Hizmet’te ‘kadının adı’ var mı?

YORUM | VEYSEL AYHAN

Her ‘güç’ aynı zamanda bir imtihan unsurudur. Güçlü olup zulmetmeme imrenilesi ve nadir bir seciyedir. Kadın, fiziken erkeğe göre zayıftır. Erkek bu bedeni farkı zulmederek suiistimal eder.

Peki bu geleneksel ve töresel durum bizde nasıl?

Kadınlar Hizmet’in ilk dönemlerinde pek hizmet imkânı bulamıyordu. Ama bu dengesizlik şimdi nisbi olarak aşılmış gibi. Kadınlar şimdilerde hemen hemen irşad ve tebliğin her diliminde fiilen bulunuyor. Bin bir zorluğa rağmen Hizmet’e koşuyorlar.

Dışarıdalar, okuldalar, dernekteler, kermesteler, sohbetteler…

Ve bir de bu dönemde Hz. Hatice’lerle, Hz. Aişe’lerle; Hz. Fatıma’larla ve Rabiatü’l Adeviye’lerle diz dize olmak için tarihte hiçbir zaman yaşanmadığı kadarıyla hapishanedeler.

Yazı konum bu değil. Onları takdir bana düşmez. Herkese kahramanlık dersi veren bu kadınları takdiri Hz. Hatice validemize, Hz. Meryem ve Hz. Asiye’ye bırakıyorum.

ÂDİL İŞ BÖLÜMÜ

Konum; Hizmet’te bu kadar fedakârane koşan kadınların kadrinin bilinip bilinmediği…

Onları rencide edip örseliyor muyuz? Yoksa iş, zulme kadar varıyor mu?

‘Az olabilir’, ‘abartıyorsun’, ‘lokal’ diyen de çıkabilir ama pek çok örnek var.

Çalışan kadınla evde adil bir iş bölümü yapmamanın faturası dışarıya yansıyor.

Öğretmenlik yapıyor; Çocuk baktığını unutuyoruz. Erkekle aynı performansı göstermesini bekliyoruz. Erkekle aynı performansı gösterdiğinde ise sen kadınsın ‘bunu al, sana yeter’ diyoruz.

Onun evdeki sorumluluklarını unutup gece vakti toplantı koyuyoruz: ‘İsterse gelmesin!’

Kadınların verimli bir şekilde Hizmet etmesini istiyorsak onların tüm zorluklarını göz önüne alan haftalık bir çalışma takvimi, mesai çizelgesi hazırlamamız gerekir.

Bunu yapmıyorsak bir de buyurgan ve ezici bir üslupla idarecilik yapıyorsak o işin bereketi olmuyor. Hizmet’in parasını tasarruf hakkım olması bana o parayla -kadın erkek fark etmez-insanları dövme hakkı vermez. Bunu yaparsam kendi çapımda küçük bir “zalim” olurum.

SÖZLÜ ŞİDDET

İnsan aklen alt edemediğini fiziki ve sözlü şiddetle yenmeyi ve ezmeyi düşünür. Yaygın olan bu.

Bir ‘kadına şiddet’ türü olarak -farkında olarak veya olmayarak- bol bol hakaret ediyoruz: “Kimseyi zorla tutmuyoruz, dileyen durur, dileyen gider” “Bana ayak uyduran kalır, uydurmayan gider” gibi üst perdeden ve kibirli cümleler kuruyoruz.

Hocaefendi’nin bize öğrettiği şekilde Hizmet’ten ayrılmaya kalkanın ayağına kapanıp “aman gitmeyin” diye yalvarmaktansa “Beğenmeyen gider” diyebiliyoruz.

Kimi zaman da “Yarın öbür gün evlendiklerinde ne olacağı belli olmaz, emek boşa gitmesin!” diye kehanetle strateji ürettiğimiz de oluyor.

İltifat etmeyi beceremiyoruz: “Abla, abi gibi ablasınız, hiç abla gibi değilsiniz!” diyoruz.

Hocaefendi insanlarla bir arada otururken ceketini çıkarmak için bile nezaketle izin isterken biz namaz hazırlığını nezaketsizce yapabiliyoruz. Çoraplarımızı fırlatıp paçaları sıyırabiliyoruz.

Erkeklere “Bay” demeyip kadınlara “Bayan” diyoruz.

WhatsApp gruplarında onların varlığını yok sayıp “abiler” de “abiler” diye mesajlar atıyoruz.

EN FARK EDİLMEYEN ZULÜM

Kadın akşama kadar koşturuyor. Yoruluyor. Eve dönüyor. En fazla kendisi kadar yorulmuş olan erkek, kendisinden yeni “hizmet”ler bekliyor. Yemek, bulaşık, çamaşır, çocuk bakımı…

Dışarıda çalışan hanımından, ev hanımı olan kendi annesi gibi bir mesai bekliyor.

İşte bu zulümdür.

Eğer iki taraf da çalışıyorsa ve ev işlerinde paylaşım yoksa erkek kadına zulmetmiş olur. Çocuk bakma sorumluluğu kadına münhasır değildir. Ev işlerini ve çocuk bakımını geleneklere tabi olup tamamen kadının üstüne yıkmak bir zulümdür.

Zulmeden erkeğin hayatından “bereket” kalkar. Zulmün yaşandığı hiçbir çatı altında Rıza-yı ilahi kazanılmaz.

İşimize gelmediği için ev işlerine yardım eden peygamber örneklerini unutuyoruz.

“Efendimiz(sav) evde elbiseleri temizler, koyunları sağar, yırtığını yamar, pabucunu tamir eder, evi süpürür, devesini bağlayıp yemini verir, hizmetçi ile beraber yemek yer, onunla hamur yoğurur, çarşıdan aldıklarını kendisi taşırdı.” “Evini tamir ederdi.”

(Riyazüs Salihin)

İşte böyle bir peygamberin takipçileri olarak eve gelince tüm işleri bizimle aynı saatlerde eve gelen eşimize yıkıyoruz. Kadın bir “köle” gibi çalışıyor. Erkek ise “köle” sahibi olarak bir kenarda şahsına hizmet bekliyor! Gecikince afra tafra yapıyor.

Maalesef en fark edilmeyen zulüm, kadına yapılan zulüm.

KILIBIK VEYA MAGANDA

Bir de bedevice kendini savunma var ki o da şu cümlede gizli: “Kılıbıklık mı yapalım?”

Ev işi yapmak erkeği kılıbık yapmaz ama erkek hem hiçbir iş yapmıyorsa ve bir de sözlü şiddet uyguluyorsa belki kılıbık olmaz ama olsa olsa dört başı mamur bir maganda olur.

Kimin kime karşı yaptığı önemli değil. Bir evde zulüm varsa o evde bereket olmaz.

Aslında ilerde kendi kızımıza yapılmasını istemediğimiz şeyi eşimize yapmasak tüm mesele çözülecek.

Bir de kadına âdil davranmak isteyen, ön planda hizmet etmesinden gocunmayan erkeklere tepeden bakma, tahfif etme, acınacak durumda olduklarını ima etme hatta mobbing uygulama var ki akıl alır gibi değil.

MOBBİNG

Erkek olarak güzel güzel oturup en kudsi mekanlardan istifade edebiliyoruz. Ama onlara gelince elimizin tersiyle öteye itiyor. Caminin veya mescidin bir kenarında oturup sessizce dinlemelerine izin vermiyoruz, paravanlarla duvar örüyoruz. Bencillik yapıp dünya gözüyle vaaz dinlemelerine engel oluyoruz. Oysa buna ne sünnetten ne de başka bir kaynaktan delil bulamayız.

DULLUK TÖRESİ

Efendimiz’in (sav) Hz. Aişe dışındaki evliliklerinin hepsi dul kadınlarladır. Altın silsilenin başındaki kadına yani Hz. Fatıma’ya annelik, dul bir kadına Hz. Hatice validemize nasip olmuştu.

Ama biz ‘sünnet’i bilmiyoruz. Bir kere evlenmişse veya yanlış bir evlilik yapıp ayrılmışsa bir de çocukları varsa bunu menfi bir durum olarak değerlendiriyoruz. Kutsi bir bereket kaynağını elimizin tersiyle itiyoruz. Kadını yalnızlığa ve çaresizliğe itiyoruz. Efendimiz çoğu zaman “terkedilmiş”, “yalnız kalan” ve “güç durumda” olana el uzatmış, onlara pozitif ayrımcılık yapmıştı.

Asla nefsi olmamayı örneklendirmişti. Ama biz sünneti, su içme şeklinden ibaret bildiğimiz için “İlle evlenmemiş olacak” diye bir cahiliye kuruntusuna saplanmışız.

Nasılsa kadınlar dul oluyor ama erkekler hiçbir durumda “dul” olmuyor!

Sünnet’i değil cahiliye adetlerini, vahşi töreleri tercih ediyoruz.

Kimisi boşanıyor, kadını bir tarafa fırlatıyor ertesi gün hicab etmeden “hiç evlenmemiş” birini bulmaya koşuyor.

Çünkü niyetimiz bereket ve rızayı ilahi değil, sadece nefsi tatmin.

Hz. Aişe validemizin çocuğu olmamıştı. Ama o evin en nadide ferdi idi. Bize gelince biz çocuğu olmayan kadını küçümsüyoruz.

Kadınlar tarihin hiçbir döneminde bu kadar organize bir şekilde hizmet imkânı bulamadılar. Evet doğru. Şimdi bu imkân var. Ama bu aynı zamanda onları tahkir ve tezyif etme tehlikesini de beraberinde getirdi. Efendimiz (sav) kadınları “camdan yapılmış şişeye” benzetir. Bununla kadının narinliğine, kırılganlığına ve onlara kibar davranmak gerektiğine işaret buyurur.

Bize gelince biz; eşi Safiyye Validemizin deveye binmesi için dizini kırıp merdiven yapan bir peygamberin(sav) takipçileri olarak her vesile ile kadınları ya rencide ediyoruz veya eziyoruz.

Baştaki soruya döneyim: Hizmet’te ‘kadının adı’ var mı?

Kadının adı var ama katedilmesi gereken bayağı mesafe de var.

Allah, adalet ve vicdan vüsatı lütuf buyursun.

Kadını doğru bir pozisyonda konuşlandırmadan Hizmet’in dünyaya anlatılması çok zor.

30 YORUMLAR

  1. Yeri gelince biz kadınlar”teşekkür ederiz”demesini de biliriz…Gözlemlerinizin sonucunu erkek kimliğinizle ve kalemininizin ifade deryasıyla kadın olarak okuyunca samimi içten TEŞEKKÜR ETMEYİ kendi adıma duygusal yük hissettim…
    TEŞEKKÜR EDERİM…

  2. Yeri gelince biz kadınlar”teşekkür ederiz”demesini de biliriz…Gözlemlerinizin sonucunu erkek kimliğinizle ve kalemininizin ifade deryasıyla kadın olarak okuyunca samimi içten TEŞEKKÜR ETMEYİ kendi adıma duygusal yük hissettim…
    TEŞEKKÜR EDERİM…

  3. Yönetim kurullarında kadın var mı
    Cevap koca bir sessizlik
    Anadolu hizmet anlayışı bazı yerlerde dar geliyordu Evrensel hizmet anlayışı fiili olarak bir çok meseleyi çözecek gibi duruyor. Yol iki görünüyor dostlar ya evrensel olacağız ya da yıkılıp gideceğiz.
    Soruya tekrar gelelim.
    Niye yok Olsa da çok ama çok az.
    Piramit gibi
    Hizmetin her alanında önleri açılmalı ve istihdam edilmeliler ki yönetim kurullarında da olabilsinler.
    İdareci olmazlarsa yönetim kurullarında nasıl olacaklar ki.
    Ataerkil ya da erkeğe dayalı aile, hizmet ve belki de din anlayışımızı olması gereken yere çekmemiz lazım.
    Yoksa dünyaya açılma vb hedefler hayal olarak kalır
    Son bir not
    Bu süreç çok hayırlara vesile oluyor özellikle içerde.
    Usulune uygun sorgulamalar yapılıyor kılı kırk yararcasına ki kazanan hizmet oluyor insallah.
    Ağır olarak başlayan ve seyreden süreç özellikle içerdeki kazanımları itibariyle çok çok hayırlara gebe imiş gibi duruyor.
    Kazanımların bir tanesi de bu. Hanımefendilerin istihdamı ve hakkettikleri konumlara gelmeleri her açıdan.
    Bu hizmette galiben iki isim hükmediyor
    Biri Rahim diğeri de Hakîm
    Rahim ismi sefkat manasıyla ele alındığında kadınların gelecekteki rolleri parlak görünüyor sanki.
    Tabii bu bir bakış açısı.

  4. böyle yazılara gerçekten çok ihtiyaç var.
    yazdiklariniz bir kadın tarafından dile getirildiğinde feminist damgası yemesi kaçınılmaz.Hizmetteki insanların kendilerinde net olrak geliştirmeleri gereken en temel husus; muhatabimizin cinsiyeti,makamı,yaşı,işi vs. ne olursa olsun karşımızdakinin eşref-i mahlûkat olduğunu hatırlamak…
    yazı için tekrar kaleminize sağlık…

  5. Kaleminize kuvvet olsun. Bir erkek olarak bile rahatsiz oldugum cok konular oldu. Bunlarin gundeme getirilip uzerinde dusunulmesi cok onemlidir bence.

  6. Allah razı olsun. ‘Allah, adalet ve vicdan vüsatı lütuf buyursun’ demişsiniz. Yürekten Amin diyorum. Bir erkekten bunları okumak o kadar iyi geldi ki… Allah ebeden razı olsun.

  7. Veysel Bey onemli noktalara deginmissiniz.Kadin ve Aile ilmihalimizi yazan ekip bile sadece erkeklerden olusuyor.Danisma heyeti olarak bile olsa bir kadinin adi yok .

    Ayrica erkeklerin yaptigi bu bagnazligi kraldan cok kralci olan kadinlar da yani Ablalar da acimasizca yapiyor. Usul bu cunku..

  8. Tesekkurler Veysel Bey.. Yetmez ama evet.

    Kadin ve Aile ilmihalimizi yazan ekibin icinde bir kadinin adi yok danisma heyeti bile olsa..

    Ayrica kraldan cok kralci bazi kadinlar yani Ablalar da ayni seyi hatta bazen daha agirini reva goruyor kadinlara..Hele ki sozlu siddet kisminda.

    Bi de hamilelik ve lohusalik zamanlarinda yuzyuze gelinen az izin ve agir calisma kosullarinin aynen devam etme mevzusu ayri bir yazi konusu belki.

    Bu konuda da bir ic tuzuk yapilir belki bir gun.

  9. İyi günler Veysel Bey.
    15 temmuz öncesi kolejlerde öğretmen olarak çalışmış, sonra sizin de yazınızda bahsettiğiniz sebeplerden dolayı koleji bırakıp meb e geçmiş ve ihraç edilmiş ve başka bir ülkeye iltica etmiş bir bayan olarak yazıyorum.
    Öncelikle bunları dile getirdiğiniz için teşekkür ederim. Ama sizin nezdinizde “büyük abiler” e sitem etmekten de kendimi alamıyorum. Kolejde mesai mefhumu yoktu akşam 9 lara 10 lara kadar öğrencilerle okulda olurduk. O zamanların zevki başkaydı ona diyecek söz yok; fakat kendi öz çocuklarımız güya kreş denilen bodrum katlarda, havasız, güneş görmeyen, bi türlü ısınmayan yerlerde günlerini geçirirdi. Ve doğal olarak sürekli hasta olurdu, gecenin bi yarısı eve giden anne gece boyunca da hasta çocuğunun başında beklerdi. Ve bunu dile getirene sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi “beğenmeyen gitsin” denirdi. Çözüm adına tek adım atılmazdı. Ve anne bu durumda asla muhatap bulamazdı. Ben bu konuda çalıştığım okulda çok “ses çıkardım”, çok uğraştım ve tabi ki “büyük abiler” beni hiç duymadı. Sonunda pes eden ben oldum ve ayrıldım.
    Sitem ettiğim konu neden bunlar olurken kimse duymadı, şimdi kolej de yok öğretmen de ve geç kalmış bir dile getirme bence bu.
    Ama yeni başlayan süreci imar adına bi yazı ise bu, yeniden imar döneminde bunlar göz önünde bulundurulacaksa; ki inşallah öyle olur gönülden teşekkürler.

  10. Teşekkür ederim, bir kadın olarak.

    Dediklerinizin çoğunu toplantılarda defalarca dile getiriyorum. Haklısınız diye cevap vermekten başka bir çözümle karşılaşmadım. Kadın arkadaşlar bile bir yere kadar destekliyor. Sıkıntılar dinlenilipbir geri dönüş dahi verilmiyor.

    Son sözünüze de katılıyorum. Hizmet daha kendi içinde kadına maddi-manevi adil olamazken nasıl dünyanın inşaasına talibiz der? Bu konuda insanlığa örnek olacak seviyeye gelmeden bunun olamayacağını umarım anlarlar.

    Yazınızı keşke okusalar.

  11. Bulunduğum ülkede kurumlarda kadınlara yer verildi, ancak bir danışma heyeti kurulduğunda bu kadınlardan hiç biri toplantılara davet edilmedi. Sonra danışma heyeti zaten kendi kendine feshedildi. Çünkü, iki otorite fazla!

    Kadınlar koşturuyor ama kimseye resmi bir konum verilmiyor. Verilen bazı arkadaşlar da çok komik maaşla çalışıyor.
    Sıkıntılı dönem olabilir ama kadınların hakkını çalan böyle saçma bir çözüm olamaz.

  12. Çok dikkat çekici ve faydali bir yazi. Yazarin eline ve zihnine sağlik. Belki ‘abi kılıklı ablalar’dan da bahsedilseydi tam olurdu. tesekkurler

  13. Ah anam ah….
    Her şey tarumar olmuş bizimkilerin aklına yeni gelmiş. Yıllarca kadınlarımıza yapılan zülumü yenimi gördünüz? Siz uzayda mı yaşıyorsunuz? Ne diyelim günaydın.
    Hatırlamanız da büyük başarı.
    Biliyor musunuz? Abi kılıklı kişiler maalesef ki Hocamızı hep kandırdılar. Hocamız bu haftaki sohbetinin son 4 dakikalık kısmında ifade ediyor. (31 ARALIK 2018) Suçu kendinde buluyor. Yok Hocam sen üzülme. O abi kılıklı, kraldan daha kıralcı, güç zehirlenmesi yaşayanlar var ya. İşte onlar. Onlardaki zehirlenme alt idari kadroya kadar indi. Ve aşağıdan yukarıya doğru bir yalan sarmalı oluştu.
    Makam, şan, şöhret, rakamlar ali hizmet düşüncesinin önüne geçti.
    Ve malesef ki özellikle kadınlarımıza daha çok zülmedildi. Ve millet çözümü boş boş toplantıların olmadığı daha rahat hizmet ettigi devlet kurumlarına geçti.
    Ama kimse bunu sorgulamadı.
    Çünkü müdür her zaman haklıdır. Hele eşi çalışmıyor mu? Vay o kurumdaki kadınların haline.
    Çok geç kaldınız. Çok.
    Ne olur artık Hocamızı kandırmayın.
    Vesselâm….

    • Tam ben yazacaktım ki bunlara benzer şeyleri siz benden önce davrandıniz.Yıllarca erkegin kadına ve kadinin kadına zulmüne şahit olduk hizmette. Eşim ve ben yıllarca bunu yaşadık. En küçük eleştiride afaroz edilir ve itaat etmemekle suclanirdik. Oysa yapıcı olarak farklı yaklaşmaya çalışır ama liyakati olmayanlar yüzünden konumlariyla bizi ezerdi büyükler maalesef ikna ile değil zorbalıkla. Yetmezmis gibi bunu kine dönüştürüp hakkımızda en olmadık referanslar verir bizi çoluk cocugumuzla perişan ederlerdi. Tabi o zaman da bir kaç insan gelir kadınlarımıza gaz mahiyetinde bir konuşma yapar giderdi. Ama ne hikmetse oradan anlatılanların hayata geçtiğini az yerde gördüm. Mesela kadınlarımıza önem verelim ama anneliği ne önem vermeyen, kadınlarımıza eş olmalarindan dolayı önem verelim ama eşiyle mesaisine önem vermeyen, kadınlarımıza önem verelim ama fiziki mekanlar başta olmak üzere iletişim ve mesai tanzimine önem vermeyen … Aynı seçimlerde gelip vaatlerde bulunan siyasetçiler gibi. Bir erkek olarak ben kadınların hizmette yaşadıkları bu dramı sizden yıllar önce hemde yaşım sizden daha gencken söylemeye çalıştım ya da soyleyemeden dokuz köyden kovuldum. Netice yine ben içeri girdim çıktım yine ailemden ayriyim yine zulmü ben yaşıyorum ama yazısını siz yaziyorsunuz. Ne diyeyim susam gönül razı değil konuşsam tesiri yok. Daha yazacak o kadar şey var ki. Ah Veysel bey ah. Gerçekten hocamıza halen zulmediyoruz. Kimileri farkında kimileri farkında olmayarak.

  14. Bir yazıya bu kadar yorum yapılmasından bile ne kadar ortak bir derde işaret edilmiş olduğu belli. Teşekkürler Veysel Bey. Ben bir Hizmet kurumunda aman terk etmek mi sayılır, kaybeder miyim endişesiyle iki yıl erkek yöneticim tarafından sistemli bir mobinge maruz kalmış ama istifa etmemiş bi kadınım. Uzun süreli terapi ve ilaç tedavisi ile hala da o günlerin etkisini tamamen üzerimden attığımı söyleyemem. Şimdi düşünüyorum, kendimi sadece Allahın yarattığı bir insan olmam hasebiyle az değerli görseymişim böyle saçma bir muamele karşısında ‘haksızlık etmeyiniz’ tavsiyesiyle beraber ‘haksızlığa da uğramayınız.’ buyuran Efendimiz (sav) dinleyebilir ve Allah hakkına riayet diyip ordan (hizmetten değil) uzaklaşabilirmişim. İşin rn acısı benim gibi en az iki üç kadın da istifa etmek zorunda kalsa da topumuzun o erkek yönetici kadar etmediğimizdir. Evet birşeyler değişmeli Veysel Bey. Size bu satırları Avrupa’dan kendi derneğimizde hala kadınlar olarak çocuklarımızla beraber arkadaki en küçük ve kalabalık odada oturmak zorunda olduğumuz, erkeklerin ise en geniş Ferah koltuklu salonu kullandıkları bi şehirden yazıyorum. Hangi Avrupalı yı bu bizim ‘kültür’ derneğimiz diye hizmetimizi anlatmak için buraya davet edebilirim dersiniz? halimiz çok acı, inşallah bu yazı bi vesile olsun ümit etmek için…

  15. Bu yazının üzerine teşekkür etmeyi bir borç bildim.Hemen her konuya değinmişsiniz. Buna rağmen kalbimde burkuntular da oluşturmadı değil çünkü çok geç kalmış bir yazı.

  16. Böyle bir yazıyı okumuş olmakla çok ümitlendim. Öz eleştiri yapılarak nasıl dünyaya umut kaynağı olabileceğimiz çok önemli bir noktaya değinmeniz gençlerimizin bu hizmeti daha iyi sahiplenmelerine sebep olacaktır. Özellikle batı ülkesinde yaşayan biri olarak gençlerimizin kadın haklarına gösterdiği hassasiyetin hizmet içerisinde de haklı yerini görmek istediklerine şahit oluyor ama onları ikna etmede zorlanıyorduk. Bir kadın olarak yazınızda değindiğiniz bir çok şeyi yaşamış olmakla beraber şikayet etmek yerine geleceğeher zaman ümitle bakıyorum ve gençlerimizi gördükçe hak adalet konusunda daha da ümitleniyorum. Sizlerin de kaleminizle bunu desteklemeniz çok güzel. Bu tür yazıların artmasını diliyorum.

  17. Anlaşılan her alanda görüldüğü üzere özellikle son 10-15 yılda yaşanan basiretsiz idarecilik, adamcılık, şakşakçılık tan meydana gelen çakma yöneticilik demek daha doğru olacağı kanaatindeyim. Biz Hocamızı zaten anlayabilseydik çok daha farklı olurdu herşey. Hadi biz ameleler olarak anlamadık lakin siz büyük yöneticiler nasıl anlamadı? Bu dediklerinizin yapılabilmesi için son 15 yılda idareci olan herkesin ahkâm kesmeyi bırakıp kenara çekilmesi gerekir. Yeni yetişen genç vizyonu olan ve yurtdışında yetişen kardeşlerimize bayan erkek farketmeden vazife verilmeli. Yoksa eski kafa olursa , eski tas eski hamam aynen devam eder.

  18. Unutmadan ; bu yazdıklarıma örnek vermek gerekirse bizim bulunduğumuz yerdeki ablamızın, en büyüğü 10 yaşında olmak üzere 3 çocuğu var. Kendisi dernek ile ilgileniyor, Dialog ile ilgileniyor, 5 tane il in ablası ve eşide vazifeli yönetici olarak komşu il’e gidip geliyor. Dahası bizim gibi mültecilerin ihtiyaçları içinde koşuşturuyor. Bu ablaya yazık değil mi? Bunun için eski kafalı yöneticilerin hepsi temizlenmeli yoksa herşey eski tas eski hamam olarak devam edecek.

  19. güzel yazmışsınız okuduk teşekkür ettik burada kalmamalı takip edilmeli sorgulanmalı herkes tarından aşağıdan yukarıya doğru baskı yapılmalı kadınlara temsil görevi verilmeli Liyakatlı olduğu konumlarda ben ümitliyim

  20. değerli yorumcular herkes çalıştığı kurumdan kadın erkek şikayetçi idi ama kimse işini kayıp etme pahasına haksızlığa karşı mücadele etmedi ben 15 yıl çalıştım 1 yurtdışı 2 yurt içi değişikliklerindeki müdürlerle hep kavga verdim emekliliğime 2 ay kala kızağa çekildim mücadelemi asla bırakmadım ama hep erol taş muamelesi gördüm önemli değil bir söz vardı haklar verilmez alınır kadın erkek birazda kabahat biz demi acaba biz iş yerimizde haksızlığa sustuğumuz için ALLAH elimizden hep sini alış olabilir bir bu yönüyle bakalım yaşananlara

  21. Bu yazi bundan 10 sene önce kaleme alinsaydi ve hayata gecirilseydi, bu adaletli davranisin yansimasini farki alanlarda da yasardik ve bugünümüz cok farkli olurdu.
    Artik gecmis olsun diyorum ben! Nasilki devlet görmezden gelme ve zulüm politikasi ile Kürtlerin icinden bir terör örgütünün cikmasina canak tuttuysa, Hizmetin ileri gelenleri de Hizmet kadinlari icinden ukala bir grup cikarmayi basardi. Artik sabahtan aksama kadar göstermelik is yapip aksam yorgun argin eve gelen kocaya “kadinin görevi degil ikrami”, “cocuk emzirmek zorunda bile degiliz” diyen din istismarcisi, Peygamber istismarcisi, isine gelmeyince ayetleri, hadisleri bi güzel egip büken, misafirligi öldüren, ese dosta yardim etmenin canina okuyan, esine, esinin anababasina saygisiz ve gelecegin yüksek egolarini yetistirmekte olan bir Hizmet kadini dogdu. Tekrar ediyorum. Gecmisler olsun! Cok geciktigi icin gerekliligi tartismali bi yazi!

    • pardon siz gercek misiniz..ne kadar agir hakaretler iceren bir yorum yapmissiniz ..onyargili ve insafsiz..nereden tutsan elinde kalir ..

  22. Veysel abi dikkatle yazınızı okudum sizinle ve okuyucularinizla bir şey paylaşmak istiyorum

    Uzun zaman önceydi benim eşim üniversite hazırlık kursunda ogretmendi
    Yaz dönemi kurs hızlandırmasi vardı ve ağustos ayinda başladılar. Üç hafta sürecek olan bu kurs ta toplam 141 saat ders vardı ve eşimin 140 saat dersi vardi bununla beraber kurs bitiminde Müdür beyin hergün degerlendirme toplantısı bu arada kizimin sosyal anksiyete hastalığı ile de ugrasiyorduk inanin esim hüngür hüngür ağlıyordu ben kendisine çalışma dediğimde sanki hizmete ihanet edemem diyordu şimdi soruyorum bu hizmete ve he kim ihanet etmiş oluyor
    Yazık etti bazilari kendine
    Kalemeinize sağlık okuyorum ve okutuyorum
    Kalın saglicakla

  23. Tam ben yazacaktım ki bunlara benzer şeyleri bafabe denen arkadaş benden önce davranmis.Yıllarca erkegin kadına ve kadinin kadına zulmüne şahit olduk hizmette. Eşim ve ben yıllarca bunu yaşadık. En küçük eleştiride afaroz edilir ve itaat etmemekle suclanirdik. Oysa yapıcı olarak farklı yaklaşmaya çalışır ama liyakati olmayanlar yüzünden konumlariyla bizi ezerdi büyükler maalesef ikna ile değil zorbalıkla. Yetmezmis gibi bunu kine dönüştürüp hakkımızda en olmadık referanslar verir bizi çoluk cocugumuzla perişan ederlerdi. Tabi o zaman da bir kaç insan gelir kadınlarımıza gaz mahiyetinde bir konuşma yapar giderdi. Ama ne hikmetse oradan anlatılanların hayata geçtiğini az yerde gördüm. Mesela kadınlarımıza önem verelim ama anneliği ne önem vermeyen, kadınlarımıza eş olmalarindan dolayı önem verelim ama eşiyle mesaisine önem vermeyen, kadınlarımıza önem verelim ama fiziki mekanlar başta olmak üzere iletişim ve mesai tanzimine önem vermeyen … Aynı seçimlerde gelip vaatlerde bulunan siyasetçiler gibi. Bir erkek olarak ben kadınların hizmette yaşadıkları bu dramı sizden yıllar önce hemde yaşım sizden daha gencken söylemeye çalıştım ya da soyleyemeden dokuz köyden kovuldum. Netice yine ben içeri girdim çıktım yine ailemden ayriyim yine zulmü ben yaşıyorum ama yazısını siz yaziyorsunuz. Ne diyeyim susam gönül razı değil konuşsam tesiri yok. Daha yazacak o kadar şey var ki. Ah Veysel bey ah. Gerçekten hocamıza halen zulmediyoruz. Kimileri farkında kimileri farkında olmayarak.

  24. Gözlerim doldu…
    Hizmetten bir erkeğin bu zulümleri dile getirmesi tuhaf bir his oluşturdu içimde. Bazan ablalardan da benzer davranışlar görmüşken.

    Dersane de çalıştığım yıllar geldi aklıma. Aranacak yığınla listeyi kadınlara gönderip erkek öğretmenlerin verilen azıcık listeyi bile aramayı sorun etmesi… bir de bayanlar iyi arama yapiyor onlara gönderin pişkinliği.. kız öğrenci nüfusunun erkek öğrenci nüfusuna oranı iki üç katı bulduğu ama bayan öğretmen sayısının erkek öğretmenden az olduğu… veli ziyareti, rehberlik, veli bilgilendirme araması, ders takibinin her bir öğrenci için yapılması gerektiği ve erkek hoca nin 10 15 20 öğrenci için yapmaya çalıştığı bu işi bayan öğretmenin 40 50 60 öğrenci için yapmaya çalışması… üstüne akşam eve gidince bekleyen ev işleri… çocuğu olan neyi nasıl yapıyordu bilmiyorum… bunlara ek , son dakika çıkan toplantılar, beylerin keyfine göre ayarlanan toplantı saatleri veya mekânları, üstüne bir de yeme içmeye düşkünlük…

    O yılları hatırladıkca hâlâ öfke üzüntü var. Ve gerçekten biz ne yapıyorduk? Bu hizmet miydi? Birbirine zulmederken miydi hizmet? Affedemiyorum maalesef.

  25. Evet genel olarak bayanlar önemsenmiyor.Bu devirde evli olmamak çok büyük şans.Ev işi yok, çocuk yok, ezen biri yok.İstediğin kadar hizmet et.İstedin saatte eve gel.Özgürlük var:)

  26. Kendi adıma utandım… Anadolu’nun bağnaz yapısıyla yetişmiş erkek modellerinden olduğum gözüme gözüme sokulmuş. Teşekkür ederim…
    Demekki; ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. .. Diyen yunusu bile daha anlamamışız… Basiretsiz bir gönülle kitap yüklü eşekler misali ilim tahsil ettirilmişiz… O kadar okumuşuz ama HAL dilini anlayıp tatbik edememişiz…
    Ben öğrenciyken hizmette çok kalmadım… Kalmalarım barınma sorunumu giderme amacı dışına da hiç çıkmadı. Kendimi de yetiştirmedim… Bunun eksikliğini de çok hissettim ve halen hissediyorum. Oradaki abilerin bir kısmı çok ihlaslı idi. Hatta bir tanesi izin almadan babasının cenazesine dahi gitmemişti. Sonra pasifize edilmişti… Ben sizlerin böyle birbirinize sıkıntı edebileceğini, ve çok bencilce beğenmiyorsan kapı orada…diyebileceğinizi mümkün değil düşünmezdim. Demek ki dünyevi hasletlerinizi hizmetle birleştirip sureti haktan modunda egonuzla ortalarda balonluk yapmışsınız… Şahsı maneviye atılan şefkat tokadı kimine zecir oldu…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin