Yargıtay’a Balyoz tehdidi!

YORUM | BÜLENT KORUCU

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Balyoz Davası’na bakan 15’i tutuklu 50 eski hakim ve savcı hakkında hazırladığı iddianame kabul edildi. 49 hakim ve savcı için “Anayasayı ihlal” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ile 10 yıl ile 37 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezaları istendi.

İddianamenin esasına, içeriğine dair çok şeyler söylenebilir. Ama ‘usül esasa mukaddemdir’ ve biz de oradan başlayalım. Yargıçların bağımsızlığını korumanın önemli kurallarından biri, aynı konuda birden fazla mahkemede yargılama yapılamaması ilkesi. Sanık kadar mahkemeyi de koruyan bir kural. Ama bizim adliyeye ilke milke sökmüyor. Adalet sistemimizin müthiş buluşlarından biri sanıkları yargılayan mahkeme sürerken, yargılayanı yargılamak! Aslında buna 17-25 yargısı demek lazım, yolsuzlukları örtmek uğruna hukuku amuda kaldırdılar. O hukuksuzluk artık yol oldu, istisnalıktan çıktı. Söz konusu iddianame de bunun tipik örneği.

BAŞSAVCI AKARCA NİYE YOK?

Balyoz sanıklarından yedisi hakkında Yargıtay süreci tamamlanmadı. 2016 Ekim ayında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, beraat kararının bozulması ve ceza verilmesi yönünde tebliğname sundu. Ses kayıtları başta olmak üzere bazı delillerin adı geçen sanıklara ceza verilmesine yeterli olduğu öne sürüldü. Dosya yaklaşık üç yıldır, 16. Ceza Dairesi’nin önünde. Çok kısa sürede sonuçlanacak dosya, pazarlıklarda kullanılmak üzere bekletiliyor. Kabul edilen iddianame, yeni bir hamle ve tehdide benziyor. Daha önce mahkumiyet kararı verenlere müebbet hapis cezası istenirken, o dairenin yerinde olmak ister miydiniz? Benim asıl merak ettiğim Yargıtay Başsavcısı Mehmet Akarca hakkında neden müebbet hapis talep etmemişler! Çetin Doğan, Bakırköy’de açılan davada 113 kişiyle birlikte müşteki olmuş. ‘Balyoz darbe planıdır, Çetin Doğan ve yedi general darbecidir’ demek suçsa ve bu yüzden  50 hakim ve savcıya dava açıyorsanız, neden Akarca bunların içinde değil? Oysa darbe suçunun işlendiği konusunda ısrarını sürdürüyor.

Niye iddianamede yok diye gözlerimizin aradığı diğer isim AKP’li İhsan Arslan.

Hakim ve savcılara yöneltilen suçlamalardan biri de “… Orhan Aykut isimli şahsın gazetelere yansıyan iddiaları ve Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği Balyoz Davasının komplo amaçlı kurgulandığına ilişkin ifadesini araştırmamak…” Adı geçen şahıs ifadesinde, “2007 yılında Balyoz soruşturmasında delil olarak kullanılan belgeleri, ağzı kapatılmış çuval içinde, uzun saçlı eski bir binbaşı ve Amerikalı senatör getirerek, İstanbul 4. Levent’teki bir otelde ben de oradayken İhsan Arslan’a teslim ettiler. Belgelerin bulunduğu çuvalı bizzat ben İhsan Arslan’a ait otomobile taşıdım. Oradan Ankara’da Arslan’a ait ofise götürdük. Belgelere 22 katlı binanın 5. katında ilaveler yapıldı.” diyor.

Balyoz davası kumpas ise ispat için müthiş fırsat! Elde tanık var, buyurun araştırın. İşte o biraz zor, çünkü adı geçen şahıs AKP’li, daha önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sır küpünün babası. Organize suç örgütü üyesi olarak tutuklanmış birinin bulamaç ifadesinden yola çıkarak yargıçlar suçlanıyor fakat asıl suçlanan görmezden geliniyor.

TAHŞİYE PİLOT UYGULAMAYDI

Yargılayanı yargılamak ve devam eden mahkemeye başka mahkeme eliyle müdahale, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları ve Tahşiye davasıyla başladı. İşine geleni suçla metodu da ilk orada uygulandı. Başka mahkemede sanıkken bir anda mağdur ve müşteki olarak diğer mahkemede suçlayıcı koltuğuna oturdu. Tahşiyenin emrini veren İçişleri Bakanı Muammer Güler, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, İstihbarat Daire Başkanı Hüseyin Namal’a dokunulmadı, operasyona giden polis memuru yargılandı. ‘Keleşli kurban kampanyası’ manşeti atan Hürriyet, en ağır eleştirel televizyon programını yapan Yiğit Bulut görmezden gelindi, Zaman Gazetesi’ndeki iki makale ve Samanyolu Televizyonunda bir dizideki iki replik ağır suç oldu.

Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin imzalı Tahşiye Raporu

Balyoz yargıçları için örgüt bağlantısı  ortaya konulmadan yargılama sırasında verilen kararlardan hareketle iddianame yazılmış. Yazanların subjektif yorumu ve suçlama gayretine rağmen ortaya örgüt ve kasti suç çıkmıyor. En fazla bozma gerekçesi olabilecek bir metin. Onun için bile fazlasıyla saçma. Gerçi Yargıtay’ın verdiği bozma kararının da bundan aşağı kalır yanı yoktu. “Gizlilik kuralı gereği darbe planlarının başkalarına miras gibi devredilmesi söz konusu olamaz” deniyordu. Oysa plan 12 Eylül’ün planıydı ve başarıya ulaştığından dolayı suç belgesi değildi. Ayrıca Ergenekon soruşturmalarına gelinceye kadar kim cesaret edip askeri bölgede arama yapabilirdi ki… Yargıtay ayrıca “Henüz bir aylık hükümete darbe planını hayatın olağan akışına uygun” bulmamıştı. 28 Şubat’ın ektin generallerinden Çetin Doğan ile Milli Görüş siyasetinin ikinci karşılaşmasıydı bu. Ama Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, selefi İsmail Hakkı Karadayı kadar pasif çıkmayınca başarısız kaldı.

BU PİYANGO GEZİCİLERE VURMAZ

Bugün başlayacak Gezi Davasında da sanıklar ve savunucuları Ergenekon ve Balyoz piyangosundan yararlanmak için çabalıyor. Bu da esasen aynı karakterde bir dava anafikri üzerinden savunma yapıyor ve “soruşturmayı ilk açanlar ‘FETÖ’den yargılanıyor” tezini işliyorlar. Bu halleriyle başını kuma gömen deve kuşundan farkları yok.

Yargının iki sahibi, Ergenekon ve Erdoğan; ikisi de Gezicilerden hazzetmiyor. ‘Kumpas davasına maruz kalmak’ piyango bile değil; öyle olsa küçük bir şans doğabilirdi. Bu, Erdoğan ve ortaklarının kendileri için kullandıkları sihirli değnek! Dokundukları dava anında kumpasa, yargıçlar ise ‘FETÖ’cüye dönüşüveriyor. O sihirli değneği Geziciler lehine kullanmaları mümkün mü? İşin tuhaf yanı ‘Gezici’ diye niteleyebileceğimiz insanlar hem yolsuzluk hem de Ergenekon soruşturmalarında karşı tarafta yer alıyor, davalara olumlu bakıyorlardı. ‘Ergenekon soruşturmaları fırsattır ve derinleştirilmelidir’ diye özetleyebileceğimiz bildiride Osman Kavala’nın imzası vardı. Ergenekon ve Erdoğan’ın bunu unuttuğuna ihtimal verip nasıl beklentiye giriyorlar, anlamıyorum.

Mahkemeye düşenler, bu hukuksuz saçmalıktan medet umar hale geliyor. Yazık. Kendi elleriyle Erdoğan’ın sihirli değneğine güç veriyor, daha fonksiyonel kullanmasına sebep oluyorlar.

1 YORUM

  1. Bülent Bey, çok önemli konularda mükemmel yazılar yazıyorsunuz. Bir ara başlattığınız portreler serisi de özellikle önemliydi. İyi ki varsınız. Sizi dikkatle ve büyük bir zevkle takip ediyoruz. Allah kolaylık versin…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin