3 yıl aradan sonra tekrar Falcao rüzgârı esiyor [Efe Yiğit]

2010-14 arasında, tam 4 yıl, yeşil sahalarda Radamel Falcao fırtınası esti. Rakiplerin korkulu rüyası olan Kolombiyalı golcü 23 Ocak 2014’te oynanan Monaco – Monts Or Azergues maçında Türk asıllı oyuncu Soner Ertek’in darbesiyle yerde kalmış, gözyaşlarıyla sahayı terk etmişti. Usta oyuncunun 6 ay sahalardan uzak kalmasına sebep olan bu sakatlık, hem onun 2014 Dünya Kupası’na katılmasını engelledi hem de sakatlıktan sonra sıradan bir oyuncuya dönüşmesine yol açtı. Sonraki iki sezonda bekleneni bir türlü veremeyen Falcao, bu sezon yeniden zirvede.

Adını Brezilyalı efsane futbolcudan aldı

1986 doğumlu Radamel Falcao, babası Garcia profesyonel futbolcu olduğu için çok küçük yaşlarda meşin yuvarlakla tanıştı. Babasının değişik takımlarda oynamasından dolayı sık sık okul değiştirmek zorunda kalan Falcao, “Gittiğim her okulda futbol maçı için takımlar seçilirken, ilk gün son seçilen oyuncu olurdum. İkinci gün ise ilk” sözleriyle babadan gelme futbol yeteneğine vurgu yapmıştı.

Baba Radamel Garcia, tam anlamıyla Brezilya’nın ünlü futbolcusu Paulo Roberto Falcao’nun hayranıdır. Bundan dolayı oğluna Falcao adını verir. Baba profesyonel futbolcu olmasına karşılık Falcao’nun çocukluk günleri fakirlik içinde geçer. Ailede futbolun önüne geçen konu ise dindir. Özellikle anne Carmenza Zarate, dindar bir Hıristiyan’dır. Sınıf arkadaşlarının birçoğunun alkol ve uyuşturucu kullandığını ancak dinî yönü ağır bastığı için kendisinin bu kötü alışkanlıkları edinmediğini söyleyen Falcao, çok para kazanmaya başladığında bile gece hayatından uzak durmuş.

İnancı hayatında önemli yer tutuyor

Babasının “Futbolcu olmak istiyorsan eğlenceden ve gece hayatından uzak duracaksın” öğüdünü hiçbir zaman unutmayan Falcao, 1999’da ilk profesyonel imzayı attığında henüz 13 yaşındadır. Babasının da top koşturduğu Lanceros takımında profesyonel kariyerine başlayan Falcao’nun hayatını değiştiren olay ise Kolombiya U17 Millî Takımı’nın formasını giydiği maçta yaşanır.

falcao spotMaç bitiminde Arjantin’in ünlü kulübü River Plate’in ‘yıldız avcıları’ Falcao’ya reddemeyeceği bir teklifte bulunur: “Seni River Plate formasıyla görmek istiyoruz.” Falcao’nun rüyalarını zaten Riquelme, Martin Palermo, Marcelo Gallardo, Ariel Ortega ve Pablo Aimar gibi yıldızların top koşturduğu Arjantin ligi süslemektedir. Ailesinin desteğiyle River Plate genç takımının yolunu tutan Falcao, 20 yaşından itibaren River Plate A takımının formasını giymeye başlar. İlk 7 maçında 7 gol atarak tüm dikkatleri üzerine çeken Falcao, ısrarla gece hayatından ve Buenos Aires’in cazibesinden uzak durur. Hayatında inanç yine önemli bir rol oynamaktadır. Falcao, ileride hayat arkadaşı olacak Lorelei Taron ile kilisede tanışır. Daha 20’li yaşlarının başında kendinden iki yaş küçük Taron ile hayatını birleştiren Falcao, hiçbir zaman inancını saklama gereği duymaz.

UEFA’da 17 golle rekor kırdı

Falcao’nun kalitesini Avrupa’da ilk keşfeden kulüpler ise Portekiz’in devleri Porto ve Benfica’dır. Falcao, son dönemde gösterdiği başarıdan dolayı tercihini Porto’dan yana kullanır. 3,9 milyon Euro bonservis bedeliyle Falcao, Porto’ya taşınır. Porto, Falcao ile Lyon’a sattığı Arjantinli Lisandro Lopez’in boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır. Lopez, 4 yıl top koşturduğu Porto’da çok başarılı bir performans göstermiş, her 2 maçta 1 gol atmayı başarmıştı. FC Porto, 2011’de UEFA Avrupa Ligi kupasını kaldırırken, Falcao da attığı 17 golle Klinsmann’ın 1995-96’da UEFA Kupası’nda bir sezonda attığı 15 gollük rekorunu tarihe gömer.

Adı artık Avrupa’nın büyük kulüpleriyle anılan Falcao, sezon başında tercihini Atletico Madrid’den yana kullanır. 40 milyon Euro  bonservisle kulüp tarihinin en pahalı oyuncusu olan Falcao, La Liga’da Messi ve Ronaldo’nun gölgesinde kalmasına karşılık, 23 gol atmayı başarır ilk sezonunda. 2012’de UEFA Avrupa Ligi finaline yine Falcao damga vurur. Finalde A Madrid, A. Bilbao’yu 3-0 yenerken, 2 golde Radamel Falcao’nun imzası vardır.

İngiltere’deki kötü günlerden sonra

Chelsea, Real Madrid, M United gibi devlerin istemesine karşılık Mayıs 2013’te 60 milyon Euro bonservis ücretiyle Fransa’nın Monaco takımına transfer olan Falcao, yine fırtına gibi eser. Ta ki o talihsiz güne, 23 Ocak 2014’te oynanan kupa maçına kadar. Bu tarihten sonra 6 ay sahalardan uzak kalan Falcao, 2014-15 sezonunda yeniden takımına kavuşur ancak eski halinden eser yoktur. Aynı sezon Manchester United’e kiralanır ancak çoğu maçta yedek kulübesinin müdavimi olur. Koca sezonda sadece 4 gol atar. Ertesi sezon yine kiralık olarak Chelsea’ya giden Falcao, sezon boyunca sadece 1 maçta sahaya ilk 11’de çıkar. Artık adı unutulan bir futbolcu olur.

2016-17 sezonunda yeniden Monaco’ya dönen Falcao, şu ana kadar tüm kulvarlarda 25 maçta 20 gol atarak takımın en skorer oyuncusu oldu. Ligue 1’de 18 maçta rakip fileleri 14 kez havalandırıp, 2 de asist yapan Falcao, Monaco’nun liderlik koltuğuna oturmasında önemli rol oynadı.  Falcao, 3 yıl aradan sonra tekrar manşetleri süsleyip, gol yollarında rakip defansların korkulu rüyası olmaya başladı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin