Sabri Uzun üzerinden son dönemin kısa tarihi

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Bundan tam 2 yıl önce 9000’den fazla polisin 26 Nisan’da açığa alınmasını şöyle kutlamıştı eski Emniyet istihbarat başkanı Sabri Uzun:

“Polis’in 26 Nisan Fetö operasyonu, ‘ByLock’tan daha güvenilir bilgilere dayanan 3 aylık istihbarat çalışmasının 4/4’lük sonucudur; kutlarım.”

Ve kendisi de tam 2 yıl sonra “4/4’lük bir çalışma” ile “Fetö’ye yardımdan” tutuklandı.

Özellikle şu 4 yıldır yoğun bir şekilde yürütülmekte olan “Gülen Cemaati’nin Bitirilmesi Operasyonu”nda yazdığı kitaplarla ve verdiği kritik bilgilerle stratejik bir destek vermiş olan Uzun’un, bu süreç sonucunda içeri alınması çok dikkat çekici bir gelişme idi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal medya hesabında dediği gibi, “Bazen hayat ibret-i alemdir. Ders almak isteyen, cadı avını anlamak isteyen icin cok ibretler vardı bu süreçte.”

Gündemin değişkenliği ve hızlı dönüşümü arasında kaybolan bu önemli detay hakkında kısa da olsa deyinmelerde bulunmak gerektiğini düşündüm.

BAYRAM DEĞİL, SEYRAN DEĞİL…?

Cemaat’e karşı yürütülen “cadı avı”nın en hızlı zamanlarında Sabri Uzun bir hayli gündemdeydi, televizyon programlarına çıkıyor, kitabı tartışılıyor, görüşlerine müracaat ediliyordu. Ülkenin seçim sürecine girmesinden sonra tartışmaların dozajı azalmış, ülke gerçek gündemi konuşmaya başlamıştı. “pahalılık, açlık” derken yerel seçimlere gidilmiş ve iktidar ağır bir yara almış, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere önemli belediyeleri kaybetmişti.

Bu dalgalanma esnasında Sabri Uzun operasyonu geldi. Bahane olarak da “Cumhurbaşkanına hakaret tweetleri atması” gösterilmişti. Bahse konu mesajlarda Uzun, yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ederken, 17/25 Yolsuzluk Operasyonlarına gönderme yaparak, onun da böyle suçlara, pisliklere bulaşmaması temennisinde bulunmuştu…

Gerçekten sebep bu ise, bu ne alınganlık be kardeşim!  Her yolsuzluk, pislik deyince direkt üstünüze mi alınıyorsunuz?! “Yarası olanın gocunması” meselesi midir, nedir?!

Sabr, Uzun’un bu mesajı samimiyetsiz de bulundu. Zira gönderme yapıp gündeme getirdiği 17/25 dosyalarını ortaya koyan polislerin hepsi içeride ve bu meslektaşlarına destek için bir kez olsun mesajı olmadı Uzun’un, aksine o polisler ve onlar gibi mücadele etmiş Emniyetçiler için sürekli olarak suçlamalar üretmişti…

SABRİ UZUN’UN SUÇU!

Evet, eski Emniyet istihbarat başkanı Sabri Uzun yaklaşık 1 haftadır içeride ve ona sadece (belirli) bir kesim sahip  çıktı.

Eski GKB İlker Başbuğ, “Olur mu öyle” dedi,

Gazeteci İsmail Saymaz, onun Fetö suçlamasına tabi tutulmuş kimselerle karşılıklı davalaşmalarını, dava listelerini yayınladı ve “Bu mu yani Fetöcü” demeye getirdi,

Ergenekon Davaları esnasında yöneticileri sanık sandalyesine oturmuş olan Oda TV, Saymaz’ın bu mesajlarını haberleştirerek bu tutukluluğa tepkisini ortaya koymuş oldu…

Bir kere baştan belirtelim ki Sabri Uzun, ifade özgürlüğünü kullanmıştır ve sosyal medya paylaşımında en ufak bir suç unsuru yoktur. “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiası ile tutuklanan binlerce insan gibi o da suçsuzdur bu konuda.

“Fetöye yardım” meselesine gelince:

Evet, medyadan da takip ettiğimiz gibi S. Uzun bir dönem –şu an Cemaat soruşturmaları çerçevelerinde suçlanıp içeri atılmış olan- bazı Emniyetçilerle birlikte çalışmış, hatta ortak hareket etmiştir de… Bazı derin kanatların tasfiyesinde de Uzun’un, Cemaatçi denilen kimselerle işbirliğine girmiş olduğu da epey yazıldı, çizildi. Fakat:

1-  Baştan belirtelim ki, terör örgütü tanımlamalarının hiç birisine uymadığı için ortada “Fetö” diye bir örgüt yoktur. Dolayısıyla da kimseyi böyle bir terör faaliyeti ile suçlayamazsınız. Böyle bir terör örgütü olmadığı için, bu örgütün üyesi de olamaz. Dolayısıyla da olmayan bi terör örgütü ve üyesine yardım etme de söz konusu olamayacağından böyle bir suç da oluşmayacaktır.

2- Eğer Uzun, bazı Emniyetçilerle ortak operasyon yaptı ve bunda suç unsuru varsa bu farklıdır, bu da ayrı bir soruçturma konusudur. Eğer görevlerini kötüye kullanarak bireyler ya da devlet aleyhine bir faaliyette bulunup zarar verdilerse, haksızlık yaptılarsa da bu suçtur ve cezalarını çekmelidirler. Kimse kanundan ve hukuktan vareste değildir!

Sabri Uzun, şu son 5 yıldır bir çok meslektaşını “Fetöcü” vs deyip suçladı, onların cezalar almasına sebep oldu, şu an da –kendisinin de oluşturulmasında büyük katkısının olduğu o- aynı deli gömleğini kendisine giydiriyorlar. Fakat burada yineliyordum ki, bu konuda Sabri Uzun, Cemaat’e yardım vb iddialarında suçsuzdur, ortada suç unsuru bulunmadığından.. Fakat ileride Sabri Uzun başka başka şeylerden suçlanacaktır; bazı derin gruplarla girdiği derin ilişkilerden, binlerce insana mesnetsiz suç isnat etmekten, iftiradan vs…

SABRİ UZUN’UN KISA HİKAYESİ

Peki o zaman Sabri Uzun’u durup dururken niye içeriye aldılar, asıl mesele neydi?

Bunun için kısaca Uzun’un hayat serüvenine kısa bir göz atmalı. Nitekim Uzun’un hikayesi tam bir ibretlik ve devlet bürokrasimizdekilerin geçirdiği evreleri göstemesi noktasında numunelik ve yaşadığımız süreci ortaya koyması adına tam bir prototiplik…

AKP’nin iktidara gelmesinden önce derin yapının içinde Emniyet içinde örgülenmiş milliyetçi, hatta kafatasçı bir kadro vardı ve 93’de ve özellikle 28 şubat zamanlarında fırtına gibi esmişlerdi. Bir zamanlar Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yapmış olan Mehmet Ağar ile ilintilendirilen bu kadrolar, ağır işkencelerle, usulsüzlüklerle, görevi suistimallerle anılıyordu.

AKP’nin iktidara gelmesi ile birlikte derin yapılar aynı düzenlerini sürdürebilmek için bu iktidara karşı değişik zamanlarda darbe hazırlıklarına girmişti. Hatırlarsınız; Ayışığı, Sarıkız, Eldiven vs…

Bu darbeleri savuşturmak için AKP-Erdoğan iktidarı Cemaat’in yetişmiş kadrolarından destek istemişti. Derin devletin direnmesi karşısında –bürokraside kendi kadrosu olmayan- AKP; hem kendisini sağlama almak, hem de iktidara gelmek için sıraladığı vaatlerini (AB uyum, sivilleşme, demokratikleşme, işkence ve kötü muameleyi önleme vs) yerine getirebilmek için böyle bir işbirliğine ihtiyaç hissetmişti.

İşte o dönemlerde M. Ağar ve ekibini tasfiye etmede Cemaat’e yakın bilinen memurların sinerjisinden faydalanıldığı konuşuldu hep. Bu süreçte de Sabri Uzun aynı ekiplerle hareket etti denildi.

Fakat Derin Yapı ile hesaplaşmanın 2. Aşamasına gelindiğinde Uzun, işi ağırdan aldırmıştı. Nitekim onun olduğu dönemde Ergenekon Soruşturmaları başlatılamamış, ondan sonra ancak soruşturmalar ve davalar yol almıştı. Davalar sürerken de “Ergenekon örgüt şemasını” defalarca reddeden açıklamaları kamuoyuna yansımıştı…

Onun bu öteleyen etkisinden dolayıdır ki Ergenekon davasıyla ilintilendirilenler onu hep minnet ile anarlar… Ergenekon, Balyoz ve oda tv davalarına ilişkin önemli açıklamaları ortadadır… TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu’na da konuşan Emniyet istihbarat daire eski başkanı Uzun, usulsüz dinlemelerin hemen hepsini Cemaatçilerin üzerine yıkarak işin içinden çıkmıştı.

Aslen Giresunlu olan eski Emniyet Gn Md. istihbarat başkanı Sabri Uzun, 1978 yılında adım attığı Emniyetteki görevini 2013 yılına kadar 40 yıl sürdürmüştü. Onu yakından tanıyanlar, “hırslı, sürekli yükselmek isteyen, havayı iyi koklayan, konjonktüre göre konum alabilen birisi” olarak tanımlıyorlar. Aslında o daha da yükselmek, hiç olmazsa bir bakan danışmanı, yardımcısı vs olmak istiyordu. Ama olmadı, emekli edildi, o da kendisini kitaplara, konuşmalara verdi… “Bu yükselememesini de Cemaat’e bağlayıp çok hırs yaptığı” söylentiler arasında.

KİM ALDI?!

“Sabah gazetesi özel istihbarat müdürü” Abdurrahman Şimşek, Emniyet İstihbarat Daire Eski Başkanı Sabri Uzun’un tutuklanmasını, “Vicdanları kanatan bir karar bu. Halen birileri Ankara bürokrasisi içerisinde operasyon yapmak istiyor.” şeklinde eleştirmişti.

Kim o Ankara’dakiler, Sabri Uzun’u içeri alanlar kimler o zaman?

Malum, 17/25 Operasyonlarından sonra bütün Emniyet tepeden tırnağa tasfiye yaşadı, onbinlerce insanın yeri değiştirildi, sonra ya emekli ya da ihraç edildiler. O süreçten sonra Mehmet Ağar’a yakın olarak bilinen kimseler köşe başlarına geri döndüler. Bu işte de Cevdet Saral döneminden hatırladığımız, “Telekulak Skandalı” ile bütün Türkiye’nin tanımış olduğu Osman Ak ve ekibi odak noktasında… O 90’lardaki hızlı zamanlarındaki işkence, tecavüz, kötü muamele ile anılan Emniyet tekrar bir dejavu yaşıyor, bu trajik değişiklikle birlikte!

Ve bu ekip, “AKP’nin o ilk yıllarında ‘Cemaatçiler’ ile ortak hareket edip kendilerini tasfiye ettiğini” düşündükleri S. Uzun’u hiç unutmamışlardı. Eski güçlerini tekrar elde etmiş olmalarına rağmen Uzun’a diş geçiremiyorlardı, zamana yaymışlardı. Zira Uzun, baştan beri düşman bildikleri Cemaat’in bitirilmesi için çok aktif rol almaktaydı ve iktidar da bu noktada kendisine destek veriyor, yer yer kullanıyordu.

Uzun’un artık söyleyecek sözü kalmayınca, fonksiyonu bitince bir kenara çekilmesi süreci başlamıştı. Oda TV’nin haberine göre 1 yıldan beridir bir ekip Uzun hakkında hazırlık yürütüyor, sosyal medyadaki paylaşımlarını arşivliyorlardı.

Yükselen trendleri iyi okuyan Sabri Uzun, İBB kazanan Ekrem İmamoğlu’nu tebrik edip onlara bir göz kırpınca, “Ankara bürokrasisi içerisindeki” bu ekip harekete geçti ve hükümetin ve Erdoğan’ın da ses etmeyeceği bir kıvamda dosyayı patlattılar ve: “Zaten Fetöcülerle de irtibatı vardı, bak şimdi de kalkmış Cumhurbaşkanına hırsız, yolsuz imasında bulunuyor” deyip Uzun’u tutuklamış oldular.

Ayrı bir hınç meselesi de var:

Bilgi Teknolojileri Kurumuna (BTK) devredilen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ile Milli İstihbarat Teşkilatında (MİT) da görev yapan ve “FETÖ üyeliği”nden yargılanan Basri Aktepe’nin tutuklu yargılandığı Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın 7 Kasım’daki celsesinde, Sabri Uzun tanık olarak dinlenmiş ve orada Aktepe lehine şahitlik yapmıştı… Bunu da affetmemişlerdi.

ANLAYANA!

Anlayacak olanlara notlar çıkaralım biz son olarak:

1- Şu an iktidarın tetikçiliğini yapan memurlar, bürokratlar vs… Belli makamlar, menfaatler vaadi ile kötü işlere girdiyseniz biliniz ki herkes gibi sizin de kullanım süreniz dolduğunda sizi de bir kenara atacaklar, sonra da sizi aynı sopayla dövecekler, bütün suçlarını da size yıkıp geçecekler.

2- Hırs, bir hüsran sebebidir ve insan hırsının aksi ile tokat yer. Neyden hırs gösterirsen ordan sınanırsın, kimi neresinden kırarsan o yerden kırılırsın.

3- Bizdeki devlet işleyişi çok kirlidir, zira insanları, grupları çok kötü kullanır ve sonra çok fena harcar..

Bu noktada Türkiye’deki işleyen siyaset çok daha kötü ve kirlidir…

Hele Siyasal İslamcı anlayışla yürütülen siyaset ve devlet yönetimi hepsinden çok ama çok kötü ve iğrençtir. Dolayısıyla da bunlarla dirsek temasına giren, her ne iyiniyetlerle olursa olsun kendisini kullandıranlar, işbirliğine girmiş olanlar akibetlerinden hep endişe duymalıdırlar. Örnekleri de ortada. (Cemaat de acı acı tecrübe etti bunu sanırım… Son ibret levhası da Sabri Uzun, anlayana…)

4- Halklardan, haklardan, ilkelerden yana olanlar ise uzun vadede hep kazanır. Konjonktüre, güç dengelerine göre hareket edenler ise her türlü kaybeder. Şu son 10 yılda bunun o  kadar çok örneği yaşandı ki, fazla söze gerek görmüyorum artık.

Derin Yapı’ya boyun eğmediği için 25 Mart 2009 tarihinde alçakça öldürülen Muhsin Yazıcıoğlu, ölümünden bir hafta önce 19 Mart 2009 günü partisinin Karaman Seçim Bürosu’nda şunları söylemişti: “Bir saniyenize bile hakim değilsiniz, bir saniyesine bile hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için fırıldak olmanın bir anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, dik duracağız, doğru yürüyeceğiz!”

Böyle dedi ve öldürdüler… Ama onurlu duruşu halen yaşıyor. Değerlerini satanlar şimdi yaşıyor gözükse de, belli makamları işgal ediyor olsa da insanlık olarak hayattalar mı?!

Sağlık olsun herkese…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin