AnaSayfa»Yazarlar»Tarık Toros»Bu film zulüm gören tüm ailelere ithaf edilmiştir [TARIK TOROS]

Bu film zulüm gören tüm ailelere ithaf edilmiştir [TARIK TOROS]

55
Paylaşımlar
Pinterest Google+

Ülke…

-Anıtkabir’deki çocuk bahçesi,

-Şortlu kadına taciz veya…

-Rüzgar Çetin gibi konularla meşgulken…

Bugüne kadar görülmedik biçimde ağır bir zulümden geçiyor.

Hoş, insanların “zararsız” buldukları konular üzerinde tepinip…

“Bir şey yapıyormuş, itirazı varmış” gibi yapması da normal.

Esasen “itiraz” yanlış kelime.

Bakın etrafınıza sadece “şikayet” dinliyorsunuz.

O arada…

Hemen her dönem kendine “geçici partner” bulmayı yol tutmuş egemenler…

Dikta yolunda taş döşemeye devam ediyor.

Hani kullanıla kullanıla içi boşalmış bir kelime var:

Kumpas!

Bir şey diyeyim mi;

Şu son “darbe”, tarihin en büyük kumpası.

Ülke için hayal kurmayı bırakalı çok oldu.

Emin olun, darbeden bu yana iki buçuk aydır tek motivasyonum var:

Birincisi: İnsan hakkı ihlalleri, milyonlarca insanın yaşama hakkı, çalışma hakkı, seyahat özgürlüğü ve diğer anayasal hakları.

İkincisi: Tanıdıklarım, dostlarım, mesai arkadaşlarım. Onların zarar görmemesi, canlarının yanmaması.

Başkaca beklentim yok.

-Ne bu siyasetten, bürokrasiden

-Ne bu sivil toplumdan

-Ne bu medyadan

-Bir de tabi iş dünyasından beklentim kalmadı.

Yargı ve Emniyet olsaydı, onu da katardım.

Lakin yok!

Yakın vadede ülkemizin güzel günlerini görmek hepimizin hakkı.

Duyguları olan insanlarız.

Kimliklerimiz ne kadar yanıltıcı olsa da bunu değer yargıları ile oluşturuyoruz.

Sürekli yargılıyoruz.

Darbeden bu yana tuhaf bir hikaye anlatılıyor.

Filmi göstermeden finalini kafalara çakmaya çalışıyorlar.

Kusura bakmayın;

Hemen herkes, kendini bu hikayeye kaptırmış, inanana kadar da içmiş gibi..

Saatli bir bomba üzerinde oturuyoruz.

Tik tak… Tik tak…

İnsanlarımızın büyük bölümü, düşünmeden hareket ediyor.

Ve bu hallerinden oldukça mutlular.

Ve yine…

İnsanların çoğu bulundukları durumu kabullenmiş halde.

Şu an, şu son dönemde neler oluyor biliyor musunuz?

Farkında mısınız?

Misal… Bu yazıya ulaşmış, okuyorsanız, ne mutlu!

Değilse pek bir şeyden bilginiz yok demektir.

Tüm sosyal oluşumları temizleyecek bir süreç götürülüyor.

Ülkenin muhteşem bir ürkütmeye ihtiyacı vardı. Bu oldu.

Anarşi tehdidiyle kanunlar salıverildi.

Herkes bunun “birilerinin işi” olduğunu düşünürken…

Şimdi tüm fikir hareketleri süpürülüyor.

Gazetecilik bittiği için, kimse sormuyor artık:

Tanklar, toplar, bombalamalar, ölümler, yaralanmalar, şehitler, baskınlar engellenebilirdi!

İtiraf edeyim:

Şu süreç şahsen;

Demokrasi, özgürlükler ve gazetecilik tanımı konusunda beni müthiş olgunlaştırdı.

Başıma gelenlerden ve hayatımdan pişman değilim, iyi ki yaşamışım.

Darbeden bu yana, darbe şehitlerinden çok şehit verdik.

Gerçek terörizm gözlerden saklanıyor!

Olan bitenin ne terörizmle ne de ulusal güvenlikle alakası var.

Kurunun yanında yaş yanıyor, diyorlar.

Yaşı bırakın, kurunun kuru olduğu sabit mi?

Ülkeyi kimin yönettiği kestirilemiyor.

“Ben görüş değiştirebilirim, senin görüş değiştirme imkanın yok” diyen bir kafa!

Ülkeye sözle-yazıyla bir şey anlatabilme şansı ya çok azaldı ya da hiç kalmadı.

Kapatıp gidenler var.

Sesleri duyulmayan onca aydın!

“Adalet mülkün temelidir”, çöktü.

Şimdi duvara asılacak levha:

En kötü ihtimale göre hareket et!

Mesaj kutum her gün dolup taşıyor.

Yurdun dört bir yanından feryatlar yükseliyor.

Kişi, babasının telefon parasını ödemiş, “örgüte yardım” diye sunuluyor.

İşkence, intihar, kadınlara kötü muamele ve taciz almış başını gitmiş.

Ülkeyi 14 senede ne hale getirmişler darbe girişimiyle öğrendik.

Kafaya taktıklarına bir gerekçe buluyorlar.

Kurallar günlük değişiyor, şartlara göre.

Ve bunu başınıza gelince öğreniyorsunuz, yazılı değil.

OHAL kanunları bile çiğneniyor.

Birbirimizi “şu grupta” veya “bu grupta” olmasına göre refere ettiğimiz sürece…

Beşer onar eksilmeye devam edeceğiz.

Gençler bilmez.

12 Eylül’den önceki 11 ay boyunca sıkıyönetim vardı bu ülkede.

Anarşiyi geriletemediği gibi bilakis azdırdı.

Dünyada yapayalnız bir ülkemiz var.

Eskiden “dünya basını nasıl gördü” diye bir şey vardı bizim basında.

Hepten gitti.

Yandaş kalemlerle “medya kapatmalarını”…

Erkeklerle “kadınları”…

Hayatta bu konuda mürekkep yalamamış isimlerle “dini” tartışıyor, tartıştırıyorlar.

Çok şiddetli bir hikaye yazılıyor.

Herkesin demokratlığının bir ömrü varmış.

Bu dünya uzun süre ayakta kalmayacak.

Tiranların ayaklarını sağlam basması için gereken tek şey, vicdan sahibi insanların sessiz kalmasıdır.

O oluyor.

Karart karartabildiğin kadar…

Blokla, yasakla, saçından tutup sürükle!

Mağduriyetlerden bahsediliyor…

Ne mağduriyeti?

İnsanlar egemenler eliyle fiili ölüm orucuna tabi tutuluyor.

Zaman…

Önyargılarımızı bir poşete koyup duvara asma, çevremizdeki açları doyurma, ihtiyaçlarını karşılama zamanı.

Özgürlüğü paylaşamayabilirsiniz belki…

Ekmeğinizi paylaşmakla başlayabilirsiniz.

@TarikToros

 

Önceki Yazıları:
Bir bisiklet tamircisi ve bir duruşma - 12 Ara 2017
Acısı taze olduğu için farkında değiller… - 05 Ara 2017
Çözüm nerede sorusuna çoktan seçmeli cevap - 30 Kas 2017
Malzeme her yerde aynı - 28 Kas 2017
Mağarada yaşamak mı çıkıp konuşmak mı? - 21 Kas 2017
Ellerini yıkayıp Saray peçetesiyle kurulayacaklar - 14 Kas 2017
Milyon takipçili hesabın takip ettiği dördüncü kişi… - 07 Kas 2017
Kusura bakmayın, vatandaş bu yalanlara müstehak - 03 Kas 2017
Bu yazının en tepesine kalpaklı Mustafa Kemal fotoğrafı koyar mısınız lütfen! - 31 Eki 2017
Güçlü Türkiye için istifa ettim, sen de var mısın? - 26 Eki 2017
önceki yazı

Kupa Fener'in...

Sonraki yazı

İçi boşaltılan iki ortak değer: İstiklal Marşı ve Osmanlı [ANALİZ-EFE YİĞİT]

3 Yorumlar

  1. adamın biri
    18 Ekim 2016 at 22:59 — Cevapla

    Elinize dilinize sağlık…

  2. hanim
    23 Ekim 2016 at 15:32 — Cevapla

    ne kadar guzel bir ifade, ne kadar guzel bir tavsiye

  3. Ali Dulkadiroğlu
    10 Aralık 2016 at 16:41 — Cevapla

    Biz Alperenlerin de hiç bir beklentisi kalmadı emin olun. Biz o kocaman yürekli liderimizin gülüşünü istiyoruz sadece. Yüreğimizi yakanların ocakları yansın.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir