AB: Türkiye ile üyelik müzakereleri durma noktasında

ERSAN AY | BRÜKSEL TR724

Avrupa Komisyonu yayınladığı 2021 Türkiye Raporu’nda, Türkiye’de demokrasinin ciddi zararlar aldığı ve işlevsiz hale geldiğine dikkat çekildi. Raporda, Avrupa Birliği (AB) ile üyelik müzakerelerin durma noktasına geldiği duyuruldu. Erdoğan hükümetinin Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğünün zarar görmeye devam etmesine nezaret ettiği ve AB’nin tavsiyelerinin hiçe sayıldığı belirtildi. Türkiye Dışişleri ise raporda  haksız eleştirilere ve asılsız iddialara yer verildiğini aöıkladı.

Avrupa Komisyonu Türkiye’de demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı başta olmak üzere daha birçok alanda yaşanan erozyonun ve bunların neticesinde duydukları kaygının Erdoğan rejimi tarafından ciddiye alınmadığını raporlaştırdı. Ankara’nın AB destekli reformları gerçekleştirme konusunda artık ciddi olmadığı, daha önceki yıllarda açıklanan raporlardan farklı olarak ilk kez açıkça dile getirildi.   

Raporda Türkiye’de başkanlık sisteminin yapısal eksiklikleriyle beraber güçler ayrılığının, kontrol ve denge mekanizmasının işlevsiz hale getirilmesinin demokrasinin işleyişine ciddi zararlar verdiğinin altı çizildi. En çok oy alan ikinci muhalefet partisi olan HDP’nin kapatılmasına yönelik bir iddianamenin kabul edilmesine ve son bir yılda Merkez Bankası başkanının 2 kez görevden alınmasına dikkat çekildi.  

OHAL BİTMEDİ DEVAM EDİYOR, KHK DOSYALARI BEKLİYOR

OHAL sürecinin 2018 Temmuz ayında bitmiş olmasına rağmen pratikte hala o dönemden kalan birçok uygulamanın devam ettiğine, OHAL Soruşturma Komisyonu’nun olağanüstü hâl döneminde KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerine ilişkin dosya yükünü henüz tamamlamadığına vurgu yapıldı. Yerel demokrasinin belediye başkanlarının zorla görevden alınması ve yerlerine kayyum atanması sonucunda ciddi şekilde zarar gördüğü belirtildi.  

PKK saldırılarını kınayan ve kurbanların aileleriyle dayanışma içinde olduklarını ifade eden AB, Türk hükümetini bir kez daha terörle mücadelede hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygılı olmaya çağırdı. Türk hükümetinin ‘PKK ve Gülen hareketini’ öncelikli tehdit unsuru olarak gördüğü belirtilen raporda PKK’nın AB’nin terör eylemlerine karışan kişi, grup ve kuruluşlar listesinde yer almaya devam ettiğine değinildi. Hükümetin güvenlik politikalarının ‘PKK ile mücadeleyi ve Gülen hareketinin tasviyesini’ amaçladığı ifade edildi. Raporda, Türk hükümetin PKK politikalarının mücadele olarak tanımlanırken Gülen hareketini hedef alan uygulamaların tasviye olarak nitelendirilmesi dikkat çekti. 

‘Darbe girişimi sonrası ihraç edilen hâkim ve savcıların hiçbiri beraat etmelerine rağmen görevlerine iade edilmedi’ denilen raporda, ülkedeki yargının bağımsız olmadığına ve gazetecilerin, yazarların, avukatların, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının, muhalif seslerin faaliyetlerine uygulanan geniş çaplı kısıtlamalara dikkat çekildi. Türkiye’nin, özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ülkedeki yargının uluslararası ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeleri daha da artırdığı söylendi.  

Çıplak Arama, İşkence ve Gayri resmi gözaltı yerleri

Raporda geçen yıldan farklı olarak çıplak aramalara değinildi. Keyfi çıplak arama iddialarında ciddi artış olduğunun altı çizildi. İşkence ve kötü muamelenin gözaltı ve cezaevlerinde hala yaşanıyor olduğuna dair ciddi, güvenilir ithamların olduğu belirtilen raporda ilk kez gayri resmi gözaltı yerlerinden ve buralarda yapılan işkencelerden bahsedildi.

Aşırı kalabalık olan cezaevlerinin ve kötüleşen koşullarının derin bir endişeye sebep olduğu ifade edilirken tutukluların haklarına keyfi kısıtlamalar getirildiği belirtildi. Hapishanelerde işkence ve kötü muamelenin yanısıra tıbbi bakıma erişimin engellenmesi, açık ziyaretlerin kaldırılması, hücre hapsi gibi uygulamaların devam etmesi raporda yer aldı.

Balkan Ülkelerine Baskı Yapılıyor

Raporda Türk makamlarının, Batı Balkanlar’daki yetkililere, Gülen hareketinin sözde üyelerini kendi ülkelerinde kovuşturmaları ve Türkiye’ye iade etmeleri için baskı uygulamaya devam ettiğine yer verildi. Ayrıca darbe girişiminden bu yana Gülen hareketiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla görevden alınan hakim ve savcı sayısının 3968 olduğu belirtildi.

TÜRKİYE DIŞİŞLERİ’NDEN SERT TEPKİ

Türkiye Dışişlerinden yapılan açıklamada, AB’ye tam üyelik şeklindeki stratejik tercihini en güçlü şekilde sürdürüldüğü savunularak, rapora sert tepki gösterildi. AB’nin Türkiye’yi günlük al-ver ilişkilerinin güdüldüğü bir ortak olarak değil müzakere eden bir aday ülke olarak görmesinin iki tarafın da çıkarına olacağı ifade edildi.

AB’yi çifte standart uygulamak, verdiği sözleri tutmamak ve sorumluluklarını yerine getirmemekle suçlayan Dışişleri, rapordaki ‘haksız’ eleştirileri ve ‘asılsız’ iddiaları reddettiklerini belirtti. AB’nin yaklaşımlarının Avrupa’daki AB ve Türkiye karşıtı radikal kesimleri mutlu etmekten başka bir amaca hizmet etmediğini savundu.  

 

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin