Hayırlı olsun

YORUM | LEVENT KENEZ

İstanbul seçimlerinin iptal olmasına şaşıran var mı? Benim görebildiğim kadarıyla yok. En aptal tepkiler de artık demokrasinin falan kalmadığı gibi “Arkadaş sen bu seçimlere kadar nereden yaşıyordun?” dedirten komik tepkiler.  AKP cenahında bile zafer tamtamları yok.

İstanbul’un en kısa ve en başarılı belediye başkanı İmamoğlu dahil herkes beklenen bir gelişme ile karşı karşıya kaldığı gibi yapıyor. İmamoğlu yeniden seçimlerde muhafazakar oyların ne kadar önemli olduğu bilinci ile aslında hiç bırakmadığı stratejine aynen devam ediyor. AKP’nin eline bir koz vermeme dikkatinde.

Aynı zarfa konulan diğer oyların iptal edilmemesi ama sadece büyükşehir seçiminin iptal edilmesinin konuşulacak bir yanı da yok. Bunun adı dalga geçercesine kanırta kanırta istediğimi satın aldığım adamlarla alırım demek.

YSK’nın açıkladığı gerekçe ile sadece İstanbul’da değil belki de ülkenin tamamında seçimlerin iptal edilmesi gerekirken neden sadece İstanbul için bu itiraz yapıldı ve bu karar alındı demek de safdillik.

Yine aynı şekilde İstanbul seçimleri iptal olduysa referandum ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri de iptal edilmesi gerekirdi ki oradaki mevzu malum “Atı alan Üsküdar’ı geçti” mevzusudur.

CHP büyük ihtimalle seçimleri boykot etmeyecek. Bir kez kazandık yine kazanırız düşüncesi daha ağır basacak. Bu sefer AKP’ye tepki gösterecek seçmenle daha büyük bir farkla kazanacaklarını varsayacaklar. Yıllar sonra gelen haklı İstanbul zaferini elinin tersiyle itmek istemeyecek epey bir paydaşlar da var çünkü. Hem seçimler boykot edilirse İmamoğlu’nu nereye koyacaklar. Büyük ihtimalle öyle bir durumda genel başkan adayı olarak sivrilir ki bu da Ankara’dakilerin hiç isteyeceği bir şey değil.

İmamoğlu nihayet mazbatasını alınca, ki bunun itirazı değerlendirmek için şartlar birisi olduğu için gerçekleştiğini yazmıştık, Türkiye demokrasisi falan da kazanmamıştı. Erdoğan’ın karizması çizilmişti, İstanbul’da asla yenilmez sanılan AKP’nin aslında bir çoğunluğa dayanmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştı. Ancak Erdoğan’ın yargı üzerindeki tahakkümü ile ülkeyi nasıl bir cezaevine ve polis devletine dönüştürdüğü gerçeği aynen duruyordu ve nitekim bu güç kaybettiği seçimleri hile ile iptal ettirdi. YSK kararlarından önce eski YSK üyesine verilen ağır hapis cezasının ne anlama geldiğini YSK üyeleri mesajı nasıl aldıklarını ilan etmiş oldular. Referandum da mühürsüz oyları geçerli sayanların başka bir karar vermesi zaten düşünülemezdi. Hele hele YSK Başkanın AA’ya ufak bir tribinden büyük manalar çıkarmanın yanlışlığı da ortaya çıktı.

Artık oyunun parçası olmama adına seçimleri boykot etmek aslında olması gereken ama dediğim sebeplerden dolayı bunun gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Olsa harika olur. Düşünsenize sadece Binali’nin tek aday olduğu bir seçim. Belki DSP veya bir kaç bağımsız aday para ile seçimlere girer.

Gelinen noktada AKP seçimi kazansa da kaybetse de kaybeden parti oldu. Kazansa kimse meşruiyetine inanmayacak kaybetse tarihi bir hezimet alacak.

Erdoğan seçime kadar yine terör estireceği, gündem değiştireceği, her gün daha fazla ekranlarda olacağı, mahalle mahalle İstanbul’u turlayıp tehditler savuracağı bir zaman dilimi daha kazandı. Türkiye yine zamanını ve maddi kaynaklarını yine gereksiz ve hukuksuz bir şey için çarçur edecek. Sonucunda seçimi kazanırlarsa öyle bir gürültü ile kutlarlar ki hiçbir şey olmamış pişkinliğinde devam ederler.

İmamoğlu koltuğa oturduktan sonra paylaştığı bir fotoğrafta İSKİ yönetimi ile bir toplantının bilgisini veriyordu. Fotoğrafta gülümseyenler Başkan ve ekibi idi. Bir de somurtanlar vardı. Aman genel merkez adamın yanında kıkır kıkır gülmüşsünüz der diye korkan, ellerinin altındaki rant ve güç gitti diye yüzü sirke satan tipler.

Türkiye gerçeği bu tiplerdi aslında. Seçimin iptal kararını verecekler kadar suç ortağı olan. “Bir şey olmadı ama oldu” diyen adama herkes gülüyor aslında adamı gördükçe ülkenin haline ağlanacak bir tip. Kadir Mısıroğlu denen deli ölünce YSK kararına kadar mesaj atamayan ama YSK karar verince meczubun arkasında taziye mesajı atan sahtekarların ülkesinde bu kadar oluyor işler.

Her gelişmeyi cemaat merkezli okumalara götürmek sosyolojik olarak tek bir doğruya götürmez ancak insanların büyük bir zulme uğradığı, güpegündüz sokaklarda kaçırıldığı yüzbinlerce insanın işini kaybettiği, hapislerde çürümeye terk edildiği bir ülkede bunların yaşanacağı önceden görüldü ama kimsenin umrunda olmadı. Gelinen nokta 17-25’e büyük yolsuzluk deyip meydanlarda esip gürleyenler 17-15’teki mağdur edilenler ve aileleri için bir tek söz söylemedi. 15 Temmuz bir kurgu diyenler, 15 Temmuz’un bütün kendilerine dokunmayan hukuksuzluklarına eyvallah deyip kendi mahallesinde karşılığı olanlar için biraz kem küm ettiler.

Gelinen nokta hayırlı olmuştur. Bu rejimden herkes mağdur olup nefret etmeden bir değişiklik zaten söz konusu olmayacaktı.

AKP bence İstanbul seçimlerini iptal ettirerek “Sandık da sandık” dediği son oturduğu dalı kesmiştir. Bundan sonra çok daha ağır ekonomik şartlar, artık kararını asla değiştiremeyeceği memnuniyetsizler ve bozulan ittifaklarla boğuşacak. Ve hikaye başladığı yerde bitti denecek.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin