploya meraklı insanın başlattığı hikâyeleri gizemli bir dille toparlayıp yeni yeniden anlattı. Bazen “gizli istihbarî” bilgiler adı altında çeşitli teoriler üretti, bazen de olacaklarla ilgili “öngörülerde” bulundu. Zamanla bu, QAnon isimli bir harekete dönüştü.

PEW Araştırma Merkezi’ne göre ABD halkının yüzde 10’u QAnon’un yaydığı komplo teorilerine inanıyor. Bunlar arasında en meşhurlarından biri, hatırlarsınız, PizzaGate komplosuydu. 2016’da başkanlık yarışında yer alan Hillary Clinton’ın kampanya sorumlusu John Podesta’nın e-postaları deşifre olmuştu. Buradaki e-postaları bir komplo etrafında toparlayan QAnon’cular, Cabal adını verdikleri Demokrat Parti üst yönetiminin devasa bir pedofili organizasyonu kurduğunu ve pizza siparişi gibi görünen e-postlarla küçük çocukları birbirlerine “ikram ettiklerini” iddia ettiler.

Hatta daha ileri gidenler, Demokrat Parti “elitinin” çocukların kanlarını içtiğini söylüyordu. (Komplo teorilerinde kan içme temasının tarihi neredeyse bin yıl evvele dayanır.) 2020’nin ortalarında buna benzer bir komplo daha ortaya çıkmıştı, belki duymuşsunuzdur. WayFair isimli bir online mobilya satış mağazasının “kişi adlarına sahip mobilyalar üzerinden” kaybolan ya da kaçırılan çocukları pedofillere pazarladığı iddia edildi. Türkiye’deki sosyal medyada da alıcı bulan bu komplo teorisi, kısa sürede çürütüldü fakat etkileri uzun süre devam etti. Zaten komploları çürütmenin de pek imkânı olmuyor, komplocular ona da bir kulp takıyor!

Nitekim ABD’de Trump taraftarlarının yaklaşık yüzde 50’sinin, Demokrat Parti eliti içerisinde seks köleliği alışverişine inandığı görülüyor. Hatta 2020 seçimleri sırasında Joe Biden’ın da pedofili olduğuna dair iddialar alıp başını gitmişti. Fakat önceki vakalardan tecrübeli olan (sosyal) medya yöneticileri, bu kez bu komploları hızlıca platformlarından kaldırdı ve seçim kampanyası boyunca bunları konuşmaktan kurtulduk.

Bu komplolar genelde şöyle bir örgüye sahip: Dünyayı karanlık güçler (“derin devlet”) yönetiyor, Trump ve etrafındakiler bunlarla savaşıyor, kurtuluş yakın! Mesela meşhur bir komploya göre Kuzey Kore’yi aslında CIA kurmuş ve yönlendiriyormuş. Trump’ın Kuzey Kore politikası, ülkeyi özgürleştirmiş. “Karanlık güçler” demeye başladığınızda, işin içine Satanizm de giriyor, İlluminati de giriyor, George Soros da… QAnon’un komplo teorilerinin “kurşun geçirmez” bir doğası da var. Aksini ispat ettiğinizde, karşınıza şu sloganla çıkıyorlar: “Dezenformasyon gereklidir.” Neden? Çünkü “dünyayı yöneten ultra-zengin, pedofil, kan emici, sapkın elitlerle mücadele ediyoruz!” Dezenformasyon bir çeşit “direniş” hamlesi gibi görülüyor.

QAnon tarzı oluşumların, sıradan hayatları için olağanüstü bir amaç arayan gençlere ilaç gibi geldiği bir gerçek. “Sapkın ihtiyarların elinden küçük çocukları kurtarma” davası da, bir hayli heyecanlandırıcı. Komplo teorilerini başlatanlar, kendilerini “istihbarattan birileri” olarak tanıtıyor ve “gizli” bilgiler paylaşıyorlar, “küçük ipuçları” bırakıyorlar. Bir bilgisayar oyunu gibi. İlk büyük “ifşa” içinde Q isimli kullanıcı, Hillary Clinton’ın tutuklanacağı saati bile vermişti sözgelimi. Ya da John F. Kennedy’nin aslında ölmediği ve 2020 seçimlerinde Mike Pence yerine başkan yardımcısı olarak seçime katılacağı gibi abuk iddialar da dolaştı.

Son komplo, Joe Biden’ın yemin töreninin asla gerçekleşmeyeceği, Trump’ın başkan olarak yoluna devam edip “derin devletle” sonuna kadar savaşacağı şeklindeydi. “Cabal üyelerini tutuklayacağız” diyorlardı. Bu gerçekleşmeyince, QAnon taraftarlarının hayal kırıklığına uğradığı haberleri düşmeye başladı. QAnon’cular ana akım sosyal medyadan sürgün edileli çok oldu ama hâlâ Telegram ya da benzeri platformlarda yazışmayı sürdürüyorlar.

ABD medyasına göre, bütün bu komplo teorileri, 6 Ocak’taki Kongre baskınıyla ete kemiğe büründü ve bunun bir “çocuk oyunu” olmadığı anlaşıldı. Zaten uzun zamandır, bu komploların ana akım hâline gelmesinden korkuluyordu. Temsilciler Meclisi seçimleri için yarışan 50 kadar milletvekili adayı, hemen hepsi Cumhuriyetçi Parti’dendi, açıkça QAnon komplolarını desteklediklerini ifade etmişti. Çoğu önemsiz adaylardı ancak aralarından ciddi destek bulanlar da oldu.

Zaten uzmanlara göre, QAnon’u besleyen komploları geriye doğru sardığınızda, karşınıza radikal sağcı medyanın absürt iddiaları çıkıyor. Mesela koronavirüs salgınıyla ilgili ana akım medya ya da politikacılar “şüphe” uyandırmaya başlıyor. Aslında salgının o kadar da tehlikeli olmadığını, boşuna yaygara yapıldığını iddia ediyor. Ardından komplocular klavyelerinin başına geçip bu şüphe tohumlarını büyütüyor ve size dört dörtlük komplolar hazırlıyor. Son bir senedir Türkçe sosyal medyada da görülen komploların pek çoğunun ABD’de üretildiğini söyleyebiliriz.

Bir kez şüphe varsa, onu manipüle etmek de kolaylaşıyor. Bazen alakasız bir fotoğraf alınıp ona aşırı anlamlar yükleniyor, bazen birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan iki olay yan yana getirilerek, şüpheler körükleniyor. Bütün bu komplolar, birkaç adımda çözülse de, eğer doğrulamakla uğraşacak vaktiniz yoksa, ya da bolca boş vaktiniz varsa ve bütün gün bu içeriklerle vakit geçiriyorsanız, zamanla bu girdaba kapılıyorsunuz. Eğer orijinal kaynaklardan teyit edemiyorsanız (yabancı dil bilmeyebilir ya da hikâyenin arka planına vakıf olmayabilirsiniz) içinde “bir dane-i hakikat bulunan” komplolar çok inandırıcı gelebilir. Komploların sadece “cahillerce” yayıldığını da düşünmeyin. Hemen her kesimden, yaş grubundan, eğitim seviyesinden insan, komplo teorilerine düşebilir.

QAnon tarzı komplo teorilerinin çizdiği dünyada “mutlak iyiler” ve “mutlak kötüler” var. Bu iki güç birbiriyle savaş içinde ve “iyiler” arasında yer almak istiyorsanız, bu anlatılanlara inanmak durumundasınız. Bu öncül, son yıllarda artan popülizmin de kullandığı bir tema. Popülist politikacılar da “elitler” ile “halk” arasında daimi bir kavga olduğunu, kendilerinin “halkın temsilcileri” olduklarını anlatırlar. Trump’ın retoriği ile QAnon’un örtüşmesinin bir sebebi bu. Diğeri ise bu komplo teorilerinin adeta bir “din” hâline getirilmesi. QAnon, hızlı büyüyen bir “cemaat” olarak görülüyor. İnsanlardan bağış toplanıyor, kilise-vari yapılar kuruluyor.

Kendi içine kapalı, dışarıdaki herkesten ve her şeyden şüphe duyan bir grup/cemaat zaman içinde kolaylıkla yalanlara inandırılabilir ve son noktaya kadar radikalleştirilebilir. Bu sebeple de, ABD’li güvenlik uzmanları QAnon’cular arasından şiddet eylemlerine yeltenebilecekler konusunda uyarmıştı. Aslında şu anda ABD’de ve Avrupa’da ciddi bir “aşırı sağcı militanlaşma” tehlikesi var. Irkçı ve radikal gruplar, tıpkı radikal İslamcıların Suriye’ye cihadı gibi, Ukrayna’ya giderek sıcak çatışma tecrübesi ediniyor. Daha sonra da Yeni Zelanda’daki Christchurch camii saldırısında olduğu gibi eylemlere girişiyorlar.

Bu komplolar çürütüldüğünde, bunlara inanan insanların vazgeçip hayatlarına kaldığı yerden devam edeceklerini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü komplolar çok eski tarihlerden beri toplumların bir parçası. Özellikle büyük dönüşümlerin yaşandığı dönemlerde, insanlar olup bitenlere bir anlam veremeyip bu türlü komplolara inanmışlar. Güç sahibi kimselerin de işine gelmiş bu durum. Nitekim 18. yüzyılda Fransız İhtilali olduğunda, İngiliz muhafazakârları, ülkelerinde de ayaklanma olmaması için Paris’teki isyanı İlluminati isimli “sapkın, ateist bir grubun” başlattığını yaymış.

Koronavirüs salgınıyla ilgili bu kadar çok komplo teorisi olmasının bir sebebi de bu. Yaşadığımız şey çok yönlü, çok büyük bir olay ve çoğu insan bunu doğru yere yerleştirmekte zorlanıyor. Ayrıca kutuplaşmanın yaygın olduğu bir çağdayız ve insanlar haber kaynaklarına güvenmiyorlar. Hâl böyle olunca, sağda solda dolaşan ve yalanlarla doğruları harmanlayarak büyük komplolar inşa eden yazılar, videolar hızla yaygınlaşıyor. Bu hengamede internet, bir zamanlar yayılmış, yalanlanmış ve tedavülden kalkmış komploları da, yeniden diriltmesiyle meşhur.

Gelgelelim, bu absürt hikâyeler tehlikeli kapılar da açıyor. Adolf Hitler’in, yüzyıllar boyunca Avrupa’da Yahudilerle ilgili anlatılan komplo teorilerine olan düşkünlüğü, hem onun Yahudileri şeytanlaştırmasını kolaylaştırdı hem de soykırıma giden yolda toplumsal vicdanın susmasını sağladı.

Dünyada olup biten ve olacak olan her şeyi, ultra-zengin, süper-güçlü bir grup elitin planladığını düşünmek, onları Tanrı’nın yerine koymak anlamına geliyor. Ve çoğu komplo teorisi gerçekte olup bitenleri perdeleme işlevi görüyor. Çünkü komplo teorisi, olaylar arasındaki basit sebep-sonuç zincirine müdahale edip olağanüstü, aşırı sonuçlar çıkarır. Komplocu bir zihin, satır arasını okuduğunu iddia ederek, aslında herkese aşikâr olan bilgileri alır ve tamamen alakasız bir hikâye yazar. Bu da, sizi gerçeklerden uzaklaştırır. Bir süre sonra olayları da takip edemez hâle gelirsiniz.

Böyle kitleleri yönetmek ve yönlendirmek, tahmin edebileceğiniz üzere, daha kolaydır. Çünkü sebep-sonuç zinciri bozulduğunda, artık o zihin tek başına dünyayı kavrayamaz hâle gelir ve komplo bağımlısına dönüşür. Sürekli etrafta, kendisini bu şişirilmiş, sürprizli hikâyelerle besleyecek birilerini aramaya başlar. Gerçek hayat, böyle birisi için çok sıkıcıdır. Ama ne yaparsınız ki, gerçek hayat gerçekten de sıkıcı. Marifet, o sıkıcı dünya hayatı içinde büyüleyici güzellikler bulabilmekte belki de, komplolarda değil.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin