AnaSayfa»Manşet»Tutuklu gazeteci Emre Soncan’dan ‘Sevgiliye Mektup’

Tutuklu gazeteci Emre Soncan’dan ‘Sevgiliye Mektup’

Pinterest Google+

Gazeteci Ahmet Dönmez, Silivri Cezaevi’nde 28 aydır tutuklu bulunan gazeteci Emre Soncan’ın kendisine gönderdiği mektubu paylaştı. “Sevgili arkadaşım, meslektaşım, yıllarca aynı ofiste mesai yaptığımız güzel insan Emre Soncan, 28 aydır tutuklu olduğu Silivri zindanından bir mektup gönderdi. Daha doğrusu bir sevgiliye, hayali sevgiliye yazılmış bir mektup…” diyen Dönmez, mektubu kendi internet sitesinde paylaştı.

İşte o mektup;

Sevgiliye Mektup..

Mahpusluğumun ilk zamanlarıydı diye anımsıyorum, yani asırlar önce.. Arkadaşlarımdan biri, sevdiği kadına mektup yazmak istediğini ancak düşüncelerini muntazam şekilde kağıda dökemediğini, hislerini kelimelere dönüştüremediğini söyleyip eklemişti: ‘Senin elin kalem tutar, sen yazsana..’ Garip bir fikir gibi gelmişti ilkin ama sonra hayatımda hiç varolmamış ve varolmayacak düşsel bir kadına mektup yazmayı, daha doğrusu tutuklu arkadaşım için ‘hayalet yazarlık’ yapmayı kabul etmiştim.. Mektubu bitince eline tutuşturdum.. Birkaç damla gözyaşından tuzlanmış ılık sesiyle, ‘Boşver, benim cümlelerim olmadığını anlar.. Ama sakla bu satırları, bir gün mutlaka gerçek adreslerine ulaşırlar’ demişti.. Hapishanedeki yirmi sekizinci ayımda, eski notlarımı karıştırırken, işte o mektuba rastgeldim.. Okuyun, sevdiğiniz kadınlara gönderin peşinden, gönderin ki sözcükler hapishanede mahpus kalmasınlar..

Sevgili,

Sensizlikten arta kalan her sen, beni ben yapan tüm benlerin omuzlarında kurşundan birer yük.. Ben ve beni ben yapan her bir ben; kulaklarımızın arkasında, pantolonlarımızın ceplerinde, parmaklarımızın arasında ve yüreklerimizin en tükenmiş köşelerinde kalan sensizliğin senlerinden çok ama çok yorgunuz.. İçimdeki ürpertileri köpük köpük yıkıyor.. Titriyorum, ürperiyorum, yokluğunun yankılarına çığlık çığlık bağırıyorum.. Bu gürültü, beni kendime sağır ediyor.. Konuştuklarımdan, anlattıklarımdan emin değilim.. Doğru mu söylüyorum yoksa yalan mı? Bilmiyorum.. Kendime bir bilmeceyim, çözemiyorum.. Dilim tutuluyor, yüzün yüzümün önünde belirince; ben kendime bir tekerlemeyim, dilim dönmüyor söyleyemiyorum..

Sevgili,

Sen benim içinden gelip geçtiğim, yapraklarını hızlı hızlı çevirdiğim, sonunu okuyunca sonumu okuyunca yani, yüzümü ekşittiğim kırgın bir hikayesin.. Sen benim kırgın hikayemsin; içimden geçtiğin, hayır hayır içimde kaldığın..

MEKTUBUN TAMAMI İÇİN…

önceki yazı

İstanbul'da lise öğrencisi, başka bir öğrenciyi sokak ortasında pompalı tüfekle vurdu

Sonraki yazı

Tr724 | 9 Kasım Cuma Gazeteniz

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir