Keukenhof’u bilir misin?

YORUM | VEYSEL AYHAN

Keukenhof, 3 saatte gezilebilen dev bir çiçek bahçesi. Hollanda’da. Ağırlıklı olarak lale türleri var. Her bahar 7 milyon lale sergileniyor. Her yanını dolaşırsanız bitirdiğinizde 15 km. yol yürümüş oluyorsunuz. 2 ay açık kalıyor. Şu an en güzel günleri. 1 milyondan fazla ziyaretçi gelip geziyor.

Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, bana çok sihirli gelen bir hikâye anlatır:

“Küçükken babamın anlattığı bir hikâyeyi hatırlayıverdim: Bahar zamanı imiş. Dağıstan’da bir yolcu köyden köye giderken, bir dağ eteğine varmış.
Bakmış kırmızı, mavi, sarı, mor, pembe, beyaz çiçekler bu tepenin yamacını kaplamış.
Hafif rüzgârlar ile dalga dalga köpüren bu renk, ışık tufanı yolcuyu bir yıldırım gibi bir anda çarpmış, neler olmuş o anda, kim bilir neler olmuş; başlamış bağırmaya:
– Neredesin boyacı; boyacı, sen nerdesin?
Renkleri öpen bu ses, vadileri dolaşmış; köy köy duyulmuş bu ses; şehir şehir çınlamış:
– Neredesin boyacı; boyacı, sen nerdesin?
Bu zavallı meczubu çocuklar taşlamışlar; büyükler kovalamış… O, istifini bozmaz; gözü meçhul bir ufkun çizgisine dikilmiş, mütemadiyen arar, sorar, arar dururmuş.
Karanlık gecelerin korkunç hayaletleri bu soruyu dinlemiş, tipilerin feryadı, şimşek şakırtıları bu sesi boğamamış.
Kış demez, bahar demez gece gündüz dolaşır; zavallı, neyi arar?
Kim bilir neler olmuş; neler olmuş o anda? Belki ufuklar boyu uzayıp giden perde, kıvrım kıvrım sıyrılmış… Bilmem ki neler olmuş!..
Babamın tatlı sesi, hâlâ kulağımda:
– Neredesin boyacı, boyacı sen nerdesin?”

ALLAH’IN SANATINA SAYGI: KEUKENHOF

“Göz”ünü kaybetmemiş her insan için Keukenhof tam bu duyguları uyarıyor.

“Yeryüzünde Allah’ın sanatına en ihtimam gösterilen yer neresi” diye sorsalar duraksamadan “Keukenhof” diyebilirim. Tam bir ilkbahar şöleni. Onlarca renk lale… kırmızı, siyah, bulut rengi … Ve farklı bakım gerektiren diğer 20 çeşit çiçek: nergis, sümbül, zambak orkide… Baş döndürücü renkler ve kokular.

 Gezerken sık sık aklıma geldi. ‘Bediüzzaman Hazretleri burayı gezse neler yazardı, Hollanda’lılara ne iltifatlar ederdi…” diye.

Bir insanın en büyük nasipsizliği Allah’ın sanatına körlüğüdür. ‘Börtü böcek’ deyip tabiatı hakir görmektir.

Eski yıllarda İslamcı gruplar, Risale-i Nur cemaatlerini şöyle eleştirirdi:

“Siz pasif insanlarsınız! Oku oku nereye kadar? Çiceklerdeki sanat, dünyadaki düzen… Bırakın bu börtü böcek edebiyatını! Bakın biz tüm toplumu değiştirceğiz, ‘Bucak bucak köşe köşe/Kara taşa kor-ateşe/ Yıldıza aya güneşe/Hak yol İslam yazacağız…/ Her kapının eşiğine/Her sofranın kaşığına/ Balaların beşiğine/Hak yol İslam yazacağız…”

Böyle diyorlardı. Üst perdeden atıp tutuyorlardı. “Tefekkürsüz ve düşüncesiz” İslamcılık onları birer “yok edici” canavara dönüştürdü. Sonuçta vardıkları yer “İslam ve iman” yazan her şeyi yok etmek ve içini boşaltmak oldu.

Yeşili bitirmek onlara nasip oldu.

İstanbul’a beton dökmek, para uğruna tüm şehirleri betonlaştırmak onlara nasip oldu.

Nükleer santral kurmak onlara nasip oldu.

Gençliği iman ve İslamdan soğutmak onlara nasip oldu.

NEREDEN NEREYE…

Bir lale soğanının ev değerinde olduğu dönemlerde Kanuni Sultan Süleyman Flemenk büyükelçi De Busbecq ve Hollandalı botanikçi Carolus Clusius’a ilk lale soğanlarını hediye etmiş. Lale en titizce konaklayacağı mekana göç etmiş.

Gidiş o gidiş.

Böylece Allah’ın sanatına kör sözde “müslümanların”, hakir gördüğü, önemsemediği lale, Hollandalı “mümin”lerin eline geçince gerçek kıymetini ve değeri bulmuş.

Allah’ın kanunu bu: Çalışana, sanatına titizlik gösterene, tabiatı koruyana, insana insanca davranana, yarattığı mahlukata ihtimam gösterene lütüflarını yağmur gibi yağdırıyor.

Sözde “müslümanlar”sa memleketin üstüne beton döküyor, insanların evini başına yıkıyor, bebekleri zindana atıyor, dereleri kurutuyor, hayvanları katlediyor sonra da riyakarca beton üstüne lale dikip şov yapıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin