AnaSayfa»Yazarlar»Mahmut Akpınar»Demokratik liderlik ve abilik bağdaşır mı?

Demokratik liderlik ve abilik bağdaşır mı?

22
Paylaşımlar
Pinterest Google+

YORUM | MAHMUT AKPINAR

Epeydir NLP, kişisel gelişim adıyla benliği, egoizmi, özgüveni, naylon tavırları öne çıkaran yaklaşım moda. Pek çok yayında “güçlü”, “bilgili”, “etkili” görünme ve kendini pazarlama öne çıkarıldı. Bu kitaplar insanları samimiyetten uzaklaştırdığı gibi, yapamayanları komplekse itti.

Etkileri devam etse de artık bu tür tezler rafa kalkıyor. Mütevazı, empati yapan, kendi eksikliklerini gören ve bunu itiraf edebilen, başkalarına hatalarını düzeltme fırsatı veren, beraber çalıştıklarını dinleyen, onların enerjisini pozitif anlamda değerlendiren, katılımcı, paylaşımcı demokratik liderlik yaklaşımı öne çıkıyor.

Liderlik insanları ve imkanları belirli hedefler doğrultusunda organize edip harekete geçirebilme ve o hedefleri gerçekleştirmek için sevk ve idare edebilme gücü, becerisidir. O nedenle liderlik diğer kişilerden farklı roller üstlenmeyi, çözümler üretebilmeyi, davranış kalıpları geliştirebilmeyi gerektirir.

LİDERLİKLE YÖNETİCİLİK ARASINDAKİ FARKLAR

Liderlik ve yöneticilik kavramları genellikle birbirinin yerine kullanılır ve bir miktar karıştırılır. Oysa farklı kavramlardır. Yönetici sisteme, kurallara, önkabullere, yerleşik düzene göre hareket eder ve bu sınırlar dışına çıkmama, risk almama eğilimindedir. Lider ise kurallara değil iletişime, ilişkilere odaklanır. Yeni fikirlere, açılımlara önem verir ve fikirlerin eyleme dönüşmesi için insiyatif alır; çevresini harekete geçirir. Yönetici formel örgüt yapısına ve ilişkilerine takılır ve herşeyin kurallarda tanımlandığı şekilde yapılmasına itina gösterir. Lider kalıplara, kurallara motomot takılmadan içinde bulunulan şartlara göre sorumluluğunu aldığı kişilerin, şirketin yararı-çıkarı için bir şeyler yapmaya çalışır. Liderlik yöneticiliği de kapsayan, daha kuşatıcı bir kavramdır. Yöneticilik emir verme, emir alma, otoriteye sadakat, kurallar, prosedürler dışına çıkamamadır. Yöneticilerde risk alma, yeni şeyler deneme, kapılar kapalıysa başka kapı arama veya açma yoktur. Kapılar kapalı ise onlar yönettiklerini yeni açılımlara yöneltmek yerine: “napalım görüyorsunuz kapılar kapalı, bekleyelim, bazı şeyler düzelecektir; şu an yapabileceğimiz başka bir şey yok! Allah bir şekilde bir kapı açacaktır veya büyüklerimiz düşünüyordur” tavrındadırlar. Yeni duruma göre yeni davranışlar, çözümler üretmek gerektiğini teklif eden üyeler olduğunda da işin hep olumsuz taraflarını öne çıkarır, risklerini gösteririler. Bir hamle yapmak, yeni bir projeye girişmek, yeni şeyleri denemek özel bir çaba, enerji, risk gerektireceği için klasik yöneticiler bunları almaya cesaretleri ve yürekleri olmadığını söylemek yerine, teslimiyetçi tavra yönelirler. Abartılmış olumsuzluklar, belirsizlikler arkasına saklanırlar.

Klasik yöneticiler beraber çalıştığı insanları genellikle istatistik ve işgücü olarak görür. Onları kurşun askerler gibi kurallar, kurulu düzen çerçevesinde belirli kalıplar içinde çalıştırılacak, emirlere uymak zorunda kişiler olarak tanımlarlar. Liderlik özellikleri taşıyanlar ise beraber çalıştığı her insanı kendi özellik ve kabiliyetlerine göre düşünür, değerlendirir. Resmi ilişkilerden formel, kalıplaşmış tavırlardan öte onlarla özel ilişkileri, empatiyi önemser. Arkadaşlarının iş dışındaki sıkıntılarıyla, problemleriyle de ilgilenir ve çözmeye çalışır.

LİDERLİK, KİŞİSELLEŞEBİLİR!

Bazen liderlik becerileri kişisel güç-imkân oluşturma adına kullanılabilir. Egoist, çıkarcı kişilerde de etkili liderlik özellikleri olabilir; kitleleri arkalarından sürükleyebilirler. Hitler gibi güçlü, etkili ama otoriter liderler insanlığa, çevresine yıkım getirmiştir. O nedenle salt liderlik yeteneği yeterli değildir. Liderliğin neye yönelik, niçin ve nasıl kullanıldığı önemlidir. Etkili liderliğin önünü açmak yanında bunun otoriterliğe, bireysel güç devşirmeye dönüşmemesi için tedbirlerin alınması esastır.

Otoriter liderler tüm yetki ve sorumluluğu kendisinde toplar. Çalışanlara emrederler ama katılıma, görüş açıklamaya izin vermezler. Bürokratik yapıların güçlü olduğu, kuralların esneklikten uzak, katı, sorgulanmaz, işlerin şeffaf yürümediği ortamlar otokratik liderler için elverişlidir. Liderlik yanı güçlü olsa bile otoriter kişilikli insanların yönetiminde uzun erimde büyük yıkımla, çöküşle ve ayrışmayla karşılaşmak kaçınılmazdır. Demokratik başlayan liderlik-yönetim anlayışı denetim-dengeleme sistemlerinin ortadan kalkmasıyla otokratik liderliğe dönüşebilir. Uzun süre aynı gücü kullanma, yozlaşmaya giden süreçlere tedbir almama otoriterliğe evrilme yollarını açabilir. Çok fazla ve denetimsiz güç-imkân-yetki demokratik bir kişiliği zorbalığa itebilir.

DEMOKRATİK LİDERLİK ÖRNEĞİ

Her liderlik becerisi ve uygulaması olan insan çevresine hayır, huzur ve kazanım getirmeyebilir. O nedenle liderliğin türü de önemlidir. İki Dünya Savaşı arasında liderlik yeteneği yüksek, ama egoist, narsist ve maceracı pek çok lider üreten Avrupa bu liderler yüzünden büyük yıkımlarla, ölümlerle karşılaştı ve sadece liderliğe odaklanmayı bırakıp demokratik liderliği önemsemeye başladı. Demokratik liderlik sorumluluğu ve yetkiyi dağıtmayı, üyeleri becerilerine ve birikimlerine göre karar süreçlerine dahil etmeyi gerektirir. Demokratik liderler/yöneticiler mütevazı, paylaşımcıdırlar. Kendilerini farklı ve üstün görmezler. Arkadaşlarını dikkate alır ve dinlerler.

Robert Dahl: “Demokratik liderlik diğer insanların davranışlarını etkilemektir, temel demokratik değerler yönünde ve bağımsız hareket edebilecek şekilde değiştirmektir” der. Demokratik liderler beraber çalıştığı insanlara kendilerini geliştirme ve yetiştirme fırsatı verir. Onları kendisine rakip, engel olarak görmez. Başarıları kendine mal edip kendini öne çıkarmaz, rekabetçi ve dışlayıcı tavırlarla değil ortak duygularla -beraber başarma, üzülme, sevinme- hareket eder. Çevresindeki her bireyi değer olarak görür ve kabiliyetlerini ortaya çıkarıp denkleme katmaya çalışır. Demokratik liderler uzmanlıklardan yararlanır. Farklı görüş ve düşünceleri sağmayı bilir; dışlamaz. Otoriter liderlik/yönetim altında kısa sürede çok şey yapılıyor gibi görünse de araştırmalar demokratik yönetimin/liderliğin uzun erimde çok daha etkili, verimli ve memnun edici olduğunu ortaya koymuştur. Demokratik liderlik eğitim, sosyal yardımlaşma gibi hizmet organizasyonlarında daha fazla önem kazanmaktadır.

HİZMET HAREKETİ’NDE NASIL LİDERLİK GÖSTERİLMELİ?

Peki Hizmet Hareketinde önde olanlar bu dönemde ne yapmalı? Nasıl bir liderlik sergilemeli?

Hizmet Hareketi öteden bu tarafa (başka bir yazıda ele almayı düşünüyoruz) Hadim/Hizmetkar yöneticilik, liderlik anlayışını öne çıkarmaya, teşvik etmeye çalışmış ve uygulamıştır. Ancak doğal olarak bürokratik yapıların, kaynakların büyümesi ve yeterli denge-denetim sistemlerinin olmaması nedeniyle bu çizgiden bir miktar uzaklaşılmıştır. Bugünlerde yaşanılan sıkıntılar nedeniyle Hizmet mensuplarının otoriter, emredici, baskıcı yönetim yaklaşımlarına tahammülü ve toleransı sıfıra inmiştir. Nedir bunlar?

Eski kalıplarla “abilik” tavrı.

Üst perdeden konuşmalar.

Yükün altına girmeden iş paylaştırmalar.

Yeni yollar ve çıkışlar aramak yerine kuralları hatırlatmak.

Eleştiri ve tekliflerin önünü farklı gerekçelerle keserek insanları susturmaya çalışmak.

İnsanları dinlemeye tahammül etmeksizin bir ayet-hadisle konuşmasını kesmek.

Duygu paylaşımı ve empati yapmak yerine daha kötü durumda olanları işaret ederek şikayetleri engelleme, konuyu çözümsüzlüğe hapsetme gayreti.

Bireysel veya kollektif hiçbir hatayı kabul etmeyerek doğrudan savunmaya geçmek.

Rasyonel, realist, ayakları yere değer, derde ilaç olacak çözümler üretmek yerine rüyalarla, mistik yaklaşımlarla tansiyonu düşürmeye çalışmak.

Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi eski alışkanlıkları devam ettirmek! Bir şekilde duvara toslamaya neden olmuş eski usullerle devam etmekte ısracılık.

Yönetim, finans, personel konularında şeffaflıktan, meşveretten, yönetişimden uzak durmak ve örtülü, kolay, sorumsuz olanı hala tercih etmek!

Sadece Türkiye odaklı bir Hareket’in mümkün olmadığı anlaşıldı ve kader Hizmet’e globalleşmeyi, bütün toplumlara açılmayı mecburi istikamet olarak gösterdi. Ancak hala sadece Türkiye tecrübesine sahip, ilgili ülkenin dilinden, kültüründen habersiz yöneticilerle yürümekte ısrar ediliyor. Ayrıca yerel toplumlarla kaynaşma, onlara hitap etme ve açılma çabaları çok yetersiz. Bu konuda yeterli değişim ve dönüşüm gayreti görünmüyor.

ENKAZ NASIL KALDIRILACAK?

Hizmet Hareketi özellikle 15 Temmuz sonrası ağır, travmatik bir duruma maruz kaldı. Yaklaşık 14 aydır afetin başında ağıt yakıp ağlama ve afet zedelere destek olma dışında yapılan dikkate değer bir şey yok. “Enkaz nasıl kaldırılacak? Derprem sonrası yeni şehir nereye, hangi planla, nasıl kurulacak? Uzun erimde afetzedelerin travamatik durumları nasıl terapi edilecek? Bazı hataların tekrar etmemesi için yol haritası neler? Yeni durumda ne gibi revizyonlar yapılacak? Usulde ve esata temel bir kısım değişikliklere ihtiyaç var mı?”. Bu soruların cevabı yok! Cevap arandığına dair ümit ve heyecan uyaracak çaba da farkedilmiyor.

İçinde olduğumuz zor zamanlarda klasik yönetim anlayışı, geleneksel çözüm önerileri ve davranış kalıpları yetmez, yetmeyecek! Badireyi atlatabilmek için gerçek manada hadim olan, demokratik liderlik yeteneğine, empati becerisine sahip, tevazuyla her gönle girmeye, her yaraya merhem olmaya çabalayan, eleştirilere tahammülü olan, yeni tekliflere-düşüncelere açık arkadaşlara ihtiyaç var.

Başlıktaki sorunun cevabına dönersek demokratik liderliğin İslam’la, inanç ve kültür değerlerimizle neredeyse bütünüyle örtüştüğünü söylebiliriz. Ancak eğer bir makam, konum, itibar sebebi olarak alınıyorsa “abilik” demokratik değerlerle de Müslümanca yaklaşımla da bağdaşmaz. “Yıkılası abilik” ancak insanların umudunu kırar, işleri sekteye uğratır, Hareketi yeni duvarlara toslatır.

Önceki Yazıları:
Kirli koalisyon - 18 Kas 2017
Tamir ve tenkid - 14 Kas 2017
Dine güveni sarsılan gençlik… - 06 Kas 2017
Erdoğan, durduk yere neden itiraflarda bulunuyor? - 31 Eki 2017
Şeriatla yönetilen ülkeler ne kadar İslami? - 27 Eki 2017
Sürecin kazandırdıkları! - 23 Eki 2017
İmam Hatipleri de bitirdiler - 19 Eki 2017
Demokratik liderlik ve abilik bağdaşır mı? - 16 Eki 2017
Hizmet ne zaman biter? - 09 Eki 2017
Kürdistan Türkiye’ye tehdit mi? - 05 Eki 2017
önceki yazı

PKK’dan sonra toplum ve sağ siyaset [Türk Sağı'nın hikâyesi-17]

Sonraki yazı

Ne de olsa T.C. vatandaşı!

19 Yorumlar

  1. Mehmet
    16 Ekim 2017 at 09:27 — Cevapla

    Bu hizmete en azindan gonul verdigini zanneden insanlardan bir insan olarak, dikenli ve tasli yollardan gectigimiz ve zeminin her yonuyle alabildigine kaygan oldugu bir zamanda gercekten isik tutucu bir yazi olmus. Yazdiklariniz, diger insanlari bilmiyorum ama benimde duygularima tam tercuman olmus. Yazilarinizin devamini bekliyoruz
    Kaleminize, yureginize saglik
    Allah a emanet olun..

  2. Ibrahim kabore
    16 Ekim 2017 at 13:21 — Cevapla

    Ya Kardeşim Yüregine Saglik
    Cook tesekurler harika tesbitler ve tavsiyelerde bulunmusunuz.

  3. Hazine
    16 Ekim 2017 at 18:03 — Cevapla

    Allah razı olsun. Çok verimli oldu

  4. Serhat
    16 Ekim 2017 at 18:08 — Cevapla

    Teşekkürler.Aynı sıkıntılar heryerde devam ediyor.Yurtdışında olan biri olarak yazının tamamına katılıyorum.devamını ve inşaallah çözümlerinde artık devreye girmesini istiyorum dua ediyorum.Mahmut akpınar yazılara devam etmeli.Geçenki anketinde de bunu destekledim.
    Saygılar.

  5. BILAL HAKKIOGLU
    16 Ekim 2017 at 20:00 — Cevapla

    insaallah okumayan kalmaz.ozellikle de sorumluluk yuku tasiyanlar…
    Umarim biraz daha itidal,yakinlasma ve demokratik teamullere seklen degil,ruhen sahip cikma ve uygulama.hepisi bu.
    Adam daha ne yazsin.Sssst.Ali.Veli.Selami,,,,akilli olun mu desin

  6. Real Teo
    16 Ekim 2017 at 20:03 — Cevapla

    Yaşım oldukça genç olmasına rağmen eski abilik / yeni abilik karşılaştırmasını doğru bulmuyorum . Tüm ilerleme, geçmişteki hata ve derslerden çıkarılacak sonuçlar üzerine bina edilirse mümkün olacaktır. Yeni yöneticilik ya da yeni liderlik gibi kavramlar da bir süre sonra eskiyecektir. Önemli olan eskimeyen kaynaklardan beslenerek , çağı da doğru okuyarak en olumlu düşünceleri üretmektir diye düşünüyorum.
    Yoksa eski abilik / yeni abilik gibi kavramlar hizmet hareketini 40 yılla sınırlamak olacağı gibi 40 yıl önceki insanlar abisiz mi doğdu sonucuna beni götürdü.

    O zaman 40 yıl önceki insanlarda daha eski abilik kavramına aitmiş gibi
    durum oluşuyor.

    Her türlü liderlik ya da yöneticilik kendisini doğuran topluluk ya da milletlere bağlıdır. Yani eski yönetim ya da yöneticiler de yeni yönetim ya da yöneticilerin halen arkadaşlarıdır . Bunları da unutmayalım.

  7. Smel
    17 Ekim 2017 at 00:44 — Cevapla

    Mahmut bey,
    Türbülanstan geçen bir uçakta mutlaka bulunmuşsunuzdur. Bu uçakta yemek, tuvalet dahil her şey unutulur. Yemek servisi şöyle yapılsa, pilot böyle davransa gibi kurtarıcı fikirlerin hiç bir faydası olmaz. Tam tersine uçaktaki gerginliği daha da arttırır. Tek dert bir ân evvel türbülanstan çıkmaktır.
    Diğer yandan yazınızdaki durum tespiti herkes tarafından eminim yapılıyordur ancak en az hasarla atlatılması gereken bir ortamda daha fazla ihtiyaç duyulan şey müşahhas fikirlerin de tespitler yanında derc edilmesidir.
    Fikir söylendikten sonra yapılmış, yapılmamış o da mühim değil artık:
    “Sen çalış olmazsa âlem sıkılsın!”

  8. Sevgi
    17 Ekim 2017 at 07:50 — Cevapla

    Çok güzel bir yazı olmuş seslendiremediğimiz düşüncelerimizi yazmışsınız

  9. Mutlu
    17 Ekim 2017 at 08:29 — Cevapla

    Sistemin dışında olup derdi sistemin kırsalında üzerine yük almayan o sorumluluk ve yükün altında ezilmeyen insanların bu tür yazılar yazması çok kolay. Yazdıklarının hepsi yanlış değil doğruluk payı olanlar var. Ama sıkıysa şu dönemde bir beldede sorumluluk ve yükün altına girerek bu yazıyı yazabilmek önemli. Gerisi havan da su dövmek. Nazari değil ameli olan etkili ve önemli.

  10. Ayşe
    17 Ekim 2017 at 09:10 — Cevapla

    Çok güzel bir yazı.Zaten severek takip ettiğim bir kışi Mahmut bey.Bizlere bu yazdıkları bir ışık kaynağı oldu.Bundan sonrada böyle bizlere rehber olabilecek yazılar bekliyoruz kendisinden.Tesekkur ederim

  11. Umit
    17 Ekim 2017 at 09:20 — Cevapla

    Yıllardır söylediğimiz Hizmetimizi şirket yönetiyor gibi yönetiyordu bazı abilerimiz. Madem şirket yönetiyor gibi yapıyorlarsa en azından yönetici vasfı ve işin ehli olmasına bakılmalı derdik.
    Düşünce ve fikirlerimizde olan şeyleri analitik anlatan bir yazı olmuş. Bunları dahada genişleterek masaya yatırmalı ve öz eleştiri yaparak şapkayı önümüze koymalıyız artık.
    Teşekkürler…

  12. Yusuf
    17 Ekim 2017 at 22:58 — Cevapla

    Allah razı olsun mahmut hocam. Sizin bu yazıları yayınlamaları bile benim için geleceğe hizöet adına umutla bakmamı sağlıyor. Demekki diyorum birileri var ve yanlışları düzeltmek için çalışılıyor. İyiki barsınız lütfen yılmadan yazmaya devam edin. Öyle çok istifade eden varki bilemezsiniz.dualarımız sizin için.

  13. Özgür kanat
    18 Ekim 2017 at 07:35 — Cevapla

    Allah razı olsun. Tesbitler harika. Hizmet, kendine layık olamayan her şeyi ve herkesi sırtından atmış ve atacak. Allah bize layık olmayı nasip etsin. Allaha emanet olun

  14. Murat
    18 Ekim 2017 at 16:42 — Cevapla

    Gayet guzel bir yazi olmus. Istenen lider ve “abi” vasiflari guzelce anlatilmis.

    Tesekkurler.

  15. Ali
    18 Ekim 2017 at 22:50 — Cevapla

    Bır KHK lı olarak şunu belirtmek istiyorum ki sadece yaklaşık 14 aydır afetin başında ağıt yakıp ağlanıyor. Afet zedelere destek olma konsunda dediklerinize katılmıyorum. Afet zedelerin büyük bir çoğunluğu kendi haline bırakıldı.
    Ayrıca bazı meseleleri anlamadığı için eleştiren (neden-niye diyen) yeni teklif ve düşünceler dile getiren birçok arkadaş 17-25 Aralık sonrası yukarıdan gelen emirlere riayet etmiyor gevşeklik gösteriyor diye sistem dışına itildi. Küçülüyoruz denilerek küskünler ordusu kuruldu.
    Ciddi ciddi şapkayı önümüze koymalıyız artık.

  16. Fadime
    23 Ekim 2017 at 08:50 — Cevapla

    Bir gün bu dediğiniz Vasıf’larda bi abi/abla vazife başında kalırsa – çünkü fikir üretenlerin sesi hemen kesiliyor, kişi kendinden daha akıllı insanları elinin altında barındırmıyor, bu bi de kadın kısmına geçildi mi daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor, çoğu kocasının nüfuzunu kullanarak vazife ve saygınlık hatta despotluk devşiriyor, annene göz koyan kadı ise, kadıyı kime şikayet edeceksin noktasında yıllarım geçti.- ben de yeniden büyük bir inançla, ümitle , aşkla elimden gelenin en iyisini yapmak için işin içinde olmak isterim.
    Yazınız güzel olmuş, kaleminiz susmasın.

    • cihan
      24 Ekim 2017 at 08:26 — Cevapla

      Sevgili Mahmut bey
      Umarim yazdiklariniz camianin kahir ekseri tarafindan anlasilir ve kabullenilebilir lakin gozlemlerimiz bunun kolay hatta hic olmayacagi yonunde. Magduriyetler baslayali beri acaba ders aliyoruzmu diye cok umitlenmistim lakin ne etrafimda nede belki baska yerler de oluyordur umidiyle sordugum dostlardan umit verici birseyler duyamadik maatteessuf.
      Evvelen bu abilik ve ablalik sozcuklerinden kurtulmak lazim. Yerine hadim gorevli vs getirilmeli.

  17. Miles
    24 Ekim 2017 at 04:03 — Cevapla

    Is sadece yazıda kalmamalı ve herkes acaba ben ne kadar yenilenmeye ve değişime ihtiyacım var demeli. Biz liderimiz olsun ve bizi yönetsinleri seven bir milletiz ve ne yazık ki işler zorlaşınca sıkıntı artınca liderde kapasite yoksa iş patlıyor.
    Artık kimse abi değil kimse susarak sorunların çözülmeyeceğini gördü. Allah için hayır konuşalım ve kafamıza yakmayanı sorgulayalım. Bulunduğumuz yerdeki hayat koşullarını iyi araştırıp asimile olmadan uyum sağlayalım.
    Herkes sorumluluk alıp üzerine düşenden kaçmasın elini taşın altına koysun. Türbülans hiç geçmezse ne yapacağını da düşünsün.
    Ama önce kardeşlik ve uhuvvetin her meseleyi aşmada en önemli ilaç olduğu unutulmasın. Biz birlikte daha güçlüyüz.

  18. kadir
    24 Ekim 2017 at 08:53 — Cevapla

    Icinde pekcok halis insanlarin bulundugu bu guzel hizmet hareketiyle ilgili sunlari demek gercekten kolay degil lakin
    bazilari tarafindan bu hareket masonik bir teskilat gibi gorulmeye baslanmisti.
    Birileri makam ve nufuzunu kullanarak bazilari da verdikleri paranin gucunu kullanarak itibar devsirip kendilerine bir alan acinca gerisi umurlarina gelmedi. Onlar isin icinde olsunda gerisi ne olursa olun kabilinden. Yoksa kariyerinde ve isinde basarili olmus bu kisilerin yapilan yanlis ve ihmalleri gormemeleri kabul edilebilir bir durum degildir.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir