AnaSayfa»Manşet»İhbarcı ev kadınının olmayan yeğeni ve bir gazetecinin hikâyesi [Mehmet Yıldız]

İhbarcı ev kadınının olmayan yeğeni ve bir gazetecinin hikâyesi [Mehmet Yıldız]

4
Paylaşımlar
Pinterest Google+

ADALET SİZİN NEYİNİZ OLUR?

30 Temmuz 2016 günü 23.00 sıralarında ellerinde ağır silahlar olan bir grup polis, eski Zaman muhabiri bir gazetecinin evini basar. O esnada evde kimse olmadığı için gazetecinin yakınları telefonla aranır. Eşi ve kayınpederi kısa süre sonra eve gelirler. Kapı açılır ve evdeki suç (!) delilleri, Aksiyon dergisi, Yeni Bahar ve şüphelinin eski çalıştığı Zaman gazetesinin yayınladığı kitaplar başta olmak üzere hepsi de titizlikle toplanır. Tabi her Cemaat mensubunun evinde bulunan en tehlikeli silah (!) 1 doları da unutmamak lazım. O gece evde bulunan Oktay Usta’nın yemek kitapları dahil her türlü kitap alınıp götürülür.

Haberi alan muhabir, o esnada bulunduğu Ankara’dan döner ve 1 Ağustos 2016 günü emniyete giderek teslim olur. Gözaltı işlemleri yapılan muhabir, nezarethaneye alınır. 2 kişilik nezarethanede 8 kişi vardır ve yatacak yer yoktur. Günlerce beton zemin üzerinde yatmak zorunda bırakılır. Nihayet 9. gün polis tarafından ifadesi alınır ve ardından Silahlı Terör Örgütüne üyelik suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine konulur. Şimdi o gazeteci ve kayınpederi şirin bir Anadolu şehrinin cezaevinde, 14 kişi kapasiteye sahip olduğu halde 45 kişinin kaldığı koğuşlarda çilesini doldurmakta.

***

Gazeteci gözaltında bulunduğu sırada bir ihbarcı ortaya çıkar. Ev hanımı olan ihbarcı, emniyete bizzat gelerek 3 kişi hakkında ihbarda bulunur ve ifade verir.

Birisi abisinin oğlu astsubaydır. Aslında çok da zeki bir çocuk olmayan abisinin oğlu, Cemaat yurtlarında kalmış ve Cemaatin desteğiyle astsubay yapılmıştır. Bizzat halası tarafından gammazlanan astsubay yeğenin her ay maaşının yüzde 10’unu himmet olarak verdiğini de bu ihbardan öğreniyoruz.

İkinci isim ihbarcının komşusudur. İhbarcıya göre 10-15 yıl öncesine kadar işsiz güçsüz olan şahıs, Gülen Cemaati ile tanışınca birdenbire köşeyi döner. Kavuştuğu muazzam servetle bir kasap dükkanı açar! Bank Asya aracılığıyla aslında bir ‘terör örgütü’ olan Cemaate düzenli olarak para yardımı yapmaya başlar. Tabi bu ihbarı alan polisler, kasap dükkanı açmak için muazzam bir servete ihtiyaç olup olmadığını sormamışlardır. Diğer yandan Cemaatle tanıştıktan sonra mali durumu düzelen şüphelinin, hem para yardımı yapıp hem de nasıl serveti yaptığını da merak da etmemişler. Çünkü o bir FETÖ mensubu!

Üçüncü isim komşunun damadı gazeteci. Çalıştığı işyerine kayyım atandıktan bir süre sonra işini kaybeden gazeteci, içine düştüğü ekonomik sıkıntı yüzünden okulların kapanmasıyla birlikte 2016 Haziran ayı sonunda memleketine taşınır. Henüz 2 hafta önce mahallesine taşınmış olan gazeteci hakkında her türlü istihbaratı toplayan ihbarcı ev hanımı büyük resmi görmüştür. Emniyete verdiği ifadede, 15 günlük komşusu gazetecinin Gülen Cemaatinden olduğunu, ‘hemen her ay Amerika ülkesine gittiğini, o ülkede akrabası veya yakını olmadığını, bu sebeple Fethullah Gülen’le görüşmek amacıyla’ bu seyahatleri yaptığını düşünmüştür. İhbarcı ev hanımının ifadesine göre 15 Temmuz sabahı gazeteci ve kayınpederi birlikte Ankara iline kendisinin bilmediği bir yere toplantıya gitmişlerdir!

Vatandaşlık görevi gereği bu ihbarı yaptığını belirtir  ve ifade son bulur.

İfadeyi alan polisler 15 günlük komşusunun her ay ‘Amerika ülkesine’ gittiğini nasıl bildiğini sormamışlar elbette.

***

Aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra polis tarafından düzenlenen ‘araştırma tutanağı’ndan öğreniyoruz ki ihbarcı ev hanımının öyle bir yeğeni yokmuş! Olsaydı şu ana kadar çoktan tutuklanıp cezaevine gönderilecekti. Polis bilgi almak için telefonla kendisini aradığında konuşmak istemediğini belirtmiş.

Geçen duruşmada mahkeme başkanı, 15 Temmuz günü Ankara’da hangi toplantıya ne için gittiklerini gazeteciye sormuş. Öyle bir seyahat hiç olmamış tabii ki. Gazeteci ve kayınpederi 15 Temmuz günü bir yakınlarının düğününe katılmak için komşu şehre gitmişler. Allah’tan orada bulunduklarına dair ellerinde fotoğraf ve video kaydı varmış ki onu ibraz etmişler şimdilik.

İhbarcı ev hanımı, polise verdiği ifadeyi mahkeme huzurunda da vermesi için gazetecinin yargılandığı mahkeme tarafından davet edimiş ama ona da gitmemiş. Neyse ki hakkında zorla getirilme kararı çıkarıldığı için önümüzdeki duruşmaya gelir ve her şeyi anlatır diye bekliyoruz şimdilerde. Bakalım mahkeme kime inanacak…

Önceki Yazıları:
Trump’la fotoğraf çektirmenin maliyeti - 25 Eyl 2017
Ya 15 Temmuz olmasaydı? - 14 Eyl 2017
Havuz medyasından Damat Berat’a ‘racon’ boykotu mu? - 24 Ağu 2017
Türk tipi Masumiyet Karinesi: Masumiyetini ispat edinceye kadar herkes suçludur! - 17 Ağu 2017
Avukatlar kime çalışıyor? - 10 Ağu 2017
Yargı talimat manyağı oldu - 05 Ağu 2017
Ne yapalım, adalet için IŞİD’e militan mı yazılalım? - 31 Tem 2017
Tanık gelip sanık çıkacaklar… - 28 Tem 2017
İhbarcı ev kadınının olmayan yeğeni ve bir gazetecinin hikâyesi [Mehmet Yıldız] - 17 Tem 2017
Korkak ve yalancı bir yayın yönetmeni [Mehmet Yıldız] - 13 Tem 2017
önceki yazı

Katar, müttefiki Erdoğan'a ve AKP hükümetine rağmen Güney Kıbrıs'la anlaştı; çalışmalar 2018'te başlıyor

Sonraki yazı

Erdoğan Cumhuriyeti [Vehbi Şahin]

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir