AnaSayfa»Yazarlar»Levent Kenez»Ergenekon masalı! (1)

Ergenekon masalı! (1)

Pinterest Google+

YORUM | LEVENT KENEZ

Şeytanın en büyük hilelerinden biri de kendisinin olmadığına inandırmasıdır. Şeytanın varlığına inanan birisinin doğal olarak imanın şartlarından olan gözle görülmeyen diğer metafizik varlıklara ve Allah’a iman etmesi gerekir ki şeytanın işine gelmez.

Şeytanca planlarla işlerini görenler aslında neyin ne olduğunu bilir ama ipi çoktan kaptırdıklarından dolayı artık çok geçtir en konforlu durum artık yokmuş gibi yapmaktır.

Yok dedikleri örgüt, bugün örgüt diye linç edilen grup ile ileride kafa kafaya geleceklerini çoktan görmüştür. İrtica ile mücadele diye başlayan süreç seçilmiş iktidarın devrilmesi ile sonuçlanmış ancak aktörlerin biz bu işi aslında bunları bitirmek için başlatmıştık dedikleri şeyler tam olarak gerçekleşmemiştir. Köylü İslamcılarla, kaçak dedikleri kuran kurslarıyla, milleti söğüşleyen holdingçiklerle, merdiven altı dershanelerle ya da imam hatiplerle uğraşmak kolaydır ama suç atfedemeyecekleri kişilerle uğraşmak için başka bir konjonktüre ihtiyaç vardır.

Derin olduğu kadar aynı zamanda yiyici olan bu yapı tahmin edildiği gibi ülkeyi duvara toslatır ve ülke, tarihindeki en ağır ekonomik krizlerden birisini yaşar. Halk her zaman olduğu gibi cebine dokunduğunda tepki verir ve iktidardaki partileri ve eskimiş yapıları sandığa gömer. Sadece iki parti meclise girebilmiştir.

Hala asker postalının gölgesi siyasettedir. Bugünkü kadar şerefsiz olamasa da güce tapmayı meslek edinmiş medya etkilidir. İktidar olmuşlardır ama askerden köpek gibi korkmaktadırlar. Hocaları gibi askere şirinlikler, o zamanki mevcut medyaya yalakalıklar yaparak, biz değiştik dersimizi aldık diyerek her yerde boncuk dağıtmaktadırlar.

Fadıl feda edilerek bir anda başbakan olan reis!

Hiç ummadıkları bir şey olur, önleri açılır meclise giremeyen reisleri, Fadıl feda edilerek bir anda başbakan olur. Mağdur kahraman olmasındansa iktidara gelip gitmesinin çok daha iyi olacağı kararı verilmiştir. Meclisteki diğer parti de plan gereği sesini çıkarmaz.

Çok fazla zaman ve kredileri olmadığı için kavgadan ziyade icraatı hedef alırlar. AB reformları, ekonomiyi düzeltme, ülkedeki gerginliği azaltma, Kürt sorununa siyasi çözüm, Alevi açılımı gibi her kesime yönelik akıllı işler yaparlar. Ve daha önce pek yıldızları barışmayan kesimlerden de destek görürler. Mesele AKP’yi desteklemek ya da desteklememek değildir. Hangi konuda desteklemek ya da hangi konuda karşı çıkmaktır.

İşler iyi gider. Kader imkanlarını altın tepside sunmaktadır. İslam’ın ve demokrasinin uyum içerisinde beraber olacağına dair umutları arttırırlar. Dünya’da da beğeni toplayan ve destek gören bir hükümet haline gelirler. Bugün ana avrat sövdükleri uluslararası yapılar o zaman baştacıdır çünkü onlara karşı yapılan bütün anti demokratik ve militer girişimlere sert tepki vermektedir.

Sefertası ile yemeğini getiren orgeneralden bahsediyorum!

Her türlü prangayı vuran ceberut cumhurbaşkanına karşı en büyük avantajları da askerin siyasete müdahale edip yıpranmasına karşı olan dönemin genelkurmay başkanıdır. Genelkurmay başkanı derken de silah arkadaşları zehirlemesin diye evden sefertası ile kendi yemeğini getiren orgeneralden bahsettiğimizi hatırlatalım.

Yakında cumhurbaşkanı seçimleri vardır ve ordunun başına bunlardan bir tanesinin gelmesi örgütün işine gelmez. Sadece kendi yaptıkları anayasada sistemin anahtarını cumhurbaşkanına vermiş olmaları değildir mesele, kendi atama-matama her şey ile ilgilidir olay. Kendilerinden birisi olmadığı zaman, onlarca yıllık plan bozulabilecektir.

Ve Türkiye’nin en iyi bildiği oyun sahneye sokulur. Şartları olgunlaştırma. Ülke bir anda cinayetlerin, faili meçhullerin, bombalamaların mısır patlağı gibi yaşandığı bir yer haline gelir. İktidardadırlar ama cenazelerde yuhalanmakta, kendi memleketlerinde dahi üstlerine tükürülmektedir. Savcılar düğmeye basılmış gibi dava yağdırmaktadır.

Savcılar, hukukçular demişken, eşinin başı kapalı diye Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmemesi için yapılanlardan sonra biraz onuru olan insanlar piyasada dolaşmaz ama örgüt yok dendi diye bugün sosyal medyada neredeyse çocuklar gibi şenler.

Tatbikatlarda üstlerine hedef alınmakta, asker parolaları ‘şerefsiz başbakan’ diye belirlenmektedir. Karargah çalışmalarında isim isim nereye tıkılacakları ezber edilmektedir. Göreceli demokrat genelkurmay başkanı gitmiş, örgütün darbe yapmak için vakit geldi dediği adamlar bir bir koltuğa oturmaktadır. İlk gelen bunlara bir muhtıra verir. Ama eski alışkanlık işte, aptalca bir iş yapmışlardır. Muhtıranın içinde kutsallara her türlü küfür vardır, geri teper. Muhtıranın hasını sandıkta görürler. Bu adam ile ilgili hiç bir zaman bir şey yapmadıkları gibi madalya ile uğurlarlar.

Bir sonra gelen öncekinin beceriksizliğinden mutlu bir şekilde kendisinin tarihe geçeceğini düşünerek hırslıdır. Anayasa Mahkemesi’ndeki adamlarını karargaha çağırıp parti için kapatma davası açtıracak kadar pervasızdır. O kadar özgüvenlidirler ki ordu hükümete küfür eden siteler kurmakta ve işletmektedir. Kafasına estikçe basın toplantısı düzenlemekte kimin gazına geldiği bilinmez hitap yeteneği varmış gibi alay konusu olsa da tehditler savurmakta, parmağını sallamaktadır.

Örgüte ilk defa ciddi bir şekilde dokunuldu

Tabi çıkan sesin sebebi bellidir. Örgüte ilk defa ciddi bir şekilde dokunulmuştur. Hangi eylemi yapsalar sobelenmektedirler. Toplantılarda yedikleri haltlar önlerine konmakta kem küm etmekten başka bir şey diyememektedirler. Bu çapsız islamcıların becerecekleri bir şey değildir. Çok kolay yiyeceklerini sandıkları hükümeti yiyememişlerdir. Zaten korkar giderler dedikleri adamlara bir anca cesaret gelivermiştir. Yıllarca ülkeye vesayet yaşatanlarla ilk defa hesaplaşma imkanı gelmiş, yapının motoru asker ilk defa sınırlarına çekilebilmiştir. Türkiye tarihinde ilk defa sivillerin yönettiği bir ülke olma imkanı yakalamıştır.

Örgüt gidişatın kötü olduğunu görür. Bu iş oldu, kazandık diye zafer sarhoşu adamlara en çok sevdikleri yerden yaklaşırlar. Güç paylaşılacak bir şey değildir. Sen şimdi bunları bunları başardım diyorsun ama sen de biz de biliyoruz ki sen bunları kendi başına başarmadın. Yarın öbür gün bizi yiyen seni de yer. Senin kirli çamaşırların bizi katlar. Siyasetçi mesajı almıştır. Zaten kurtulmak hep kafasında vardır. Örgütün bunların içlerindeki adamları da devamlı bunları korkutmaktadır. Örgüt şimdiye kadar beceremediği şeyi şimdi daha akıllı yapmaya karar verir. Her türlü şeye teşne İslamcıların eliyle sağdan yaklaşarak….

Devam edecek

Önceki Son 10 Yazı:
Seçim var ha, öyle mi! - 28 Kas 2018
İki salla bir bağla - 22 Kas 2018
Perinçek ezanı hangi dilde okur? - 10 Kas 2018
Yine aynı illüzyon! - 08 Kas 2018
Ya bu adam n’aptı şimdi? - 05 Kas 2018
Zenginimiz bedel öder, şehidimiz buzdandır - 31 Eki 2018
Neredeysen orasıdır - 13 Eyl 2018
Erdoğan’ın bir gazetesi daha oldu - 08 Eyl 2018
Artistlik Çin Seddi’ne kadar - 05 Eyl 2018
Menemene yumurta konur mu? - 03 Eyl 2018
önceki yazı

Alaska'da 7,0 büyüklüğünde deprem

Sonraki yazı

Londra’da hâkimler varmış

2 Yorumlar

  1. Ademoglu
    1 Aralık 2018 at 14:17 — Cevapla

    Aslinda darbe derken arada bir turkiyeyi kontrol altina aliyorlar degil Turkiye hep kontrolleri altinda kontrol ellerinden kacma ihtimali hissettikleri anda bir darbe daha vuruyorlarlar Memlketi insanlari ile birlikte kontrol ediyorlar memleket onlarin ciftligi insanlarda irgatlari, basini kaldiran tokadi yiyor.

  2. Seyda Akıncı
    1 Aralık 2018 at 16:59 — Cevapla

    Hangi bir dönem bitmedi ki bu dönem de gitmesin Allah aşkına?Aslında herkes bu Ergenekon’un ne olduğunu gayet iyi biliyor.Kimi menfaatperest sefiller geçici dünyada ebedi kalacakmış gibi zalimliklerinde devam ediyorlar.Ben inanıyorum ki bu dönemdeki çile çekenler geleceği inşa edecekler ve karanlıklarda beslenen yarasa ruhlu sefiller bu dünyada yaptıkları zulümlerin bedelini ödemeden ölemeyeceklerdir.

    “Zulüm ile abad olanın ahireti berbat olur” der Hazreti Üstad Bediüzzaman.Bu iş ahirete kalmayacak inşallah, kendilerini tüm dünya lanetleyecektir.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir