İyi bir millettir bu millet, ama…

Evet, her şeye rağmen ve her şeyden önce biz hala bir milletiz… Ve hatta iyi bir milletiz… Elbette ki her millet gibi bazı kusurlarımız olabilir… Armudun sapına, üzümün çöpüne, gülün dikenine, gözbebeğimize girmiş merteğe takılmazsak, “Bu kadarı kadı kızında da olur” vecizesini bilhakkın vird edinip, içinden geldiğimize olan imanımızı aşkla tazeler ve sonra da şevkle “hakikaten hakikatli bir milletiz” der geçeriz…

Aslında iyi bir milletiz, ama sanki biraz fazla palavracıyız. “Gemisini yürüten kaptan” deyip palavranın dibini bulanlar her millette olmaz mı zaten? Yine de kabul edelim ki yaktığı her yalan mumu yatsıyı göremeden sönmüş, gerçeğe mugayyir her sözü Washington’dan Ouagadougou’ya bütün başkentlerde yalanlanma şerefine nail olmuş bir zevatın kendilerine ölümüne inanacak on milyonlar bulabilmesi kolay kolay her millete nasip olabilecek bir haslet değildir. Nadir bulunan bu ender-i nadirattan haslet, kıymetini bilene, bilmekle kalmayıp bildiğiyle amel edene eşşiz bir güzelliktir.

HÂŞÂ… SÜMME HÂŞÂ!

Bu millet cahil midir, cühela mıdır? Hâşâ… Bu millet alık mıdır, saf mıdır? Hâşâ… Bu millet aptal mıdır? Hâşâ… Bu millet dangalak mıdır? Hâşâ, sümme hâşâ!

Önce bir güzel bataklığa çevirdikleri, sonra o bataklığın türlü çirkefini alıp bizim tertemiz milletimizin gül gibi yüzüne gözüne sürdükleri bir bölge için “Oranın sahibi biziz”, “Orada düzen kurucuyuz”, “Orada bizden habersiz yaprak kıpırdamaz” diyenlere, tüm dünyanın alay konusu olan itibarsızlıklarına aldırmadan “büyük dünya gücüyüz”, “dünya lideriyiz”, “tüm dünya bizi kıskanıyor” palavralarına bugün hala avuçları patlarcasına alkış tutuyorsa şayet, bu, milletin cahilliğinden, saflığından, aptallığından ya da dangalaklığından ötürü değil. Tam tersine bu aziz ve necip milletin su katılmamış insaniyetinden ötürüdür. Hiçbir günahlarından utanmayan, hiçbir kepazeliklerinden arlanmayan, hiçbir hatalarından pişmanlık duymayan ülkenin başındaki malum tıynettekileri bir de kendilerinin rezil rüsvağ, mahçup ve kepaze etmeme hassasiyetindendir.

Yoksa bu millet, yerine göre boyun damarlarını şişirip yüzlerini kızartarak “Eyy ABD…, Eyy Rusya…, Eyy İsrail…, Eyy  Avrupa…, Eyy Almanya…, Eyy İran…. Eyy….” diyenlerin, “eyy!..” diye hitap ettiklerinin her birinin önünde üç gün sonra ayrı ayrı nasıl yaltaklanıp diz çöktüklerini göremeyecek kadar ne kör, ne akılsız, ne ahmak, ne de aptaldır. Kör, akılsız, ahmak, aptal değil ama iyi bir millettir bu millet. Cebindeki üç kuruş para iyice pula dönerken, gözlerinin önünde sofrasındaki ekmekten her gün birkaç dilim azalırken, ekonomi gümbürtülü bir çatırtıyla çökerken bile moralini yüksek tutup üç vakte kadar Türkiye’nin dünyanın en güçlü 10 ekonomisi arasında yer alacağına olan inancını yitirmeyecek kadar da civanmerttir bu millet.

BULUNMAZ HİNT KUMAŞI

Hele bu eşsiz milletin izzetine, haysiyetine, namusuna, şerefine, ahlakına diyecek yoktur. Namus, şeref, ahlak konusunda adeta bulunmaz Hint kumaşıdır bu millet. Asıl bu konuda eşi menendi yoktur cihanda. Hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşvetçiliği, gaspçılığı, haramiliği ayyuka çıkmış birilerini alıp göklere çıkarıyor, baştacı ediyorsa şayet bu millet, kendi gözleriyle ayan beyan gördüklerine rağmen baştacı ettiklerini en az kendisi gibi saf ve temiz bildiğindendir. Yoksa mevzu namus, izzet, şeref, haysiyet, ahlak olduğunda mangaldaki külün lafı şöyle dursun, alimallah, bütün her şey teferruattır bu millet için.

Bu millet, hem öyle göründüğü gibi kolay kolay kül yutacak bir millet de değildir ha! Tamam, belki tamamen duygusal sebeplerden ötürü sevdiğine toz kondurmaz bu millet. Tamam, bu millet bırakın balçığı çamuru; gerektiğinde azıcık tozu toprağı bile görmemek için toz pembe gözlükleri nerede kuşanıp nerede kuşanmayacağını da çok iyi bilir. Yine de koca koca para kasalarına, avro-dolarla dolu ayakkabı kutularına, banyolarda lifler arasına sıkıştırılmış banknotlara; villalarda istiflenen milyonlarca dolar ve avronun kaderine dair “sıfırla oğlum”, “sıfırlayayım bıbıcım” veya “alma oğlum alma, nasıl olsa kucağımıza düşecekler” tapelerine ve benzeri binbir rezilliklere ses çıkarmaması bu milletin şerefsiz, haysiyetsiz, namussuz, ahlaksız olduğunu göstermez. Bunlar sadece bu aziz milletimizin yeri geldiğinde dünya malına, özellikle elin elindeki elin kirine (malumunuz büyüklerimiz parayı “elin kiri” olarak görür) ne kadar kayıtsız olabileceğini ve tabii ki gerektiğinde gerektiği kadarını sergilediği eşsiz ve engin kalenderliğini gösterir. Bu necip milletimiz hakkında başka türlüsünü düşünmek de imkansızdır zaten.

CÜNUN HALİYLE NEYİ NEREYE KOYACAĞINI ŞAŞIRMAK…

Ne mutlu ki bize, milletimiz izzetsiz, haysiyetsiz, namussuz, şerefsiz ve ahlaksız bir millet değil. Bakmayın siz, pek belli etmez ama, bu millet haddizatında çok alicenap bir millettir de. Bu millet, millet ve ümmet için gerektiğinde adeta bir tekke sufisinin yolunu yol eyleyip egosunu, enesini, benliğini aşarak ardan namustan sıyrılacak kadar pür-ü pak bir millettir. Yoksa, aksi olsa bu millet, “Bu milletin … na koyacağız” diyen işadamını tüm milletin gözdesi haline getirir miydi hiç? Bu millet, duyduğu (la)ilahi aşkı sinesinde kaynatıp, kaynar ateşin narına yanıp millete somut sevgiye dönüştürerek tecrübe ettiği o her kula nasip olmayacak cünun haliyle neyi nereye koyacağını şaşıracak kadar kendisinden geçmiş bu tür müstesna işadamlarını mevcut değerlendirme şeklinden farklı değerlendirmiş olsa, o güzel isimlerini birer şeref ve namus payesi olarak en trendy, en güzide camilere, milletin mevcut haline en layık o ilahiyat fakültelerine isim olarak verir miydi hiç? “Bu milletin … na koyacağız” sözüne, şayet bazı kötü niyetlilerin niyetiyle yaklaşmış olsa idi, bunları yapacak kadar haysiyetsiz olabilir miydi ki bu millet? Ne münasebet!..

Bu millet bazı başka yoz milletler gibi apaçık haksızlıklara, kanırtan hukuksuzluklara göz yumacak, hadsiz zulümleri görmezden gelecek, zalimleri hoş görecek, zalimin hedefe koyduklarını hedefe koyacak, onun vur dediğini mazoşist zevkler alarak öldürecek, önlerine delilsiz kanıtsız düşman ve hain diye sürülenleri linç etmek için şuursuz sürülermiş gibi linç tugaylarına dönüşecek, haramiliklere alkış tutacak, gasplardan kendisine de belki bir pay düşebileceğini umacak kadar ne haysiyetsiz, ne şerefsiz, ne alçak ve ne de ahlaksız bir millettir. Kabul edelim ki bu millet, iyi bir milletir. Hoş bir millettir.

BAŞKA TÜRLÜ OLAMAZ, AMA…

İyi bilin ki bu millet haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliklere destek olacak kadar haysiyetsiz olamaz. En alçak haramiler gibi ahlaksızca harama el uzatamaz. Utanmaz şerefsizler gibi yalana, iftiraya alkış tutamaz. Yezidleri bile utandıracak şekilde, yeni doğmuş bebeklere kadar uzanan insanlık dışı zulümler karşısında dilsiz şeytanlara dönüşüp insanlığından çıkamaz. Haramilerin ahlakıyla ahlaklanıp, dinini-imanını şarlatan dinbazların dinine satamaz.

Bu millet iyi millettir. Hoş milletir. Hakperesttir, adildir. Azizdir, neciptir, mümtazdır. Başka türlü olamaz. Başka türlüsünü de yapamaz. Bir millet şayet bunları yapar hale gelmişse zaten her türlü belaya, musibete ve en beterinden ilahi gazablara da fazlasıyla müstahak olmuş demektir.

Milletimiz iyi bir millettir. Hoş bir millettir. Endişe ettiğimiz bir hale gelmekten Allah milleti muhafaza etsin. Ama şayet zaten o hale gelmişse, ne diyelim, tez elden Allah müstahakını versin!

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin