AnaSayfa»Manşet»Türkiye 2018: Bir Uzay Destanı

Türkiye 2018: Bir Uzay Destanı

Pinterest Google+

Yorum | Prof. Dr. Mehmet Efe Çaman

Beştepe’de sahur programında öğrencileri misafir ediyordu. “Biz de artık hamdolsun kendi şu anda uzay araçlarımızı gönderdik ve bazı ülkeler bize üye olmaya başladı. Ki bize üye olmak suretiyle oralardan tabi ki ilk üye olanlar daha ucuz bedellerle bizim bu imkânımızdan istifade eder hale geldiler.” O arada sahurdaki öğrenciler arasında bulunan bazı arkadaşlar vazifeleri gereği tempo tutmaya başladılar: “Re-is bi-zi u-za-ya gö-tür! Re-is bi-zi u-za-ya gö-tür!”.

Öğrenciler birbirine baktılar. Sonra tek tük onlar da mırıldanmaya, tempoya katılmaya başladılar. Bazıları utanıyor, ama anlaşılmasın diye TRT kanallarındaki programlarda stüdyoda şarkı söylermiş gibi yapan assolist edasıyla play-back yaparak dudaklarını kıtırdatıyordu. “Uzaya gönderdik mi?” diye sordu. Ne diyeceğimi bilemedim. Sonradan sorunun retorik bir soru olduğunu anladım. Reis sorunun yanıtını yine kendi verecekti yani! “Uzaya belki biz de astronot vesaire gönderme noktasına geleceğiz. Bunların üzerine Türkiye şu anda çalışmaya başladı!”. O anda mı başlanmıştı acaba cidden çalışmalar? Yani reis adeta o anda başlandı diyor, sonra Gebze İleri teknoloji Enstitüsü’nden ve Sütçü İmam Üniversitesi’nden ilahiyat doktoralı “ilim adamları” yoğun çalışmalara başlıyorlardı belki de. Sonra İTÜ’de ve Yalova’da kendi modellerini geliştiren bazı hocalar, hummalı bir biçimde öğrencilerine anlattıkları sanayileşmiş Türkiye vizyonlarındaki feza ve kâinatla alakalı projelerine ivme katıyorlar – hepsi sağ olsun reisin on an ağzından çıkan çağ ötesi ve çığır açıcı o konuşmayı müteakip! İnanılması güç, ama gerçek! O ana şahit oluyoruz!

Kastamonu’da bir programda yine reis “El âlem uzaya çıkıyor, bizimkiler ülkeyi tek adama bırakıyor diyor. Yahu el âlem uzaya çıkarken siz Türkiye’de darbe peşindeydiniz!” diyerek, uzay çalışmalarının anlam ve önemine dikkat çekmişti, değil mi? 2015’te TUSAŞ Uzay Sistemleri Entegrasyon Test Merkezi Akıncılar Üssü’nde açılırken de reis feza ve kâinatla ilgili önemli tespitlerde bulunmuş, şunları paylaşmıştı: “Bu uzay var ya, yani bildiğin Mr. Spock ve Kaptan Kirk, hani Atılgan falan. Bak, işte uzayı ele geçirme noktasında Batı nasıl algım operasyonu yaptı! Yıllarca ülkemizin uzay çalışmalarını engellemek için gençliğin beynini yıkadılar! Bizden önce zaten üniversitesi yoktu bu memleketin! Çünkü başörtülü kızlarımızı üniversiteye almamak için üniversiteleri tümüyle kapatmışlardı!” demiş, salondaki üst rütbeliler ve alt rütbelilerle orada bulunan hazirun kendilerini dakikalarca ayakta alkışlamıştı! Sonra ne oldu? Gezi olayları patlak verdi. Reis o vakit de önemli tespitlerde bulunmuş, şöyle demişti: “Bakın son 15 senedir Türkiye nasıl kalkınıyor? Bunların herkes uzaya giderken yaptıkları şey, Gezi Parkı’nda oynamaktı!..”

Önemli mesele, uzay! Feza!

Amerika’nın Sesi, dehşet içinde bu tür çalışmalarla Türkiye’nin dünya beşten büyüktür, Türkiye herkesten büyüktür stratejisinden çekindiklerini bir haberle duyurmamış ve reisin şu sözlerini manşetlere taşımamış mıydı? “Antarktika’da kuruluş hazırlığını başlattığımız Türk bilim üssünü önümüzdeki yıl hizmete açıyoruz. Türkiye’nin otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz. Gemi filomuzu hızla büyüteceğiz. Uzay ajansını 2018’de kuracağız. Stratejik sınıf taarruzi insansız hava araçlarını üreteceğiz. Bilgisayar işlemci çip tasarım merkezi kuracağız!”. Yaşasın! İşte budur! O arada hatlar karıştı, bu gemi filosu meselesini Bilal’le konuşurken söyleyecekti falan diyen fitneci teröristlere bakmayın siz! Önemli mesele, uzay! Feza!

İlk fezainin adı da bence Sezai olmalı

Türk astronotlarına ne diyelim tartışması yapmanın zamanı gelmedi mi? Amerikalılar astronot, Ruslar kozmonot diyor. Çinliler taykonot. Türkler neden Fezai demesin? İlk fezainin adı da bence Sezai olmalı. Sezai Özfeza ya da Fezzal Gezegen falan gibi (Luke Skywalker tipi) bir isim soyadı seçilmeli! Yerli araba ve bilgisayar çip dizaynını da inşallah Antarktika’daki araştırma ekibi tez elden gerçekleştirir. Çocuklara bol sucuk ve kavurma yollayalım, orada bol-bol mangal yapsınlar. Hava soğuk, ona göre yanlarına kışlıklarını alsınlar! Sağ olsun, reisin öngörüleri ve önsezileriyle 21. asırda bilim-teknolojide çok gelişti memleket! TÜBİTAK’ta Tillo Evliyalarının Kerametleri projesi mesela bu uzay çalışmalarında önemli bir evre teşkil ettiydi, dün gibi hatırlarım daha! Kansere karşı dua projesini aşağılamaya çalıştılardı da, kanser olunca görürüm ben sizi dediydi bizim reis! Bilimin arkasında dik durarak! İş yerime sağ ayakla girince kazancım artıyor projesinin patentini almak isteyen Alman ve Fransız firmaların arasındaki rekabette Kızılay meydanında yaşanan gerginlik hala hafızalarda. Çiğnenmiş ekmeğin morluklara faydası projesi, geceleri tırnak kesimi girişimini sensorlarıyla algılayıp ufaktan elektroşok uygulayan proje gibi TÜBİTAK projeleri de bilim dünyasında ses getiren önemli bilimsel katkılardı. Hepsinin patenti var hamdolsun! Yerli para sayma makinesi de aradan bu listeye girmiş! Ayet okunan fasulye projesini gerçekleştiren bilim ekibinin Türk uzay üssü projesinin alt projesi olan Mars’ta tarım ekibine dahil edilmesine ne demeli? Zati bu ekibi bir Japon üniversitesi davet etmişti de, muhalefet “davet Japon üniversitesinin psikiyatri anabilim dalı şizofreni ve çoklu kişilik bozuklukları kürsüsünden geliyor” diye durumu mecliste tartışmak istemesi sıkıntı yaratmış, neyse İsmail Karaman beyefendinin yoğun girişimleriyle bu teşebbüs boşa çıkartılmıştı. Zaten aya otoban yapılacağına ilişkin sayın damat beyefendinin demeçleri de, zati böyle bir meclis provokasyonunun da hedef kitleyi etkilemeyeceğini net şekilde otaya koymuştu! Yani Han Solo’yu Konya merkezden birinci sıra adayı yaptık deseler, insanımız itimat etmiş bir defa azizim, tık demez!

Bakanın uzay bilimleri seviyesi

Papaz eriğini imam eriğine çevirme projesi, abdest koruyan EKG önlüğü projesi, salâvat projesi, renkli gözlerin nazar tetiklediğine dair proje, fotoselli cevşen projesi, tespih çeken robot el projesi, mescit finder app projesi, hapşırınca otomatikman çok yaşa diyen aygır projesi gibi on binlerce gayet insanlık hizmetinde olan projeler, vergi paralarımızla cömertçe finanse edilmeseydi eğer, bugün bu uzay bilimlerinde geldiğimiz noktada olabilir miydik? Zikirmatikli ev projesi, kötü söz söyletilen kavanoz projesi gibi Anadolu İmam Hatip Liseleri bilim yarışmalarında dereceye giren ya da mansiyon alan projeler, acaba sayın beyefendinin himayeleri olmasa, gerçekleştirilebilir miydi, sorarım size!

Beyefendinin riyaseti himayesinde Denizcilik ve Haberleşme bakanımız Ahmet Arslan da bu uzay meselesinde nokta atışı yaparak, dosta düşmana memleketin uzay bilimleri seviyesinde ulaştığı menzilleri gösterdi. Arslan bakan şöyle dedi: “Haberleşme de dahil, üreteceğimiz uyduların kendi roketlerimizle yörüngeye yerleştirilmesini hedefliyoruz. İnsanlı uzay uçuş programı da başlatılacak. Ay ve Mars programlarının başlatılması, dünya yörüngesine bir uzay teleskobunun yerleştirilmesi, milli navigasyon uydu sisteminin geliştirilmesi, hibrit ile elektrikli hava araçlarının geliştirilmesi de hedeflerimiz arasında. 2035’e kadar uzaya güneş panelleri yerleştirip buradan üretilecek elektrik enerjisini radyo frekans dalgalarıyla ülkemiz de dâhil dünyanın herhangi bir yerine ulaştırmayı planlıyoruz. Bu projelerin yanı sıra tüm halkımıza salavat metre dağıtımını standart hale getirmek de sanırım gerekebilir. Hatta “ya sabır-matik” de dağıtılabilir.  Aynı Japon üniversitesinin ilgili anabilim dalı bakanımızı da ‘görüş almak’ için davet etmiş, danışmanları “gitmeyin” demişler. Keşke gitseydi dememek mümkün müdür?

Reis son olarak “Uzaya nasıl ulaşırız, bunun çalışmalarını yapıyoruz!” dedi. Sonra ekledi: “Bay Muharrem Kanal İstanbul’a karşı olduğunu söylüyor! Kafaya bak kafaya!” diyerek, uzay zaman ile kanal İstanbul arasındaki butik arsa ve cillop kamu arazisi türünden manipülatif yorumların da önünü kesti. Bilim, teknoloji, özellikle de feza konusu, bu nedenle aklı başında her vatandaşın üzerinde gayet ciddiyetle kafa yorması gereken konular arasında ilk sıralarda yer almalıdır kanaatindeyim. Göztepe ve Bostancı sanayide üretilen ilk Türk uzay mekiği ön üretim kaporta çalışması çerçevesinde kaynakçı Hamdi usta ile kaportacı Mehmet ustanın eğitim amaçlı NASA’ya gönderilmesi projesine “FETÖ’nün” engel olduğu, bu nedenle NASA’dan ret yanıtı alındığı, bunun karşısında bu iki değerli ustamızın Helsinki Üniversitesi’ne ERASMUS programı çerçevesinde gönderildiği, hepimizin malumu. Türkiye karşıtı lobilerin son dönemlerde dolar ve avro merkezli manipülasyon çalışmalarının nedenlerinin başta gelenleri arasında, ülkemizin bu feza ve TÜBİTAK projelerinin olduğu, istihbarat çalışmaları neticesinde öğrenilmiş bulunmakta.

Ay ve Mars’a koloni!

Bu projeler yanında Türkiye’nin üzerinde çalıştığı ağırlaştırılmış müebbet yiyen gazetecilerin gönderilmesiyle devreye sokulacak olan Deep-Space-F-Tipi Uzay Hapishanesi gibi işlevsel projelerinin de en kısa zamanda faaliyete sokulması, hedefler arasında. Ayrıca Mars projesinde uzay aracının lastiklerinin Lassa, bilgisayarının Vestel, Fezai iç giyimlerinin Eros, ekmek üstü çikolataların Sarelle, kolanın Kola Turka olması, salavatmatiklerin camlarının Paşabahçe, Antarktika’ya yollanacak sucukların Maret, Zeytinyağı’nın Kırlangıç, sabunların ise Hacı Şakir olmasına özen gösterilmesi, kulağımıza gelen bilgiler doğrultusunda son MGK toplantısında gündeme getirilmiş. Bu konularda sağ olsunlar Beyefendi de gereken desteği vereceğine söz vermiş. Hatta Ay ve Mars’ta yapılacak koloni kurma girişimlerinde Makyol’un yolları, TOKİ’nin konutları yapması söz konusu olacakmış. Buraya taşınacak petrolün Suriye’deki ortaklardan alınması (!), nakil gemilerinin de Bilal beylerin filosundan seçilmesi, diğer temayüller arasındaymış. Simit Sarayı ve Kahve Dünyası’nın galaktik zincirlerine yine Ay’dan başlayacağı, asteroit konaklama merkezinde mutlaka bir adet Keskinoğlu kıtır kanat ve Arnavut ciğeri açık büfesi kurulacağı, yine konuşulan konular arasındaymış. Tüm bu şirketlerin malum olan yüzde on kesintiyi ilgili yerlere Pelit bitter çikolata kutusu içinde dolar, beyaz çikolata kutusu içinde avro olmak üzere iletileceği de ihale aşamasından evvel zati tayin edilmişmiş!

Işınla beni Skati!

Önceki Son 10 Yazı:
Hukukun zaman tünelinden gelen fısıltı - 09 Haz 2018
Anayasal diktatörlük başlarken - 07 Haz 2018
Yıkım - 05 Haz 2018
İçeride despot olmak dışarıda rezil olmaya engel değil - 03 Haz 2018
Saray mutfağından son haberler [Bir mutfak görevlisinin hatıratından] - 01 Haz 2018
Seçim sandığından çıkacak tavşan - 29 May 2018
Erdoğan rejiminin sosyo-ekonomik temelleri - 27 May 2018
Türkiye ekonomi politiğinin eleştirisi - 24 May 2018
Seçim günlüğümden satır başları - 22 May 2018
Soru-Yorum - 20 May 2018
önceki yazı

Kuzey Kore liderinin koşan korumaları kimler?

Sonraki yazı

Suçsuz suçlular

1 Yorum

  1. ademoglu
    12 Haziran 2018 at 03:03 — Cevapla

    Resimde kahvede oturan milli astronot sezai resmi guzel olmus yanındaki masada bedava çayı ve milli keki eksik yalnız. Reis onu keklemeyi unutmuş.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir