Ortaya karışık

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Cumhurbaşkanı – namı diğer “reis” – dünyanın öbür ucunda psikopat bir teröristin katliam yaparken çektiği videoyu yerel seçim çalışmalarında meze yapıyor. İçişleri bakanı önce vatandaş azarlıyor, sonra gözaltına aldırıyor. Ekonomiden sorumlu damat bakan şive yaparak komiklik yapıyor. Yargıç on bir yaşında kız çocuğuna Kur’an kursunda tecavüz eden sapık öğretmenin beraatına karar verip, kızın annesine “bu onun masum olduğu anlamına gelmez!” diyor. Sonra yine “reis” Avustralya’daki bir milletvekiline “terörist” diyor ve ana muhalefet partisi liderini de onun yerli versiyonu terörist olarak nitelendiriyor.

“Adam kazandı” Muharrem İnce Seferihisar’da yine tam gaz atıp tutuyor. Memleketin başka bir güzide köşesinde bu kez 17 yaşında bir kıza musallat olan ve cinsel istismarda bulunan bir polis memuru beraat ediyor. Bu arada 11 yaşında evinin bulunduğu apartmanın önünde ağır yaralı bulunan, maalesef hastanede yaşamını yitiren, sonrasında polislerin polis aracıyla çarptığı anlaşılan Rabia’nın katillerinin polisçe ve mülki amirlerce korunduğu haberi geliyor. İstanbul’daysa bir Senegalli müşteri taksici tarafından ırkçı ve aşağılayıcı muameleye tabi tutuluyor ve darp ediliyor. Aynı taksici Senegalli müşteriden önce bahşiş istiyor, vermeyince parasının üstünü vermemekle tehdit ediyor. HDP’nin seçim standına polis “saldırıyor” ve beş kişiyi gözaltına alıyor.

Bitmedi. Erdoğan Akşener’e “Bunlar daha iyi günlerin! Asıl fatura sana kesilecek!” diyor. Sonra da ekliyor: “Bay Kemal vekilliğe çok güveniyor! Onunla ilgili çalışmaları da yaptırıyorum!”. BBC haber kanalı, The Economist dergisinin haberini yayınlayarak Erdoğan’ın Yeni Zelanda cami saldırısını siyasi puan toplamak için kullandığını yazıyor. İnsanın aklına ister istemez Erdoğan’ın dünya lideri olduğu iddiası geliyor! Bu arada Senegalli müşteriyi ırkçı muameleye tabi tutan, ona küfreden, sonra darp eden, sonra dolandırmaya çalışan taksici vardı ya – hah! İşte onun meslektaşları tarafından darp edildiği haberi sosyal medyaya adamın fotoğrafıyla beraber düşüyor. Ağzı yüzü kan içinde başı önde. Balyoz darbe planının haberini yapan Mehmet Baransu gazetecilik yaptığı için dört yıldır hapiste, mahkemesi oluyor, mahkemede “Bir vatandaş olarak bir suçu bildirdim. Asıl bu haberi yapmasaydım suçlu olurdum!” diyor. Hâkim “çocuk tecavüzcüsü değilsin, bu nedenle tahliye edilmemene…” diye mi cümleye giriyor, bilemedim. Ama tutukluluğunun devamına karar veriliyor!

Almanya Milli Görüş vergi kaçırmış ve dernek yöneticileri hapis cezası almış. Bilemiyorum “bu bir sivil darbe, bir yargı darbesi!” falan demek akıllarına gelmedi mi. Zira Alman yargısı bunları enselediği gibi doğru kodese! Almanya’daki dosyanın başlığı “Allah adıyla mali dolandırıcılık”. Bir yerlerden tanıdık geldi de çıkartamadım. Neyse geçelim. Siyasetin SS lakaplı “Soylu” içişleri bakanı, yine dayılanarak ve o bilindik “zarif” üslubuyla “HDP diye bir siyasi parti yoktur. PKK vardır. Bu vekiller milletvekili değildir. Bunlar terörün vekilidir!” diye konuşuyor. Bu arada 15 Temmuz’da Ankara emniyet müdürlüğünü bombaladığı söylenen 110 kuyruk numaralı F-16 savaş uçağının 15 Temmuz’da hiç uçuş yapmadığı kanıtlanıyor. Yeni Zelanda’da kadın vatandaşlar saygıdan Müslüman kurbanların cenazesinde başörtüsü takıyor, başbakanları Hz. Muhammet’ten alıntı yaparak gayet kapsayıcı ve örnek bir konuşma yapıyor. Bizim “reis” Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Çanakkale cephesinde savaşmalarına atıfla “onları yeniden tabutların içinde evlerine göndermekten” bahsediyor! Sosyaldemokrat ve laik (!) CHP’nin adayı İslamoğlu seçim çalışmalarına Erdoğancı bir stratejiyle Kuran okuyarak, dinsizin hakkından imansız gelir taktiğini uygularken, “Erdoğan görevi bayıla bayıla verecek!” diyor. Aklımıza ister istemez derin bir yerlerden kulağına bir şeyler mi fısıldandı sorusu takılıyor.

Yine enteresan bir olaydır, 108 avukat, “FETÖ’cüleri savundular” diye “FETÖ’den” gözaltına alınıyor. Yani mesela cinayet işlediği iddia edilen bir zanlının avukatlığını yaptı diye, “müvekkili katil zanlısı, öyleyse bunlar bir organize örgüt olmalı!” babında hareket eden kafadan sakat çıkarsama gibi bir şey! Ama sonuç değişmiyor. Avukatlar içeride! Şimdi benim aklıma takılan soru şu: acaba bu avukatların avukatlığını kim yapacak? Eğer varsa böyle babayiğit birkaç avukat, acaba onlar da “FETÖ’cü” olabilir mi? Buna zincirleme terörist reaksiyon desek ve bunun isim babası ben olsam?

Memleketin diğer bir güzide köşesi var. Adı Dersim. Orada da sokakta gençler oradan geçmekte olan valiye “selam vermediler” diye gözaltına alınıyorlar! Konuyla bağlantısı yok ama aklıma geldi birden. Bir başka haberde alaturka kenefe edenlerin “FETÖ’cü” olabileceği, alafranga etmenin sizi “FETÖ’cü” olarak suçlanmaktan en iyi koruyucu stratejilerden biri olduğu ifade ediliyor. Aynı haberin altında bir yerde, bir anne alyansını satarak Yunanistan’a kaçmış minik yavrusuyla. O anlatılıyor! Doğu Almanya’dan Batı’ya kaçış haberleri gibi, artık sıradanlaşan bir haber ki, oldukça ufak!

Bu ortaya karışık haberler var ya! Bunların tümü bir günün haberleri! Onların da belki onda biri! Olmayan haber de var tabi. Mesela tanzim satış noktalarına marul geldi mi, bununla ilgili bir malumat ajanslara düşmemiş henüz! Sonra dolar altıya dayanmış, dış güçler falan. Hep aynı teraneler. Neden şaşırıyorsunuz ki? Canı sıkılanın diğerine saldırdığı, tecavüz ettiği, parasını gasp etmeye çalıştığı, memleketin “reisinden” seyisine, bakanından kokanına herkesin birbirine hakaret ettiği ve iftira attığı bir memlekette sosyal ve siyasal bir düzen ve intizam kalmıştır denilebilir mi? Peki sosyal ve siyasal normali yukarıdaki gibi olan memleketin ekonomisinin Almanya ve Japonya gibi olmasını mı bekliyordunuz? Burada Berat’tan bir aksanlı esprili konuşma daha bekliyorum. Kim bilir belki kayınpederin keyfi kaçmışsa aile meclisinde Bilal, Sümeyye falan hep beraber bir parodiyle ortalığı şenlendirebilirler!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin