22 yıl önce İngiltere’ye iltica etmişti: Sevcan Kudu’ya ‘imparatorluk nişanı’

HABER-PORTRE | MEHMET ÖZDEMİR, LONDRA TR724

İngiltere hükümdarları, her yıl Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı ülkelerde başarılarıyla öne çıkan kişilere ödüller dağıtır. ‘Doğum günü onurları’ diye anılan ödül listesinde bu yıl Türkiye kökenli bir isim de yer alıyor. Tam adı Member of the Order of the British Empire (MBE) olan nişana layık görülen isim Sevcan Kudu.

MBE alacak isimler, çalışmaları sebebiyle ulusal çapta tanınan veya herhangi bir faaliyette çok önemli rol alan kişiler arasından seçiliyor. İngiltere’nin Northamptonshire bölgesinde yaşayan Sevcan Kudu, mültecilere yönelik faaliyetleri ve onların hayatında meydana getirdiği iyileşmelerden dolayı ödüllendirildi. ‘Genç Suçlular için Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Lideri’ vasfıyla kamu hizmetinde görev yapan Kudu, halen bölge müdürü konumunda.

Kraliçe II. Elizabeth’in Platin Jübile yılında ‘Britanya İmparatorluk Nişanı’ vereceği Sevcan Kudu’nun kişisel hikayesi ile ödülün gerekçesi arasında ilginç bir bağ var. Çünkü o da 22 yıl önce ailesi ile birlikte Türkiye’den İngiltere’ye gelip iltica etmiş bir isim. Önümüzdeki günlerde Saray’a gidip ödülünü alacak olan Kudu, hayatını ve hangi zorlukların arkasından böyle bir ödülün geldiğini TR724’e anlattı.

İngiltere’ye geldiğinde daha 13 yaşındaydı

Aslen Elazığ Karakoçanlı olan Sevcan Kudu, çocukluk yıllarını ailesinin yanında İstanbul’da geçirir. Babası maruz kaldığı siyasi baskılardan kurtulmak için 90’lı yılların ortasında Türkiye’den ayrılmak zorunda kalır. Önce Almanya’ya, oradan İngiltere’ye gelerek iltica talebinde bulunur. 2000 yılında babasının iltica başvurusu henüz sonuçlanmamışken, o zaman 13 yaşında olan Sevcan, annesi ve iki kardeşiyle birlikte İngiltere’ye gelir.

Sevcan, unutamadığı İngiltere’deki ilk günlerini şöyle anlatıyor: “O dönemde iltica süreçleri daha zor ilerliyordu. Önümüzde çok az örnek vardı, ne yapacağımızı bilmiyorduk. Ailece Northampton diye bir yere yerleştik. Dil bilmiyoruz, tercüman bulmak şimdiki gibi kolay değil, çeviri imkanları çok kıt. Çevremizde değil bizden başka Türk, yabancı bile yok. Dolayısıyla okuldaki tek yabancı kardeşlerim ve bendik ve bize karşı farklı bakışların ağırlığını hissediyorduk.”

Bikim ailesi, iltica başvurusu ilk etapta olumlu cevaplanmadığı için zor günler geçirir. 2002 yılında Sevcan’ın babası Doncaster’daki mülteci gözaltı merkezine imza vermeye gittiğinde gözaltına alınır. Ardından ailenin tamamını gözaltına alırlar.

O zor günlerde ‘bir gün buraya gelip çalışacağım’ dedim

Sevcan Hanım, aynı ifadeyi vermelerine rağmen amcalarının kabul edildiğini fakat babasının reddedildiğini söylüyor. Bunu da sistemdeki eksikliğe ve adaletsizliğe bağlıyor. O süreci kendisinden dinleyelim:

“Daha 15 yaşımdaydım. Babamın itiraz işlemleri uzadı, geri gönderilmemize günler kalmıştı. Avukatlara çok para ödedik. Artık öyle bir noktaya geldik ki, kendi kendime dedim: Ben bir gün buralara gelip işlemlerin hızlı yapılması için çalışacağım. Hatta o zaman destek almak için Northampton’daki milletvekilinin yanına gitmiştik. Sıkıntılarımızı öğrenince, ‘İyi ki geldiniz, biz de böyle öğreniyoruz neler olduğunu’ diye memnuniyetlerini ifade ettiler. Onlar avukatların yazmadığı veya bilmediği bazı şeyleri yazıyorlar, ilgili yerlere.”

Nihayetinde Bikim ailesinin ve avukatlarının yaptığı itirazlar değerlendirilir ve oturum hakkı kazanırlar. Sevcan ve iki kardeşi başarılı bir lise hayatının ardından babalarının ısrarlı yönlendirmesiyle üniversitede hukuk okurlar. Sevcan, Northampton Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Londra’daki BPP University Law School’da pratik kursunu tamamlayıp hukuk hayatına atılır. Ardından yine babasının özel bir isteğini yerine getirir:

Mesleğe Türkiyeli sığınmacılara destekle başladı

“Babam, önce Türkiye’den gelen siyasi sığınmacılara gönüllü olarak yardım etmemizi istedi. Ben de Londra’ya gidip avukatlığa başladım. 2 yıl boyunca Alevilerin, Kürtlerin açtığı halkevlerine, derneklere gidip geldim, hukuki desteğe ihtiyacı olanlara yardım ettim.”

Bu süreçte ilginç bir olay yaşanır. Sevcan Hanım’ın mesleki başarısı mahkemede karşı karşıya geldikleri bir İçişleri Bakanlığı avukatının dikkatini çeker. Çünkü aldığı davaları genellikle kazanmaktadır. Bakanlık avukatı, kendisine “Neden kamuda (Civil Service) çalışmayı düşünmüyorsun?” deyince bunu denemeye karar verir. Zira aklında gözaltı merkezlerindeki mültecilerin durumu ve bir gün onlar için çalışma hayali vardır.

Sevcan Kudu, devlet memuru olarak çalışmaya başlar ama işinin hiç de kolay olmadığını kısa sürede anlar. ‘Yabancı, Müslüman ve kadın’ olması sebebiyle çalıştığı birimlerde karşısına sürekli görünmez engeller çıkar. Ama pes etmez, baskılar onu daha kararlı, bilinçli ve çok çalışmaya sevk eder. Sevcan Hanım, gözaltı merkezlerindeki (Detention Center) mültecilerin haklarıyla ilgili çalışırken cezaevlerinde daha çok ve acil desteğe ihtiyacı olan yabancılar olduğunu fark eder. Bunun üzerine kendi talebiyle birimini değiştirir.

‘Başaramaz’ düşüncesiyle projeme izin verdiler

Aslında ona ‘Kraliyet Nişanı’ getirecek çalışmalar da tam burada başlar. Devamını yine kendisinden dinleyelim: “2017’de İşçi Partili Milletvekili David Lammy’nin bağımsız bir raporu çıktı. Rapor, ceza ve adalet sisteminde azınlıkların maruz kaldığı kötü muameleyi ve olumsuz sonuçlarını anlatıyor, ayrıca çözüm önerileri sunuyordu. Ben bu rapor doğrultusunda çalışmalar yaptım. Kaldı ki raporda önerilen adımların atılamadığı sürekli gündemde olan ve eleştirilen bir konuydu. Cezaevi yönetimlerine projemi sundum. Yapacaklarıma izin verirlerse iyi sonuç alacağımızı biliyordum. İzin verdiler ama bunu daha çok ‘başaramaz’ düşüncesiyle yaptıklarını tahmin ediyorum. Dini, hukuki, sosyal vb. konularda çalışmalar yapan 12 farklı gönüllü kuruluşun temsilcilerini projeye dahil ettim. Greenwich ve Cambridge gibi üniversitelerden hocalara araştırma yaptırdım ve raporlarını kullandım..”

Çalışmalar bir yıl gibi kısa sürede meyvelerini verir. İngiltere’de bulunan 117 hapishaneden birinde daha önce olmayan şeyler yaşanır. Cezaevindeki mültecilerin sosyal hayatlarında olumlu ilerlemeler görülür. Hukuki süreci askıda olan veya unutulan kişilerin dosyaları karara bağlanır. Tahliye olanların sayısında ciddi artışlar yaşanır. Bu kişilerin normal hayata adaptasyonları kolaylaşır.

Ödülü sıkıntı içindeki yabancılar adına alıyorum

Bütün bu olup bitenler ünlü müfettiş Charlie Taylor’ın raporlarına ‘daha önce görmediğimiz sonuçlar’ ifadeleriyle yansır. Taylor’ın raporu başbakan ve bakanlar dahil bütün milletvekillerine gönderilen ve ilgiyle incelenen bir çalışmadır. Nihayetinde rapordaki altı çizili notlar milletvekilleri tarafından Başbakan Boris Johnson’a sunulur. Şu sıralar mültecileri Ruanda’ya göndermeye çalışan Johnson da sıra dışı başarının hakkını teslim eder ve Sevcan Kudu’nun ismini ödül teklifiyle Kraliçe’ye götürür.

Sevcan Kudu, ödül haberini aldığında ne hissettiğini şöyle dile getiriyor: “İngiltere’ye mülteci olarak gelen bir ailenin kızıyım. 22 sene içerisinde hep dışlandığım halde bu ülkeye bir şeyler vermek, ödülü bu zamanda almak, gurur verici. Ben ödülü İngiltere’de yaşayıp zorluklar karşısında sesini duyuramayan tüm yabancılar adına alıyorum.

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

2 YORUMLAR

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin