Erdoğan’ın çemberi daralıyor

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Hâkim söylem gittikçe gemi azıya almakta. “Gabar’da inlerine girdiğimiz teröristlerle CHP kol kola yürüyor!” diyor “reis”. Lakabına uygun bir retoriktir bu esasında. Hiçbir izanı ve etik bariyeri kalmadığı anlaşılıyor artık. “Kürdistan’ı çok seviyorsa Irak’ın kuzeyinde Kürdistan var, buyursun oraya gitsin” diyor. Kime söylüyor bunu? HDP ile işbirliği yaptığını ısrarla reddeden CHP’ye! Esasen mesele çok açık!

HDP resmi bir partidir. Her ne kadar artık esamisi okunmasa da, anayasaya uygun kurulmuş bir parti olduğu tartışılabilir mi? Dahası, adama demezler mi, “sen daha düne kadar bırak HDP’yi, PKK ile görüştüğünü resmi ağızdan hem de TBMM’de açıklamadın mı?” diye. Bakın açık yazıyorum, bu bir tuzaktır. Erdoğan ve yakın çevresine kurulan bir tuzak! Tabi, beni hiç ilgilendirmiyor tuzak kuranların amacı falan da, bunlarda azıcık stratejik analiz kabiliyeti olsa, yaklaşan tehlikeyi görürler. Bu söylemlerle, ilerideki paravan davaların konusunu hazırlıyorlar kanımca. Buna, bir sarıklı-çember sakallı genç adamların “molla mezuniyeti” fotoğraflarını ekleyin. 28 Şubat süreci ve sonrasında ortaya atılan Milli Güvenlik Belgesi çerçevesinde tanımlanmış iki tehlikenin biri Kürtçülük diğeri ise dincilikti. Bu tabloda, Erdoğan ve yakın çevresini sıkıştırdıkları nokta, budur. Çember daralıyor.

Suriye’de derin devletin dediği oldu

Türkiye uslu bir şekilde Rusya (ve Esad) güdümüne sokuldu ve çıkarlarını Suriye’deki Kürtler olarak sınırladı. Rusya’nın kendine bağladığı Ankara’daki rejim, Türkiye ile NATO köprüsünü fiilen attırdı. Son değerlendirmelerde NATO’da hâkim kanaat, artık Ankara’nın salt kâğıt üzerinde NATO üyesi olduğudur. NATO bir gereklilik olsa Türkiye’yi savunur mu? Zaten ılıktan-ılıktan saraylı çukur medya paçavraları da halkı bu duruma alıştırmaya çabalıyor. Demeleri o ki, zaten bu “kâfir Batılılar bizi asla savunmazlardı!”. İyi de soğuk Savaş’ı ne çabuk unuttunuz, demeyin boşuna. Onların artık kendi kendilerini kandırma evresini geride bıraktıklarını, fiilen kendi menfaatlerini ülkenin çıkarlarının önüne koydukları şüphe götürmez bir gerçek. Bunu anlamak için geçmişteki değerlendirmelerini okumanız yeterli olur. Orwell’ın 1984’ündeki gibi, her gün neredeyse tarihi gerçekleri yeniden yazıyorlar. Bir versiyonda dost, öbür versiyonda ise düşman oluveriyor aynı ülke! Bunu kabul ettirebilmek ne büyük bir güçtür. Artık bu güç, hedefini bir üst seviyeye çıkardı.

Sırada muhalefet içinde hâlihazırdaki duruma karşın elde kalan birkaç potansiyel tehdidi de yok etmek var. Bir de işlevi kalmasa da, en azından yerel seçimlerde yapacakları manipülasyonu daha az göze batan bir düzeye çekmek için, mümkün olduğunca anti HDP-CHP-İYİ cephesine saldırıyorlar. Hem de ne saldırma. Mansur Yavaş üzerinde yapılan operasyonu görünce, bir kez daha emin oldum artık: derin devlet çok sistematik ve disiplinli. Erdoğan üzerinden adam yeme oyununa devam etmekte kararlılar. Rejim konsolide oldu ve artık kendilerini daha rahat hissediyorlar. Açıkçası CHP’de de ulusalcı kanat MHP ile beraber Erdoğan rejimine ciddi katkı sağlıyor. Çünkü Erdoğan’ın arkasında derin yapı var. Gayet iyi biliniyor ki Erdoğan yalnızlaştırıldı. AKP diye bir parti var mı? Dalkavuk ve fırsatçı bir “reisçi” tutum içinde, hiçbir kontrol ve denge mekanizması kalmamış kaygan bir yapı var. 2000’lerin başında ortak akıl üreten ve iç dengelerin olduğu bir parti dinamiği kaldı mı? Bunu iyidir-kötüdür denkleminden bağımsız düşünmenizi rica ediyorum. Mesele şu: ipler Erdoğan’ın elinde. Erdoğan ise kimlere bağlı bunu gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz.

CHP içinde bir operasyon bekliyorum

Muharrem İnce kendisini gayet iyi devir teslim operasyonuna odaklamış görünüyor. Derinlerin diskurunu (dilini) iyice özümsedi. Kılıçdaroğlu gibi “kontrollü darbe” falan da demiyor. Solun Bahçelisi olmaya aday, görev adamıyım mesajı veriyor. Onun gibi Metin Feyzioğlu ve diğer nasyonalist kanat oyuncular da hazır, bekliyorlar. Hem CHP’de bir operasyon olursa, “aslan sosyal demokratlar!” bununla en az altı ay oyalanır. Kendi içlerine odaklanır. HDP’yi de bu süreçte daha kötüsü bekliyor. Tahminim, Öcalan güdümündeki radikaller, derinlerle daha fazla ortak zemine sahip. Çünkü bugünkü rejim, PKK ve dağdakileri besliyor. Tam onların istediği oluyor. Türkiye aklını tümden kaybetmiş bir dev gibi, oraya buraya saldırdıkça, bölücülük lehine daha uygun bir iklim oluşuyor. Demirtaş gibi HDP’yi daha fazla meşrulaştırmak ve Türkiyelileştirmek isteyen kanat, zaten hapiste. Rejim bu duruma toplumu gayet hızlı şekilde alıştırdı. Şimdi sırada diğerleri var. Ayrıca yerel seçimlerden sonra yine belediyelerde operasyon yapılacak. SS lakaplı Soylu bunu sinyallerini veriyor.

Ekonomide daralma resmileşti

Enflasyon oranına ilişkin rakamları manipüle eden TÜİK, aynen Yunanistan’ın yaptığı hatayı yapıyor ve balon şiştikçe şişiyor! Dış borç geri ödeme tarihi yaklaşıyor ve Ankara faizi geri ödemek ve daha pahalı hale gelen rayiç üzerinden yeni kredi bulmak arasında soğuk terler döküyor. Bu ayın sonunda dananın kuyruğu kopacak ve ak koyun kara koyun belli olacak. Bizim Akkoyunlu devleti vatandaşları da belki o zaman hipnozdan uyanır!

Bu arada derin devlet, hiçbir konuda hukuki mesuliyeti olmamasının verdiği dayanılmaz hafiflikle, arkasına yaslanmış, kontrol ettiği Türkiye’de hukuken de yönetimde görünmesini geciktirmeye çalışıyor. Erdoğan’ı yedek bir oyuncuyla değiştirmeleri çok basitleşti artık. Halk bazında kredibilitesi hızla eriyen “reis” bunun bilincinde, daha fazla etki kaybederken, Ergenekoncu derin müttefiklerine taviz üzerine taviz veriyor.

S-400 teslim tarihi de yaklaştı

Rusya’nın korkusundan geri adım atmaları da imkansız. ABD ise bastırıyor. Geri adım atmıyor. Bu durumda Batılı kredi kuruluşlarının ABD’yi karşısına almış bir Türkiye’ye bu rayiçten bile yeni kredi olanağı sunmaları olasılığı azalıyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da yakında Türkiye’yi bir alt kümeye düşürecektir. Zarrab-Halkbank davasının kararı (Türkiye’ye kesilecek fatura) ise, ABD’nin elinde bir joker olarak duruyor. Ankara’nın işi zor! Ve bu ödenecek tüm bedeller, Erdoğan’a kesilecek!

Tüm bunları gören Erdoğan’ın bir B planı var mı? SADAT ve diğer paramiliter güçlerle polis, etkili olabilir mi? Erdoğan bunlara mı bel bağlıyor yoksa? Komik olmayalım! Bu iş, abrakadabra karışıklık çıkartmaca, masum askeri öğrencilere vahşice saldırmaca, emniyeti işkence merkezine çevirmece gibi şeylere benzemez! Avrasyacı derin yapı devlette en önemli ağırlıktır. Zaten defalarca yazdım: bu tür rejimlerde orduyu elinde tutan rejimi kontrol eder. Erdoğan orduyu kontrol ediyor mu? Bunu mümkün görenlere hayret ediyorum doğrusu. Geçici bir pat durumunu (satrançta güç eşitlenmesini) bile mümkün görmüyorum. Erdoğan’ın ocaktaki sıcak kestanelerin alınması ve görece “karizması” dışında, derin yapının hiçbir şekilde Erdoğan’a bağlı olmadığını, bu ittifakı devam ettirmeye gerek duymayacağını düşünüyorum.

O halde ne olur?

Yerel seçimler falan hiçbir şey getirmez. Bir demokratikleşme bu saatten sonra on yıllar alır. Zaten buna talip ne toplum ne de partiler var. Olacak şey, bu yapı devam eder, ama bir oyuncu değişikliği olur ve Erdoğan yerine bir başka satıh aktörü göreve atanabilir. Seçimler olsa-olsa ancak buna vesile olabilecek bir başka faktör olur. Ama esas faktör ekonomi ve dış etkiler olacak. Bu arada likidite sorununu ötelemek amacıyla, Rusya’ya daha fazla taviz verilebilir. Açıkçası Rusya Türkiye’yi taksitle almak düşüncesine sıcak bakıyor. Bu, 200 yıllık Moskova rüyalarının gerçekleşmesi anlamına gelecek. Bundan para esirgemeyebilirler.

Ben inanın bu yaşananları Sevr sonrası Osmanlı Türkiye’sinin durumundan bile daha olumsuz görüyorum. Bu büyük bir yıkımdır aslında. Yazık ettiler güzelim ülkeye!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin