Bu kadar omurgasızlık Türkiye’ye bile fazla

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

8 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesinin ve bunun kamuoyuna açıklanmasından hemen sonra YSK İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini tekrarlama karar alıyor. Bu karardan hemen sonra da kulislerde HDP’nin seçimlere kendi adayıyla gireceği konuşulmaya başlanıyor.

MHP ile ittifak yeterince verimli değil o halde HDP’nin oylarını alacak hamleler yapma zamanı.

Bu denli mide bulandırıcı siyaset ancak Türkiye’de olabilir. 6 yıl önce Barış süreci diye ölmek üzere olan PKK’ya hayat öpücüğü ver, operasyonları kesip yaralarını sarmasına müsaade et, Kürtlere benim muhatabım PKK’dır mesajı ver, 1 Haziran seçimlerinde beklenen menfaat elde edilmeyince de Güneydoğu’da taş üstünde taş bırakma, binlerce kişinin ölümüne sebep olacak demir yumruk politikası yürüt.

Her yerde ‘Tek vatan, tek bayrak, tek devlet ulan’ naralarıyla Kürt lafı eden herkesi ya kurşuna diz ya terörist ilan edip hapse at. MHP kafasıyla aşk yaşa, her ağzını açtığında vatan millet, dava nutukları at.

MHP ile ittifakla da yeterli çıkar elde edilmez olunca da bu sefer 180 derece dönüp APO’yla yeniden görüşmeye başla. Ve büyük bir kitle hepsini de elleri kızarıncaya kadar alkışlasın.

Bu nasıl bir hacıyatmazlıktır, bu nasıl bir mide bulandırıcı politikadır?

Ama asıl mide bulandırıcı olan şey ise Recep T. Erdoğan’ın partner bulmakta hiç ama hiç zorlanmıyor olmasıdır. İstediğinde Abdullah Öcalan, istediğinde Devlet Bahçeli ile partner oluyor, ikisi de bu nasıl bir ahlaksızlıktır demiyor. İstediğinde her türlü İslamcı tarikat ya da kanaat önderi ile istediğinde Doğu Perinçek denen dinsiz ile müttefik olabiliyor. Türkiye İttifakı lafı eder etmez İYİ Parti’nin dibi düşüyor ve Recep T. Erdoğan’ın daha ağzındaki laf bitmeden biz hazırız diye açıklamalar geliyor.

Türkiye siyasetinde zerre kadar omurga olmadığının her zaman her duruma müsait yaşadığını bilmem fark edebiliyor musunuz? Bu kokuşmuşluk Türkiye’ye bile çok fazla.

Erdoğan birkaç ay farklılıkla hem APO ile hem de Bahçeli ile kurduğu ittifakları yüzü hiç kızarmadan savunabiliyor. Hem din siyaseti yapıyor hem Perinçek’in her türlü desteğini alıyor bunda da hiçbir yüz kızarması olmuyor. Aynı şekilde Bahçeli birkaç zaman önce ağzına gelen lafı saydığı Erdoğan ve AKP ile kanka oluyor, onu hiçbir yüz kızarması olmadan hararetle savunmaya başlıyor. Perinçek de öyle Numan Kurtulmuş da hangi pozisyonda duruyorlarsa o pozisyonu sağına soluna bakmadan hararetle savunuyorlar.

Temel ile Dursun hararetle Ekvator çizgisini tartışıyorlarmış biri diyormuş ki Ekvator Trabzon’un tam üzerinden geçer. Diğeri ise yok yanlışın var diyormuş asıl Rize’nin tam üzerinden geçer. Bir türlü anlaşamıyorlarmış. Tam o esnada yanlarından geçen İdris kulak misafiri olmuş, durup demiş ki ‘haçan siz bu konuyu Cemale sorun’. Onlar da demiş ki Cemal’in coğrafya bilgisi çok mu iyidir. Yok demiş İdris hiçbir şey bilmez ama çok iyi diretir. Neyi savunuyorsa siz pes edinceye kadar onda ısrar eder. Onun ısrarıyla baş edemezsiniz. Böylece tartışmanız sonlanır.

Tam Türkiye’deki politikacıları anlatan bir fıkra. Savunduklarının ne kadar çelişkili ve zıtlıklar barındırdığının hiçbir önemi yok. Önemli olan o esnada neyi savundukları.

HDP’nin 23 Haziran’da İstanbul’dan aday çıkarması hukuken mümkün değil ama bunun kolaylıkla dillendiriliyor olması bile siyasetin omurgasızlığını anlatmaya yeter.

Bundan sonra yeniden AKP APO diyaloğu başlar bunun karşılığında da Abdullah Öcalan İmralı’dan, ev hapsine çıkar. Sonrası Allah kerim! Bu mide, bu omurga Türkiye’deki siyasetçilerde olduğu müddetçe her şey ama her şeyin olması mümkündür!

Bugünkü bildiğimiz manada Türk siyaseti her şeyiyle kokmuş ve çökmüş bir canlı cenazedir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin