AnaSayfa»Manşet»Bilmek istemeyene ne yapacaksın?

Bilmek istemeyene ne yapacaksın?

2
Paylaşımlar
Pinterest Google+

YORUM | TARIK TOROS

 

Türkiye’deki yayıncılık günlerimizin sonlarına doğru defalarca yazıp ekranlarda söylediğim şuydu:

-Bir gün biz olmayacağız.

-Sesimizi kesecekler.

-Ne olup bitiyor, anlayacağınız mecra kalmayacak.

-Yapacağınız şey basit.

-Kürsülerden işittiğiniz lafları alt alta koyun, karşılaştırın.

-Biz bunu yapıyoruz zaten.

-Böylelikle, yöneticilerinizi test edebilir, olaylar hakkında hüküm verebilirsiniz.

 

***

Bunu o vakitler yapmayan seyirci, sonra da tenezzül etmedi.

Tuhaf biçimde, kürsülerden edilen lafları avuçlarını patlatırcasına alkışladı.

Ne önceki lafa baktı, ne de mevcut lafı kritik etti.

Oysa şu anahtarı rahatlıkla kullanabilirdi:

-Bildiklerini yüzleştir hayatla.

-Ve sınamaktan korkma!

 

***

Her hafta aynı şeyleri yorumlamaktan bıktım, itiraf edeyim.

Yani…

“Yerli yolcu uçağımızı yapacağız” diye iki seçim önce oy isteyenler, bugün Boeing’e 40 uçak için sipariş veriyor, tutarı 11 milyar dolar.

Vatandaş sormuyor, sorgulamıyor.

Yani…

Türkiye Cumhurbaşkanı, 11 ay önce, “Sen benim muhatabım değilsin. Karatımda, kalitemde değilsin” dediği Irak Başbakanı ile tokalaşıp görüşüyor, yan yana fotoğraf veriyor.

Aynı vatandaş, hadiseyi kalite/karat terazisine vurmuyor.

 

***

Her hafta bunun gibi 40 tane tuhaflık listelerim.

Yapanlar da var.

Lakin ne çare?

Düşünce tatilde!

 

***

Bugün ülkeyi yönetenler, sadece devleti parsellemiyor, itiraz edenleri tek tek susturuyor.

Eğitimli eğitimsiz fark etmiyor, insanları tek tek satın alıyor.

Herkesin bir bedeli olduğunu düşünüyor.

Ne yazık ki, peylenmeyecek çok az kişi var.

Fırsatını bulan pılını pırtını toplayıp çıktı.

Kalanlar ayıklandı, mühim bölümü tutuklanıp içeri tıkıldı.

 

***

Kabul edelim, toplumu iyi çözmüşler.

Vatandaş, karşılaştırma yapmıyor, yani düşünmüyor.

Onun yerine düşünüp fikir ortaya koyanlar da ortada yok, kanallar kapalı.

Egemenler, saati her gün sıfırlıyor.

Halk, her sabah sıfır hafıza ile güne başlıyor.

 

***

Yakın zamana kadar, baskı ve zulmün önündeki en büyük engelin “bilgi çağı” olduğunu düşünürdüm.

Yanıldım.

Bilakis, dünyanın dört bir yanında egemenler, internet eliyle iş tutuyor.

Trump’ın kazanmasında Facebook’un manipülatif haberleri dolaşıma sokmasının katkısı büyüktü.

Sonra itiraf edildi bu.

Lakin, maksat hasıl olmuştu bi kere, geri dönüşü ne mümkün!

 

***

Bilişim çağının Ortaçağ karanlığına alternatif olduğu varsayımı, halen varsayım.

Bilginin dolaşımda olması, kolayca ulaşılabilir olması harika bir şey.

Gel gör ki, bilgiyi üretenler de bunun çok iyi farkında.

 

***

Yaşama dair şu öyküyü pek severim:

Yalancı olduğunu bildiğiniz biri, “Evin yanıyor” dese, inanmazsınız.

Biraz sonra, diğerini tanımayan başka bir yalancı aynı şeyi söylerse…

Şüpheye düşersiniz.

Az sonra, öteki ikisini tanımayan üçüncü yalancı da aynı bilgiyi verirse, yerinizden fırlarsınız.

 

***

Bizim toplumun duyu organları öyle felç edildi ki…

Şu basit idrakten bile uzaklaştı.

Birbiri ile alakası olmayan yığınla kişi, yuvasının alev aldığını söylüyor…

Vatandaşta tık yok.

 

***

Sağır mı, kör mü, dilsiz mi?

Bence hiçbiri.

Bilmiyor, bilmek de istemiyor.

Bilmeyene anlatmak kolaydır.

Bilmek istemeyene ne yapacaksın?

Can alıcı soru budur.

Önceki Yazıları:
Bir bisiklet tamircisi ve bir duruşma - 12 Ara 2017
Acısı taze olduğu için farkında değiller… - 05 Ara 2017
Çözüm nerede sorusuna çoktan seçmeli cevap - 30 Kas 2017
Malzeme her yerde aynı - 28 Kas 2017
Mağarada yaşamak mı çıkıp konuşmak mı? - 21 Kas 2017
Ellerini yıkayıp Saray peçetesiyle kurulayacaklar - 14 Kas 2017
Milyon takipçili hesabın takip ettiği dördüncü kişi… - 07 Kas 2017
Kusura bakmayın, vatandaş bu yalanlara müstehak - 03 Kas 2017
Bu yazının en tepesine kalpaklı Mustafa Kemal fotoğrafı koyar mısınız lütfen! - 31 Eki 2017
Güçlü Türkiye için istifa ettim, sen de var mısın? - 26 Eki 2017
önceki yazı

Kürt referandumu

Sonraki yazı

Kürdistan Referandumu ve Erdoğan’ın Yolu (1)

2 Yorumlar

  1. mahmut Sani
    26 Eylül 2017 at 08:01 — Cevapla

    “Birini aldatmak, aldatıldığına inandırmaktan kolaydır.”
    Tespitleriniz çok yerinde.
    20. yüzyılın büyük beyin yapıcısı diyor ki üç hastalığımız var ; CEHALET, FAKİRLİK, İFTİRAK… reçetesini de vermiş… Bu hastalıklar aynen devam ediyor… Bu topraklarda halkı özellikle cahil bırakmak için üstün gayretler gösteriliyor ve meyvelerini de topluyorlar. Fakat unutmamak lazım” fırtına eken kasırga biçer.” Saygılarımla…

  2. mahir
    26 Eylül 2017 at 12:01 — Cevapla

    az önce bi akrabamla görüştüm, benim işten atılmama ve yeğeninin hapse atılmasına üzüldüğünü ancak cemaatin bu yaşananları fazlasıyla hak ettiğini söyleyerek ağız dolusu küfürler sayarak çeşitli kötü örnekler ve yaşadığı olumsuzlukları sıraladı… Sonuç olarak da bize (mağdurlara) almasaydınız bunların gazetesini, yardım yapmasaydınız tarzında çıkışarak hem üzüldüğünü hem de kızdığını söyledi.. Risale okuyup duracaklarına bi hatim indirselerdi şeklinde dini tespitlerine ek olarak “suriyelileri doldurdu” diye hükümete de kızdığını ekleyip bir daha AKP’ye oy vermeyeceğini söyledi, hepsi hırsız diye de ekledi!… Şimdi bu akrabam Ne-Ci???

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir