Kenan’ın ayakları!

HABER-YORUM | NACİ KARADAĞ

Vekil olduktan sonra Meclis’e geldiği arabayla tartışıldı Kenan Sofuoğlu… İnsanın içinden gelmiyordu ama ne şekilde izah edilirse edilsin, ortalıkta bir “sonradan görme”lik olduğu kesindi.

Üstelik bu gösteriyi mazbatayı almaya gittiği gün yapması ayrı bir siyasi rüküşlüktü kanaatimce.

Belki de bu sebepten, danışmanlarından, en kıdemli mentörlerine kadar AKP’li tüm siyaset hocaları, adaylara, “sakın pahalı arabalarla dolaşmayın, varlığınızı milletin gözüne sokmayan” türünden akıl verdiler belediye başkan aday adaylarına.

Sonra bastırdığı bir kartvizit düştü ortamlara.

Yine bağışlayın ama buram buram bir sonradan görmelik ve ne oldumculuk vardı işin özünde.

Kenan Sofuoğlu’nu ipe çekmek, haysiyetine saldırıda bulunmak gibi bir niyetim yok. Vaktiyle yarışmalarında heyecanlanıp “Hadi evladım, hadi çocuğum” diye nabzımızın yükselmişliği de var.

Ve biz onu açıkçası şu fotoğraftaki Kenan olarak sevdik.

Minicik yavrusunun tabutunu taşıması yüreklerimizi dağladı ve onunla, onun kadar olmasa da, ağladık…

Belki son derece normaldir ve belki de insanın kınamak yerine “Allah böyle sınamasın!” filan demesi lazımdır.

Çünkü bir insanın para ya da makamla, güçle sınanması gerçekten kolay değil. Bunu en iyi vaktiyle mağdur olan siyasal İslamcılardan görüyoruz. Şimdi zulmün şahını en zalim ve alçaklara rahmet okuturcasına gözlerini kırpmadan yapabiliyorlar çünkü.

Bilmem hatırlar mısınız, daha önce futbolcu Hakan Çalhanoğlu ile yaptığı özel bir yazışmasını da paylaşmıştı Sofuoğlu.

Ancak Kenan Sofuoğlu’nun son kepazeliği, niyeti ne olursa olsun en azından cahillik ve sakilliğin birer ibret vesikasıdır.

Masa özellikle ekmeğini memuriyet gibi alanlarda kazananlar için de, esnaf; ne bileyim bakkalından nalburuna kadar pek çok esnaf için de kutsaldır. Çünkü ekmek teknesidir o masa.

Masaya ayak uzatılması büyük bir nezaketsizlik, nankörlük ve nobranlıktır.

Nimete ihanet ve saygısızlıktır.

Dolayısıyla kabadayılar, mafyöz tipler ve densizler dışında kimse kolay kolay masaya, hele hele oturduğu kendi masasına uzatmaz ayağını.

Saygısızlığın şahıdır, padişahıdır, küfran-ı nimettir zira.

Amerikan filmindeyseniz ya da bu ülkede mafya filansanız o başka tabii.

Masaya ayağınıza uzatırsınız, “Mazlum’u getirin” diye bağırırsınız da…

Ya da bir şekilde Erdoğan’ı desteklediğiniz için vekil yapılmışsınızdır, bir sürü pot kırdıktan sonra bile akıllanmamışsınızdır ve şöyle bir paylaşım yaparsınız:

Marka ayakkabılarınız, ipek çoraplarınızı sokarsınız milletin gözünün içine.

Belki düşük zeka düzeyinizle ironi yapmayı denemişsinizdir ama en azından masaya, ekmek teknenize saygı göstermeli en azından o ayakkabıları milletin gözüne sokmamalıydınız.

Çünkü bu milletin zihninde hala alçakça bir hedef gösterme sonrasında yapılan menfur saldırı sonucu öldürülen Hrant Dink’in altı delik ayakkabılarının görüntüsü vardır.

Çünkü bu milletin hafızalarında hala, göçük altından çıkarılıp, ambulansa bindirilirken, “Çizmelerimi çıkarayım abi, sedye kirlenmesin” diyen gariban madencinin görüntüsü taptaze şekilde durmaktadır.

Anladık yapılan adam kayırmalara, alçaklıklara, haksızlıklara, fişlemelere, hırsızlıklara, yolsuzluklara vs..

Size ilişmedikçe yapılan her kötülüğe rıza gösterecek, görmezden gelecek ve üç maymunu oynayacaksınız.

Ama kardeşim;

Hiç olmazsa ayakkabılarınızı milletin gözüne sokmayın!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin