AnaSayfa»Manşet»Sultanahmet onlarla daha güzel…

Sultanahmet onlarla daha güzel…

Pinterest Google+

İstanbul denince akla ilk tarihî yarımada ve onun gerdanını süsleyen Sultanahmet Camii gelir şüphesiz. 1609-1616 yılları arasında 14. Osmanlı padişahı I. Ahmet tarafından mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılan bu eser, klasik dönemin son camii kabul edilir. 20 bini aşkın İznik çinisiyle bezenmiş olması nedeniyle Batılılarca ‘Mavi Cami’ olarak da anılır. Hemen herkesin akın ettiği bu ihtişamlı yapının civarında çok güzel camiler de var, üstelik yürüme mesafesinde…

Molla Fenarî Camii: Halk arasında ‘Çatalçeşme Camii’ olarak da biliniyor. Duvarları kâgir, çatısı ahşap olan caminin duvarlarında eski yapının kesme taşları kullanılmış. Pencereleri dışarıya çıkıntılı taşlardan, yuvarlak kemerli olarak yapılmış. Mihrap ve minberi ahşaptan mamul ve oldukça sade. Camiye bitişik kesme taştan amudi taş külahlı ilginç bir de minaresi var.

 

Yerebatan Camii: Sultanahmet’ten sonra Ayasofya Camii’nin bütün ihtişamını gören bir diğer cami. Yerebatan Sarnıcı’nın hemen çaprazında yer aldığı için ismi Yerebatan olarak da anılıyor. Yapının kitabedeki adı ise Üskübî İbrahim Ağa. Neden net bir bilgi yok cami hakkında? Çünkü yanmış ve birkaç kez yeniden yapılmış. 22 Ocak 1932’de Hafız Yaşar tarafından ilk Türkçe Kur’an burada okunmuştu.

 

Kapıağası Mahmud Ağa Camii: Sultanahmet’in arka tarafındaki mahallede yer alıyor. Babü’s-saade Ağası Mahmud Ağa tarafından yaptırılan caminin mimarı Koca Sinan. O yüzden burası ayrıca önemi haiz. Farsça olan kitabede caminin 1553 yılında yaptırıldığı yazılı. Kapıağası Mahmud Ağa, caminin haziresinde yatıyor.

 

Zeynep Sultan Camii: Gülhane Parkı’nın karşısında, Sultanahmet’e çıkan yolun başında duruyor bu mütevazı olduğu kadar güzel cami. 23. Osmanlı padişahı III. Ahmet’in kızı Zeynep Sultan tarafından inşa edilen mabet, 1769 senesinde ibadete açılmış. Caminin hikâyesinde Osmanlı’nın zor dönemleri saklı. Haziresinde Alemdar Mustafa Paşa yatıyor.

 

Fuat Paşa Camii: Osmanlı’nın en renkli devlet adamlarından olan Keçecizade Fuat Paşa’nın banisi olduğu cami, Binbirdirek Mahallesi, Peykhane Caddesi’nde bulunuyor. Yapım tarihi: 1870. Fuat Paşa 1869 yılında Fransa’da Nice şehrinde vefat etmiştir. Keçecizade Fuat Paşa’nın ölmeden önce bu külliyenin tasarımını yaptırdığı, ölümünden sonra da inşa edildiği biliniyor. Fuat Paşa Tanzimat sonrası birçok defa sadrazamlık ve hariciye nazırlığı yapmış bir isim. Hatta Fransa’da kendisine tevcih edilen ‘Dünyadaki en güçlü devlet hangisidir?’ sorusuna, ‘Osmanlı; çünkü yıllardır siz dışarıdan biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz. Ama hâlâ ayakta.’ cevabını vermiştir.

 

Hasanağa Nakilbent Camii: Burası, Sultanahmet Camii’nin hemen arkasında. Banisi Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Çandarlı Halil Paşa’nın silahtarı Hasan Ağa. Yapım tarihi tam olarak bilinmese de 15. yüzyıl sonu 16. yüzyıl başı olarak tahmin ediliyor. Caminin bir diğer adı ‘Nahilbent’tir. Caminin efsaneye çalan tarafı ise bir mahzen üzerine inşa edilmiş olmasıdır.

 

Firuz Ağa Camii: Sultanahmet’teki manevî huzur bulmak isteyenlerin ilk adresi Divanyolu Caddesi’nde, Sultanahmet tramvay durağının hemen yanındaki Firuz Ağa Camiidir. Caminin iç avlusu yok, son cemaat yerinin derinliği ise 4,25 metredir.

önceki yazı

TR724 | 13 Kasım Pazartesi Gazeteniz

Sonraki yazı

Yaşı küçük futbolu büyük yıldızlar

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir