Ahmet Takan: “AKP’yi hiç bu kadar çaresiz görmedim; mele’ler de fayda etmiyor”

Yeniçağ yazarı Ahmet Takan yaklaşan 23 Haziran İstanbul seçimleri için sahadan elde ettiği kulis bilgilerini paylaştı. AKP ve MHP’de bir yorgunluk olduğunu söyleyen Takan, seçimi kazanmak için yapılan tüm çabaların yetersiz kaldığını söyledi. Takan, bir kaynağının, “Kendi küskünlerimizi bile ikna edemiyoruz. Ekrem İmamoğlu’na haksızlık yapıldığı konusunda çok kemikleşmiş bir tablo ile karşı karşıyayız. Seçimi bugün yapsak yine İmamoğlu kazanır.” dediğini iletiyor.

AKP’nin HDP’nin oylarını almak için İstanbul’a Mele’leri yığdını anlatan Takan, bunun da fayda etmediğini dile getirdi. Ankara’daki neredeyse seçimleri kazanmak için AKP tarafından İstanbul’a görevlendirildiğini anlatan Takan, “Üst düzey bir bürokrat dostum, “İstanbul’da seçim sonuna kadar tüm kamu misafirhaneleri, AKP’nin görevlendirmeleri yüzünden   rezervasyonları kapatıldı. Yatmaya yer yok” dedi.” şeklinde konuştu.

Farklı bir konuya da değinen Takan, Berat Albayrak’ın Dışişleri Bakanı olacağını ve ABD’ye ‘S-400’lerde vazgeçeceğiz’ mesajını vereceğini dile getirdi. Takan, diğer yandan ABD ile arayı düzeltmek için Erdoğan’ın “hayalet” kod adlı  çok yakın danışmanının S-400’ler konusunda görevlendirildiğini işittiğini aktardı.

AKP’yi hiç bu kadar çaresiz görmediğini ifade eden Takan, “Binali Yıldırım kazansın diye “Mele”ler devrede… ABD ile sulh olalım diye “hayalet”  devrede… İmamlar sandık kurulu başkanlıklarına atanıyor… Aziz Nesin yaşasaydı cilt cilt kitap yazardı… Ama hapishane veya tımarhanede!..” dedi.

İşte Takan’ıh ‘Hayalet” kriz için devrede!..’ başlıklı yazısı

YSK’yı arkasına alan AKP’de yüzler hala gülmüyor… Ramazan’ın bitmesine 9 gün kaldı, iftar iftar, sahur sahur dolaşıyorlar, İstanbul’da çaldıkları her kapıdan moralleri daha da bozuk dönüyorlar. En profesyonel oldukları en iyi bildikleri işi yaptıklarını sanıyorlar ama ummadıkları tepkilerle karşılaşıyorlar. Millet İttifakı’nın  adayı Ekrem İmamoğlu  gerçeği  karşısında argüman üretmekte zorlanıyorlar.

AKP’yi yakından takip eden bir gazeteci olarak bugüne kadar hiç bu kadar çaresizlik içinde oldukları bir tabloya şahit olmamıştım.  Muhafazakar HDP seçmenlerinin oylarını çevirebilmek  için Güneydoğu’dan İstanbul’a yığdıkları “Mele”leri   soruyorum. Sonuçtan pek emin olmadıklarını belirtip, kuşkulu ifadelerle “Vallahi ne yaptıklarını biz de bilmiyoruz. Her birinin altına makam aracı tahsis ettik. Nereye çek derlerse oraya gidiyoruz. Bir dediklerini ikilemiyoruz. AKP’ye oy verdirebilirler  mi?.. Emin olamıyoruz” diyorlar. Devlet Bahçeli’nin  talimatı ile mitili İstanbul’a atan MHP yöneticilerini soruyorum; “Biz daha ortalarda pek kimseyi görmedik” diye bıyık altından gülüyorlar. Mitilci MHP’lilerin talimatla gerçekleştirdikleri İstanbul’da hemşehri derneklerini ziyaret ve toplantılarının faydalı olup olmayacağını değerlendirmiyor bile AKP kurmayları. Hemen lafı değiştirip  sahada karşılaştıkları tepkileri, YSK kararından sonra halkı ikna etmekte karşı karşıya kaldıkları zorlukları anlatıyorlar. Anladığım, mitilci MHP’lilerden çok “Mele”leri  önemsiyorlar.

Geçen, Çukurambar sohbetlerimizden birinde, İstanbul seçimlerinde görev yapan AKP’li yönetici, “Sahada hemşehri grupları ile yaptığımız bire bir iletişim çalışmaları da pek işe yaramıyor. Farklı bir metot bulmalıyız. Kendi küskünlerimizi bile ikna edemiyoruz. Ekrem İmamoğlu’na haksızlık yapıldığı konusunda çok kemikleşmiş bir tablo ile karşı karşıyayız. Seçimi bugün yapsak yine İmamoğlu kazanır” itirafında bulunurken başından geçen bir olayı anlattı;

AKP’li yöneticinin verdiği bilgiye göre, 23 Mayıs Perşembe günü Üsküdar’da, belediyenin sosyal tesislerinde, Sivaslı sivil toplum örgütlerine bir iftar yemeği düzenlenir. İftara da tamamıyla İstanbul’da yaşayan Sivaslılar davet edilir. Yemek tamamlanıp sohbet faslına geçildiğinde, Sivaslı AKP İstanbul Milletvekili Osman Boyraz mikrofonu ele alır ve adayları Binali Yıldırım için oy ister. Tam o esnada salonda büyük bir uğultu ve bazı protesto sesleri duyulur. Bazı protestocular, Binali Yıldırım’a oy vermeyeceklerini dile getirir. Oluşan olumsuz hava üzerine de Osman Boyraz konuşmasını keser ve salondan ayrılır. Kaynağım, bunun gibi olumsuzlukları “çok yorgun düştükleri” sahur toplantılarında da yaşadıklarını kaydetti ama daha fazla örnek vermek istemedi. “Yeni anket var mı” diye sordum, konuşmak istemedi. “Genel merkezden farklı ve etkili stratejiler için yeni taktikler beklediklerini” söylemekle yetindi. “Teşkilatın hala çok yorgun olduğu ve isteksizliğinin” de altını çizdi.

31 Mart’ta olduğu gibi 23 Haziran içinde iktidar tüm devlet olanaklarını adayı Binali Yıldırım için seferber etmiş durumda. “İstanbul’daki seçim çalışmalarında yapılan görevlendirmeler yüzünden neredeyse Ankara’da evrak imzalatılacak bürokrat bulunamayacak” desem, inanın bana abartmış olmam!.. Mecburiyetten gidip gelenleri de var, memnuniyetten mekik dokuyanları da… Üst düzey bir bürokrat dostun, “İstanbul’da seçim sonuna kadar tüm kamu misafirhaneleri, AKP’nin görevlendirmeleri yüzünden   rezervasyonları kapatıldı. Yatmaya yer yok” dedi.  “Ne hale geldik” diye rutin espriyi yapınca gülmedi, sadece yüzüme acı acı baktı.

***

Ana gündemimiz İstanbul seçimleri ama YENİÇAĞ’ın sıkı takipçileri  biliyorlar, diğer yan gündem maddelerine de  (!)  fırsat buldukça değinmeye çalışıyoruz. AKP kulislerinde, kabine revizyonu hep konuşuluyor. Damat Berat Albayrak’ın Dışişleri Bakanlığına kaydırılacağı ısrarla iddia ediliyor. Albayrak’ın  Dışişleri Bakanlığına bazı öncü kadrolarını şimdiden gönderdiği söyleniyor. “Berat Albayrak, Dışişleri  Bakanlığı koltuğuna oturunca ABD’ye S-400’lerden vazgeçiyoruz mesajı verilecek” diye yorum yapanlar bile var. Hatta, saraya çok yakın bir kaynağımdan, Erdoğan’ın “hayalet” kod adlı  çok yakın danışmanının S-400’ler konusunda görevlendirildiğini işittim. “Hayalet” üzerinden saray, ABD’ye mesaj gönderiyormuş. S-400’ler, F-35’ler ve Patriot’lar için orta yol bulunulması için gayret gösteriliyormuş!.. Bu ülkenin diplomatlar, askerleri, bürokratları  ne iş yapar?.. Gülmeyin bana!.. Ben de biliyorum, saray oligarşisi sayesinde devlet birimlerinin ne hale düştüğünü… Bendeniz de, Ankara’da “hayalet”i iyi bilenlerdenim.

O, işin içine girerse kapalı kapılar arkasında çok tuhaf şeyler olur…Binali Yıldırım kazansın diye “Mele”ler devrede… ABD ile sulh olalım diye “hayalet”  devrede… İmamlar sandık kurulu başkanlıklarını atanıyor… Aziz Nesin yaşasaydı cilt cilt kitap yazardı… Ama hapishane veya tımarhanede!..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin