Muhaberat devletine hoş geldiniz!

YORUM | NACİ KARADAĞ

Woody Allen’in 71 yapımı Bananas filminde şöyle bir sahne ile açılır:

Elinde mikrofon olan bir TV muhabiri kameraya;

-Birazdan devlet başkanı bu merdivenlerden inecek ve ona suikast düzenlenecek. Bunu canlı yayınlayan tek kanal biz olacağız!

Gerçekten de öyle olur…

Türkiye’nin artık katıksız bir Muz Cumhuriyeti olduğunu anlayabilmek için gündelik gelişmelerden herhangi birine bakmak yeterli.

Devlet başkanının bir telefonuyla yapılan tutuklamalar veya bir emirle serbest bırakmalar. Bir günde değişen yasalar, istihbarat ile ortak çalışan medya, bir partinin emrinde olan devlet, bir siyasi hareketin oyuncağına dönmüş bürokrasi vesaire.

 

Artık o kadar pervasızlaşmış durumdalar ki, ne anlama geldiğini bile önemsemiyorlar.

Bizzat Erdoğan ertesi gün yayınlanacak olan gazete haberlerini müjdeleyebiliyor. Ve gerçekten de bir gün sonra yandaş medyanın tekmili birden Reis’in söylediği şekilde yayın yapıyor.

Bütün karanlık dönem öykülerinde aynı şekilde anlatılır. Tüm distopik kitaplarda vardır: rejime muhalif olan bir kişinin tüm geçmişi anında didik didik edilir ve kamuoyunun önüne hain olarak atılıp, linç edilir.

Silivri şimdi soğuktur!

Evet, böyle bir kötü espri bile var artık. İktidar ile ilgili en ufak bir eleştiride gelen ilk tepki “Yürek mi yedin?” oluyor. Ve hemen ardından başka espriler; Silivri şimdi soğuktur, temiz çamaşır getiririz, 155’i ararın vs…

İptal edilen seçimlerle ilgili skandallar zincirini elbette tarih yazacak. Ancak sadece YSK’da olması gereken bilgilerin iktidar partisinin elinde suç çıkarmak için didik didik edilmesi bile yeterli durumun vahametini göstermek için.

Vaktiyle AKP şikayet ederdi fişleme olayından. Fişlemek şerefsizliktir filan dedikleri de vardır.

Bugün ise Türkiye artık bir fiş devleti. En basit işçi alımında bile fişleme dosyası görmek mümkün. Berat’ın posta kutusu fişleme mailleriyle dolup taşmış.

Her devlet memuru, her işçi, öğrenci, serbest meslek erbabı iktidarının fişlemesiyle muhatap artık.

Sınav filan hikaye, bunu bizzat en koyu iktidar yandaşı bile itiraf ediyor.

Siyasal İslamcıların vaktiyle şikayet ettikleri ne varsa, çok daha berbat ve ağır şekilde yapıyor artık. Çok sıkışınca da, “Biraz da biz yapalım, ne olmuş yani” pişkinliğine vuruyorlar işi.

Ancak şunu bilmelerinde yarar var; bugün yaptıkları tüm kirli işler, işbirlikleri ve diğer karanlık entrikalar devran değişmeye başladığı an kendilerinin boynuna dolanacak.

Saddam’ı yargılayan hakim ne demişti:

“Bu kanunların adaletsiz olduğunu söylüyorsunuz ama bunların hepsini siz çıkardınız sayın Saddam Hüseyin. Sizi kendi kanunlarınızla yargılıyoruz…”

Muhaberat devletlerinin sonu da hep böyle bitiyor işte.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin