AnaSayfa»Konuk Yazarlar»AİHM’in Risale-i Nur Külliyatı Kararı [2- İHLAL NEDENLERİ]

AİHM’in Risale-i Nur Külliyatı Kararı [2- İHLAL NEDENLERİ]

Pinterest Google+

Analiz | Aziz Kamil Can

AİHM, Bediüzzaman Said Nursi tarafından yazılan “Risale-i Nur Külliyatı kapsamındaki eserlerin” basımını ve dağıtımını yargı kararı ile toptan yasaklayan Rusya’ya karşı İbragim İbragimov ve diğerlerinin (Case of İbragim İbragimov and Others v. Russıa; Applications nos. 1413/08 and 28621/11; 28/8/2018) yaptığı başvuru ile ilgili verdiği ihlal kararında özetle şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

AİHM, Said Nursi’nin tanınmış bir Türk Müslüman teolog ve Kur’an’ın yorumcusu olduğunu gözlemlemektedir. Hem Müslümanlar hem de yurt dışındaki Müslüman makamların yanı sıra, İslami çalışmalar bilim adamları, Said Nursi’nin metinlerinin ılımlı ana akım İslam’a ait olduğunu, açık ve hoşgörülü ilişkileri ve dinler arası işbirliğini savunduğunu ve her türlü şiddet kullanımına karşı çıktıklarını teyit etmektedir. Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatını 20. yüzyılın ilk yarısında yazdı. O zamandan beri yaklaşık elli dile çevrildi ve hem kağıt üzerinde hem de internette birçok ülkede mevcut…

Yukarıdaki gerçekler, müdahalenin ‘demokratik bir toplumda gerekli’ olup olmadığının değerlendirilmesiyle ilgilidir. Mevcut davada söz konusu olan Rus tercümesinin basımlarının ilk olarak 2000 yılında Rusya’da kullanıma sunulması da önemlidir; 2007 yılına kadar Külliyat yasaklanmış değildir.

Bu bağlamda, kitapların, en az yedi yıldır Rusya’da da dahil olmak üzere, on yıllardır yaygın olarak bulunmasına rağmen, Hükümetin, dinler arası gerginliklere neden olduğuna veya zararlı sonuçlara yol açtığına, Rusya’da ya da başka yerlerde şiddete izin verdiğine dair herhangi bir kanıt sunmaması dikkate değerdir.

Bu nedenle AİHM, birçok ülkede yaygın olarak bulunan ve daha önce hiç dinler arası gerginliğe yol açmamış kitapların, ‘Rusya’da zararlı sonuçlara yol açma potansiyeline’ ilişkin olarak yasaklanmasının …uygun olup olmadığını inceleyecektir.

Koptevskiy Bölge Mahkemesi kararının temel olarak 15 Şubat ve 15 Mayıs 2007 tarihlerinde uzman bir filolog, bir dilbilimci psikolog, bir sosyal psikolog ve dilbilim ve psikoloji psikologlarından oluşan bir uzmanlar heyetine dayanmaktadır. Bölge Mahkemesi; ilgili yasal hükümler, tarafların görüşleri ve uzman raporlarının sonuçlarını özetlemek için analizini sınırlandırmıştır.

Bölge Mahkemesi, bir şüphe duymaksızın ve herhangi bir anlamlı değerlendirme yapmadan, bilirkişi rapor sonuçlarını kabul etmiştir. Yerel Mahkeme, sadece uzman raporlarının bulgularına atıfta bulunarak, ilgili kısımlarını alıntılamaktan öte bir şey yapmamıştır. Dahası, ilgili uzman incelemesi dil veya psikoloji konularının çözümlenmesinin ötesine geçmiştir. Kendilerini belirli kelimelerin ve ifadelerin anlamını tanımlamak ya da potansiyel psikolojik etkilerini açıklamakla sınırlamak yerine, metinlerin yasal niteliklerini ele almışlardır. Gerçekten de, kitapların aşırılık yanlısı niteliklerini mahkeme yerine dilbilim ve psikoloji uzmanları ortaya koymuştur. AİHM, tüm hukuki hususların sadece mahkemelerce çözülmesi gerektiğini vurgular.

Bu bağlamda, Koptevskiy Bölge Mahkemesinin, söz konusu metinlere ilişkin yasal analizlerini, gerektiğinde uzman teknik bilgi yardımıyla yürütme girişiminde bulunmadığını belirtmek önemlidir. Özellikle, kitapların hangi pasajlarının sorunlu olduğu ve hangi yolla dinsel anlaşmazlıkları kışkırttıkları veya dinsel tutumlarına göre insanların üstünlüğü veya eksikliklerini ilan ettikleri belirtilmemiştir

Ayrıca, başvuranların bilirkişi raporlarının bulgularına itiraz edemedikleri veya pozisyonlarını savunmak için etkili argümanlar öne süremedikleri de önemlidir. Gerçekten de, Bölge Mahkemesi, Müslüman makamların ve kitapların yazıldığı tarihi bağlamı, İslami dinî eserlerinin yerlerini, özellikle de gerçekleri açıklayan İslami akademisyenler de dahil olmak üzere, kendilerince sunulan tüm delilleri reddetmiştir…

AİHM, daha önce ifade özgürlüğü vakalarında, özellikle de başvuranların görüşlerini destekleyen kanıtların sunulmasında başvuranların engellendiği durumlarda, silahların eşitliğinin ihlal edilmesi nedeniyle Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine dikkat çekmiştir… AİHM, Mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için herhangi bir sebep görmemektedir.

AİHM, yerel mahkemelerin madde 10’da yer alan ilkelere uygun standartlar uygulanmadıklarını ve bu nedenle müdahalelerin ‘ilgili ve yeterli’ nedenler sağlamadıklarını düşünmektedir.

Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlali söz konusudur.”

  1. Söz’deki Haşir Bahsi ile ilgili başvuruda da AİHM şu değerlendirmeleri yapıyor:

“Mevcut davadaki kilit mesele, söz konusu ifadelerin, bir bütün olarak okunduğunda ve bağlamında, şiddeti, nefreti veya hoşgörüsüzlüğü teşvik edici olarak görülüp görülmeyeceğidir…

AİHM, Zhelezhnodorozhniy Bölge Mahkemesinin söz konusu ifadeleri bir bütün olarak kitap ışığında değerlendirmediğini tespit etmiştir…

AİHM, Bölge Mahkemesinin bu ifadeleri halkın rahatsızlıklarına yol açabilecek şekilde algıladığına dair bir belirti bulmamıştır. Ne yerel mahkemeler ne de Hükümet, söz konusu eserlerin …şiddeti açığa vurduğundan bahsetmemiştir.

AİHM, …yukarıda belirtilen ifadelerin şiddeti, nefreti veya hoşgörüsüzlüğü tahrik edebilecek görünümünde olmadığını düşünmektedir.

Mahkemenin görüşüne göre, metinde askeri mecazların kullanılması, bu metnin ‘nefret söylemine’ ya da ‘şiddete çağrı’ yapıldığı anlamına gelmez.

Son olarak AİHM, bu bağlamda, dinini ifade etme özgürlüğünün, örneğin “öğretme” yoluyla, komşularını ikna etmeye çalışmak hakkını içerdiğini …tekrarlamaktadır… Yazarın niyetinin, okuyucuları dini inançlarını benimsemeye ikna etmek olduğu fikri, Mahkeme’nin görüşüne dayanarak kitabın yasaklanmasını haklı çıkarmak için yeterli değildir.

Yukarıda belirtilen hususları ve konuya ilişkin içtihatlarını dikkate alarak, Mahkeme, yerel mahkemelerin Madde 10’da yer alan ilkelere uygun standartlar uygulanmadığını ve ‘ilgili ve yeterli’ gerekçeleri sunmadığını tespit etmiştir. Özellikle, yerel mahkemelerin analizindeki herhangi bir unsur, söz konusu kitabın şiddeti, dini nefreti veya hoşgörüsüzlüğü kışkırttığı sonucunu vermemiştir… Mahkeme, demokratik bir toplumda, söz konusu kitabı yasaklamanın gerekli olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, Hükümet’in 17’nci maddesi kapsamındaki ön itirazını reddederek Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.”

 

Gelecek yazı: AİHM’in kararında verilen mesaj

önceki yazı

Kulübede bir küskün yıldız: Paulo Dybala

Sonraki yazı

İtfaiye geç kaldı, kriz çoktan başladı

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir