AnaSayfa»Yazarlar»Selim Gündüz»Erdoğan ve AKP… Seçimle gider mi? [SELİM GÜNDÜZ]

Erdoğan ve AKP… Seçimle gider mi? [SELİM GÜNDÜZ]

Pinterest Google+

Türkiye’nin gündeminde seçim ve referandum var. Bunun sebebi muhalefet değil. Seçimi isteyen, muhalefet değil iktidar. Erdoğan halen geçerli olan anayasanın bize tarif ettiği bir cumhurbaşkanı değil. O, fiilen AKP’nin başı. Fiilen elde ettiği daha doğrusu gasp ettiği Başbakan’a ait yetkileri, TBMM’ye, yürütme, yasama ve yargıya ait tüm yetkileri legal hale getirmek istiyor. Türk tipi başkanlık istiyor. Yani diktatörlük. Tarifi TDK yapıyor: “Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimseye diktatör” denir.

ERDOĞAN’DAN BAŞKA YETKİLİ KİMSE VAR MI?

Erdoğan’dan başka siyasi yetkili var mı? Yok.

Erdoğan’dan başka konuşan var mı? Yok.

Erdoğan’da başka konuştuğunda 10 haber kanalının canlı yayınladığı biri var mı? Yok.

Erdoğan’ın isteyip de yaptıramadığı bir iş var mı? Yok

Peki Erdoğan dışında birilerinin Erdoğan’ın rağmına yaptırabildiği bir şey var mı? Yok.

Yani karşımızda TDK’ya göre bir diktatör var. Rize’de ne demişti: “Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun yeni bir Anayasa ile kesinleştirilmesidir”

Yani Erdoğan illegal olduğunun farkında. Bu sebeple ve geçmiş hukuk cinayetlerini temizlemek için başkan olmak zorunda.

GİTMEYE NİYETİ VAR MI?

Evinize bir misafir gelse ama baksanız ki 5 bavul ve 10 çantayla gelmiş. Salona yerleşmiş. Kendine göre her şeyi şekillendiriyor. Bu görüntüden ne anlarsınız? Herkesin anladığını: Bu misafir gidici değil.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı oldu ama Çankaya Köşkü’nü beğenmedi. Milyarlarca para tahsis ettirip dünyanın en muazzam sarayını yaptırdı. Her bir köşesiyle özel olarak ilgilendi. ABD Başkanı Obama’nın sarayı Beştepe’nin yanında minyatür kalıyor.

75 bin TL’lik ithal koltuklar, 500 bin TL’lik Fransız mobilya takımları, her metrekaresinde 400 bin ilmek bulunan ve fiyatı 1 milyon 200 bin TL olan yüzlerce halı, 1.000 TL’lik altın varaklı kadehler, Kilosu 4.000 TL’lik çaylar, 10 bin TL’lik klozetler… 1.100 oda ve 2700 personel. Sonradan yaptırılan ailece kalacağı yavru saray.

Bu bilgileri göz önüne aldığınızda başlıktaki sorunun cevabı şu: Erdoğan ve AKP gidici değil.

AKP SEÇMENİ GİDİŞE RAZI OLUR MU?

Peki diyelim ki Erdoğan gitmeye kalktı AKP buna hazır mı? Değil. Erdoğan çok değil üç gün kenara çekilse AKP diye bir parti ortada kalmaz.

AKP seçmeninin psikolojisine gelince… Muhal farz demokratik bir seçim oldu ve CHP iktidara geldi. CHP iktidar olabilir mi?

Tüm rant kapılarına, devletin bütün gelir kaynaklarına çökmüş AKP kadroları konumlarını kaybetmek ister mi? İstemez.

Hatırlayalım: Bülent Arınç’ın ifadesiyle Ankara’yı parsel parsel satan Melih Gökçek’in Mansur Yavaş’ın kesinlikle kazandığı seçimi göz göre göre, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın eliyle geri alması başkanlığı vermemesi gibi.

Sonuç olarak devlete mafyavari bir yapılanmayla çöken ne AKP kadroları makamlarını bırakır ne de Erdoğan her gün yeni bir ilave yaptırdığı Saray’ı bırakıp Kısıklı’daki evine gider.

NASIL GİTMEZ, NASIL BIRAKMAZ?

Peki, Türkiye’de artık seçim olacak mı? Seçim olacak tabi.

Tüm diktatörler seçime girerler. Ama sonuçlarını kendileri belirlerler.

Kaddafi seçim yaptığında sonuç az çok belliydi.

Saddam her seçim yüzde 99 ile seçilirdi.

Özbekistan’da her seçimde Kerimov seçilirdi.

PEKİ, BİZDE NASIL OLACAK?

Özbekistan’ın aynısı olacak. Türkiye, Dünya Hukukun Üstünlüğü 2016 Endeksi’nde Doğu Avrupa ve Orta Asya kategorisinde Kırgızistan, Sırbistan ve Rusya ve Özbekistan’ın altında yer alarak sonuncu oldu. Hukukun bu hale geldiği bir ülkede cebren gitmeye gerek yok.

Seçimle kalmak pekala mümkün!

DİYELİM Kİ SEÇİMLER OLDU

Diyelim ki seçimler oldu, muhalefet de sandıklara fevkalade sahip çıktı. Ne olur sizce?

Olacağı şu:

Seçmen kitlesini aleni bir şekilde silahlandıran ve bunu saklamayan bir parti seçimleri vermemek için her yolu dener. Melih Gökçek Ankara’yı halk oyuyla almadı. Ankara Belediye Başkanlığı seçimi pilot uygulamaydı. AKP güç ve baskıyla rahatça seçim alabildiğini gördü. Şimdi iş büyüdü.

Ve şu an Türkiye’nin en büyük sorunu iç savaş potansiyeli de taşıyan ve hızla silahlanan AKP milisleridir.

Hitler, milislerini eğitip silahlandırıyor sonra bağlılık yemini ettirip sokaklara salıyordu. Mussolini yönetimindeki Ulusal Faşist Parti’nin üyeleri üniforma giydirilmiş ve silahlandırılmış sivillerdi. Ne yazık ki tarih yine aynıyla değil ama misliyle tekerrür edecek gibi duruyor.

önceki yazı

Başsavcı İrfan Fidan'ın kardeşi de cemaatten açığa alınmış

Sonraki yazı

Ne sakal kalacak ne de saç! [TARIK TOROS]

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir