Heil İtler!

Yorum | Levent Kenez

Ordu Valisi itlik mi yapmış demiş basitlik mi yapmış demiş tam anlaşılmıyor, bence ikisinin de gideri var ama siyasetçi olunca işler değişiyor haliyle.

“Gel lan buraya İsrail dölü” çıtasının olduğu yerde epey naif. Bir adama bütün bir devlet, onlarca televizyon-gazete küfür edince yine de iyi dayandı. Seçimi kazanır, kazanmaz ayrı bir şey ancak sinir harbi açısından “case study” olarak haklı yerini aldı cehape adayı.

Efendim, şimdi bunların it lafına karşı bir takıntısı var. Nerden mi biliyorum? Fakire, Zaman reklam filminden dolayı masum insanlara müebbet veren savcı Can Tuncay ve hakim Selçuk Yalçın‘a Doğu Perinçek’in bunlara köpek demesinden mülhem bu köşede köpek dedi iddiası ile dava açtılar. İlginçtir bu siteyi o kadar yakından takip ettiklerine sevindim.. Dava açılınca yazıya baktım hakikaten de köpek demişim. Tabi yoğun işlerimiz dolayısıyla İstanbul’da bulunamadığımız için ifade veremiyoruz, davamız ilerlemiyor. Bir gün ifade de veririz, ite it demenin parası neyse onu da veririz. Hazır burayı iyi takip ederken bunu da ifadeye saysınlar. Demek hemen haber alıyorlar haklarında bir şey yazılınca, isimlerini Google yapmayı da çok seviyorlar. Bütün benzerlerinin isimlerini kayda geçirmek şart olsun. Bir tek Erdoğan herkese küfür edebilir sanıyorduk ancak demek ki Perinçek’te de böyle bir yetki varmış. Bir tanesi bile sen bize nasıl böyle bir “iftira” atarsın diyemedi.

Şimdi Erdoğan, millete bu kadar huzur yeter deyip malum yine İstanbul için mikrofonu eline aldı. Diyor ki “Ordu valisinden özür dilemedikçe bu makama gelemezsin”. Demek ki pazar günü seçilse bile ilk fırsatta kayyım atamak için hazır bekliyorlar. Olur  mu olur tabi ki, CHP en fazla kınar. Bunlar Fetö taktikleri diye yazar twitter vekilleri. İşin en garip yani seçimden önce özür dilerse iş çözülecek, seçilip de özür dilerse yeterli olmayacak. Ben olsam sırf itliğine mazbatayı alıp, ertesi gün Koç’tan uçak kiralayıp Ordu’ya bir gider gelirim.

Konuşmaya başladı ya yine kardeşlik mesajlarına devam ediyor. Lafa bak: “Seçimleri 1453’ün rövanşı haline getirmek için yanıp tutuşanlara şöyle sağlamından bir Osmanlı tokadı atmaya hazır mısınız?” Bir de böyle Rum diyelim bakalım mı diyor yoksa iyice sapıttı gelin bize bir tokat çakın mı orası muamma. Ya İstanbul’un nüfusu Yunanistan’dan fazla ya. Bizans’ın torunları lafını Erbakan size söylemişti. Tabanı nasılsa tutamıyor diye cevap bile vermemiştiniz, üzüldük falanla geçiştirmiştiniz. Geçen seçimde de 1453 hikayesi vardı. Genel seçimlerde de 1071. Adamlar seni başta tutarak zaten ne kadar Çaldıran, Lozan, Kıbrıs, Mercidabık  varsa hesap görüyorlar zaten kimsenin merakı olmasın.

Yine hiç kimsenin zerre şüphesi olmasın Mursi falan umrunda bile değil. Daha geçenlerde bir genci Mısır’a iade ettiler. Rahmetli Mursi keşke hayattayken bunların verdikleri gaza kapılmasaydı, bunların verdikleri yarım aklı hiç dinlemeseydi, keşke. Seçim dönemi her şeyi nasıl sömürürüz olayından başka bir şey değil. Hatta tam seçim arifesinde olmasından dolayı mutlu bile olmuşlardır.

Seçimde döneminde her şeyden bir yağ çıkarmak lazım ya. Şimdi de İsmail’e takmışlar. İsmail’in çok etkileneceğini sanmam. Ankara’da da Küçükkahya derlerdi yine de patronunun işine bakardı. Ama çok üzüldüm. Fetö beni dinledi diyen İsmail’in otele giriş-çıkış görüntülerini servis etmişler. Seni o zaman kim dinlediyse, bugün kim dinliyorsa bugün de görüntüleri veren onlar. Çok iyi bilirsin de işine gelmez. Tüccarlık bunu gerektirir çünkü.

İsmail, Nedim’in presentabıl hali. Hani Nedim için denen hayattaki tek başarısı isminin Ahmet Şık ile beraber anılması. İsmail’in de havasının önemli bir kısmı Fatih Portakal’dan. Ama ikisini de toplasan yine bir tam etmiyor. Beraber yıllarca çalıştıkları arkadaşlarını savunamayacak kadar korkaklar çünkü. Hadi savunmayı geçtim gazeteciyiz, muhalifiz diye para ve hava basan bu arkadaşlar ülkede güpegündüz insanlar kaçırılıyor, aileleri aylardır haber alamıyor bir haber yapsanıza. Meriç’te kadınlar boğuldu, cezaevinde bebekler var. İşkence artık açıktan yapılıyor. Bir haber yapsanız da görsek muhalifliğinizi. Lafa gelince ne edebiyat ne edebiyat.

Dediğim gibi üzüldüm aslında. Ben İsmail’in asla İmamoğlu ile özel görüşeyim diye bir tavrı olduğunu sanmıyorum. 5 dakika görüşeyim demiştir. Ekipten biri de “Şu otelde basın toplantımız var, sonuna gel” demiştir o kadar. Ama bir adayla yüz yüze görüşüyorsan diğeri ile de yüz yüze görüşmek icap eder ki tam tersi olsaydı ne tepki vereceksek onu vermemiz gerekir. Yanlış olmuş. Yoksa Hollanda Fatihi sünepe bakanın bile terbiye ettiği İsmail’in hükümete karşı bir şeyin içine gireceğini düşünmek bile güldürür adamı.

İstanbul referandumu seçim öncesi son yazımız yarına.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin