Şimdi değilse ne zaman…

YORUM | NURULLAH ALBAYRAK

“Bulunduğu toplum için fikir üretip de söylemeyen ya tembel, ya bencil, ya da korkaktır.” demiş Romalı filozof Seneca. İçinde bulunduğu topluluğa ya da irtibatı olmamasına rağmen irtibatlı gösterildiği topluluğa, gruba, cemaate, camiaya kendi üzerinden iftira atılmasına sessiz kalan kişilere ne denilmeli?

Hizmet Hareketi mensuplarına neredeyse her gün çeşitli iddialar/iftiralar atılıyor. Bu iddia ve iftiralarla ilgili olarak bazen muhatabının belli olmaması, çoğu zaman da muhatabı belli olmasına rağmen muhatap olan kişi ya da kişilerin konuşmaması nedeniyle işin esası öğrenilemiyor ve bu iddialar Hizmet Hareketi mensuplarının hanelerine eksi olarak kaydediliyor.

Özellikle de cemaat mensubu olma iddiasıyla tutuklandığı söylenilen kamu görevlileri üzerinden ortaya atılan iddialar konusunda Hizmet Hareketi mensupları çaresiz. Bu tür iddialarda tek bilebildiğimiz iktidarın yürüttüğü ‘cadı avı’ kapsamında ismi geçen kişilerin ihraç edildiği, tutuklandığı, soruşturulduğu ya da suçlandığı. Bunun dışında bir bilgi sahibi olunmadığı için muhatabın konuşmasını beklemekten başka da birşey yapılamıyor. Ancak, cevap verilmeyen her iddianın da yeni bir delil olarak hanemize eklendiğini üzülerek izliyoruz.

Hal böyleyken, iddiaların doğrudan muhatabı kişiler konuşmadığı gibi ölü taklidi yapıyor. Muhataplar konuşmadığı için de, iddialarla hiç alakası olmamasına rağmen cezaevinde yaşamak zorunda kalan ‘Safiye bebek’ gibi 700’ün üzerinde ki çocuğun anne ve babası zan altında kaldığından , konuyla hiç ilgisi olmayan kişiler masum olduklarını anlatmaya çalışıyor. Tabi ki asıl muhataplar birşey demediği için de tesiri olmuyor.

Örneğin, cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kısa süre önce twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamasında siyasi rehin tutulmasının gerekçesini izah etmeye çalıştı. Yapılan açıklamada hakkındaki iddiaların dayanağı fezlekenin ‘Cemaatten tutuklanan savcı Uğur Özcan’ tarafından yazıldığını söyleyerek, tutuklanmasının ve cezaevinde olmasının nedeninin doğrudan ya da dolaylı bir şekilde Cemaatle ilgili olduğu iddiasında bulundu. Hizmet Hareketi mensuplarını suçlayıcı ciddi bir iddia. Fezlekeyi hazırlayan savcıyı tanımadığım gibi Hizmet Hareketinin Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ile doğrudan ya da dolaylı bir ilgisinin olmadığını olamayacağını düşünüyorum. Ancak, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığım için de ben ne anlatırsam anlatayım, bu iddiaya cevap olmayacaktır.

Fezlekeyi hazırlayan savcı cemaat mensubu mu değil mi bilmiyoruz, iddia edildiği gibi cemaat mensubu ise fezlekenin hazırlanması için cemaatin etkisi olmuş mudur bilmiyoruz, cemaatin Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasını neden istediğini anlamıyoruz, cemaat mensupları bir taraftan seçimlerde HDP’ye oy vermekle suçlanırken diğer taraftan partinin başkanının tutuklanmasını niye istesin anlamlandıramıyoruz. Çevremdeki insanların tamamı Selahattin Demirtaş’ın siyasi tutsak’ olduğunu düşünmesine rağmen, bu fezleke olayı nedir cemaatle ilgisi nedir biz de bilmek istiyoruz. Bu iddia boş geçilecek, cevapsız bırakılacak bir iddia değil. Bu nedenle de  Savcı Uğur Özcan ya da bu iddianın muhatabı olarak fezlekenin hazırlanması sürecinde etkili olan sorumlular hem kendi üzerinde ki suçlamalara hem de kendi üzerinden binlerce insanı, cezaevinde ki bebekleri dahi zan altında bırakan bu iddialara cevap vermelidir.

Hiç kimsenin hele de bu tür iddiaların muhatabı olan kişilerin ‘gerçekler er geç ortaya çıkar’ diyerek sessiz kalmaya hakkı yoktur.

Beklentimiz, temennimiz, ricamız, arzumuz, isteğimiz; iddianın muhatabı olan kişilerin cemaatin savunuculuğunu yapmaları değil, kendilerini savunmalarıdır. Biliyoruz ki onlar kendilerini savunursa, bu iddialarla uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar en azından bu suçlardan aklanmış olacaklardır.

Bilinmelidir ki cevapsız bırakılan bu iddialar nedeniyle; cezaevinde tutulan 700’ün üzerindeki çocuğun, anne babası tutuklu olduğu için dışarda perişan olan yavruların sorumlusu sadece zulmün mimarı olan iktidar değil iddiaları cevapsız bırakan muhataplardır. İnsanları mağdur eden ve mağduriyeti daha da artıran iddialara bugün cevap verilmeyecekse ne zaman cevap verilecek…

Unutulmamalıdır ki, bir kişi hakkını aramıyorsa, yapılan haksızlığa karşı mücadele etmiyorsa, o hakka layık değildir ve hakka layık olmayan kişinin de haksızlığa maruz kalması kaçınılmazdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin