AnaSayfa»TÜM BÖLÜMLER»Güncel»‘Balyoz darbesi sanıkları’ komutayı geri aldı

‘Balyoz darbesi sanıkları’ komutayı geri aldı

Pinterest Google+

24 Haziran seçimleriyle oluşan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Yüksek Askeri Şurası ve Erdoğan’ın 4 yıldır izlediği asker siyaseti, Balyoz darbesi kadrolarını tekrar iş başına getirdi.  Balyoz ve Askeri Casusluk gibi davalardan cezaevinde yatan, yenilenen savcı-hakimlerle tekrar yargılanan ve beraat eden 20 general ve amiral, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kritik birimlerine atandı.

Balyoz sanığı olarak cezaevinde yatan 20 general ve amiral TSK’nın stratejik birimlerine atanırken,  13 yıl hapis cezası alan Tümgeneral Levent Ergün, Genelkurmay’ın beyni Harekat Başkanlığı’na getirildi.

HEPSİ TEKRAR GÖREVE GELDİ

Sözcü‘nün haberine göre, Ege Ordu Kurmay Başkanlığı’na ise Balyoz darbe davasında 16 yıl mahkumiyet alan Tuğgeneral Barbaros Kasar atandı. Donanma Kurmay Başkanı da Balyoz’dan 16 yıla mahkum Tuğamiral Berker Emre Tok oldu. Yine Tuğamiral Baybars Küçükatay İstanbul Boğaz Komutanlığı’na, Tuğamiral Kerim Uça da Çanakkale Boğaz Komutanlığı’na atandı. 4.5 yıl yatan Tuğamiral Ercan Kireçtepe ise İskenderun Deniz Üs Komutanı oldu. Balyoz’dan 7.5 yıl cezaevinde kalan Tuğamiral Turhan Ecevit’in SAT Komando Komutanlığı’ndaki görev süresi ise uzatıldı. Ege Denizi’nin sorumluluğu da Balyoz’dan 18 yıl ceza alan Tuğamiral Cemalettin Bozdağ’a verildi.

20 PAŞA’YA YENİ GÖREV

Yeni general ve amirallerle birlikte Kara’da 74, Deniz’de 25, Hava Kuvvetleri’nde ise 22 atama yapıldı. Bu atamalar ile önemli görevlere gelen isimler Balyoz ve askeri casusluk davalarında 2-7.5 yıl arasında cezaevinde kalıp, 13-18 yıl arasında hapse mahkum edilmişti. Hepsi yeni savcı ve hakimlerle yinelenen 2. yargılamada beraat ederken son kararlarla TSK’ya önemli görevlerle geri döndü.

BALYOZ DARBESİ İLE YÜZBİNLER HAPSE ATILACAK, DEVLET KADROLARI DİNDARLARDAN TEMİZLENECEKTİ

Balyoz, 2003 yılının mart ayında ortaya çıkan ve 1. Ordu Komutanlığı’nda dönemin AKP hükümetini devirmek amacıyla hazırladığı darbe planıydı. Fatih Cami’nin bombalanması, Ege’de it dalaşıyla Yunanistan ile savaş çıkarılması ve akabinde OHAL ilanı ile ülke yönetime el konulması planlanıyordu. Darbe planı, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandı. Darbe zeminini hazırlama amaçlı hükümete yönelik; Hava Kuvvetleri’nin tasarladığı Oraj ve Deniz Kuvvetleri’nin hazırladığı Suga eylem planları; dini grup liderlerine yönelik ‘Döküm’; gayrimüslim cemaat önderlerine yönelik ‘Sakal’; darbe karşıtı akademisyenlere yönelik ‘Tırpan’; ve darbe karşıtı liberallere yönelik de ‘Testere’ eylem planlarının uygulanması, yüzbinlerce mütedeyyin insanın tutuklanması, devlet kadrolarının dindarlardan temizlenmesi hedeflenmişti.

‘EZMEK VAR TEPELEMEK VAR!’

Balyoz darbe seminerlerine ait ses kayıtları da kamuoyuna yansıdığında çok tartışıldı. Çetin Doğan bizzat kabul ettiği, itiraz edemediği o ses kayıtlarında EMASYA kullanılarak yüzbinlerin nasıl toparlanacağı, fişleme, istihbarat, OHAL, tutuklama vb faaliyetler anlatılıyor ve şunlar söyleniyordu: “Dağılma yok, toparlama, tepeleme var. (… ) …Stadyumları kullanacağız, memurları esnafı işadamını fişledik tutuklayacağız.”

TARAF MANŞETLERİ DEŞİFRE ETTİ

Plan, 20 Ocak 2010 tarihinde başlayan Taraf gazetesinin manşetleriyle deşifre oldu. Haber sonrasında  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Ardından açılan davaya 19 Haziran 2010′ da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Mahkeme, 21 Eylül 2012’de Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da aralarında bulunduğu 365 sanıktan 325’ini “Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm etmiş, ancak “eksik teşebbüs” nedeniyle çeşitli cezaî indirimlere gitmişti.

HİLMİ ÖZKÖK VE AYTAÇ YALMAN TEYİT ETMİŞTİ

Yargılamalar sırasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmiz Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ifadeleri ve yazılarıyla, Çetin Doğan Cuntası’nın Genelkurmay emrine muhalif şekilde hareket ettiğini tespit etmişti. Yine sonraki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Balyoz seminerlerinin sınırı aştığına dair yazısı ortaya çıkmıştı.

Balyoz darbe seminerlerinin askeri teamül ve ajandalarının dışında olduğunu ilk teyit eden bilgi Genelkurmay’dan gelen belgelerdi. 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın 2003’deki semineri yönetirken yasal çerçevenin dışına çıktığına dair belgenin altında dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un imzası vardı. Bir teyit de eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’dan geldi yıllar sonra. Yalman, kitabında, “Çetin Doğan ve emri altındaki isimlere o seminerde EMASYA planlarının uygulanmayacağı emri verilmişti.” yazdı. Bu EMASYA bahanesiyle Doğan ve ekibinin darbe toplantısı yaptığı anlamına geliyordu.

CD ve elektronik delillere ilişkin başlatılan tartışmalarla davanın üstü örtülmek istendi. Ancak asıl değişim 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalının ortaya çıkmasından sonra yaşandı.

YOLSUZLUK SORUŞTURMALARINDAN SONRA DAVA YÖN DEĞİŞTİRDİ

Her alanda olduğu gibi Balyoz darbe davasıyla ilgili de Erdoğan ve AKP politika değiştirdi.  HSYK’daki değişimler ve yargıya  müdahale ile yenilenen mahkemeler Balyoz darbe davasını da tekrar gündeme aldı. 19 Haziran 2014’te İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, oy birliği ile 234 subayı tahliye ederek yeniden yargılanmasına karar verdi. Mahkeme, savcılıktaki tüm yakalama kararlarının da kaldırılmasına hükmetti. Erdoğan’ın 4 yıldır izlediği asker siyaseti ve son YAŞ’tan sonra Balyoz darbe davası sanıkları tekrar görev başı yapmış oldu.

‘BALYOZ BELGELERİ ÖNCE ERDOĞAN VE GÜL’E VERİLDİ SONRA BASINA SIZDIRILDI’

Tutuklu Gazeteci Mehmet Baransu, ‘Haberdar’ internet sitesi için kaleme aldığı yazıda, Balyoz süreci ile ilgili önemli ayrıntılar vermişti. Balyoz darbe planı ile ilgili 1. Ordu’dan çalınan belgelerin ilk olarak Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Güle’e geldiğini, daha sonra basına sızdırıldığını açıklamıştı. Baransu, yazısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Ankara gelişmelere karşı anbean teyakkuza geçmişti. Çetin Doğan’ın “rutin dışı planı” yakın markajdaydı. Bazı gazete ve gazetecilere “konudan haberdarız” diye bilgi sızdırıldı. Bazı belgeler, seminerden birkaç gün sonra 1. Ordu’dan çalınıp, dönemin Başbakanı Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’a verildi. Çalınan belgelerden biri de seminerin ses kayıtları, bantlarıydı. O dönem bir gazeteciye, Aktüel dergisine iki belge sızdırıldı. Amaç, Çetin Doğan’a, her adımından haberdar oldukları bilgisini vermekti.”

BALYOZ DAVALARINDA YARGILANAN VE CEZA ALDIĞI HALDE TEKRAR GÖREVE GELEN İSİMLER

Erdoğan’ın yeni sisteminin onayı ile geriye dönen 20 isim şöyle:

– Tümgeneral Levent Ergün: Genelkurmay Harekat Başkanı.

– Tuğgeneral Barbaros Kasar: Ege Ordu Kurmay Başkanı.

– Tuğgeneral İlkay Altındağ: Özel Kuvvetler Tugay Komutanı.

– Tuğgeneral İdris Acartürk: 7. Komando Tugay Komutanı.

– Tuğgeneral Sami Yüksel: EDOK Doktrin Komutanı.

– Tümamiral Özdem Koçer: Foça Amfibi Görev Komutanı.

– Tuğamiral Baybars Küçükatay: İstanbul Boğaz Komutanı.

– Tuğamiral Yalçın Payal: Deniz Harp Okulu Komutanı.

– Tuğamiral Berker Emre Tok: Donanma Kurmay Başkanı.

– Tuğamiral Yalçın Özkütük: Foça Batı Görev Grup Komutanı.

– Tuğamiral Hasan Özyurt: Marmaris Güney Görev Grup Komutanı.

– Tuğamiral Yavuz Kılıç: Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı.

– Tuğamiral Levent Kerim Uça: Çanakkale Boğaz Komutanı.

– Tuğamiral Ercan Kireçtepe: İskenderun Deniz Üs Komutanı.

– Tuğamiral Cemalettin Bozdağ: Ege Deniz Bölge Komutanı.

– Tuğamiral Turhan Ecevit: SAT Komutanı.

– Tuğamiral Önder Çelebi: Genelkurmay Yönetim Başkan Yardımcısı.

– Tuğamiral Aykut Manioğlu: Deniz Kuvvetleri MEBS Başkanı.

– Tuğamiral Murat Dinçman: İngiltere Northwood Üs Temsilcisi.

– Tuğamiral İlker Özkan: Deniz Kuvvetleri Teknik Başkanı.

önceki yazı

KHK mağduru mimarın direnişinin 339. günü: "Beni ihraç listesinde 2 numaraya sokanlar, beton cezası kestiğim kişiler"

Sonraki yazı

ABD’den net açıklama: İlerlemenin ölçütü Brunson’ın Amerika’daki evine dönmesi

1 Yorum

  1. Veysel
    9 Ağustos 2018 at 23:57 — Cevapla

    Balyoz plani, senaryoda ufak tadilat ve taseron guncellemesi ile aynen uygulamada.
    Daha komplike, daha derinden, daha smart…
    Siyasal sozde dincilik ile yozlastirilan bir maneviyat; ahlaktan siyrilan bir “din”, ici curumus sahte dindarlar.
    Daha ne yapabilirlerdi ki?
    Seytan daha nasil surukleyebilirdi ki?

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir