Ne yabancıyla ne de yabancısız!

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK

Türk futbolunun kısır tartışmalarından biri olan Süper Lig’deki yabancı oyuncu sayısıdır. Avrupa kupalarında mücadele eden takımlar, yabancı sayısına sınır getirilmesinin karşısına çıkarken, milli takımın başarısızlığında sebebin adı hep yabancı sayısı olur. Bugün Avrupa’nın birçok liginde yabancı sınırı bulunmuyor. Marka değeri olarak Süper Lig’den kat be kat değerli olan bu liglere sıradan değil, yıldız yabancılar geliyor. Sınırsız yabancı yanı sıra yerli oyuncular içinde bir kota şartı bulunuyor.

Avrupa futbolunun lokomotif ülkelerinden Almanya’da yabancı oyuncu sınırı bulunmuyor. Sahaya çıkan 11’in tamamını yabancı olması Alman futbolu için doğal. Alt yapılarıyla dikkat çeken Almanlar’da yerli oyuncular için kota bulunuyor. Buna göre, kadroda 12 Alman oyuncu ve en az 8 oyuncunun alt yapıdan yetişmiş olması şartı bulunuyor. Bir taraftan yabancıya sınır getirmezken, diğer taraftan altyapı şartı getirerek Alman futbolunun gelişimine katkı sağlanıyor.

Son Dünya Kupası’nın sahibi Fransa Ligue 1’de Avrupa Birliği ülkelerinin oyuncuları yabancı statüsünde bulunmuyor. Genel format; Avrupa Birliği +4 olarak tanımlanıyor. +4’den kasıt AB dışındaki ülkelerin futbolcuları. Özellikle Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden gelen oyuncular, kısa sürede Avrupa Birliği ülkelerinden birinin pasaportunu alınca otomatikman yabancı statüsü kalkıyor.

Futbolun bir numaralı ligi olan İngiltere Premier Lig’de hiçbir sınır bulunmuyor. Takım kadrolarının tamamı yabancı oyunculardan oluşabilir. Ancak burada küçük bir detay var; Premier Lig’de oynayacak yabancı oyuncuların milli formayı giyiyor olması gerekiyor. Son iki yılda milli takımındaki maçların yüzde 75’inde forma giyen yabancı oyuncular ancak Premier Lig’e transfer olabiliyor.

İspanya’da AB vatandaşları, aynı İspanyol oyuncular gibi yerli statüsünde. AB dışından sadece 3 futbolcunun transferine izin veriliyor. Ayrıca AB vatandaşı olmayan biri, La Liga’da 5 yıl oynadıktan sonra İspanyol vatandaşı olabiliyor. İtalya Serie A’da tıpkı La Liga gibi AB vatandaşları yabancı statüsünde görülmüyor. AB dışında +5 kuralı bulunuyor. Sahaya çıkacak oyuncu sayısı, AB futbolcuları +5.

Burada bir parantez açmak gerekiyor. Kulüpler gözüne kestirdiği yabancı oyuncuları kurala takılmadan kolaylıkla kadrosuna katıyor. Genellikle ‘hülle’ yolu seçiliyor. Nedense bu oyuncuların dedeleri hep Avrupa’dan göç edenlerden oluyor. Transfer edeceği oyuncunun köklerinin izini süren kulüpler, kısa sürede oyuncunun şeceresini çıkarıp, bir AB ülkesinin vatandaşlığını alıyor. Bu konuda Avrupa’da öne; İtalya, İspanya ve Portekiz çıkıyor.

Türkiye’deki mevcut yabancı oyuncu kuralı 2015’te kabul edildi. TFF, Kulüpler Birliği ile anlaşarak aldığı kararda, kulüplerin belirleyeceği 28 kişilik kadrolarda 14 yerli oyuncu bulunmasını zorunluluk haline getirdi. 18 kişilik maç kadrolarında en az 7 yerli oyuncu bulundurulacaktı. Takımlar isterlerse kadrodaki 11 yabancının tamamını 11’de oynatabileceklerdi. 2017-18 sezonu başında maç kadrosundaki oyuncu sayısı 18’den 21’e çıkarıldı. 21 kişilik kadrolarda 12 yabancı bulundurulabiliyor. Kadro 20 ve daha az sayıda oyuncudan oluşursa, listede maksimum 11 yabancı oyuncu yer alabiliyor.

Süper Lig’de 2017-18 sezonunun 8. haftasında oynanan Konyaspor – Galatasaray maçında bir ilk yaşanmıştı. Galatasaray, sahaya 11 yabancı oyuncu ile çıkan ilk takım olarak futbol tarihimizde yerini aldı. Galatasaray sahaya; Muslera, Mariano, Maicon, Denayer, Latovlevici, Feghouli, Belhanda, Ndiaye, Rodrigues, Fernando, Gomis’ten oluşan kadro ile çıkmıştı.

Biz kısır tartışmalara devam ededuralım, Avrupa ile aramızdaki fark daha da açılıyor. Yapboz tahtasına çevrilen, her sezon değişen kurallar Türk futboluna sekte vurmaya devam ediyor. Sınırsız yabancı zarar verdiği gibi, yerli takıntısı da zarar veriyor. Yabancı sayısına sınır gelince, yerli oyuncular değerinin çok üzerinde satılıyor. Anadolu kulüpleri bu durumdan karlı çıkıyor ancak Türk futbolunun lokomotifi İstanbul’un 3 büyükleri yetersiz kadro ile Avrupa kupalarında sıkıntı yaşıyor. Süper Lig’e yabancı sınırı getirip, Avrupa kupalarında yabancı sınırı olmaması ise ayrı bir garabet oluyor. Avrupa kupalarında mücadele eden takımlar, yabancı kontenjanına takılan oyuncularını Süper Lig maçlarında tribünde oturtuyor. Kulübün kasasından oynatmadığı oyuncuya milyonlar ödeniyor.

Türk futbolunun yeni patronu haziran ayında belli olacak. Yıldırım Demirören’in istifasıyla boşalan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanlığı için yine bildik isimlerin adı geçiyor. Türk futbolu ancak reformist bir başkanla içine düştüğü kısır döngüden çıkar. Futbol tabiriyle bunun için saha ve hava şartları müsait değil. Ne siyasi cephe ne de kulüpler reformist bir başkana evet deme lüksüne sahip değil. Kısacası yeni bir Şenes Erzik çıkmadan bu kaos devam eder.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin