Çekiç, matkap ve sevgi

YORUM | VEYSEL AYHAN

Bir vecize değil aslında. Önemli bir psikolojik tespit: “Sahip olduğunuz tek şey çekiçse, her şey size çivi gibi görünmeye başlar.” Bu tespit Abraham Maslow isimli Amerikalı bir psikoloğa ait.

Dağarcığınızda süt varsa, süt ikram edersiniz.

Kovanızda su varsa çiçek sularsınız.

Mevlana’nın ifadesiyle “Testinin içinde ne varsa, dışına o sızar.”

Siz “ne” iseniz çevrenizi öyle görürsünüz.

PEKİ “NE” SİNİZ?

Kendiniz tahlil etmeye çalıştınız mı?

Elinizde ne var?

Dağarcığınız “ne” ile dolu?

Karakterinize hâkim olan his “ne”?

Karşınıza çıkan olaylarda ilk sarıldığınız “duygu” hangisi?

Siz “ne” insanısınız?

Öfke ve kibir insanı mı?

Sevgi ve şefkat insanı mı?

Menfaat ve gösteriş insanı mı?

Öfke ve nefret insanı mısınız?

Sürekli yüzünüz gergin, kaşlarınız çatık mı?

Ruh dünyanızda elinizde beyzbol sopası ile sürek avında mısınız?

Dövecek insan peşinde misiniz?

Sahip olduğunuz en değerli şeyiniz “çekiç” mi, matkap mı?

Balta, kazma veya balyoz mu?

Önce kendinizi bir “teşhis” edin.

Buzdolabının kapısını açıp içinde “ne”ler olduğunu teşhis kolaydır.

İnsanın ruhunda “ne”ler olduğunu teşhis ise çok zordur.

Eğer dağarcığınızda sadece öfke ve nefret varsa, dua edin, kendinizi paralayın, oruç tutun, riyazet yapın… Ne yapıp edin kalbinizi “insan kalbi” haline getirin.

Rahatlayın, elinizdeki taşları bir kenara koyun. Sakinleşin. Tebessüm edin, çevrenize kim olursa olsun güler yüzle bakmaya çalışın.

İnsan denen canlının içindeki kötülük potansiyelini nötürleyecek tek duygu “sevgi”dir.

İnsan olmak için de en “olmazsa olmaz” donanım “sevgi” dir.

“UN”SUZ EKMEK!

“Un”suz ekmek olmaz.

“Şeker”siz helva yapılmaz.

Eğer bir insanda “sevgi” yoksa o insana “insan” demek bile yanlış olur.

“Sevgi” siz insandan her türlü vahşet beklenebilir.

“İnsan” olmanın asgari şartı “sevgi” taşımaktır.

“Sevgi”siz insanlarla barış inşa edilmez.

Sevgi ve muhabbetten yoksun “tuğlalarla” dünyanın en şaşaalı ve muhteşem camisini yapsanız beyhude. Ömrü yatsı ezanını bulmaz. Dolayısıyla her ne yapılacaksa yapılsın “tuğlaların” muhabbet ve sevgi ile karılmış olması gerekir.

SEVGİ YOKSA NE VARDIR?

Güzel bir söz daha var: “İnsan, yalnızca sevdiği zaman kötülük etmez.”

Fıtrat boşluk kabul etmez. “Sevgi”nin olmadığı bir kalbi menfi duygular istila eder. Böyle bir kalp “selim” bir kalp olamaz. “Silm” sıfatlarını taşıyamaz.

Sevgi, her seviyede toplumsal bir harçdır. Evde, okulda, kurumda…

“Sevgi” siz bireyler bir araya geldiğinde sadece bedenleri bir araya gelmiş olur.

Kalpler uzaklığını sürdürür. Yirmi kişi aynı kurumda bir araya gelir ama her biri bir diğerinin ardından konuşur, altını oyar, kuyusunu kazar. Herkes bir diğerine çelme takma yolları arar. Bu birliktelikler, birlik ve uhuvvet getirmez, menfaat mevzilenmelerinden ibaret kalır. Birbirini yiyen insanlarla huzur ve barış tesis edilmez.

Böyle yerlerde “sevgi” sadece lafızdan ibarettir. Ve o yerde bir sistem ve düzen de kuramazsınız. Barış mesajı yazamazsınız. Dünyaya barış taşıyamazsınız.

“NASILSANIZ ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ”

Sevgi, insanlığın ortak dilidir.

Kalplerinde “sevgi” taşıyan bireyler, başlarına “sevgi” destanı yazan yöneticiler bulur. Tıpkı Yeni Zelanda’da olduğu gibi.

Kalpleri taşlaşmış ve “çekiç”leşmiş bireyler ise başlarına öfke nöbetleri geçiren, kin ve öfke jenaratörü olan insan kılıklı mahluklar bulur.

Böyle bir durumda ya cehennem gibi bir iklimde “sevgi” seraları kuracaksınız veya “insanların” yaşadığı iklimlere göçeceksiniz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin