Yabancı gazetecilerden “değişen dünya konjektüründe süreç” analizleri

HABER-YORUM | TÜRKMEN TERZİ

Türkiye özellikle Suriye krizi ile dünya gündemine oturdu. Körfez savaşında Cumhurbaşkanı Turgut Özal Musul’a girmek istedi ama askerleri ikna edemedi veya büyük güçlerden izin alamadı.  Suriye ile uzun sınırımızdan mıdır, Amerika’nın, Rusya’nın, İran’ın at koşturduğu bu ülkedeki koastan mıdır Ankara’da bir boşluk bulup bir şekilde Suriye’ye girdi. Asker direniyordu ama 15 Temmuz’dan sonra ordu dağıtıldı ve ateda Suriye’te itildik.

Beşşar Esed’in ülkesindeki ayaklanmalar Türkiye’yi Irak’a kıyasla çok daha derinden etkiledi. Bugün 5 milyona yakın Suriyeli Türkiye’ye yerleşti. Özgür Suriye Ordusu, Suriye’den kaçan askerler tarafından Türkiye’de kuruldu. Krizin daha ilk zamanlarında Suriye muhalefetinin toplantıları El Cezire gibi yabancı kanallar ve Türk televizyonları tarafından canlı verildi. İlginçtir, son zamanlarda, “bir millet iki devlet” olduğumuz Azerbeycan’ın da ilerisine giderek, Körfez’in bu zengin ülkesi Katar ile adeta “iki millet bir devlet” olduk. En son askeri tank palet fabrikası satışı ile de bu durum kanıtlanmış oldu. Ankara yanında bir de Katar Suriyeli muhaliflere başından beri ev sahipliği yaptı. Suriye krizi ve özellikle 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonundan beri neredeyse rejim değişti, ordu dağıtıldı, yargı bağımsızlığını kaybetti, bürokrasi hallaç pamuğu gibi dağıtıldı. Başkanlık sistemine geçildi, ülkenin bütün kamu firmları, kaynakları satılıyor, dev firmalar gemiyi terkediyor vs. İşte böyle bir hengamede, diktatörlüklerle yönetilen İslam dünyasını bir yana bırakırsak, en demokratik Avrupa’nın bile yapılan zulümlere neden büyük oranda sessiz kaldığı bölgedeki siyasi atmosferden bağımsız anlaşılamaz. Hizmet Hareketi’nin içinden geçtiği badire de yaşananlardan bağımsız değil…

Bu yazıda, değişik vesilelerle karşılaştığım önemli isimlerin ve yabancı gazeteci dostların Türkiye ve Hizmet Hareketi’nin durumu hakkında son bir kaç yılda yaptıkları yorumları aktaracağım; okuyanlar kendi anlam dünyalarında bu yabancıların sözlerini değerlendirebilir. Gemiş ve gelecekte olası hadiseleri bir de bu insanların tecrübelerinden süzülmüş bir kaç cümlesi etrafında yorumlanabilir.

1-2011’den beri tanıştığım, dünyanın önemli bir medyasında çalışan siyaset bilimci ve gazeteci, darbe sürecine kadar hep, Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de ve İslam dünyasında daha çok güçlü hale geleceğini veya getirileceğini tekrarlayıp duruyordu. Artık Katar’ın değil, İstanbul’un Arap dünyasının siyasi merkezi haline geldiğini, Türkiye’nin öneminin artacağını tekrar ediyordu. Dershanelerin kapatılmasıyla AKP açıktan Hizmet Hareketi’ni hedef almaya başladığında ise, “Çoğunluğu seküler olan büyükelçileriniz İslamcı Erdoğan’a karşı sizin yanınızda durur mu? sorusuna, hayır cevabını verdiğimde, “O zaman sizin Allah yardımcınız olsun, sebebler dairesinde işiniz çok zor? demişti. Uluslararası panellerde konuşmacı olan bu editor, siyasilerden ziyade hukukçulara ve sivil topluma derdinizi anlatın tavsiyesinde bulundu.

2- Bünyesinde bir çok gazete olan köklü bir medya grubunun dış haberler editörü ise, Hizmet Hareketi’ne yapılan zulümlerle ilgili ilk şu soruyu sordu, “Avrupa Birliği neden Hizmet’e yapılan hukuksuzluklara sessiz, Avrupa’nın ses çıkarmadığı yerde işiniz çok zor”.

Gazetecinin dediğini bizzat müşahede ettim. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’ye bir basın toplantısında, Suriyeli sığınmacıları ve Türkiye’nin insan hakları ihlallerini sordum. Mogherini tek kelimeyle bile olsun AKP hükümetini eleştirmemek için çok zorladı. Kaçamak cevaplar verdi. O günlerde AKP’nin seçimlerde kaybedeceği konuşuluyordu ama karşılaştığım durum AKP’nin içte ve dışta bazı hesaplar üzerine iktidarda tutulacağını hissettiriyordu.

3- Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlalerini anlatmak için sosyal medyada yaptığım paylaşımlar üzerine, en çok satan bir gazetede köşesi olan siyasi editor bir programda karşılaşınca şöyle dedi: “Boşuna çok ses çıkarıyorsun, Donald Trump Amerika’nın başına geçmişken sizin Başkan’ı kim konuşur”. Trump’ın yeni seçildiği zamandı. O zaman anladım ki, talihsiz bir dönemdeyiz. Dünyaya derdimizi anlatmamız daha da zor.

Geçenlerde Avrupa’ya giden aynı gazeteci, özellikle Almanya’nın Hizmet Hareketi’ne ev sahipliği yaptığını söyledi.

4-Başka köklü bir gazetenin siyaset yazarı, son yıllarda dış haberlere yoğunlaşıp dünyanın bir çok ülkesinde haber takip ettiği, Türkiye’ye de ve Amerika’da Hizmet Hareketi’ni incelediği, bir kaç da yazı yazdığı için, süreç hakkında epey malumat sahibi. Bu gazeteci bir gün şu cümleyi kullandı: “Hizmet Hareketi’nin diyalog ve eğitim yönünü yakından görmüş oldum. Farklı dinlerdeki insanları biraraya getiriyorsunuz, radikal değilsiniz, eğitim faaliyetleri ile insanlara hizmet ediyorsunuz. Ama Hizmet Hareketi’nin güç ile, iktidar ile olan ilişkisini incelemek istiyorum.”

Gazeteci arkadaşımın şu cümlesini önemsedim:: Hizmet Hareketi 170 ülkede kabul gördü, eğitim ve diyalog faaliyetleri yaptı. Ama hareketin kaynağı Türkiye olduğunu için, doğal olarak Hizmet’i anlatırken Türkiye’yi ve dünyayı farklı anlatmak lazım geldiği anlaşıldı. AKP’nin iktidara geldiği 2003 ile 2015 yılları arası diyelim, Hizmet’in güç ile ilişkisini anlamak için incelenmesi gereken önemli bir dönem.

5-Güney Afrika’da “devlet dışı aktörlerin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri’ndeki (MENA) durumları” görüşülüyordu. Dünyanın çok önemli üniversitelerinden akademisyenlerin ve ülkedeki diplomatların katıldığı bu panelde bir Afrikalı gazeteci, “İslam coğrafyasında kültütün, dinin, tarihin parçası olan gruplara devlet dışı aktör değil sivil toplum örgütü denmesinin daha doğru olacağını” söyledi. Bu paneldeki Batı kurumlarının, hangi grubu sivil toplum veya devlet dışı aktör diye sınıflandırmalarını ve dünyaya öyle tanıtmalarını şaşkınlıkla karşıladım ama tam anlamadığım meselenin önemini gene gazeteci dostum şu cümlelerle açıkladı: “Bir gruba devlet veya hükümet dışı aktör dediğin zaman bu grubu bir gece de terörist ilan edebilirsin. Örneğin sizin Hizmet Hareketi’ne Batı’nın bu güçlü kurumları devlet dışı aktör diyor. Ve bir gecede Erdoğan sizin hareketi terörist ilan etti. Kavramlara, tanımlara çok dikkat edeceksin. Sivil toplum denilen bir grubu terörist etmen çok zordur”.

Aynı toplandıda konu dini cemaatlere geldi; sivil toplum mudurlar, yoksa devlet dışı aktör müdürler? Müslüman konuşmacı, dini cemaatlerin çok büyük para ve insan gücünü kontrol ettiklerini, yapılarının şeffaf olmadığını savundu. Bu söylenenler Hizmet’in kendini tanımlaması açısından da kayda değer.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin