Kılıçdaroğlu’na linç girişimi ve ‘organize kötülük’

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Ankara’nın Çubuk ilçesinde katıldığı şehit cenazesinde organize bir saldırıya uğradı. Daha doğrusu linç girişimine…

Yumruklu saldırı ve linç girişimi, örgütlü gerçekleştirilmiş bir suç girişimi gibi duruyor.

Devletin en üst kademesi orada, bakanlar, polisler, korumalar…

Hal böyleyken ana muhalefet liderine bir grup nasıl yumruklu saldırı girişiminde bulunabilir?

Nasıl bir ‘güvenli bir eve’ saklamak zorunda kalınabilir ve insanlar ‘yakın evi’ diye bağırabilirler?

Nasıl polisin gözü önünde makam arabasına ‘gözü dönmüş bir kadın’ ve insanlar taşlı saldırı gerçekleştirebilir?

***

Cevap basit: ‘organize kötülük’…

Ekilen nefret tohumları ve düşmanlaştırma, halk tabanında işte böyle karşılık görüyor.

Dahası, protestocular o köyden değil. Cenazeye taşınmışlar.

Cenaze namazı ilçe merkezindeki camiide kılınacakken, yer değiştiriliyor.

Sonrasında, linç girişiminde bulunanlar, yumruk atanlar, taş atanlar ellerini kollarını sallayıp uzaklaşıyor. Daha doğrusu göz yumuluyor.

Doğumhaneden loğusa kadınları kelepçeleyip götüren, sokakta tutuklu yakını anneleri darp eden ‘güvenlik görevlilerimiz’ tüm bu olaylar boyunca arazi oluyor.

Tepkiler büyüyünce yumruklu saldırıyı yapan yakalanıyor. Ancak diğerleri, kafası büyüklüğündeki taşlarla makam arabasına histerik bir halde saldıran kadın konusunda ise bir şey yapılmıyor…

***

‘Organize kötülük’…

Seçim sırasında ‘’CHP ile PKK uzantılarının işbirliği’’ yaptığı suçlaması, CHP ile terör örgütlerinin işbirliği yaptığı iftiraları, Kılıçdaroğlu’nun Kandil’den talimat aldığı ve adaylarının Kandil tarafından belirlendiği yalanları ile başladı…

İçişleri Bakanı Soylu’nun, ‘’CHP’lilerin şehit cenazelerine alınmaması talimatı verdim’’ sözleri gerilimi büyüttü. Hedef gösterdi.

Yandaş medya, nefret tohumlarını saçmakla kalmadı. 4 şehit verildiği gün manşetten ‘’Mutlu musun Ekrem İmamoğlu’’ gibi akla ziyan, gerçekle zerre ilgisi olmayan başlıklar attılar… Şehit verilmesini CHP ve adaylarına yıktılar.

Linç girişimi sırasında Savunma Bakanı’nın, Kılıçdaroğlu’nun korumaya alındığı evin önünden yaptığı konuşma, iktidarın mantığını ele veriyor. Bakan Akar, ‘’Değerli arkadaşlar mesajınızı verdiniz…’’ diyor…

İktidar ortağı Bahçeli ile birlikte, organize kötülüğe giden yolu açan ve insanları provoke edecek her şeyi yaptı. Muradına da erdi…

***

Peki, şehit cenazelerinden neden CHP sorumlu olsun?

PKK’nın silahlı saldırısına maruz kalan tek siyasi CHP lideri Kılıçdaroğlu iken, neden CHP suçlanıyor?

Görünen nedenleri 4 başlıkta özetlemek mümkün;

Birincisi, iktidar uzun süredir yaptığı gibi muhalefeti korkutarak sindirmeye çalışıyor. MHP desteğinde, muhalefetin güçlenmesini, ekonomik krizi gündeme getirmesini ve yönetimi devr aldığı belediyelerde yolsuzlukları ifşa etmesini engellemeye çalışıyor…

İkincisi, iktidar 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde kaybedince muhalefeti oyalayıp 1 Kasım’da yeniden erken genel seçimler yaptı. Bu 3 aylık dönemde kanlı saldırıları muhalefete ve istikrarsızlığa fatura ederek, tek başına iktidara geldi. Şimdi de bazı belediyeler de ya da tüm Türkiye’de seçimleri tekrar ettirmeye çalışıyor ve ‘kanlı senaryo’nun gündemde olduğu kaygısı var. Muhalefet vekilleri de bu endişelerini dile getiriyor. 1912’de İttihatçılar’ın yaptığı gibi yeni bir ‘sopalı seçim’ söz konusu olabilir…

Üçüncüsü, iktidar ve tabanı seçimde aldıkları ağır hezimet nedeniyle, yaşadıkları şokun etkisiyle yanan yürüklerini ‘güç sarhoşluğu’ içinde ‘intikam saldırıları’ ile soğutmaya çalışıyor. ‘Kızgın demiri soğutma’ yöntemi olarak, hazımsızların şiddet yoluyla ‘yürek soğutması’ yaşanıyor.

Dördüncüsü, iktidar uzun süredir kendi eseri gibi duran ‘’Beyoğlu’nda sarıklıları yürütmek’’, ‘’İzmir’de sarıklıları yürütmek’’ gibi eylemlerle, nabza dokunuyor ve muhalefet saflarını sıklaştırıyor. Nefreti pekiştiriyor. AKP, ‘‘kendi omuzundan ateş eden bir derin yapının’’, ‘’beyaz kuvvetlerin’’ kendisini tüketen eylemlerine şuursuzca ev sahipliği yapıyor. Kendi ayağına sıkıyor. Kendisini bitiriyor…

Gerekçe ne olursa olsun! AKP bilerek veya bilmeyerek, bu ‘organize kötülük’ sarmalının sorumludur…

***

Dahası şehit cenazelerinden birileri sorumlu tutulacaksa o da iktidardır.

Barış sürecini sona erdiren de, PKK ile Kandil’de, Oslo’da, Öcalan ile İmralı’da masaya oturan da AKP’dir. Başlattığı barış sürecini sona erdirip, yeniden şiddete dönen, Silopi ve Cizre’de sivillere de abluka uygulayan, HDP’yi engellemek için tüm hukuksuzluklara başvuran, terör örgütü karşısında yeterli güvenliği sağlayamayan da AKP’dir…

Yani birileri suçlanacaksa İçişleri Bakanı Soylu ve Savunma Bakanı Akar başta olmak üzere AKP’li bakan ve yöneticilerdir.

CHP, iktidar partisi değildir. Halkın can güvenliğini sağlamak iktidarın görevi, sorumluluğu ve varlık nedenidir.

Ancak kendi başarısızlıklarının faturasını algı operasyonları, yalan ve iftira haberlerle, en yetkili ağızlardan nefret söylemleri ile muhalefete mal etmeye çalışıyorlar.

Korkunç olan, eğitimsiz bir kitle bu söylemleri satın alıyor ve öfkelerini mesuller yerine muhalefete yönlendiriyor. İkinci kez kurban oluyorlar…

***

‘Organize kötülük’, nefret söylemleri ve kutuplaştırmanın ülkeyi tehlikeli bir noktaya sürüklediğini, muhalefeti susturalım ve bastıralım derken, AKP’yi de bitirecek bir noktaya doğru yol alıyor.

Ne diyelim, ‘’Allah’ım içimizdeki beyinsizlerin hataları yüzünden, bizleri de mahvetme!’’…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin