Neden dolayı istişareler hakkıyla yapılmamaktadır? (4)

Prensiplerin Hayata Geçirilmesi, Karar Alma Süreçlerinde Ehliyet/Değişim/Çoğulcu Katılım Ve Gençlerin Rolü

Hizmet’ten Beklenen Değişim İçin  “İsyan Ahlâkı” başlıklı yazıda, AFSV tarafından açıklanan bildiride yer alan kanunilik, ahlâkilik, şeffafiyet, hesap verebilirlik, yerel-genel dengesi, denetim, her kesimin temsili ve çoğulcu katılımcılık gibi hususların hayata geçirilip uygulanmasının zorluklarından, Hizmet mensuplarının bunlara hayata geçirebilmesi adına bir mücadele vermeleri gerektiğinden, bunun için de “isyan ahlâk’ına” sahip bireylere ihtiyaç olmasının zarureti ve aksi takdirde bu hususların realize edilmesi önündeki dirençler ve engeller ortadan kaldırılamayarak,  sadece birer temenniden ibaret kalacakları üzerinde durmuştuk.

Hizmet’in genelinde bu deklare edilen prensipler hüsnü kabul görmüştür. Fakat iki önemli eleştiriye de haklı olarak maruz kalmıştır. Birincisi, bu kararların ilan edilmesinde çok geç kalındığı (fakat her halükarda faydalı olduğu) şeklindedir. İkinci önemli eleştiri ise, deklare edilen bu hususların hayata geçirilip geçirilemeyeceği hususundadır.

İstişarenin ehli ile yapılması…

Hocaefendi “Şura” yazısında meşveretin kimlerle yapılması gerektiği hususunda şunları söylemektedir: “Bütün bir ülke insanını bir araya getirip hepsiyle birden istişare etmek mümkün olmadığına göre, onun sınırlı bir kadro ile gerçekleştirilmesi zarureti doğar. Ayrıca, istişareye arz edilen konular, büyük ölçüde ilim, mümârese, ihtisas ve tecrübe istediğinden, şûrânın da bu hususlarla temayüz etmiş şahıslardan teşkil edilmesi icap eder ki, bu da ancak, ulemânın “ehlü’l-hall ve’l-akd” dedikleri her meseleyi çözebilecek bir başyüceler heyeti olabilir. Hususiyle hayatın bütün bütün giriftleştiği, dünyanın globalleştiği ve her problemin bir dünya problemi hâline geldiği günümüzde, İslâmî mânâ, İslâmî ruh ve İslâmî ilimlerin yanında, Müslümanlar için çok defa maslahat sayılan diğer ilim, fen ve teknikle alâkalı konuları bilen kimselerin de bu başyüceler içinde bulunması şarttır.”

Aynı yazıda ayrıca Allah Resulü’nün (sav) her kesimden insanın fikirlerine başvurduğu ve onları karar alma süreçlerine dahil ettikleri ifade edilmektedir: “Efendimizin, bütün hayat-ı seniyyelerinde şûrâya verdiği önem ve değişik yaş ve baştaki insanların görüş ve düşüncelerine saygı da üzerinde durulması îcap eden başlı başına bir mevzudur. Evet, O, hemen her zaman başkalarının düşüncelerine başvurur.. herkesin fikrini alır ve şûrâ yoluyla alternatif plân ve projeleri daha sağlam bir zemine oturtma yollarını araştırırdı. Bazen rey ve görüş sahiplerine birer birer düşüncelerini açarak, bazen de ashap-ı reyi bir araya getirerek kararların kolektif şuûra dayandırılmasına fevkalâde önem verirdi.”

İstişare ya da karar alma süreçlerinde kimler yer almalı ile ilgili ASFV’nin bildirisinde yer alan 6. Prensip aslında Allah Resulu’nun (sav) bu yaklaşımlarından ilhamen ortaya konmuş gibidir: “Kurumların yönetim kurullarında, liyakat ve çoğulculuk prensibine uygun şekilde farklı kesimlerin temsili esastır. Bu bağlamda esnaf, profesyonel, akademisyen, eski göçmen, yeni göçmen gibi kesimlerin ve özellikle pozitif ayrımcılık yaparak bayanlar ve genç neslin yönetim kadrolarında bulunmaları sağlanmalıdır.” Bu maddede ifade edilen gençlerle konumuza devam edelim.

Gençlerin karar alma sürecinde yer almaları….

Bütün önemli hareketlerde olduğu gibi başlangıçta bu daire içerisinde yer alanlar genellikle gençlerden oluşmuştur.  Peygamber Efendimizin (sav) davetine icabet ettiklerinde sahabe efendilerimizin (r.anhüm) ekseriyetinin de gençler olduğunu görürüz. Gençler, bir hareketin benimsenip ileriye götürülmesinde çok önemlidirler.  Gençler sahip oldukları enerji, fedakarlıkta daha ileri olmaları, gelişimin önünde engel olabilecek şartlanmışlıklardan ve alışkanlıklardan uzak olmaları, daha girişimci olmaları, yeniliğe açık olmaları, özellikle evlilik öncesi dönemde onları dünya’ya bağlayan faktörlerin azlığı vs. gibi özelliklerinden dolayı hareketlerin başarıya ulaşmasında hayati önem taşımaktadırlar.

Fethullah Gülen Hocaefendi gençlerin bu misyonuna şu şekilde dikkat çekmektedir: “Günümüzde dünyanın dört bir yanında açılan eğitim müesseseleri ve devam ettirilen hizmet faaliyetlerinin altında henüz üniversiteyi yeni bitirmiş olan gencecik insanların hiçbir beklentiye kapılmadan ortaya koymuş oldukları ceht ve gayretler vardır. Hizmet aşk ve şevkiyle yurtdışına açılan bu adanmışlar ileriye matuf hiçbir beklentiye girmemişler, gelecekle ilgili şahsî bir kısım hesapları olmadan sadece yapmaları gereken işe odaklanmışlar, “Hele biz hizmet edelim, bakalım Allah neler lütfedecek.” demişlerdir. Allah da onların ihlâs ve samimiyetle atmış oldukları adımları karşılıksız bırakmamış ve birlerini bin etmiştir.”

Yaşın ilerlemesi ve bir kısım dünyevî imkânların ortaya çıkmasıyla birlikte acaba aynı safvet korunabilmiş midir?

Doğrudur, yaş ilerledikçe insanlar daha tecrübeli hale gelirler ve bu tecrübe de çok önemlidir. Fakat aynı zamanda yaş ilerledikçe, insanı dünyaya bağlayan faktörler de artmaktadır. Eş, çoluk çocuk, torunlar, hastalıklar, yorgunluklar, enerjide azalma,karar almada yavaşlamak, bir işe girişmeden önce daha fazla teenni ve temkin, alışkanlıklar, öğrenilmiş mağlubiyet psikolojisi vs. gibi faktörlerin etkisiyle yeterince girişimci  olamazlar ve dolayısıyla gençlerden beklenen aksiyon onlardan beklenemez. Her işte olduğu gibi istisnalar vardır, onlar bahsimizden hariçtir.

Yaş ilerledikçe ortaya çıkabilecek bir takım tehlikeleri Hocaefendi bir Kırık Testi’de şöyle ifade etmektedirler: “Fakat yaşın ilerlemesi ve bir kısım dünyevî imkânların ortaya çıkmasıyla birlikte acaba aynı safvet korunabilmiş midir? Yoksa biraz daha şahsî hesaplar öne çıkmaya ve gelecek endişeleri belirmeye başlamış mıdır? Acaba zihinlerde nasıl daha rahat yaşanacağı, nasıl daha mutlu olunacağı, dünya hesabına ayağın nasıl sağlam bir yere basılacağı veya nasıl sıcak bir yuvaya sahip olunacağı gibi dünyevî bir kısım duygu ve düşünceler ortaya çıkmış mıdır?

Yaşlı kimsenin kalbi dünya sevgisi ve tûl-i emel konusunda genç kalmaya devam eder…

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde, “Yaşlı kimsenin kalbi dünya sevgisi ve tûl-i emel konusunda genç kalmaya devam eder.” buyurmak suretiyle ümmetini dünya sevgisi ve tûl-i emel konusunda uyarmıştır. Çünkü dinî duygu ve düşünceye muhalif pek çok tavır ve davranışın arkasında bu iki duygu yatmaktadır. Hadisten anlaşıldığına göre bunlar insanın yakasını ölünceye kadar da bırakmayacaktır. Hatta yaş ilerledikçe özellikle tûl-i emel duygusunun daha da gelişeceği ve kişiyi dünya adına ardı arkası kesilmeyen beklentilere sevk edeceği bile söylenebilir. Öyle ki o, bir süre sonra bir beklenti insanı olup çıkabilir. Allah adına yapıyor gözüktüğü bir kısım hizmetleri bile bu beklentilerine vasıta yapabilir. Böyle bir insan da bütün amellerin ruhu olan ihlâsı koruyamayacak ve istiğna ruhunu kaybedecektir.“

Başlangıçta, hizmetin karar alma sürecinde, gençler çok önemli roller almışlardır. Bu durum, hizmetin daha aksiyonel olmasını ve inkişafını beraberinde getirmiştir. Zamanla bu gençler tabi ki yaşlanmışlardır. Fakat işin başından beri vazifeyi bu insanlar yüklendikleri için hala karar alma sürecinin merkezindedirler. Bu insanlar çok tecrübelidirler ve başından beri hizmetin önemli ölçüde yükünü taşımışlar ve bugüne gelmesinde en önemli paya sahip olmuşlardır. Doğal olarak karar alma sürecinde yer almaları ve çile çekmiş, sorumluluk bilinçleri yüksek bu başyüce insanların varlığı, tecrübesizlik ve çilesizlikten kaynaklanabilecek arızalara engel olunabilmesi açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Bununla birlikte hizmetin aksiyonel yapısının muhafazası, yeniliklerin yapılması,  dünyada gelişen yeni konjunktüre adaptasyonun hızlanması ve yukarıda zikredilen gençlerden beklenen faydaların elde edilebilmesi için, gençlerden de önemli sayıda insanın karar alma sürecine alınması çok büyük önem arzetmektedir.

Hocaefendi sağlıklı istişarelerin aynı zamanda bireylerin hayata hazırlanmasına, tecrübe kazanmalarına ve yetiştirilmelerine sağlayacağı çok önemli katkılarına da vurgu yapmaktadırlar. Bugün Hizmet’te yetişmiş, önemli hizmetlerin yapılmasında pay sahibi olmuş insanlar, çok genç yaşlarda karar alma süreçlerinde/istişarelerde yer almışlardır.  Alınan kararlarda etkileri olmuş, mesuliyet almışlar ve kararların sonuçlarını da görerek çok önemli tecrübe ve birikime sahip hale gelmişlerdir.

Bu açıdan da gençlerin mutlak surette karar alma sürecine dahil edilmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde Hizmet hareketine yarınlara taşıyacak olan bu gençler yetiştirilmemiş olacaklar, mesuliyet alamayan, inisiyatif  kullanamayan, daha çok sürü olma özelliklerini taşıyan yani sadece sevkedilebilen, karşılaştıkarı problemler karşısında acz içerisine düşüp çözümler üretemeyen bireyler haline gelmekten kurtulamayacaklardır.  Gençleri bu şekilde pasifize edilmiş, mefluç olmuş hareketlerin ise bir geleceğinin olamayacağını söylemek herhalde bir kehanet olmasa gerektir.

Bu ihtiyacın hissedilebilmesi adına yaşanan sürecin önemli katkılar sağladığı söylenebilir. Hizmet yeni bir değişim sürecine girmiş, yeni coğrafyalara açılmış ve yeni bir konjunktür ile karşı karşıya gelmiştir. Bu şartlar altında başarılı olabilmesi açısından gençlere çok daha fazla ihtiyacı vardır. Ümit edilir ki, günümüzde yaşanılan hadiselerin zorlamasıyla, gençlerin karar alma süreçlerine alınmasının zarureti daha iyi anlaşılır ve gerekli olan değişim bir an önce gerçekleşir.

İnşaAllah konuya bir sonraki yazıda devam edelim…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin