İnsan Hakları Komiserlerinden acı tespit: Durum iç açıcı değil

HABER | MEHMET DİNÇ – STRAZBURG, Tr724

Avrupa Konseyi bünyesinde 1999 yılında kurulan İnsan Hakları Komiserliği, 20. Yılında 3 eski komiser ve mevcut komiser Dunja Mijatovic’in katıldığı “geçmişten günümüze Avrupa’da insan hakları” konulu panel düzenledi. Tr724’ün yerinde izlediği programda geçtiğimiz 20 yılın değerlendirmesi yapıldı. Panelde konuşan eski ve yeni komiserlere göre, karşı karşıya bulunduğumuz durum hiç de iç açıcı değil.

Türkiye, Rusya, Azerbaycan gibi ülkelerdeki insan hakları ihlalleri her geçen gün daha kötüye giderken, Avrupa Konseyi, İnsan Hakları Mahkemesi ve İnsan Hakları Komiserliği gibi kurumların mücadeleleri yetersiz kalıyor. AİHM’de en fazla dava dosyası bulunan Türkiye ve Rusya gibi ülkelerin insan hakları ihlalleri diyalog yoluyla çözülmeye çalışılırken bu ülkeler konseyin ve mahkemenin yapıcı adımlarını suistimal etmeye devam ediyor. Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlenen kitlesel hak ihlalleri karşında AİHM, Avrupa Konseyi, İnsan Hakları Komiserliği ve İşkenceyi Önleme Komitesi gibi kurumlar yeterli ve gerekli adımlar atamadı. Avrupa’nın ve tüm dünyanın gözü önünde Rusya, Türkiye, Macaristan, Azerbaycan gibi ülkelerde ağır hak ihlalleri ve işkenceler devam ederken, uluslararası kurumlar sadece deklarasyon ve rapor yayınlıyor.

Gil-Robles: İnsan Hakları komiserinin görevi deklarasyon yayınlamak değildir

1999-2006 yılları arasında ilk insan hakları komiseri olarak görev yapan Alvaro Gil-Robles tabloyu “panorama çok kötü” şeklinde yorumlarken, “insan hakları komiserinin görevi, konuşmak veya deklarasyon yayınlamak değildir, diplomatik ve politik çözümler üretmektir” şeklinde değerlendirdi. “Şu anda anguazlar yaşıyoruz, popülizm ve göçmenler gibi bir çok iş ilerlemiyor. Din, dil, ırk veya politik düşüncesini ayırt etmeden, başkasını kendi konumunda kabul ederek, hoşgörüyle birlikte yaşamalıyız. Şu an çok büyük bir şantiyede çalışıyoruz, yarım konuşmamalıyız, gerçeği konuşmalıyız,  tüm ülkeler için zor bir durumdan geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi genel sekreteri  Thorbjorn Jagland, oturumun açılış konuşmasında “Komiserlik kurulurken dinamik, bağımsız ve eylem odaklı bir kurum olarak tasarlanmıştı. Ayrıca kurum, Mahkeme kararlarının ulusal düzeyde uygulanmasını sağlamaya yardımcı olur ” dedi.

Avrupa kötü zamanlardan geçiyor

Alvaro Gil-Robles, Avrupa’nın kötü zamanlardan geçtiğini söylerken tüm ülkelerin insan haklarını savunmak için çabalaması gerektiğini anlattı: “İnsanın önemini unuttuk. Diğer şeylerin yanı sıra, Konsey ve Komiserin rolü hayır demek, insan haklarının temel olduğunu hatırlamak ve hükümetlerle çalışmaktır. Kapıları açmalı, kapatmamalı, işleri daha iyi hale getirmeye çalışmalı. İnsan hakları komiseri devletlere karşı değil, devletlerle birlikte çalışmalıdır. Kanunların değişmesi için sorumluluk almalıdır . Yeni kuşaklara, özellikle de okulda insan haklarının edinilmediği gerçeğini aktarmayı unuttuk. Popülizmin, aşırılıkların yükselişini görüyoruz. 20 yıl sonundaki durum pek parlak değil, tabloya baktığınızda çok sorun var.”

Diktatörlere karşı mücadele ifade özgürlüğü ve demokrasi değerlerini savunmalıyız

Gil-Robles’den sonra 2006-2012 yılları arasında  komiserlik görevini üstlenen Thomas Hammarberg ise  LGBT’lerin sorunlarına değinerek haklarının savunulması gerektiğini söyledi.  “Ne yazık ki çoğu zaman baskı kazanıyor, diktatörlere karşı mücadele, ifade özgürlüğü ve demokrasi değerlerini savunmaktır.” dedi.

Nils Muiznieks: Suriye olayını okuyamadık

2012-2018 yılları arasında görev yapan Nils Muiznieks , kendisinden önceki komiserlerin güzel bir miras bıraktığını ifade ederken, insan haklarını daha da sağlamlaştırmak için uygulamalar yaptığını söyledi, bir taraftan da Avrupa olarak bazı olayları tam okuyamadıklarını itiraf etti.

“Ukrayna ve mülteci olaylarında yanıldık, temel problemi anlayamadık. Aşırı sağcıların söylemleri etkili oldu. İnsan hakları, göçmen hakları gibi söylemler aslında sol’un söylemleri ama aşırı sağ her tarafı domine etti. Irkçılık ve popülizm arttı. Suriye olayını, sadece orada kalacak, Avrupa’ya gelmeyecek sandık…..” itirafıyla aslında Avrupa’nın son dönemdeki siyasal durumunu da gözler önüne serdi.

Dunja Mijatovic: Tüm enerjimi, insan haklarını savunmaya harcıyorum

Görünürlüğü artırmak ve güçlendirmek için Sosyal medya ve yeni teknoloji ürünlerinin kullanılması gerektiğini vurgulayan Dunja Mijatovic, sahada çalışan herkesin  işinin zor olduğunu belirtirken zorlukları aşmak için 47 üye devletin ortak çalışma içinde olması gerektiğini hatırlattı: ‘Birçok devletle sorun yaşıyoruz fakat diyalog yolunu seçiyoruz, savaşmaya devam etmeliyiz. Tüm enerjimi, insan haklarını savunmadaki deneyimimi de ortaya koyarak, Lgbt, kadın ve  çocuk hakları gündemimde en ön sıralarda olacak.’

Eski komiser Gil-Robles: Çok zaman kaybettik

Eski komiser Gil-Robles, tekrar söz alarak şu mnemli noktalara değindi: “Gençlerin müdahil olması açısından, çok zaman kaybettik, hangi ülkeden olduğu önemli değil, değerlerin korunması açısında gençler etkin olmalı. Demokrasi değerleri için, sosyal sorumluluk almalı, , avukat, doktor, öğretmen hangi meslek olursa olsun her vatandaş, başkasının dini, politik görüşü, ırkı  veya düşüncesine saygı duymalı. Bu en temel değerdir. Medya çok önemli, değersizleşmemeli, orası da formasyondan geçmeli, gençler, yabancılara ve göçmenlere yardım, etmeli ve bu düşünce forme edilmeli. Demokratik ve özgür bir Avrupa için çevrenize bakın, milyonlarda insan yârdim bekliyor. Zaman kaybetmeden, başkalarına yardım etmeliyiz insan hakları ve özgürlükler konuşulmalı. Sadece konuşma değil, bütün aşırılıklar ve  popülizm kötüdür. Biz çoğulcu ve zengin bir topluma sahibiz ve öyle olmalıyız. Sorunları gizleyemiyoruz, dürüst olmalıyız. Sonra ne yapacağımız hakkında konuşabiliriz.”

Panelin sonunda mesajlarını ileten komiserler, temel insan hakları ve demokrasi değerlerine saygılı olmanın tüm insanlık için gerekli hatta zorunlu olduğunu belirttiler.

Gil-Robles, eğitimin, insan hakları ve vatandaşlık konusundaki yetersizliğinin yanı medyanın insan hakları değerlerinin aktarılmasındaki rolüne vurgu yaparken,  insan haklarının yararlarının eğitim yoluyla aktarılması gerektiğini savundu. Hammarberg, gençleri insan hakları seferberliğine çağırdı, insan hakları hareketine duyulan ihtiyacı dile getirdi.

İnsan haklarına getirilen sınırlamaların daha fazla ihlal oluşturduğunu söyleyen Muiznieks ise “Dışarıya çıkın ve bir dernek bulun, yaşlılara, çocuklara, kadınlara, göçmenlere, Romenlere yârdim edin” mesajı verdi.

Komiser Mijatovic, düzenli olarak gençlerle iletişim halinde olmanın yollarını bulmanın önemini vurgularken, komiserliğin insan hakları ihlalleriyle başa çıkmak için kurulduğunu ve bağımsız bir kurum olarak kalmasının önemine değindi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin