AnaSayfa»Yazarlar»Nurullah Albayrak»Birleşmiş Milletler, Bylock konusunda son noktayı koydu

Birleşmiş Milletler, Bylock konusunda son noktayı koydu

Pinterest Google+

YORUM | Av. NURULLAH ALBAYRAK

İktidarın talepleri doğrultusunda hareket eden yargı organları tarafından, Bylock kullanımı terör örgütü üyeliği suçunun en önemli delili olarak gösterilip binlerce insan hakkında soruşturmalar açıldı, tutuklama ve mahkumiyet kararları verildi. Binlerce insan da halen sadece Bylock gerekçe gösterilerek cezaevlerinde tutuluyor.

Konunun uzmanı olan hukukçular, teknik bilirkişiler ve uluslararası bazı kurumlar tarafından hazırlanan raporlar, bir iletişim aracı olan Bylock isimli programı kullanmanın suç olmayacağını ortaya koymasına rağmen mahkemeler, istihbarat teşkilatı tarafından yasadışı yollardan elde edilen bazı verileri gerekçe göstererek, Bylock kullanmayı suç delili olarak kabul edip bu doğrultuda kararlar verdi, veriyor.

Birleşmiş Milletler (BM), bu değerlendirmelerin ve uygulamaların hukuk dışı olduğunu, Bylock programı kullanmanın tek başına suç delili kabul edilemeyeceğini belirterek, bu konuda yaşanan hukuksuzluklara son noktayı koymuş oldu.

Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubunun 18 Ekim 2018 tarihinde yayınlanan kararına göre; olağan bir iletişim aracı olan ByLock kullanma ve bu uygulama aracılığıyla yazışma, haber, bilgi ve görüş paylaşma, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır ve suç olamaz. BM tarafından yapılan değerlendirmede, savcılıklar ve mahkemeler tarafından ortaya konulan tüm gerekçeler değerlendirilmek suretiyle bylock kullanmanın tek başına suç olarak kabul edilemeyeceği açık olarak kamuoyuyla paylaşıldı..

Bu karar, ByLock kullanmanın terör örgütü üyeliğinin delili olduğu iddiasını çürüten ilk karar olması açısından son derece önemli. Hükümet tarafından BM Çalışma Grubuna bylock kullanmanın neden delil olduğuna dair sunulan tüm argümanlar ve mahkemeler tarafından verilen kararlara rağmen, Bylock kullanmanın suç delili olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiş ve bu iddialara dayalı olarak herhangi bir yargılama dahi yapılmaması gerektiğinin altı çizilmiştir.

İncelemede, bylock programına ait verilerin yasadışı olarak elde edilmiş olması, içerik olarak sunulan bilgilerin hukuk dışı yollarla elde edilmiş ve güvenilir olmaması konusunun incelenmesi talep edilmediği için BM Çalışma Grubu bu hususu inceleme gereği dahi duymadan ByLock’un suç delili olamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Ancak, illegal delil olması bir yana, ByLock verileri tamamen legal yollarla elde edilmiş olsa dahi, bu uygulama kullanılarak suç işlenmesi amacıyla talimat verildiği gösterilmedikçe, tek başına bu uygulamayı kullanma terör örgütü üyeliği suçlamasına delil olarak gösterilemez; çünkü BM’nin kararında da ortaya konulduğu gibi olağan bir iletişim aracını kullanmayı suç delili olarak göstermek, düşünce ve ifade özgürlüğü (AİHS m. 10) ile iletişim özgürlüğü (AİHS m. 8) gibi temel hakları ihlal eder.

Herkes mahkeme ve savcılıklara bu kararı sunmalı

Yeni doğum yapmış kadınlar, bebekli anneler ve ev hanımlarının da içerisinde olduğu binlerce insan sadece ‘Bylock kullandı’ gerekçesiyle zindanlara atıldı ve haklı çığlıkları kendisine hukukçu denilen kişiler tarafından dikkate alınmadı.  BM Çalışma Grubu ise yaptığı değerlendirme ile 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB) ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de taraf olduğu 1966 tarihli BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (BM MSHS) hükümlerini dikkate alarak yaşanan bu süreçte birçok hakkın ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Birleşmiş Milletler tarafından verilen bu karar, yargılanan ve  soruşturması devam eden herkes tarafından ilgili mahkeme ve savcılıklara sunulmalı ve yaşanan haksızlığa son verilmesi istenmelidir.

Bizim hakim ve savcılarımızın, hukuk bakış açıları sorunlu olduğu için bu kararı hemen kabul etmeleri zor olacaktır. Kabul ettirene kadar ısrarla sunulmaya devam edilmeli. Ancak, hiç şüphe yok ki bu karar hem mahkemeler hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM tarafından dikkate alınarak bundan sonraki süreçte ihlal  kararları verilecektir.

Karar için bkz. Working Group on Arbitrary Detention – Opinion No. 42/2018 concerning Mestan Yayman (Turkey), 18 October 2018

(https://www.ohchr.org/Documents/Issues/Detention/Opinions/Session82/A_HRC_WGAD_2018_42_AEV.pdf).

Önceki Son 10 Yazı:
Muhteris ihbarcılar - 08 Eki 2018
‘Bağımlı Yargı’ kararlarına itibar edilmez, edilemez - 01 Eki 2018
Krizi fırsata dönüştürmek için işbirliği şart! - 25 Eyl 2018
Dolar da iktidar da sizin olsun, bizim derdimiz başka… - 27 Ağu 2018
Bank Asya için seferberlik çağrımdır - 14 Ağu 2018
Zor ancak zorunlu bir mücadele - 06 Ağu 2018
Hakkınızı savunun! Herkesin yapabileceği bir şeyler var - 30 Tem 2018
Kalıcı OHAL Yasası neler getiriyor, neler götürüyor? - 23 Tem 2018
Haksızlıklar hak olmasın! - 16 Tem 2018
Yasadışı deliller aleyhe kullanılamaz! - 03 Tem 2018
önceki yazı

Ya bu adam n’aptı şimdi?

Sonraki yazı

Tr724 | 5 Kasım Pazartesi Gazeteniz

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir