AnaSayfa»Konuk Yazarlar»Afrin nereden çıktı?

Afrin nereden çıktı?

Pinterest Google+

HABER-ANALİZ | İSKENDER DERVİŞ

OHAL’in 3 ay daha uzatıldığı şu günlerde, bir de ülkede ‘Seferberlik Hâli’ ilan edilirse şaşırmamak gerekir. Suriye’nin kuzeyindeki 50 bin nüfuslu Afrin şehrine yönelik bir operasyon başlatması beklenen Türkiye, ABD ve Rusya arasında yine bir denge tutturmaya çalışıyor. ABD, Afrin konusunda ‘yetkisiz’ olduğunu açıklayarak topu Rusya’ya attı. Rusya ise ‘Afrin’e gireceğiz’ diye direten Türk yönetimi ile ‘Afrin’e kalkan uçakları indiririz!’ diye tehdit eden Suriye yönetimi arasında arayı bulmanın peşinde.

Tabi bunlar işin görünen kısmı. Askerî uzmanlar Afrin operasyonunun tehlikeli olabileceğini söyleyedursun, arka planda nasıl pazarlıklar döndüğünden pek haberimiz yok. Afrin operasyonunun detaylarını görüşmek üzere Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Rusya’da temaslar yapıyor. Öte yandan ABD’den gelen ‘PYD açıklamaları’ Ankara’yı kızdırıp duruyor. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın ‘yok canım niye kızdıralım sizi’ yönlü açıklaması, ‘Afrin’le alakamız yok’ lafından sonra düşününce, Türkiye’yi ‘kendi hâline bırakma’ stratejisi gibi görünüyor.

Nitekim Erdoğan da küskün. Trump telefonlarına dönmemiş. O dönmeyince de aramayacakmış!

Türkiye’nin Suriye’ye ‘ufak ufak’ tampon bölgeler inşa edip (İdlib’i hatırlayın) buraları hem silahlı muhalif gruplar hem de Türkiye’deki gayrimemnun Suriyeli mülteciler için ‘yerleşim yeri’ olarak kullanmaya çalışması, elbette Suriye yönetiminin dikkatini çekiyor. ‘Tamam ülkenin kuzeyini biraz serbest bıraktık ama o kadar da değil!’ demeye getiriyor Suriyeliler her fırsatta. PYD’nin hem ABD hem de Rusya’nın ‘olurunu’ almış olması, Beşşar Esad yönetimini o konuda ‘etkisiz’ davranmaya itse de, Türk ordusunun kuzeydeki faaliyetleri karşısında bir şey deme ihtiyacı hissetmişler belli ki.

ÇATLAKLAR DERİNLEŞİRKEN

Bu çerçevede Suriye’nin geleceği konusunda Rusya, İran ve Türkiye’nin arasındaki çatlakların derinleşmeye başlamasından kimin en çok faydalanacağı da aşikâr: Esad yönetimi. Erdoğan her fırsatta ‘Esad gitmeli!’ dese de, son sözü Rusya’nın söyleyeceği bir denklemde, ‘herkesin mutlu olması’ gibi bir durum pek mümkün görünmüyor. Neticede Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde tutmak istediği silahlı muhalif grupları, Esad yönetiminin kabul edebileceğine pek ihtimal verilmiyor. Öte yandan Rusya ve İran’ın da ‘sahada yıllarca çarpıştığı’ kimseleri hoş göreceğini beklemek abes olur.

Türkiye aslında, 2011’de başlattığı Suriye politikasının tamamen reddi anlamına gelen Rusya ve İran’la ittifak etme hamlesinin gereğini yerine getiriyor. Silahlı muhalif gruplara ‘borçlandığı’ için de ne yardan ne de serden vazgeçebiliyor. Bu arada PYD meselesini ABD’ye yönelik bir çeşit söylemsel kalkan olarak kullanıyor. Mesela ABD öncülüğündeki koalisyondan yapılan ve son düzeltilen PYD’yle sınırda ordu kurma hamlesine karşılık, ‘O zaman biz de Afrin’e ve Menbiç’e gireriz’ diyerek blöf yapıyor. Sonra İbrahim Kalın çıkıp, Afrin’in Kürtlerle ilgisi yok diyor.

SURİYE OYUNUNDA BİR TUR DAHA

Bütün bu ‘ne yaptığı anlaşılamayan’ hamlelerle birlikte Erdoğan rejimi, Suriye’deki dış politikasını bir zemine oturtmaya çalışıyor. Nitekim İdlib’de böyle bir şans bulduğunu düşündü. Ancak 10 Ocak’ta Suriye rejiminin buradaki silahlı muhalif gruplardan Heyet Tahrir el Şam’ı bahane ederek hava saldırısı başlatması, Rusya’nın buna karşılık açıktan Türkiye’den taraf olmaması, İdlib rüyasının son bulması anlamına gelebilir. Nitekim AKP’ye yakın analizciler de İdlib’in Halep gibi olabileceğinden endişe ettiklerini gizlemiyorlar. İdlib’in Halep’leşmesi ise Türkiye’ye yeni bir mülteci dalgasının habercisi olur.

İşte bu sıkışıklığı aşmak için Afrin’e yönelmek isteyen Erdoğan, bunu ABD karşıtı bir hamle olarak tasarlamıştı fakat ABD’nin topu Rusya’ya atması, planları bozmuş görünüyor. Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya ve İran’dan Afrin için hava sahası desteği isteneceğini duyurması ve Rusya’daki Hulusi Akar’ın medyaya yansıyan ‘endişeli’ fotoğrafları, Rusya’nın İdlib konusunda ve Erdoğan’ın Esad’la ilgili ‘uzlaşmaz’ tutumundan ötürü rahatsız olduğu izlenimi uyandırıyor.

Ağustos 2017’de medyaya yansıyan haberlerde ‘Rusya ve İran’la Afrin mutabakatı’ denilmişken, şimdi Afrin konusunda çeşitli alternatiflerin masada olması, Rusya’da görüştükleri ve ‘barıştıkları’ iddia edilen Erdoğan ve Esad’ın yeniden ‘bozuştukları’ anlamına da gelebilir. Bu da Suriye oyununda bir tur daha dönüleceğini gösteriyor. Fakat ne demişler, ‘fazla naz âşık usandırır’. Hele ki Putin, ABD’nin akbaba gibi beklediği Suriye politikalarında bir ‘konsensüs’ oluşturamazsa, bunun acısını Erdoğan’dan çıkarmak isteyebilir.

önceki yazı

Bizim tavuklar ve Çiftlikbank

Sonraki yazı

G. Afrika Independent'ta 'Türkiye' yazısı: 'Saçma kampanya'

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir