AnaSayfa»Yazarlar»Naci Karadağ»Papağanlara karşı boş değiliz!

Papağanlara karşı boş değiliz!

Pinterest Google+

Yorum | Naci Karadağ

“Çıkmışlar sokağa davet ediyorlar, bu ne terbiyesizliktir ya? Bir tanesi TV ekranlarından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Bu ne terbiyesizliktir? Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir. Ben buna inanıyorum.

“Sen napıyorsun? Burası Paris mi? Gezi olaylarında zaten herkes dersini aldı. 15 Temmuz’da zaten herkes dersini aldı. Bu ülkede bundan sonra bu tür olaylara girişenler bunun bedelini ağır öderler.”

“Bay Kemal sokağa çağırıyor. Birileri çıkmış portakal mıdır, mandalina mıdır, narenciye midir sokağa çağırıyor.

“Haddini bil haddini. Bilmezsen haddini, bu millet patlatır enseni. Bu milletle dalga geçilmez. Öyle bulduk ekranı, bu ekrandan milleti sokağa çağırmak… Sokağa mı çağırıyorsun, işte buyur. Bu ülkede benim milletimle, onuruyla oynanmaz. Hesabı ağır olur.

“Bay Kemal 15 Temmuz’da tankların arasından kaçtın Bakırköy Belediyesi’ne gittin. Ama bir daha kaçamazsın.  Bu ifadeleri kullanırken dikkatli kullan. Anında bedel ödersin.”

Bu ifadeler bir ülkenin Cumhurbaşkanına ait.

Üstelik geçmişi gazeteci cinayetleriyle dolu bir ülkenin en üst düzeydeki yöneticisine.

Lideri böyle yapar da yalakası geri durur mu?

“Gezi olayları esnasında, CHP’nin ve HDP’nin çok sevdiği çapulcular, seçilmiş hükümeti devirebileceklerini zannetmediler mi…? Emperyalist yamyamlarca desteklenmediler mi…? Ülkemizde, Osman Kavala başta olmak üzere, bazı iş adamları ve holdingler bu alçakları açıkça desteklemediler mi…? DHKP-C, PKK, Fetö mensubu kahpeler ile birlikte davrandılar. Devlete başkaldırdılar.

Silah sıktılar. Taş attılar. Molotof kokteyli attılar. Sadece kamu mallarına değil; binlerce sivil vatandaşın malına mülküne zarar verdiler. Bu nedenle başları kesilmelidir. Bu saatten sonra, Türkiye’de Sarı Yelek hayali kuranların sonu, Sarı Etek olur….”

Bu satırları Erkan Tan isimli Mehterci yandaş Havuz’daki köşesinde dile getiriyor.

Reisi “Patlatırlar enseni” diye tehdit ederken, yalaka tetikçisi “Başları kesilmelidir” diyor…

Kendine muhalefet denilen birkaç parti var. Senin benim yaptığımız gibi sosyal medyada birkaç tepki mesajı dışında bir şey yaptıkları söylenemez.

Maksat dostlar alışverişte görsün siyasetine aynen devam.

Tehdit edilen gazeteci Fatih Portakal şöyle diyor sonra:  “(…) Canıma zarar geleceğinden korkuyorum. Çünkü beni her gün ekranlarınızda en az 10 dakika gösteriyorsunuz. Bir aklı evvel çıkacak, başıma bir şey geleceğinden korkuyorum. Kendim için önemli değil. Ailem, sevdiklerim var. Tek endişem o. Beni tabii ki eleştirebilirsiniz ama lütfen beni hedef göstermeyin. Bunu çok yapıyorsunuz ve bir gün başıma bir şey gelirse bunun vebali de sizindir.”

Bir başka tehdit edilen Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Sen kimi tehdit ediyorsun?” diye çıkışamıyor bile…

Kimseden ses yok, seda yok…

Troller, tetikçiler tam kadro halinde Portakal’a yükleniyorlar 24 saat.

Akranlarda sosyal medyada gazete köşelerinde her türlü hakaret, aşağılama, küfür, tehdit gırla gidiyor.

Sonra bir psikopat çıkıyor.

Acun’un reyting uğruna bu milletin başına bela ettiği figürlerden biri.

Acun Ilıcalı için pek çok şey denebilir ama sanırım en doğrusu medya sektörünün Doktor Frankeştayn’ı olmasıdır.

Yüzlerce hilkat garibesi “Yaratık” üretip piyasaya sürdü Acun.

Toplumun içinde normal insanlar gibi dolaşmayı bırak pek çoğuna program yaptırdı ve yaptırıyor.

Nihat Doğan denen ruh hastasını bu milletin başına bela eden ondan başkası değildir mesela.

Neyse…

Acun’un ürettiği psikopatlardan biri olan bir “şef” çektiği videoda zavallı bir papağanın boynunu öldürürcesine sıkarak “Acun diyeceksin” diye kuşu tehdit ediyor.

Ortalıkta bir kızıl kıyamet koptu ki sormayın…

Sanki bu ülkede hayvanlara hiç eziyet edilmiyormuş gibi..

Sanki bu ülkede insanın kıymeti biliniyormuş da, sıra hayvanların kıymetine gelmiş gibi…

Sanki bu ülkede bebekler bile hapislere atılmıyor, ev hanımlarına işkence yapılmıyor, 70 binden fazla öğrenci hapislerde çürütülmüyormuş gibi.

Birdenbire papağansever yönü çıktı ortaya yüce milletimizin!

Aman bir hassasiyet, bir hayvanseverlik, bir vicdan gösterisi aldı başını ki sormayın.

Haluk Levent operasyona başladı, Ömür Gedik cezai işlemleri takip etti, muhtemelen Müge Anlı da gerekli cezayı açıklar.

Acun’un bir yaratığı daha el birliğiyle derdest edildi ve ma’şeri vicdan rahatladı.

Bir ülke düşünün, en tepesindeki kişi kendi halkının boğazını sıkıyor, “AKP diyeceksin, reis diyeceksin” diye işkence üstüne işkence ediyor, muhalif olan herkesi şeytanlaştırıyor. işkence ediyor, hapse atıyor, güpegündüz insan kaçırtıyor, hatta öldürülüyor.

Bunlara karşı “gık”ı çıkmayan halkımız papağan için galeyana geliyor.

Bu ne iğrenç ve mide bulandırıcı bir ikiyüzlülüktür söyler misiniz?

Portakal ve narenciyeden nefret eden Reis’imiz ve halkımız, papağana karşı hiç de boş olmaması nasıl bir toplumsal çürümüşlüğün delilidir!

Önceki Son 10 Yazı:
İman ve ümit - 17 Ara 2018
Ey arkadaş! - 14 Ara 2018
Bize müstehaktır! - 13 Ara 2018
Hepiniz tadacaksınız! - 12 Ara 2018
Bir prototip olarak Ebu Cehîl - 10 Ara 2018
Milli ve Yerli “görünmez” köprü! - 07 Ara 2018
Aldatan aldanandır! - 06 Ara 2018
Hey Patron! - 05 Ara 2018
İçerden çürüme! - 26 Kas 2018
Kimse Türkiye’nin soğan stokunu test etmeye kalkışmasın! - 22 Kas 2018
önceki yazı

Bari bir vefa

Sonraki yazı

Teknoloji Bakanı Varank için büyük, insanlık için küçük bir adım: Tavşan elması...

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir