AnaSayfa»Manşet»Siz! Riyakâr, hırsız, cahil, bahtsızlar taifesi

Siz! Riyakâr, hırsız, cahil, bahtsızlar taifesi

Pinterest Google+

Yorum | Naci Karadağ

Evet, siz; kim olduklarını çok iyi bilen güruh.

Tarihin, ibretle anacağı, bambaşka istikametlere yönelip, üç kuruşluk dünyayı tercih etmediğinde her iki cihanı da aydınlatabilecek olan bahtsızlar taifesi; Taifet-ül Tayyip…

Siz, evet siz; kim olduklarını artık çok iyi bildiğimiz güruh. Vaktiyle umut beslediğimiz, insan sandığımız, Müslüman diye bildiğimiz zalimler kalabalığı…

Ve siz; gücü ele geçirince ahiretini yakmayı göze alarak canavarlaşanlar topluluğu…

Siz riyakârsınız…

İkiyüzlülükte tarihte elinize su dökebilecek kadar size yakın kimse yoktur. Hayatınızı riyakârlık üzerine inşa etmişsiniz. Söyledikleriniz ile yaptıklarınız, vat ettiklerinizle yaşadıklarınız arasındaki uçurumlar cennet ile cehennem arasındakilerden bile daha derindir. “İmam hatip” der, din eğitimini ağzında kirli bir sakıza çevirir, adım başı imam hatip açar, en başarılı okulları imam hatibe çevirir ancak kendi çocuklarınızı yabancı ve özel kolejlerde okutursunuz.

Milletin gariban çocuğunun tabutunun başında şehit edebiyatı yapar kendi çocuklarınızı ya bedelli yaptırır ya da çürük çıkarır askere hiç yollamazsınız!

Riyakârlık iliğinize kadar işlemiştir.

Aynı zamanda yalancısınız…

Her gün boyu kısalan yalanlarınızın ortaya çıkması için artık yatsı bile beklenmiyor. Hoş, sizin de bunu zerre kadar önemsemediğinizi düşünüyoruz. Çünkü öylesine bir zaaflı kitle yakalamışsınız ki, sözün yalan olduğunu bile bile peşinizden ayrılmayacaklarından eminsiniz. İki yalanınız arasındaki süre bir dakikadan bile daha azına indi.

Utanmazsınız…

Riyakâr ve yalancılığın tabii sonucu mudur, yoksa o ikisinin sebebi midir utanmazlığınız bilemiyoruz. Ama kesin olan şu ki, utanmazsınız. O nedenle “bu kadarını da yapamazlar” diye düşündüğümüz her şeyi yaptınız, yapıyorsunuz, yapacaksınız. Firavunlaştıkça peygamber rolüne bürünmeniz de bu utanmazlığınızın göstergesi. Ar damarınız yırtıldığı için her türlü mel’anet artık mubah gelir size. Bu arsızlığınızı diyanet reisinizden, din bezirgânı fetvacılarınızdan tescilleyerek zihinsel konforunuzu da bozmazsınız.

Fakirsiniz…

Zenginliğin parayla, pulla, makamla, saltanatla, sarayla olmayacağını bilemeyen zavallı fakirlerdensiniz.  Saraylarda oturur, en pahalı çaylardan içer, en şatafatlı yataklarda yatar, sonradan görmeliğinize aldırmadan her alışverişe milyonlarca harcayabilirsiniz ama bunlar sizi zengin etmeye yetmez. Ruhunuz fakir çünkü. Ahlak fukarasısınız, akıl fakirisiniz, vicdan biçaresisiniz.

Sarayınızın mahzenleri altın dolu olabilir, uçaklarınızın bagajında palet palet dövizle ülke ülke gezebilirsiniz.

Yüzlerce makam arabanız, binlerce uşağınız, binlerce odalı saraylarınız var ama kestirdiğiniz binlerce ağaç kadar fakirleştiğinizi göremeyecek kadar düşünce fukarasısınız. Hapislere attırdığınız yüzbinlerce insandan bile fakirsiniz. İnsanlıktan nasibini alamamış zavallı yaratıklarsınız. Delik ve çamurlu ayakkabısıyla gözyaşını içine akıtan şehit babası sizden kat be kat zengin. Onur fakiri, gurur fukarası, ruh perişanısınız. Dilenci kadar bile haysiyetiniz yok…

Cahilsiniz. Kitap okumamakla övünebilecek kadar hem de. Allah’ı bilmediğiniz için de cahilsiniz, pek çok şeyi bilmediğiniz kadar. Eğitime olan nefretiniz de bu cehaletten kaynaklanıyor. Kitaplara düşmansınız, kütüphanelere düşmansınız bu sebeple. Okuldan nefret eder, üniversiteler sizi çıldırtır, eğitimli insanları görmek sizi kudurtur. Aydınlığa, ışığa, nura düşmansınız. Bu nedenle Firavun gibi gelecek neslin aydınlanmış bireyleri ödünüzü kopartır ve bebekleri bile hapse atarsınız. Cehaletinizle övünecek kadar kara cahilsiniz üstelik! Cahillik azaldıkça kendinizin yok olacağını adınız gibi bildiğiniz için düşmansınız cahil olmayanlara. Cahilleştirdikçe iktidarınızın uzayacağına inanıyorsunuz çünkü.

Hainsiniz…

İhanet sizin karakteriniz olmuş. Eski partinize ihanet edersiniz rahatlıkla. Yola çıktığınız arkadaşlarınıza da gözünüzü kırpmadan ihanet eder, hainlik yaparsınız. Çünkü hainsiniz… Vatanı sever gibi görünün hainlerdensiniz. Umurunuzda olmadığını biliyoruz vatanın milletin. Kamera önünde “One Minute” çeker, sonra damadınıza, oğlunuza petrol ticareti yaptırmakta sakınca görmezsiniz. Milletin dolarını bozdurması için çağrı yapar siz vergi cenneti adalarda milyonlarca döviz istiflersiniz. Mavi Marmara kurbanlarına ihanet edersiniz hem de “bana mı sordunuz?” diye arsızca atarlanarak. Dine, inanca ihanet etmekte sakınca görmezsiniz, vatana, millete ihanet etmekte görmediğiniz gibi. Akla, vicdana, vefaya, dostluğa, sadakate ihaneti şiar edinmişsinizdir. Hainlik karakteriniz, ihanet seciyeniz olmuştur. Brütüs elinizden su içemez…

Hırsızsınız…

Çaldınız ne varsa… Adi hırsızlar gibi de çaldınız, profesyonel dolandırıcılar gibi de. Ama en önemlisi bu milletin geleceğini çaldınız. Sahip olduğu her şeyi iç ettiniz, buhar ettiniz. Dünü de çalmakta beis görmüyorsunuz. Milletin inancını, imanını çaldınız. Deist, ateist bir topluma çevirdiniz hayâsızca. Ahlakı çaldınız, vicdanı çaldınız, iz’anı yok aparttınız.

Değerli olan ne varsa yozlaştırdınız, çürüttünüz, bitirdiniz.

Kutu kutu dolarları, ihale ihale yüzdelerle çaldınız. Adi bir hırsız gibi parayı pulu, lain bir iblis gibi güzel hasletleri çaldınız. Kendisine teslim edilen kasabı yağmalayan serseri bir sokak kedisi gibi yağmaladınız ülkeyi. Yetmezmiş gibi bir de yağmacı kuşak oluşturdunuz. Çalmayana hayat hakkı tanımadınız.

Katilsiniz…

Küçücük bebekleri öldürdünüz. Yaşlı amcaları, dedeleri sokak ortasında infaz ettiniz. Berkin’in kanına girdiniz… Halime öğretmeni göz göre göre katlettiniz. Hapishanelerde kıydığınız canın haddi hesabı yok. Diyarbakır’da, Cizre’de izbelerde infaz ettiğiniz masumların sayısını kimse bilmiyor. Yetmedi başka ülkelerde cinayet işlemeye başladınız. Suriye’de Eset celladına denk bir cinayet defteriniz var.

15 Temmuz’daki bütün kanların sorumlusu ve faili sizsiniz.

Köprüye keskin nişancıları siz yerleştirdiniz. SADAT adlı çeteyi darbe gecesi sokağa siz saldınız. Gencecik harp okulu öğrencilerinin boyunlarını siz bıçaklattınız, gözlerini tornavidayla siz oydurttunuz.

Sadece insanın değil. Doğanın da katilisiniz… Çevreyi siz tahrip ettiniz, binlerce onbinlerce ağacı siz acımadan kestirdiniz. Bu ülkenin insanının, hayvanının, havasının huzurunun kanı ellerinizde. Elleriniz kanlı..

[Sniper’lar da yıldönümü kutladı mı?]

Huzuru katlettiniz, dostluğu, kardeşliği… Geleceği katlettiniz, çocukluğu gençliği… Kiralık, seri aşağılık katiller güruhusunuz.

Yobazsınız…

Dindar değil dincisiniz, Müslüman değil İslamcısınız… Fotoğraf çektirmek için namaz kılarsınız. Fotoğrafsız namazınız yoktur, namazsız fotoğrafınız çoktur. Din, sizin iktidarınız için kullandığınız bir oyuncaktır. Ağzınızdan Allah’ı düşürmezsiniz ama yalanlarınızı tarihteki en büyük dinsizler bile akledememiştir. Her şeyi çaldığınız gibi dinin de içini boşalttınız. İmam hatip adı altında dinden nefret eden bir kuşak yetiştirmek için debelenip durdunuz.

Korkaksınız…

Yüzlerce korumalarla gezer, hareket eden her şeyden ödünüz kopar. Geçeceğiniz yolları trafiğe kapatır, iftar gibi kutsal bir yemekte bile hal ile aranıza şeritler çektirirsiniz. kamuflaj giyerek Gazi mareşal pozu takınmanız da aynı korkaklığın neticesidir. Gücünüz masumlara, gariplere, gurebaya yeter. Kimsesiz teyzeleri, öğretmenleri, bebeleri hedef almayı delikanlılık sayarsınız. Herkese atarlanır ama gücüne taptığınızın ayaklarını yalamayı zillet saymazsınız. Putin’dan korkarsınız Trump’tan korktuğunuz kadar. Almanya’dan ödünüz kopar, İngiltere’den tırsarsınız… Delikanlılığı parti çevrenizde yapar, onlarla baş başa kalınca ödünüz bir yerlerinize bulaşır…

Hint masalındaki korkak yürekli fare gibisinizdir…

Gerçi cahilsiniz, o masalı da bilmezsiniz siz:

Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir farenin masalıdır bu. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkân yok. Onu tekrar eski haline döndürür. Ve der ki, “Sen ruh itibarıyla karaktersiz, cesaretsiz ve korkak birisin. Sende cesur bir farenin bile yüreği yok. Sana ben değil, kimse yardım edemez, ömrün hep deliklerde saklanarak geçecek!”

Önceki Son 10 Yazı:
Bir ‘Prompter’dır yaşamak! - 19 Haz 2018
Seçim öncesi, Çom-Ar’ın dev anketini açıklıyoruz! - 15 Haz 2018
Ertesi gün - 13 Haz 2018
Sevsinler böyle ‘Adalet’i! - 12 Haz 2018
Ne yaptığını biliyorum Fredo! - 11 Haz 2018
Kâbus ve yeni masallar! - 10 Haz 2018
Yerli ve milli bir devrim geliyeah! - 08 Haz 2018
Namazın sırası mı şimdi? - 05 Haz 2018
Panda yuva yapmış söğüt dalına! - 04 Haz 2018
‘Haydi Abbas vakit tamam’ eşliğinde: “Reis ile sahurdayız!” - 03 Haz 2018
önceki yazı

Ümitçi

Sonraki yazı

Eski Tübitak mühendisi polisteki işkenceyi anlattı: Tek duamız iftira yapmadan cezaevine gitmekti

2 Yorumlar

  1. ademoglu
    20 Haziran 2018 at 06:24 — Cevapla

    Burutuse neden laf ediyorsun dostum yontemi belki acımasız ama bir cumhuriyet olan romayı, mısırın fethinde etkisinde kaldığı mısırın teb sehrini ziyaret ettikten sonra sapıtıp kendini yarı tanrı ilan eden zalimlesen ve romaya dondugunde cumhuriyeti iptal etmeye calisan Cesar a karsı cıkarak dogru bir sey yapmıştı. En azından tepkisinde erdemli yonteminde zalimdi. Bunların alayı sefil.

  2. tt
    20 Haziran 2018 at 13:42 — Cevapla

    Deccal, Arapça bir kelimedir, “decl” kökünden gelir. Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, “yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel’ûn bir kişidir.”

    Bir hadis-i şerifte, özellikle onun, “yalancı, dalâlete sürükleyici”(6) özelliğine dikkat çekilmiştir.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir