Her hakimin tepesindeki ‘Demokles’in Kılıcı’

ADİL YARGILAMA İÇİN BAĞIMSIZ YARGI (4)

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

“Adil bir yargılama için bağımsız yargının önemi”ni irdelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde her hakim ve mahkeme üzerindeki baskıyı örnekleri ve uygulamaları ile irdelemek istiyorum.

Yargı bağımsızlığı neden ve nasıl işlevsiz hale getirildi? başlıklı  ilk bölümde, öncelikle genel olarak yargının neden yürütmeye bağımlı, hatta tutsağı hale getirildiğini ortaya koymaya çalışmıştık.

Yazı dizimizin 2. Bölümünde ise “Bağımlı yargı” inşaasında en önemli temel olan kurumların, kurulların –özellikle de HS(Y)K’nın tamamen yürütmeye bağlı hale getirilmesini işlemiştik.

Üçüncü bölümde ise bu yeni “bağlı” yargı düzeninin -Sulh Ceza Hakimlikleri, Ağır Ceza Mahkemeleri, İstinaflar ve Yargıtay- silsilesini ortaya koymaya çalışmıştık.

BAKANLARA HESAP VEREN YARGI!

Bu bölümde, bakanlara hesap veren, tepelerinin üzerinde sallanan “Demoklesin kılıcı” gibi, ihraç ve sürsün korkusu yaşayan yargı mensuplarını ve mahkemelerini yakından görelim.

Türkiye’de hukukun nasıl işlediğini, mahkemelerin halini göstermesi açısından ibretlik bir detay aktarmak istiyorum. Bold Medya’dan Sevinç Özarslan’ın haberine göre, mahkemede hamile müvekkili için tahliye isteyen avukata, hakim aynen şöyle demiş:

“Üzülme, 6 aylık olunca İstinaf Mahkemesi bırakır… Biz, İçişleri Bakanlığı’na hesap veriyoruz. Bize bir şey anlatmadın. Bırakamayız.

Arada istinaf da geçse halen tutuklu olan hamile anne Hatice Şahnaz’ın yaşadıkları ve yargılandığı mahkeme, şu ana kadar anlattıklarımızın özeti adeta!

Doğumuna çok az kalan ve 4 Eylül 2018’den bu yana Antalya Döşemealtı L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Hatice Şahnaz’ın yaşadıkları:

– Hatice ve Hüseyin Şahnaz, Bursa’da tanışıp evlenmeye karar verirler. Hüseyin Şahnaz, 15 Temmuz 2016 akşamı ailesiyle birlikte müstakbel eşine talip olur ve 16 Temmuz 2016’da da nişanlanırlar.

– Hüseyin Şahnaz, evlilikten önce askere gider, Sivas Temeltepe’de 20 günlük askerken ‘Bylock kullandığı’ iddiasıyla tutuklanır. Sonra Çorum’a, oradan da Bursa cezaevine nakledilir.

– 15 ayı haksız, hukuksuz yere hapiste geçen 29 yaşındaki genç Hüseyin, 1 Şubat 2018’de tahliye edilir.

– Şahnaz, cezaevinden çıkınca önce Kayseri’deki köyüne, düğünden bir-iki ay önce de Antalya’da bulunan nişanlısının yanına gider.

– Bilecik Üniversitesi Kamu Yönetimi’nden mezun olan Şahnaz, Antalya’da bir kuyumcuda iş bulur ve sigortası dahi olmadan, asgari ücretle çalışmaya başlar, bir ev kiralar ve 20 Temmuz 2018’de de evlenirler.

– Henüz 1,5 aylık evlilerken -sanki azılı terörist ya da kaçakçılarmış gibi- Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri evlerini basar ve Hatice Şahnaz’ı alır götürürler.

– Aslında bu baskından 2 hafta önce eve Hatice Hanım için “yurt dışına çıkış yasağı kağıdı” gelmiştir. Onun hakkında o güne kadar herhangi bir işlem olmadığından şaşırırlar, “Neden bu yasak geldi” diye adliyeye sorarlar. Adliyedekiler “Bilemiyoruz, normalde gelmemesi lazım” deseler de iki hafta sonra evlerine ekipleri göndermişlerdir.

– 4 Eylül 2018’de tutuklanan Hatice Şahnaz’ın ilk duruşması 8 Kasım 2018’de Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür. Yargılamada öğrenilir ki, Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi mezun olan Hatice Şahnaz, “Bursa Kemalpaşa’da bir kolejin kreşinde çalıştığına ilişkin 8 farklı ifadede ismi geçtiği için” hakkında soruşturma başlatılmıştır ve “birileri adını verdiği ve Bylock kullandığı gerekçesiyle” genç kadına 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verilir.

– Karar duruşması esnasında Hatice Hanım 3 haftalık hamiledir ve bu durum hatırlatıldığında mahkeme hakimlerinden birisi İçişleri Bakanlığına hesap verdikleri için bırakamayacaklarını söyler ve ekler:

“Bize bir şey anlatmadı, bırakamayız. Ek süre alsanız da tutuklu kalır. Boşa üzülmeyin, hamile olduğu için 6 aylık olunca istinaf bırakır.”

Hakimin dediği gibi olmaz, İstinaf mahkemesi Hatice Şahnaz’ın cezasını dört ay sonra onar ve  dosyası şu anda Yargıtay aşamasında…

Tutuklandığında 3 haftalık hamile olan 28 yaşındaki Şahnaz, 8 aydır cezaevinde… Kısa bir süre sonra anne olacak olan Şahnaz, hamilelik gibi zor bir süreci cezaevinde geçirmek zorunda kalır ve eğer Yargıtay kararı bozmazsa bir bebek ve anne daha cezaevine geri dönecek.

Oysa 5275 nolu “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”a göre (m.16/4), tutukluluğu ertelenmek zorunda. (Kanunda “terör suçları ve örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar” durumunda tutukluluğun ertelenmeyeceği belirtilse de, bu yalnızca “cezası kesinleşmiş kadınlar” için uygulanmaktadır.)

Bu genç çiftin başına gelenler, şu son 3 yılın özeti olması açısından çok önemli! Mahkemelerin nasıl işlediğini göstermesi açısından bir ibret levhası!

KARAR VERMEKTEN KORKAN YARGI MENSUPLARI!

Mahkemelerin bağımsızlığının en önemli göstergelerinden biri de, hâkimlerin üyesi oldukları mahkemedeki görev süreleri dolmadan, bu mahkeme hâkimliğinden alınamamalarıdır. Bu ilke, yargı bağımsızlığının olmazsa olmazlarından biridir. (Bu konuda bakınız: Campbell and Fell v. The United Kingdom, § 80 – Lauko v. Slovakia, § 63.)

2014 yılının ilk aylarından bu yana binlerce hâkim, bir üst mahkemeye seçilmedikleri halde, talepleri olmadan ve görev süreleri dolmadan, üyesi oldukları mahkemeden alınarak başka mahkemelere atanmışlardır.

Onlarca hakim, verdikleri yargısal kararlar nedeniyle haklarında soruşturma açılarak meslekten ihraç edilmiş, gözaltına alınmış ve/veya tutuklanmıştır. Hâkimlik teminatına rağmen ve temel tasfiye edilemezlik ilkesine aykırı olarak verilen bu kararlar hâkim-savcıların yürütme erki ve HSK karşısında hiçbir güvencelerinin bulunmadığını göstermektedir.

Hatırlarsanız, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 30.01.2017 tarihinde tutuklu yargılanan HDP milletvekili İdris Baluken’in tahliyesine karar vermişti. Bu kararın ardından mahkeme başkanı Cem Boztaş, Ankara’ya düz hakim olarak atanmış ve 21.02.2017 tarihinde de söz konusu milletvekili yeniden tutuklanmıştı.

YARGIYA AĞIR MESAJ!

Nitekim 31.03.2017 tarihinde 21 tutuklu gazetecinin tahliyesine karar veren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı İbrahim Lorasdağı ve üyeler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim, sadece bu karar nedeniyle, 03.04.2017 tarihinde HS(Y)K tarafından haklarında soruşturma başlatılarak açığa alınmışlardı.

Ayrıca 8 sanığın tahliyesi yönünde görüş bildiren duruşma savcısı da aynı gün açığa alınarak diğer yargı mensuplarına son derece ağır bir mesaj verilmişti. Binaenaleyh, bu olaydan sonra İnsan Hakları Hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz 03.04.2017 tarihli tweet’i, son durumu özetliyordu: “Türkiye’de artık herhangi bir gazetecinin veya herhangi birisinin FETÖ davalarında adil yargılanması mümkün değil.”

İktidara yakın kimi gazeteci/yazarların tahliye kararına tepki içeren ve hakimlerin “FETÖ’den tutuklanması” talebine yönelik mesajlarının ardından Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve HS(Y)K üyesi Kenan İpek, twitter hesabından –talimat gibi- şu açıklamayı yapmıştı:

“FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne karşı TÜRK YARGISININ ve HSYK’nın yürüttüğü mücadele ilk günkü AZİM ve KARARLILIKLA sürdürülecektir.”

Bu mesajlardan sonra, tahliye edilen 21 gazeteci, cezaevi araçlarında bekletilerek haklarında tekrar gözaltı ve tutuklama kararları verilmiş ve fiilen serbest bırakılmadan yeniden cezaevine gönderilmişlerdi.

“HAKİMLİK TEMİNATI” HS(Y)K İLE İPTAL!

Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 17.03.2017 tarihinde tutuklu yargılanan 20 polisin, 30.03.2017 tarihinde de 8 tutuklu sanığın tahliyesine karar vermişti. Bu kararlardan sonra (05.04.2017 tarihinde) 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yücel Dağdelen, HS(Y)K tarafından düz hakim olarak Manisa iline, üye hâkim Saim Karakaya ise Siirt iline sürülmüştü. Aynı mahkemenin diğer iki üyesi Ayşegül Yıldız Kaya ile Ali Emre Sula ise 06.04.2017 tarihinde, Antalya Adliyesi’nde başka mahkemelerde görevlendirilmişlerdi.

Böylece sadece verdikleri kararlar nedeniyle görev süreleri dolmadan ve talepleri olmadan hakimlerin görev yerleri ve yetkileri değiştirilmiş, bundan sonra tahliye kararı verecek hâkimlere son derece ağır bir mesaj verilmiş, yargı bağımsızlığı HS(Y)K eliyle bitirilmiştir.

– Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 18.03.2017 tarihli duruşmada Albay Avni Angun’ün tahliyesine ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile bazı üst düzey generallerin dinlenmesine karar vermişti. Bu karardan sonra HS(Y)K, mahkeme başkanı Vedat Koç’u görevden alarak yerine başka atama yapmış, Yeni başkanın başkanlığında toplanan mahkeme heyeti de Albay Avni Angun’ün yeniden tutuklanmasına karar vermişti! Tahliye kararından sonra duruşma savcısı da değiştirilmişti.

Benzer kararlardan birkaçı da şu şekilde:

– Adil Öksüz’ü tahliye eden Ankara Sulh Ceza Hakimi Çetin Sönmez önce ihraç edilmiş, sonra da tutuklanmıştı.

– MİT TIRLARI soruşturmasının savcılarının tutukluluk incelemesinde tahliye yönünde oy kullanan Tarsus Hakimi Merve Adıgüzel ve hakim eşi, Sarıkamış’a sürgün edilmişti.

– Gazeteci Ayşenur Parıldak’ın tahliyesine karar veren Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail Ademoğlu, başkanlık görevinden alınarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine atanmıştı.

BAĞIMSIZ OLMAK ZOR AMA…

Yargı bağımsızlığının kalmadığı, AB İlerleme Raporlarına da yansımış vaziyette… Örnekler ise sayılamayacak kadar çok!

Evet, dünya alem biliyor ki;

– Yargı mensupları, yürütmenin ağır baskısı altında,

– Yürütmenin istek veya çıkarları hilafına karar veren yargıçlar sürgün ediliyor, ihraç ve tutuklanma gibi tehditlerle karşı karşıya!..

Ve evet, böyle bir ortamda;

Bütün bu hususlar yargılamayı yapan ilk derece mahkemeleri ve Yargıtay üzerinde bir baskı unsuru oluşturmakta ve yargı, yürütmeden tamamen bağımsız bir şekilde karar verememekte… Ve Hatice Şahnaz’ın davasındaki hakimin dediği gibi, yargılamanın her aşamasında mahkemeler ve hakimler yürütmenin bir katmanına hesap verir vaziyette…

Bu bölümü bitirirken sadece şunu soruyorum;

Hangi bir gerekçe, bir başkasına zulme alet olmanıza/ortak olmanıza, adaletsizliğe sebep olmanıza bahane olabilir?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin