AnaSayfa»Yazarlar»Barbaros J. Kartal»Çünkü polis olmak bunu gerektirir!

Çünkü polis olmak bunu gerektirir!

Pinterest Google+

YORUM | BARBAROS J. KARTAL

17 Aralık dosyasında görevli polis memuru Hüseyin Korkmaz’ın ABD’de süren Hakan Atilla davasında tanık olarak yer alması üzerine sosyal medyada çeşitli görüşler yer aldı. Korkmaz’ın tanık olması ile düşüncelerimi birazdan anlatacağım. Ama önce, iki günden beri Korkmaz’ın tahliye olunca “benim dosyayla ilgim yok” dediği ama buna rağmen ABD’de tanık olduğu yönünde yapılan çarpıtmanın üzerinde durmak gerekiyor.

GAZETECİLİK DERSİ VERECEKLER GENE…

Havuz gazetecileri ve AKP trollerini bir kenara koyuyorum.

17 Aralık ve 25 Aralık dosyaları birbirinden farklı dosyalar, kamuoyunda ortak bir dosya olarak bilindiği için birbirleriyle karıştırılmasını çok normal buluyorum. Bu davalar üzerine uzmanlaşmamış gazetecilerin – ki buna ben de dahilim – zaman zaman dosyaları karıştırmasına tolerans ile yaklaşılmalı.

İlhan Tanır gibi belli bir süre, alakalı-alakasız Cemaat aleyhine tweet atmadığı zaman rahatsızlık duyduğunu, vücudunun s.o.s. verdiğini düşündüğüm gazetecinin hatasına çok takılmadım. Olabilir, Tanır’ın Cemaat’e derin rezervleri olmasına, yakın geçmişi değerlendirirken sadece Cemaati günah keçisi yapmayı çok sevmesine ve bana göre yanlış bakış açıları olmasına rağmen maddi bilgilere riayet konusunda güvenilir bir isimdir. Yanlış yazdığını gördüğü zaman düzeltmeyi bilir, gocunmaz. Yanlışı yazarkenki coşkunluğu ile düzeltmeyi yaparkenki isteksizliğine çok takılmamak lazım. Subjektif görüşlerini bir kenara bırakırsak, objektif gazetecilik kriterleri konusunda güvenirim.

Gelgelelim diğer Erdoğan muhalifi olan kişilerin bu yalanı yaygınlaştırmaktaki gayretlerini ve yanlış olduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen aynı şekilde yazmaya devam etmelerini kayda geçirmek lazım. Bir bilginin hatalı olduğu ortaya çıkmasına rağmen hala ısrarla aynı yalanı söyleyen kişilerin laf sokmayı çok sevdikleri Cemaat’ten çok daha fazla organize, motive, güdümlü ve görevli olduklarını görmek gerekiyor. Zahirde Cemaat özünde dinle ilgili her şeye olan düşmanlıkları beyinlerini kemirdiği için artık çok basit analizleri ve çıkarımları yapamayacak kadar zeka gerilikleri yaşadıklarını düşünüyorum. Sözde solcu ve sözde laik olmak gerizekalılığı ancak bir yere kadar örtebiliyor. Yine Doğan Grubu’nun dava ile ilgili dişe dokunur hiçbir şeyi yazamayan ama yarın öbür gün gazetecilik dersi vermeye devam edecek memurlarının bu yalanı yaymadaki aşk ve şevklerini görmek gülümsetmedi değil. Yüzsüzlükte öyle bir eşiğe geçtiler ki, ellerinde ne patlasa artık “o zaman dans” şeklinde tepki verdikleri kesin.

YURT DIŞINDA SUSSAK, YURT İÇİNDE ZULÜM BİTER Mİ?

Evet, yazımızın diğer konusu olan, polis memuru Hüseyin Korkmaz’ın Amerika’daki davada tanık olmasına dönersek.

Korkmaz’ın tanıklığının bu davanın Cemaat’le özdeşleşmesine Hizmet edeceği, içerideki Cemaat mensuplarına daha fazla zulüm edilmesine vesile olacağı ve Erdoğan tarafından tepe tepe kullanılacağı argümanlarına katılmıyorum.

Öncelikle Erdoğan’ın çizdiği sınırlar içerisinde kalmak gibi bir ön kabulu gerektirir ki o zaman yazıp çizmenin de bir faydası yok. Sabahtan akşama kadar şöyle diktatör böyle zalim deyip çay içip duralım.

‘Yurt dışında olunca öyle geliyor, ülkedekilerin halini düşünmüyorsunuz’ eleştirisini anlarım ama doğru olduğunu düşünmüyorum. Yurt dışındakiler susunca zulmün duracağı falan yok arkadaşlar. Dünyada rezil oldukça, yalnızlaşınca ve gerçeklikten koptukça kendi kendisini bitirecek bir rejim var.

Hüseyin Korkmaz hiç ortaya çıkmasaydı sanki bu ihale Cemaat’e kalmamıştı. AKP’nin tetikçileri çok uzun bir süreden beri daha fazla zulüm yapılması için kendilerini yırtmıyorlardı sanki. Sanki her gün yeni gözaltılar yapılmıyor. 17-25 dosyasına bakan polislerin eşleri ve çocukları günler öncesinden gözaltına alınmadı…

BİR ŞEHİR EFSANESİNİN SONU

Hüseyin Korkmaz’ın tanık olması aynı zamanda bir şehir efsanesinin sonudur. Eğer organize bir şekilde hareket edilmiş olunsa bu tanıklığın Cemaat’e zarar vereceği düşüncesinin daha ağır basması, paralelinde polisin görev aldığı dava ile ilgili tanıklık yapmaması gerekirdi. Hiç risk alınmaması gibi akla ilk gelen şeye rağmen polisin görev aldığı dava ile ilgili çıkıp tanıklık yapması bir tezviratın bitişidir.

Kaldı ki eleştirenler, Korkmaz’ı Cemaat polisi şeklinde yaftaladıklarının farkında değiller. Bu da yine Erdoğan’ın ve Cemaat muhaliflerinin çizdiği bir alana hapsolmak demektir. Ha Cemaat muhalifleri diyorsa ki, ‘Bu kadar çalışkan, mütevazı, güvenilir ve korkusuz polisler olsa olsa Cemaat’ten çıkabilir o yüzden bu polis de onlardandır,’ bunu da saygı duyarım. Ama Korkmaz ile ilgili kişisel bir bilgim ya da tanışıklığım yok.

Korkmaz’ın büyük bir cesaret örneği gösterdiğini düşünüyorum ve çok büyük saygı duyuyorum. Türkiye’deki akrabalarını ve sevdiklerini riske ederek kelle koltukta görev aldığı ve uğrunda bir çok zulme maruz kaldığı bir soruşturmanın arkasında durmuştur. Yok ABD’lilerle işbirliği yaptı gibi oltalara gelmemek lazım. Hayırsever dedikleri, şeref madalyası takmayı planladıkları, uğruna bütün adalet sistemini iğfal ettikleri, bayrak fonlu yıkama yağlama röportajları yaptıkları, uğrunda ABD’ye 2 defa nota verdikleri tescilli hırsızın yaptıklarına bozulmuyorlar hırsızı yakalayan polisin anlattıklarına bozuluyorlar, geçelim.

Aynı şartlarda olsam, kapatılan gazetemle ilgili olarak dünyanın neresinde bir dava olsa gider tanıklık yaparım çünkü benim için kendi ülkede adalet sağlayacak bir mahkeme kalmadı. Zamanında devlete karşı başörtüsü haksızlığını AİHM’e götürenler kadar da vicdanım rahat olur. Okuyamadığı için dünyanın çeşitli yerlerine gitmek zorunda kalanlar kadar da gurur duyarım.

RAHATLAYALIM…

Bence artık Cemaat mensuplarının şöyle olursa ne derler, böyle olursa ne derler şeklinde çok da fazla hesap kitap yapmamaları gerektiğini düşünüyorum. Bunlara zamanında çok kafa yorduk, artık yeter. Gerçeğin gücünden daha fazla değil hiçbir hesap kitap. Bu dünyaya ciğeri beş para etmez tiplerin önyargıları ile uğraşmaya gelmedik. Vakit kaybına gerek yok. Çok daha büyük bir dünya var önümüzde bugünün karanlık, sisli, zalim havasında pek görülmese de geçmişin takıntılı insanları ile vakit kaybetmeye gerek yok. Çok daha farklı fikirlere açık insanlar var, enerjimizi daha isabetli kullanmalı.

“Hırsızdan korksam polis olmazdım be” diyen Korkmaz rahatlığında yaşamak lazım bence hayatı.

 

önceki yazı

MİT, Ümit Horzum’u neden kaçırdı?

Sonraki yazı

Hüseyin Korkmaz olayı (2)

3 Yorumlar

  1. mahir
    13 Aralık 2017 at 05:07 — Cevapla

    Müsadenizle imzamı atıyorum bu yazıya.

  2. Seyda Akıncı
    13 Aralık 2017 at 16:47 — Cevapla

    Analizinizi inşallah kendilerini cemaat sempatizanı görenler de dikkatlice okurlar da alerjisi olan laik-solcularla birlikte düştükleri vartaları iyi anlarlar.

  3. Mehmet Can
    15 Aralık 2017 at 00:31 — Cevapla

    Sayin Kartal
    Yasal yollardan elde edilmemiş bilgiler mahkemelerde kanıt olarak kullanılamaz.
    31 agustos 2014 tarihli Der Spiegel’e bakınız. 2006 da istihbarat eğitim ve işbirliği anlasmasi ile gelen National Security Agency 2006-2016 arasında Türkiye’de paranın izini sürmüş ve istihbaratini toplamistir. Korkmaz’ın yaptığı dublajdir.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir