‘Abi, biz bu BM Kampına eğitim hizmeti götürebiliriz?’

ÖZEL HABER | GÖKHAN DEMİR, ATİNA

Hizmet Gönüllülerinin hayata bakışı ve içlerindeki eğitim aşkı ile ilgili bir hikaye aktaracağım size. Türkiye’de sadece eğitim faaliyetlerinde bulunduğu için terörist ilan edilen bir ‘Gülenist’in ‘Güzel bakan güzel görür’ düsturunu nasıl hayatlarının bir parçası yaptığına dair yaşanmış bir olay bu.

Yer Yunanistan’da bir kent, Hizmet gönüllülerini mültecileri misafir eden mütevazi bir evdeyiz. Karşımda oturan kişi, 15 Temmuz kontrollü darbesinden çok daha önce Erdoğan rejiminin zulmü ile tanışmış bir eğitici.

Adını soyadını, rejimin adam kaçırma eylemlerine hedef olmamak için gizleyen, ‘Mustafa’ bey anlatmaya başlıyor.

Yaşadığı sıkıntıları. Çalıştığı kurumların polis ve jandarma tarafından nasıl basıldığını, nasıl işsiz kaldığını, daha sonra ailesine bakabilmek için iş aradığında AKP’lilerin iş bulmasına nasıl engel olduğunu, Televizyonlarda ve gazetelerde kendileri hakkında her gün yayınlanan nefret söylemleri ve yalan haberler yüzünden anne babası başta olmak üzere tüm akraba ve komşularının nasıl onu düşman gibi gördüğünü hızlı ve seri cümlelerle bir çırpıda sıralıyor.

Hukuk iflas ettiği için kendisini savunmasına, suç işlemediğini anlatmasına bile izin verilmeyen Türkiye’de, gözaltına alınmamak, işkence görmemek, hapse düşmemek için eşi ve çocuklarından ayrı geçirdiği 2.5 yılı bile kısa cümlelerle özetledi.

Görüşmemizin hemen başında soracağım bütün soruları, o kadar seri şekilde anlatıverdi ki, son cümlesinin ardından uzun bir sessizlik yaşandı.

Gözlerindeki pırıltıdan ve heyecanından, bana anlatmak istediği bambaşka bir hikayesi olduğunu anladım.

‘Biliyor musun, burada yapacak çok şeyimiz var’ diyerek başladı yeniden söze.

Yunanistan’a geçen mültecilerin götürüldüğü kamplardan birindeki manzarayı tasvir etti önce. ‘Kampa ilk girdiğimde dikkatimi Afganistan, Pakistan ve Suriye’den gelen 18 yaşının altındaki mülteci çocuklar çekti’ dedi ve ekledi:

‘Bu genç çocuklar kamplarda çok uzun süre kalıyor, eğitim alamıyorlar. Pek çoğu ile konuşma tanışma fırsatım oldu. Aralarında o kadar zeki, gözleri ışıl ışıl, eğitime susamış çocuklar var ki, bizim bu çocuklara sahip çıkmamız lazım, eğitimlerine yardımcı olmamız lazım, onları hayata kazandırmamız lazım.’

Şöyle bir düşündüm. Bu insan, Türkiye’de yıllarını çocukların eğitimine vakfetmiş, senelerce Türkiye’nin dört bir yanındaki farklı dershanelerde  ve okullarında eğitim vermiş. Öğretmenlikle başladığı meslek hayatına, parlak bir yönetici olarak devam ettiği sırada, tüm geçmişi ve geleceği zorba bir yumrukla elinden alınmış. Bir gecede terörist ilan edilmiş. Buna rağmen, içindeki eğitim çağlayanı bir an bile duraklamadan gürül gürül akmaya devam ediyor.

İşin nasıl realize edilebileceği ile ilgili de çalışmış:

‘BM Kampına Time To Help aracılığı ile eğitim hizmeti götürebiliriz? Zira Time To Help, BM’ye akredite olan BM ile birlikte projeler geliştirebilen bir yardım kuruluşu. Çok büyük bütçeler değil bunlar, 2 İngilizce öğretmeni, Türkiye’den gelen mülteci çocuklar için 1 Türkçe bilen öğretmen, 1 psikiyatrist, 1 doktor ile başlanır, proje genişledikçe bu sayılar çoğaltılır.’

Türkiye’de acımasız soykırım yöntemleri ile yok edilmeye çalışılan Hizmet gönüllüleri, ‘Güzel bakan güzel görür’ düsturunca, düştükleri mülteci kampında bile güzellikleri görmeye eğitim için çalışmaya devam ediyor.

Kim bilir bu sesi bir Time To Help yöneticisi, bir BM yetkilisi duyar ve dünya mülteci çocuklar için de güzel bir yer olmaya başlar..

Kim bilir…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin