AnaSayfa»Manşet»Aferin, o lanet kelimeyi yine söylettiniz!

Aferin, o lanet kelimeyi yine söylettiniz!

Pinterest Google+

Yorum | Veysel Ayhan

“Lanet” veya “lanetli” ile kastettiğim şey “fetö” sözcüğü

Korkunç bir iftirayı içinde barındırıyor. Şahsi kanaatim bu kelimeyi inanarak, kasten kullanan insanların kolay kolay iflah olmayacakları. Allah hepimizin akıbetini hayretsin. Kimsenin garantisi yok. O nedenle fazla ahkam kesmeye de gerek yok.

Söyleyeceklerimi demeden bir kaç vak’a aktarayım:

İmam-ı Azam Hazretleri Kûfe Mescidinde ders verir. Bir gün dersinden yorgun argın çıkmış, evine doğru yürüyor. Saygısız ve kıskanç bir adam peşine takılır. Söylenir durur:

– Sen İmam-ı Azam falan değilsin. Kibrinden dolayı kendine böyle dedirtiyorsun. Çok ilmin falan da olduğunu sanmıyorum… Böyle konuştukça konuşur. İmam-ı Azam Hazretleri dilinde virdi yürümeye devam eder. Evinin kapısına gelince peşine takılan saygısız adama tebessüm ederek döner:

– Ben evime geldim. Söyleyeceklerin bittiyse içeri gireyim der. Karşı taraftan ses gelmeyince yavaşça kapıyı açar içeri girer. Bu sabır ve tahammül karşısında peşine takılan adam şaşkındır, insafa gelir. Kapının arkasından seslenir:

– Demek ki sen gerçekten İmam-ı Azam’mışsın. Bu kadar kadar sabrı herkes gösteremez.

Hasan Basri Hazretleri’nin talebelerinden ehlullahtan Malik B. Dinar. Yolda yürürken yanında ilerleyen iki kişiden biri diğerine onun da duyacağı şekilde şöyle der:

– Şu yanda giden adamı biliyor musun? Malik b. Dinar’dır. Herkes onu veli falan sanır ama riyakarın tekidir. Gösteriş yapar halk da inanır. Yoksa senden benden öte bir vasfı yok.

Malik Bin Dinar yavaşça o tarafa döner ve bütün mülayemetiyle şöyle der:

– Allah senden razı olsun! Beni şimdiye kadar kimse böyle tavsif etmemişti. Hakkı söylediğin için teşekkür ederim. Ben de biliyorum halimi. Düzeleyim diye dua ediyorum.

Mevlânâ Hazretleri Konya pazarında ilerlerken bir meczubun şöyle bağırdığını duyar:

– Ben öyle bir adamım ki kim ki bana ters bakar bir kelime eder ise ona bin kelime ile cevap veriririm. Yüreği olan konuşsun! Mevlânâ Hazretleri yanına yaklaşır tebessüm ederek kulağına eğilir:

– Ben de öyle bir acizim ki kim bana bin kelime etse benden tek kelime bile işitmez.

Yine bir başka gün Mevlânâ Hazretlerinin tekkesine bir yobaz gelir ve ona:

– Sen Hristiyanlara müsamaha gösteriyorsun, kucak açıyorsun. Yahudilerle biraraya geliyorsun. Günah işleyenlere dahi “gel” diyorsun, sarhoşa el uzatıyorsun… Böyle yapmakla Müslümanlığın onurunu ayaklar altına alıyorsun, dinin izzetine dokunuyorsun. Sen zındıkın tekisin, seni Cehennem bile kabul etmez! Benzeri sözler söyler.

Hazreti Mevlânâ ona sadece “Sen de gel, sana da bağrımı açıyorum!” demekle iktifa eder.

HANGİ KÜLTÜRÜN ÇOCUĞUSUNUZ?

Biz bu kültürden geliyoruz. Yeri gelince Yunus’un “Dövene elsiz gerek. Sövene dilsiz gerek.” şiirlerini terennüm ediyoruz. Veya böyle olduğumuzu iddia ediyoruz. “Biz yobaz değiliz”, diyoruz. “Sevgi ve hoşgörü” bizim mümeyyiz vasfımız diyoruz. Ama iş fiiliyata gelince…

Sosyal medyada , Twitter’da Hizmet’i savunanlar var. Hizmet kurumlarıyla organik bağı olan insanlar var. Hizmet’i savunan ve mağduriyetleri dile getiren bu insanlar kendilerini değil Hizmet’i “temsil” ediyor. Yani bu işi “Hizmet” binasından dışarıya doğru yapıyorlar.

Mesela pencereden dışarı bir taş attıklarında taşın isabet ettiği kimse dönüp o şahsa öfkelenmiyor. Hizmet’e öfkeleniyor. Sen istediğin kadar “Benim sözlerim beni bağlar” de. Vaktiyle çalıştığın kurumdan veya gazeteden veya televizyondan dolayı her yaptığın işin faturası Hizmet’e çıkıyor. İstediğin kadar kendini avut.

Biz kimsenin kalbini yarıp bakmadık. Falan samimi, filan sahici, şu sahteci, bu münafık diyebilmek için yapılan işe, söylenen söze bakmamız gerekir.

SON BÜYÜK BAŞARI!

Son örnekten gideyim: Prof. Dr. Abdurrahim Karslı, Merkez Parti genel başkanı, İ. Ü. Hukuk Fakültesi Medeni Usul Hukuku ve İcra-iflas Hukuku ana bilim dalı başkanı. Risale-i Nur’a vukufiyeti var. Şimdiye kadar hemen her mecrada mağdurları savundu ve avukatlıklarını yapıyor.

Karslı, Hizmet hareketi mensubu değil. Dolayısıyla bu insandan sizin düşündüğünüz gibi düşünmesini bekleyemezsiniz.

Şunu diyor hep: “Diyorum ki bunlar terörist değil, silahı yok, Kur’an ve tefsir okur, Allah rızası içinde o camianın içinde bulunmuşlar. Suç işleme kasdı ve niyeti yok. Cezalandıramazsınız. Bunların ismini terör kelimesiyle anmak bile insafsızlıktır.”

Şunu diyor: “Bana yazıyor bazı arkadaşlar, insaf et konteynerde yaşıyorum. Kaç yıllık müdürüm pizza dağıtıyorum vs. Kaçmasaydın arkadaş. Hapiste burda yaşasaydın. Daha izzetli olurdun. Ben mi dedim kaç. Zilletle yaşamaktansa izzetle ölseydin daha iyi olmaz mıydı. Ölüm o kadar zor mu birader?”

Hakaret etmiyor. Soru soruyor. “Daha iyi olmaz mıydı?” diyor. Yani yapılan işi eleştiriyor.

Doğal olarak da bu eleştiri sizi üzüyor. Rencide ediyor. Bu, eleştiri değilse neye eleştiri diyeceğiz?

Ve şunu diyor: “Bakınız içerde yatanlara, çoğunluğu masum ve fakir Anadolu evlatları. Kumpasları çeviren, malına mal katan, makamını layık olmadığı halde yükseltenler ile onlara o imkanları tanıyanların hepsi dışarda. Gerçek failler sefasında, masumlar ise içerde ve sadece dua etmekteler.”

Karslı, Türkiye’deki herkes gibi 24 saat korkunç bir propagandanın etkisi altında. Dışarıdakileri bilmiyor. Hangi şartlarda yaşadıklarını, ne sıkıntılar çektiklerini de… Ve yukarıdaki kastını aşmış sözleri ediyor. Bunda Karslı’nın görüştüğü mağdurların ıstırap ve serzenişlerinin etkisini yok sayamazsınız.

Hizmet mensuplarının yüzde yüzünün, milyonda milyonunun masum olduğunu söyleyebilir misiniz? Hiç “hain” yok mu? Hiç hizmete ihanet eden yok mu? Girmeyi başarmış “tek bir “casus” bile yok mu?

Karslı, karşılaştığı mağduriyetlerin ıstrabıyla bunları demiş olamaz mı? Şimdi bunu dedi diye bir insanı, bir hukuk profesörünü, bir Risale-i Nur talebesini linç etmek mi gerekir?

Küfür yok. Ağır bir eleştiri var.

YAPILMASI GEREKEN…

Buna karşı ne yaparsınız? Kibarca bunun yanlış olduğunu anlatırsınız. Bilgi verirsiniz. Ki bunu yapan pek çok twitter hesabı oldu. Nezaket içinde cevap verdiler.

Size Karslı’nın attığı bir kaç tweet’e sahibi belli bazı hesapların ‘mention’larından bir iki örnek vereyim:

“Kasetin mi var” (daha iğrencini de diyor.)“İt”, “Hoşt” “Zındık”, “Pis fitnetör”, “Sahteci”,

“Münafık”, “Köpek”…

Peki bu sözler ne işe yarıyor?

Önceki güne kadar da hep “Cemaat” diyen ve Hizmet”i savunan Karslı öyle bir püskürtüldü ki bir önceki akşam şu twiti attı:

“FETÖ trollerinin AKP trollerinden daha süfli, daha basit, daha insafsız, daha akılsız, daha tahammülsüz olduğunu elhamdülillah bugün öğrendim.”

YÜREĞİNİZ SOĞUDU MU?

Evet, sayın “Hizmet savunucuları” mutlu oldunuz mu?

Şimdiye kadar onlarca insana böyle “yobazca” saldırarak bu lanetli kelimeyi ettirdiniz, bu noktaya getirdiniz. Burada da kalmadı daha kötü twitler atmaya devam etti.

İnsanları ya siyah veya beyaz olmaya mahkum ettiniz.

Ortada insan bırakmadınız.

O lanet kelimeyi etmeyenlere ettirdiniz.

Hep böyle devam edin!

Cemaat diyene “fetö” dedirtin,

Hizmeti savunanları düşman edin!

Siz bu hakaretleri yaptığınız için Hizmet’te inkişaf mı oldu?

Hakaret ettikleriniz hidayete mi erdi? Siz bu “kapak”ları yaptığınız için insanlar hizmete hüsnüzan mı beslemeye başladı?

Bu iğrenç tweetlerle Allah’ın rızasına erdiğinizi mi düşünüyorsunuz?

Bediüzzaman Hazretleri “Bir gemide dokuz cani, bir masum bulunsa yine o gemi hiç bir kanunu adaletle batırılmaz.” diyor. Siz dokuz masum bir cani olan gemileri batırmakta beis görmüyorsunuz.

İmam-ı Azam, Hz. Mevlânâ, Malik B. Dinar örnekleri sizin için bir şey ifade etmiyorsa sizin için kimler bir şey ifade ediyor?

İdolünüz AKP trolleri mi? Onların üslubunun mu takipçisisiniz?

Bediüzzaman Hazretleri bu ahlakı mı telkin ediyor?

Hocaefendi, kitaplarında bunu mu anlatıyor? Altın nesil bu mu?

Bunu yapanlar AKP trolü olup “Hizmet mensubu” gibi görünen hesaplar değil.

Maalesef adı sanı belli isimler. Aslında her biri birbirinden kıymetli insanlar. Muhtemelen Twitter’da gezdiklerinin kırkta biri kadar zaman bulup evrad okuyamadıklarından dolayı asabi ve aşırı hırçınlar. Öfkelerini çıkaracak yer arıyorlar.

Eleştireni eleştirmiyorlar. El yükseltip küfrediyorlar.

Ama keşke dil ve üsluplarını koruyamayan bu isimler, hiç hizmeti savunmasa.

Keşke Hizmet ve mağdurlar böyle “kirli bir dille” savunulmasa.

Böylece milyonlarca mazlumun masumiyetini “bu dille” lekelenmese…

Önceki Son 10 Yazı:
2017 İkiyüzlülük Albümü - 01 Oca 2018
Hukuk’un tabutuna son iki çivi ve 3 büyük tehlike - 25 Ara 2017
17-25 Aralık Yolsuzluk Haftası Zeka Testi - 21 Ara 2017
Türk halkının yüzde kaçı rüşvet alır? Tahminleri alalım… - 14 Ara 2017
Kaynanalar ve çakallar - 11 Ara 2017
Karga ve eşek Business Class’ta - 07 Ara 2017
Erdoğan şu 7 madde için CHP’ye teşekkür borçlu - 04 Ara 2017
Tavuk hırsızlığından gangster çetesine - 01 Ara 2017
Hırsızların ‘çocuk katili’ olma süreci - 27 Kas 2017
Melekler ve Şeytanlar - 16 Kas 2017
önceki yazı

Yeni yıl, yeni hâl

Sonraki yazı

AK Parti’nin hesap etmediği!

48 Yorumlar

  1. Aliyar
    4 Ocak 2018 at 04:47 — Cevapla

    İşte bu. Herkes ne okudu açıkcası merak ediyorum. Sizin verdiğiniz örnekleri ya okumamışlar yada hizmeti anlamamışlar. Yazık, halbuki sadece benim gibi avamların bile okuduğu Sonsuz Nur u anlasalardı yeterdi bunlarınki Cemaat taassubu bile değil yazık. O değerli sohbetlere yampiri gelmişler yampiri gitmişler. ALLAH İNSAN EYLEYE CÜMLEMİZİ.

  2. naci
    4 Ocak 2018 at 07:38 — Cevapla

    allah razı olsun harika bir yazı olmuş.gercekleri hatirlattiniz

  3. Ömer
    4 Ocak 2018 at 08:45 — Cevapla

    Çok güzel yazmışsınız. Genel olarak bakınca doğru ama nasıl ki Sayın Karslı
    5-10-50 Tweet le Umumen Hizmete F..tö diyebiliyor,Siz de belki 5-10 bağrı yanık hizmet erinin -ki böyle tabir kullananların çoğu hizmetten değil muhib dir- yazdığı tweet le bizlerı aynı kefeye koymayın. 5 CHP li birine ağır sözler yazınca bütün Hepsinin aynı olmayacağını sıradan insan bilirken,Hukukçu, Profesör, R Nur a vukufiyeti olan biri-ne olursa olsun- nasıl olur da Hizmet hareketine (tüm Hukuksuzluklara, Cezaevlerindeki kötü muameleyi görerek, 17.000 kadın ve 700 çocuğu bilerek,eşler ve çocukları tecavüzle tehdit edilerek imzaya zorlanan,bağırsakları patladığı için şehit olan abiler olduğunu bilerek. ….) Hizmet hareketine Terör örgütü yakıştırması yapar. O Alim! Zat in Yukarıda anlattığınız büyük zat ları örnek alması gerekmez mi? Susup belki ciğeri yanık insanlar,muvazeneyi kaybetmiş veya ham insanlar diyerek boyun büküp, kızılcık şerbeti içtim dese olmaz mı? Milyonlarca ferdi olan bir Hareketten 5-10-50 ham veya kontrolsüz kişi çıkabilir dese olmaz mı?
    Alım, HUKUKÇU,Nur Talebesi Profesör den beklemeniz gereken tavrı bizim gibi sıradan basit kontrol edilemeyen şahıslardan bekleyemezsiniz. (Kendim bu adama hic cevap yazmadım) Keşke olmasaydı. Hocaefendi için ve diğer büyük Ağabeyleri için de yine Hizmet hareketinden olan insanlar ağır eleştiriler yazıyor. Hizmet Baronları diyenler var.
    Şu dönemde elbette Gri ler olabilir. Ama Hukukçu,Prof. Risale ı Nur talebesi nin, Ustad ın hayatını, Zulüm karşısındaki tavrını bilip onu anlatan birinin GRİ HATTA kalma lüksü olamaz! Ne olursa olsun. Kim be derse desin. Bence içindeki gizli duygu düşünceleri ortaya koyuyor. Onun da erime noktası buraya kadarmış. Dili çözüldü sadece.
    Saygılarımla

  4. Kerem
    4 Ocak 2018 at 08:55 — Cevapla

    Veysel Bey,
    Kufurlu tweet atanlarin ne kadari akpli trol ne kadari hizmettendir tartisilir. Bu sekilde, hizmete yakin duranlari hizmetten sogutmaya ayarli aktrol cetesinin olmadigini soylemek saflik ve bilgisizlik olur.
    Ikinci mesele; evet hizmet icinde hizmetin prensiplerini anlamamis kisiler de vardir ve bunlar kufur ediyor olabilir. Veya orantisiz elestiride bulunuyorlardir. Bunlar gercekten hizmete eskiden beri buyuk zarar veriyorlar. Bu konuda micro finans gibi ilgilenmek lazim.
    3. konu ise, hizmeti bir yonu ile elestirdigi icin edilen kufurler karsisinda lehten, hizmet aleyhine donmek de zaten kendi basina bir talihsizliktir. Kim tarafindan edildigi belli olmayan sanal kufurler sizin bunca senelik tavrinizi bir anda degistirebiliyorsa gercek yuzunuz ortaya cikmis demektir.
    Yine de sizin bu konudaki elestirel yaklasiminizi ciddi destekliyorum ve farkli platformlarda eli kalem tutan arkadaslarimizin da bu konuya en az bir kere egilmesini olmazsa olmaz olarak goruyor ve kabul ediyorum.
    En derin saygi ve sevgiler ile

  5. Hasan
    4 Ocak 2018 at 09:24 — Cevapla

    Kaleminize saglik. Allah razı olsun.

  6. Sadık
    4 Ocak 2018 at 10:10 — Cevapla

    Sayın Ayhan
    Abdürrahim bey ile alakalı yapılanlar da haklısınız
    Hiç olmamalı böyle şeyler
    Eline klavyeyi alan ortamı bir çeşit kakafoniye boğuyor
    Aynı tepkiyi Bacık Kuru ve Koca arkadaşlara yapılan muamelede de göstermenizi beklerdik
    Arkadaşlara yapılan ithamlar bırakın asgari nezaketi itham boyutunu aşıp iftira sınırını bile zorladı
    Netice de üslubumuzu kaybetmemiz yeni ve bugünlere has değil
    Bu epeydir gelen bir hastalık
    Acaip bir nobranlık var aleme nizam verme iddiası ile kendini her türlü kusurdan azade gören bir yapı olduk maalesef.
    ilahi teyidat altında olma gibi temel bir düşünce sapması ile birlikte gelişen bir davranış kodu bu maalesef
    Bu hastalığa çareler aramak için temel yazılar yazsanız daha iyi olur
    İsmini saydığım arkadaşlar bu hastalığı aslında tamir edip cemaatin ayaklarını yere basmasını sağlıyorlar
    İyi günler

  7. Hakan Gokce
    4 Ocak 2018 at 10:50 — Cevapla

    Aynen katiliyorum. Tweeterda yalan yanlis kaynagi belli olmayan seyleri de sirf karsi tarafa vuruyor diye paylasan cok onemli abilere ve Karsliya verilen cevaplari hizmetin namusunu savunma sekliyle tasvip eden abilere de ders olsun. Bu onemli abiler tweet meewet atmasinlar bence. Baska isimiz mi yok. Insanlari pozitif dusunmeye yonelten tweet atilmayacaksa birakalim bu alani AKP trollerine. Cevap vermesek onlar da bir sure sonra kesilir. Bu kose yazisi gec oldu bence ilk yorumlar yapildiginda durumu kurtaracak ve buyumesini onleyecek birkac yorum ismi belli abilerden gelse digerleri yorum birakirken daha dikkatli olur abilerin yorumlarini cignemezdi.

  8. Hazine
    4 Ocak 2018 at 11:21 — Cevapla

    Allah razı olsun

  9. hg
    4 Ocak 2018 at 12:01 — Cevapla

    Yani, konuyu, konumuzu, amaci ve olmasi gerekeni cok guzel ozetlemissiniz, Allah bin razi olsun…

  10. mahir
    4 Ocak 2018 at 13:00 — Cevapla

    Karslı’yı ben de KRT’de izledim, pek çok konuda hakkı söyleyebilen nadir insanlardan biri. Hizmet mensuplarının yaşadığı durum şu; TVlerde izlenecek adam kalmadı, her çıkan ayrı iftira atıyor, hükümeti eleştiren bile peşinden mutlaka cemaate çakıyor! En iyisi “düne kadar beraber çaldınız” falan diyor.. Bu ortamda binde bir bi adam çıkıp tam da doğruları dosdoğru söyleyecek gibi yapıp da lafı çevirip cemaate çakınca sinir tepeye çıkıyor! Karslı gibiler bence karar versin, ya hakkı söylesin ya da Havuz’a girsin! “”Müşrikler çok zulmediyordu evet ama Muhammed de sağlam pabuç olsaydı Yesribe kaçmazdı!”” şimdi bu sözü söyleyen birine ne denirdi düşünün… Hakkı mı dillendirmiş oldu?! Karslı, kendi analizini yapamıyor mu ki birilerinin attığı twit ile hemen cemaate Fetö diyebiliyor? Kaldı ki çoğu cemaat mensubu twit atacak durumda değil! Belki de Aktroller atmıştır cemaat mensubu gibi görünerek.. Özeleştiri değil, eziklik seziyorum yazınızda! Bediüzzaman bu kadar dervişane durmadı, yeri gelince dik durup lafını esirgemedi

  11. mahir
    4 Ocak 2018 at 13:07 — Cevapla

    Ayrıca, Bediüzzaman çizgisinde bir Nur talebesi olsaydı, parti kurup siyasete atılmazdı Karslı bey! Lafa gelince cemaati siyasileşmekle suçlayan nurcu abilerimizin (?) bu siyaset merakı da enteresan! Erdoğana alternatif olmuyorlar, ekmeğine yağ sürüyorlar! Süfyana siyaseten galip gelinemez. Akşener dahil, bundan sonra da çıkabilecek tüm alternatifler Erdoğanı güçlendirecektir.

  12. Ali Terkivatan
    4 Ocak 2018 at 14:34 — Cevapla

    Yazınız cemaatin, hizmetin, hizmet hareketinin adını siz koyun en büyük acmazini bir kez daha gözler önüne serdi. Kimse bu hareketin sozcusu degil o zaman bu hareketin sozcusu temsilcisi kim yada kimler?

  13. Kafkas Seker
    4 Ocak 2018 at 14:37 — Cevapla

    Agziniza saglik

  14. zoraki gocmen
    4 Ocak 2018 at 14:40 — Cevapla

    anlasilan karsli bazi seyleri dogru soyluyor. disarda olan herkes sikinti yasamiyormus. rahatsiniz anlasilan siz. zulum ve zor sartlarda olan sanki hapiste olan yada yurtdisina cikmak zorunda olanlar degilde, karsli gibi trde olup propagandaya maruz kalanlar gibi bahsetmissiniz. helal olsun size walla. birde cikip ozur dileseydiniz sayin karslidan. bizim cocuklar heyecAnlidir yazar bole seyler. kusuruna bakmayin diye.

  15. Mehmet
    4 Ocak 2018 at 14:41 — Cevapla

    Yazınız gerçekten çok yerinde.
    Kalemine sağlık.

  16. R.Güner
    4 Ocak 2018 at 15:10 — Cevapla

    Yazdıklarım gerçekten hep beni bağlasa da yazınızdan istifade ettim. İnşallah bir daha Hizmet’e, Hizmet Gönüllüleri’ne kim ne derse desin bu yazınızı göz önüne alarak asla karşılık vermemeye çalışacağım. Ancak, Karslı’ya cevap veren insanları sanki Karslı’ya o lanetli kelimeyi, korkunç iftira barındırdığını buyurduğunuz “F.TÖ” sözcüğünü söylettiklerini ima etmenize bir anlam veremedim zira Karslı çıktığı TV programlarında, attığı twitlerde “F.TÖ” sözcüğünü daha evvelde kullanmıştı. Zaten insanların öfkesinin Karslı’ya bir hukuk profesörü olması hasebiyle ortada hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın “Fethullahçı Terör Örgütü” ifadesini sanki hakikatmış gibi lanse etmesi nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Benim öfken şahsen bundan oldu, bir hukuk profesörünün, bir topluluğu “terörist” diye yaftalamasına dayanamadım ancak ne hakaret ettim, ne de küfür sadece beyefendiye soru sordum. Hepsi bu. Selam ve Dua ile

  17. fatih sanar
    4 Ocak 2018 at 16:03 — Cevapla

    veysel bey güzel işlemişssinizde yani hizmet trolu ifadesi bile bir hizmet insanına yakışmıyor yani o ifade yi lütfen meşrulaştırmasanız hem sonra bir hizmet insanı (Kasetin mi var” (daha iğrencini de diyor.)“İt”, “Hoşt” “Zındık”, “Pis fitnetör”, “Sahteci”,“Münafık”, “Köpek”…)
    kelime lerini hiç kullanır mı
    hizmeti karalama adına yeni bir proje olmasın yani bir düşünelim hizmet insanı bu lafları kullanırmı bunca eza ve cefaya maruz kalmaaına rağmen tek bir kelime söylemeyen bunları yazarmı

  18. Ayhan
    4 Ocak 2018 at 16:41 — Cevapla

    Maalesef doğru, elestirdigimizle aynı çizgide durmak utanç verici. Eleştirilmek çok olumlu bir şey. Hep doğru da olmayabilir. Hem hep yanlış da olmaz. Varsa dogru onu kabul edersiniz,varsa yanlış tashih edersiniz. Bitti. Ve mutlaka teşekkür edersiniz, zahmet edip eleştirdiği için. Hizmet ne zamandan beri eleştirilmez oldu. İş yapan eleştirilir. Bu kötü değil, hatta istikamete vesiledir.

  19. Abdurrahman Güner
    4 Ocak 2018 at 16:45 — Cevapla

    Bu insanlara FETÖ dedirten şey bir grup arkadaşın attığı twitler değil ki!

    Bunlar cemaati bitirilmesi gereken bir suç şebekesi olarak görüyorlar.

    O yüzden Hocaefendi dahil cemaatin önde gelenlerinin dünya’nın neresinde olursa olsun getirilip hapse atılması gerektiğini söylüyorlar.

    Öyle “masumlar zulüm görüyor” gibi dertleri de yok!

    Sadece RTE nin mücadele yöntemini yanlış buluyorlar, bu yolla hiç bir sosyolojinin bitmeyeceğini, haklı(!) iken haksız konuma düşüldüğünü söylüyorlar.

    RTE Ebu Cehil gibi mert bir düşmansa..
    Levent Gültekin, A. Karslı gibiler de Abdullah İbn Ubey ibni Selul gibiler..

    Sonuç olarak bu beş para etmezler için kendi insanlarınızı hırpalamak hiç doğru değil!
    Hele bu dönemde..

    • Kerem
      4 Ocak 2018 at 18:34 — Cevapla

      Güner Bey
      ‘Küfür ile elestirilmesin” demenin nesi yanlistir? Ister munafik olsun, ister kafir olsun, ister hirsiz olsun, isterse bilmem ne olsun….usul, ahkam, nizam hayatimizin her aninda ve alaninda olmali degil mi?
      Madem Muslumaniz, Musluman gibi karsilik verecegiz. Birakalim kimse onlar, kufretsinler, bize terorist desinler…kendi bilecekleri is.
      Biz bizi bilecegiz. Insanliga giden baska yol yok.
      Selametle

      • Abdurrahman Güner
        5 Ocak 2018 at 00:53 — Cevapla

        Bi kere Abdurrahim Karslı’nın yazdığı
        FETÖ, korkak namertler, kaçmasaydınız, hicret ettiğini zanneden zavallılar, akılsızlar gibi ifadeler eleştiri ise bizim arkadaşların yazdıkları da aynı oranda eleştiridir!

        Yoksa Yazar çifte standard uyguluyor demektir.

        İkincisi:
        Bizim arkadaşlar sin kaflı belaltı vs.. küfürler etmezler. Öyle küfür eden varsa ak trollerdir. Para karşılığı haksız yere keyfi için küfür edenlerle bizim arkadaşları kıyaslayan kim olursa olsun çok ayıp eder..

        Hakaret etmiş olabilirler, aşağılayıcı benzetmeler yapmış olabilirler, hakları mı değil mi tartışılır..
        Hz. Ebubekir Efendimiz de yeri gelmiş küfretmiş.

        Buraya kadar ki kısmı yapan varsa da çok azdır.
        Bunun dışındakiler “Allah belanı versin” gibi – belki biraz da hakaret içeren – beddualar etmişlerdir.

        Hocaefendi de çoğu sohbette “Bu münafıklar Abdullah ibn Ubey ibni Selul un nesebi gayri sahih çocuklarıdır, Allah masumlara terörist diyenlerin belasını versin” diyor.

        Üçüncüsü:
        Hadi Ali Bulaç gibi birisi yapsa tamam..
        Ama şimdi hiç tanımadığımız kime hizmet ettiği belli olmayan bir siyasetçiye şirin görünüp onun kalbini (!) kazanmak için arkadaşlara “twitter’da gezdiğinizin kırkta biri kadar evradu ezkar yapsanız” deyip sui zan kusarak nasihatler dizmenin alemi yok!

        Herkes en az Yazar kadar ahlaklı ve keyfiyetli, en az Yazar kadar da nerede ne kadar konuşması gerektiğini bilir..

        Kaldı ki biz tekke ehli mutasavvıflar değiliz..

        Bir sivil hareketin mensuplarına “hişt sus! otur yerine! ” demek Yazar’ın haddine değil..

        Yazar zaten arkadaşların yanlış davranışlarını ıslah etmek istese böyle bir yazı yazmak yerine gönüllere hitap eden bir yazı kaleme alır ya da kendisinin çok iyi yaptığını iddia ettiği gibi o “talihsiz arkadaşlar” ın bu yanlış davranışlardan kurtulmaları için gece gündüz dua edip Allah’a yalvarırdı.

        Selametle

  20. Hakan
    4 Ocak 2018 at 19:13 — Cevapla

    Hizmetin yorumlarla savunulamayacağını , trollukle dava ispat edilemeyeceğini bilmeyen hizmet eri olabilir mi. Bence bu yazınızla trollendiğinizi ispatlamış oluyorsunuz.

  21. 4 Ocak 2018 at 19:26 — Cevapla

    Kardeşim biz daha ağzımızı kim için bozmaylım? O türkiyedeki gerizekalılar için mi? Hizmetin adını kirletiyosunuz diyosun görende türkiyede hizmet anamız babamız diye anılıyor sanacak.Görüşüne kesinlikle katılmıyorum.Türkiyede yaşayan herkesin Allah belasını versin..Amin

  22. Ayseee
    4 Ocak 2018 at 20:35 — Cevapla

    Su kendimizi ya da hizmeti baskalarina sevdirme mantigindan vazgecsek de herkesi rahat biraksak. Yani hem kendimizi hem de bizi sevmeyenleri. Kimse kimseyi sevmek zorunda degil. Zorda olana acimiyirsa bir adam , o zaten insan degildir. Bir hayir gelmez. Eskinin iyileri de , munafiklari da geride kalmis. Simdi daha baska. Simdi herkes kendini garantiye almis konusuyor. Niye kactin diyen mahlukat bilmiyor mu hicret diye birsey var. Burda ki bazi yorumlarin da dedigi gibi bu tur insanlar dost degiller. Sadece uslubu bozmamak lazim. Ama insanlarin niyetlerini de iyi okumak lazim yani adam onceden gizli nefret ediyormus. Simdi aciga cikmis oldu

  23. Hasan Güleç
    4 Ocak 2018 at 21:58 — Cevapla

    Teşekkür ederim Veysel Ayhan bey. İstifade ettim. Allah razı olsun efendim.

  24. Hasan
    4 Ocak 2018 at 23:08 — Cevapla

    SORU SU:
    -‘Lanet” veya “lanetli” ile kastettiğim şey “fetö” sözcüğü.Korkunç bir iftirayı içinde barındırıyor. Şahsi kanaatim bu kelimeyi inanarak, kasten kullanan insanların kolay kolay iflah olmayacakları. Allah hepimizin akıbetini hayretsin. Kimsenin garantisi yok. O nedenle fazla ahkam kesmeye de gerek yok.’ -demissiniz.
    son dinlediklerimden anladığım kadarıyla o kelime sadece ve sadece ‘Kuran mahluk mudur’ tartışmasında oldugu gibi ağır bir şart altında ki bir mumin tarafindan-ayniyla,tamamiyla- kullanılabilir?? islam tarihi sadece hizmet insanlarını mi bağlıyor ki sayın Karslı gibiler için bağlayıcılık teşkil etmiyor?? Sayın Ayhan bey yazınız boşa gitmez, kaleminize kuvvet, -koruyucu hekimlik adına – bunyeyi korumak icin- bu tür yazıların farklı kalemlerden artarak devam etmesini temenni ediyorum.
    Fakat islam tarihinin kendilerini bağlayıcı oldugunu farketmeyen, kabul etmeyen, kişiler tarafından da tirollenmeyelim lutfen. Aman dikkat!

  25. arif anlar
    4 Ocak 2018 at 23:38 — Cevapla

    aferin almak için yazılmış bir yazı daha.verilen tarihi örnekler hep yüz yüze iletişim ve etkileşimden fakat eleştirilen durumsa sanal siber tamamen maskeli iletişimden.savaş meydanında düşman yüzüne tükürse Hz Ali gibi kılıçı kına sokmak her babayiğidin harçı değil.zaten cemaatın sokaktan halktan kopup salon havasını tek realite zannetmesi ile başladı bu süreç.şimdi salondan daha da içeri girildi.ne büyük ironi değil mi halkın nabzını şöyle tutacaksınız damarlarında şöyle gezineceksiniz derken artık her etki tepki sanal siber.gerçeklikten fersah fersah kopmuş durumda.sosyal medya evliyası kahramanı mücahidi olmak bir cami şadırvanına gidip hak hakikat anlatmaktan septilyon kat daha kolay.savurdum yumruğumu boşluğa hiçbir çene dağılmadı.tükürdüm boşluğa hiç bir yüze düşmedi.onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.demiş ziya paşa.topluluklar cemaatlar tarikatlar kitleler öğrenmez o yüzden tarih diye bir şey icad olunmuş.ferd öğrenir camdan keskin kıldan ince kılıçın bir zehirli kıymık gibi beynimde..ve çile aslında tek kişiliktir.

  26. Hasan
    4 Ocak 2018 at 23:40 — Cevapla

    “Uslup’ umuz, namusumuzdur.”
    Hizmet insanlarının boyle bir ölçüsü yokmu idi?
    yaniliyormuyum?. Sayın Ayhan bey, bu olay üzerine hizmet insanının ‘Ölçü ve yoldaki isiklar’ indan kırmızı çizgi diye bileceğiniz ana umdelerini bu portaldan ve etkili kalemler tarafından işlenmesini umar ve beklerim. Hep birlikte istifade etmiş oluruz.

  27. Bahadir
    5 Ocak 2018 at 00:34 — Cevapla

    Bu dediklerimiz anlattiklariniz doğru dur ama bu şu demek değil o tvit de yazanların çoğu hizmet sözcüsü gibi göstermek de bir o kadar yanlıştır bizim için Hocaefendi hizmetin sozcusudur tesekurler

  28. lokman Çam
    5 Ocak 2018 at 01:10 — Cevapla

    Veysel bey öncelikle ifade buyurduğunuz gibi bazı arkadaşların hakaret ve küfür içerikli eleştirilerine katılmıyorum . Bu bizim uslubumuz değil. Ancak yazınızdaki eleştiri uslubunuzada katılmıyorum. Yazınızda benim için tutarlı kabul edemeyeceğim bir kaç husus var birincisi: eleştirilerde küfür hakaret içermeyen sevgi ve hoşgörü dili kulnanılması gerektiğini söylüyorsunuz . Fakat siz eleştirirken yobaz tabirini kullanarak hakaret dili kullanıyorsunuz. Kendinizle çelişmiyormusunuz. Sanki bu yazı üzüm yemek için değil bağcıyı döğmek için yazılmış intibaını uyandırıyor.

    İkincisi. Verilen örnekler tutarsız. Sahsa yapılan zulumlerde Allahın veli kulları daima mevlana ve yunus gibi davranmışlardır.Ya bir topluluğa yapılan zulumlerde yunus gibi mi davranılmalı yoksa herbir ferdin hukukunu koruma adına cansiperane kavga mı verilmeli.Efendimiz taifde kendine yapılan zulumleri affettiği halde medine döneminde 70 sahabe katledildikten sonra neden günlerce beddua etti. lutfen sorularımın cevabını ıstiyorum

  29. lokman çam
    5 Ocak 2018 at 01:24 — Cevapla

    üçüncüsü.Abdurrahman Karslı nın risale i nurlara vakıf olduğunu risalei nur talebesi olduğunu söylüyorsunuz.Ancak benim şüphelerim var Bu zatı muhterem risale i nuru ezberlemiş olabilir. vukufiyet farklı şeydir.O da hakıkı risalei nur talebesinde olur. Risalei nur talebesinin en önemli vasfı da hakperest olmakdır .çok önemli bir konumda olan bu zat bugune kadar cemaat mensuplarını çok yakından tanıdığı halde bu süreci iyi tahlil edememiş hala kafası karışık ve tereddütleri varsa ona risalei nur talebesi denmez.belki risale hafızları denebilir..Siz hangi gerekçelere dayanarak çok büyuk bir paye olan risale i nur talebelik unvanını bu zata veriyorsunuz.Onu yuceltirken kendi arakdaşlarınızı bir kalemde siliyorsunuz.Lutfen cevap veriniz.

  30. Abdurrahman Güner
    5 Ocak 2018 at 01:28 — Cevapla

    Hakiki Müslüman Allah’ın bütün esmalarına mazhardır.
    Yeri gelir çok celalli olması lazım gelir, yeri gelir çok merhametli..

    Eğer Veysel Ayhan bey ve onun gibi hizmetin önde gelen abileri,
    bu tarz usul uslup bildiren yazıları
    hizmetin en güçlü olduğu,
    Zaman, STV gibi medyasının kimseye eyvallahı olmadığı bir zamanda;
    ergenekon davaları, gezi olayları gibi süreçlerin yaşandığı bir dönemde yazmış olsalardı

    biz bugün,
    “Ey cemaat mensupları! Muktedirken bu kadar adil, merhametli, kucaklayıcı değildiniz”
    dediklerinde başımızı öne eğip susmak zorunda kalmazdık!

    Yani bu yazıyı şimdi yazmak marifet değil!

    Hatta yanlış!

    • Abdurrahman Güner
      5 Ocak 2018 at 11:57 — Cevapla

      Sonuç olarak şu anda kimsenin Hizmete Düşman Kazandırdığı falan yok..

      O düşmanlar 2012 ve öncesi yani cemaatin en güçlü olduğu dönemde kazanılmış!

      Merhamet muktedirken merhamettir, zayıfken gösterilen merhamet zillettir!

      Bu arada cemaatin tarihi bir fırsatı kaçırdığını görüyoruz:

      Eğer güçlüyken şimdiki gibi merhametli, adil, kucaklayıcı olsaymışız, Türkiye’de her kesimin gönlünü kazanmış olacak ve diktatörlüğe giden yolda RTEnin eline böyle kullanışlı bir koz vermemiş olacaktık!

      Umarım Cemaatin Karar Alıcıları Abiler o zaman yapılan bu stratejik hatalarda hiç payı olmayan şimdiki masum ve mağdurlara ders vermeye çalışmak yerine kendileri gerekli dersleri alıyordur!

  31. lokman Çam
    5 Ocak 2018 at 01:40 — Cevapla

    dördüncusu.Ağır üslup kullanan arkadaşların kim olduklarını araştırdınızmı. Gerçekten hizmet mensubu arkadaşlarmı yoksa sahte hesap kullanan art niyetli insanlar mı . eğer hizmet mensubu iseler bu arkadaşları sosyal media üzerinden linç etmek yerine bu arkadaşlarla birebir görüşüp medenice ikna edilemezmiydi. Medenilere galebe ikna iledir. düstüru bizim temel hizmet düstüru değilmi. Yoksa bizim arkadaşları medenilerden saymıyormusunuz.?
    Beşincisi.: Eleştirdiğiniz arkadaşların evradı ezkardan ve dua etmediklerini dolayısı ile nefretlerini baskılayamadıklarını ifade ediyorsunuz.Bu arkadaşların dua etmediklerini nereden biliyorsunuz. Bu çok büyük bir su i zan değilmi.Dua fiili kavli ve ıztırari olarak üçe ayrılır.Kavli duasına şahit olmayabilirsiniz nereden biliyorsunuz ızdırarı dua etmediklerini. belki bu dua daha makbuldur.Lutfen cevabını istiyorum

  32. lokman Çam
    5 Ocak 2018 at 01:56 — Cevapla

    Altıncısı:Hizmet savunucuları diye hizmet içinde bir grubun olduğunu söylüyor ve bunu ifade ederken müstehziyane bir dil kullanıyorsunuz.Hizmetin içinde zihni berraklar ve zihni dağınıklar diye iki grubun olduğunu öğrendik. Birde hizmet savunucuları ortaya çıktı. Hayırdır inşaallah. bundan sonra başka ne tür grupların olduğunu söyleyin bilelim. Benim bildiğim kadarı ile bu hizmette yediden yetmişe herkes hizmetin savunuculuğunu yapar ve yapmak zorundadır.Herkes kabiliyeti ne ise o yönde hizmeti savunur. Bu arkadaşlar kalemleri ile hizmeti savunuyorlarsa ve bunu yaparken bazen uslup ayarlaması yapamıyorlarsa size düşen onları linç etmek mi yoksa rehabilite etmekmi.Hizmet savunucuları tabiri fitneye sebeb olabilecek bir terim değilmi.? Lutfen cevap istiyorum.

  33. budin
    5 Ocak 2018 at 02:13 — Cevapla

    Dogrusu ‘.etö’ ya da ‘f bilmem ne’ olacakti. ‘vallahi bu noktada taviz verilmemeliydi’.
    Kendi kalemize gol atmayalim lutfen. Psikolojik üstünlüğü de kaybederiz, böyle fena halde tirollenirsek.

  34. lokman Çam
    5 Ocak 2018 at 02:17 — Cevapla

    Yedincisi: Bu söz bana çok ağır geldi . Yaşadığımiz süreci ben yanlış mı algılıyorum. diye kendime sordum.Siyah beyaz ayrımından kastedilen nifak ve gercek mümin ayrımı ise buna sebeb olanların kimler olduğu ortada. Zaten Yaşanılan zulum insanların gerçek yuzunu ortaya çıkardı.Ortada insan kalmadı. Birkaç kişinin uslup hatasından dolayı bir kısım insanlar küstürülmüş olabilir..ortada insan bırakmadınız diyerek butün faturayı bu arkadaşlara kesmek insafsızlık değilmi.? Lutfen cevap veriniz.

  35. Hakikati Arayan Adam
    5 Ocak 2018 at 05:55 — Cevapla

    Eyvallah veysel bey.Tebrik ederim rekor sevide yorum yaptırdınız okuyucularınıza. Neden bu kadar karşılık buldu.Üzeri örtülmeye çalışılan çok büyük bir hakikate deyindiğiniz için. ÖZ ELEŞTİRİ dini terimle MURAKABE yaptınız.Yeteri kadar olmasada yinede çok güzel.Bakın özeleştiri yazılarının tamamı çok büyük ilgi görüyor.Çünkü insanlar vijdanlarında hissettikleri ama dışa vuramadıkları yanlışları siz ve sizin gibi yazarlarla sayesinde kısmen ifade etmiş sayıyor.
    Malesef hizmetin hasbi ve masum çoğunluğunun temsil edilmediği bir medyamız var.Yazarların çoğunda hizmetin şahsi manevisini hissedemiyoruz. Eleştirileri sindiremiyorlar yayınlamıyorlar(genellikle). Onlar konuşuyor bedelini hakiki şakirtler ödüyor.Eleştiren herkesi akp trolü diye sistem dışına itmeye çalışıyorlar.
    Veysel bey siz ve sizin gibilere çok ihtiyacımız var. Putlaştırılmış bir hizmet ve idarecilerinin savunuculuğunu yapan fanatik ve eleştiriye kapalı kollektif şuura değer vermeyen ve önde görünen bir çoğunluk bize ağır bedeller ödetiyor.4_5 yıllır süren zulüm sürecinde pozitif hiç bir gelişme kaydedilemiyor (daha kötüye gidiyor.). Bundan daha büyük acı gerçekte hiç kimse neden diye soramıyor.(Sapık bir kadercilikle izaha çalışıyorlar) Bir futbol takımında bile bir kaç aylık başarısızlıkta hesap soruluyor bizde bu beklenti içinde olanlar aynen akp gibi hain ilan ediliyor.Bizde çok süper beyinler var onlara da fırsat verilse sonuç hiç şüphesiz bu günden daha iyi olacaktır. SAYGILAR

  36. kemal
    5 Ocak 2018 at 07:50 — Cevapla

    Mağdurlar varken biri nasıl fetö diyebilir ?

    1) Fetö tanımı Karslı göre nedir ?
    2) Bu ülkede tek mağdur cemaat midir ?
    3) karslı tanımıyla Fetö’nün mağdur ettiği, atatürkçüler, laikler, aleviler, ülkücüler ne olacaktır?

    Yani türkiyede o kadar mağdur varken bu adam fetö diyemez diyorsunuz da tek mağdur cemaat değil fetö dediğimiz cemaatin ve akp üst düzeyleri binlerce insanı mağdur etti bu ülkede bunlar ne olacak ? Görmezden mi gelelim , şimdi zamanı değil mi diyelim

    Karslı mağdurların avukatlığını yapan biri can siparane mücadele ediyor, onun yaptıklarını yapan bir adam HİZMET ten olmasa bile, şu dönemde belki en büyük hizmeti etmişlerdendir, Hal böyle iken aynı şeyi fethullah gülen dese ses etmezsiniz niye o lider kendi cemaatini eleştirebilir, peki karslı kim ? o niye eleştiremez ? niye istediği lafı diyemez ? en büyük mücadeleleri yapanlardan biri değil mi Türkiye sınırları içinde ? Bence asıl o istediği her şeyi diyebilir

  37. budin
    5 Ocak 2018 at 10:26 — Cevapla

    “..’sesi duyulmayinca derinleşiyor mazlumun yalnizligi’..’gözler sehrin en uzak ucundan kosarak gelen habibi Neccar-i ariyor’..’vijdanlar bedel ödemekten korkmadan hakikati haykıran Emile Zola lar bekliyor’..’ZULME KARŞI ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YALNIZCA EZILMISLERIN SESINE KULAK VEREREK KAZANABILIRSIN’..’NEY GIBI INLEYEN GÖNÜLLERDEN, hikâyenide dinle, şikayeti de’..’hapisteki binlerce … altında kalır, ezilirim diye korkma’..’mazlumun sesine kulak vermediği için zalimin samatasin da (f bilmem ne diyerek) bogulanlara haddinden fazla itibar etme(prof, hukukcu vb.. de olsa)’..’KIMIN SESINDE IZDIRABIN ATESI YOKSA ONDAN YÜZ CEVIR’..’gunahin içinden yol bulmuş küfre gider gibi gidiyor… bahanelerin içinden zulme’..’gün geçtikçe zalime daha çok benziyor…’
    ‘GEÇEN YIL….. KELIMELERI GEÇEN YIL….. DILINE AITTIR ( LANETLI DIYEREK DE OLSA KULLANMAK ‘vallah-i bu mevzu da taviz vermek’ demektir.) ‘..’dune ait kelimeleri dünde birak’..’Cesur olan ve bugün bize dünü unutturacak şeyler söyleyen’ leri kaale al(asrın mağdurunun talebesi olup da zalimin elini öpmeye teşebbüs edenleri,..vb, bundan 10 sene önce bile ‘ … kolejinde de uyuşturucu kullananlar varmış’ deyip sureten dost görünüp, hasedinden, sağdan yaklaşanlarin cizgisindekileri degil.)
    ‘zulme verilecek cevabın yoksa sen de(Kar… vb) yoksun’..NOKTA
    NOT: bkz.’EMINE EROGLU’, (Budin)

  38. Beylerbeyi
    5 Ocak 2018 at 10:55 — Cevapla

    Hak Dininin izzet- ini Can-i, Mal-i, Evlatlar-i, Namus-u(kadın, erkek dahil),Rizk-i … vb, …vb. ile ödemeyi göze almış, hali hazır da odeyen ve ilerde de odemekten cekinmeyenlerin coktandir hic bir beser’ den zerre beklentisi yokkk.
    Bu beklentisizler sadece ve sadece ‘ esbab-in bil kulliye suukut etmesini, sırrı tevhid içinde nur-u ehadiyet in tecelli etmesini ve ALLAH’IN NUSRET ini bekliyorlar.’ NOKTA. Veysel bey ‘in yazısına konu yaptığı Zat-i Muhterem gibiler de dikkat etsinlerde DINININ IZZETI IÇIN SEHIT OLMAYA DEVAM EDEN BEKLENTISIZLERIN ŞEFAAT INDEN CUUDA DUSMESINLER. Onların buna ihtiyacı var bence, bizim onların yardımına değil. ..
    Not: Bedelini peşin ödeyen, beklentisizler böyle rahat konuşabilirler, …onune yatanlar değil…

  39. R.NUR
    5 Ocak 2018 at 11:49 — Cevapla

    SORU SU: ‘Birilerinin ergime noktası, cozulme noktasi’ , suan partilere dagitilacak olan hazine yardimi olabilir mi ??
    ‘şuan tam sirasi: euzu billah ı ves siyaseti’
    tüm Risalei Nur talebeleri olarak bir kez daha amenna ve saddakna diyelim mi??

  40. bu din
    5 Ocak 2018 at 12:52 — Cevapla

    “..’sesi duyulmayinca derinleşiyor mazlumun yalnizligi’..’gözler sehrin en uzak ucundan kosarak gelen habibi Neccar-i ariyor’..’vijdanlar bedel ödemekten korkmadan hakikati haykıran Emile Zola lar bekliyor’..’ZULME KARŞI ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YALNIZCA EZILMISLERIN SESINE KULAK VEREREK KAZANABILIRSIN’..’NEY GIBI INLEYEN GÖNÜLLERDEN, hikâyenide dinle, şikayeti de’..’hapisteki binlerce … altında kalır, ezilirim diye korkma’..’mazlumun sesine kulak vermediği için zalimin samatasin da (f bilmem ne diyerek) bogulanlara haddinden fazla itibar etme(prof, hukukcu vb.. de olsa)’..’KIMIN SESINDE IZDIRABIN ATESI YOKSA ONDAN YÜZ CEVIR’..’gunahin içinden yol bulmuş küfre gider gibi gidiyor… bahanelerin içinden zulme’..’gün geçtikçe zalime daha çok benziyor…’
    ‘GEÇEN YIL….. KELIMELERI GEÇEN YIL….. DILINE AITTIR ( LANETLI DIYEREK DE OLSA KULLANMAK ‘vallah-i bu mevzu da taviz vermek’ demektir.) ‘..’dune ait kelimeleri dünde birak’..’Cesur olan ve bugün bize dünü unutturacak şeyler söyleyen’ leri kaale al(asrın mağdurunun talebesi olup da zalimin elini öpmeye teşebbüs edenleri,..vb, bundan 10 sene önce bile ‘ … kolejinde de uyuşturucu kullananlar varmış’ deyip sureten dost görünüp, hasedinden, sağdan yaklaşanlarin cizgisindekileri degil.)
    ‘zulme verilecek cevabın yoksa sen de(Kar… vb) yoksun’..NOKTA
    NOT: bkz.’EMINE EROGLU’, (Budin)

  41. B.Beyi
    5 Ocak 2018 at 13:11 — Cevapla

    ‘hazine yardımını peşin almak ve önüne yatmak’ bir bütünün parçaları. Bu hafta ki Bammm teli nefsime son derece ağır gelmişti, kaç gündür aklınla nefsim boğuşuyor, öyle böyle degil. Veysel beyin yazısındaki durumdan hiç mi hiç haberim yoktu çünkü. Sizden Reca ediyorum, son bamteli ile Kar… olayını birlikte bi değerlendirin..vesselam
    akıl ve ruh sıhhatim yerinde inşallah ve burada kesiyorum bu diriltilari. SON NOKTA.

  42. lokman Çam
    5 Ocak 2018 at 15:55 — Cevapla

    sekizincisi.hizmete ait problemler neden sosyal media üzerinden vuruşarak çözülmeye çalışılıyor. Bu güne kadar problemler istişare ile çözülmuyormuydu.. Biz istişare cemaati değilmiyiz.Artık istişarelerin bir kıymeti kalmadı mı ki şahıslar hedef alınarak meseleleri media üzerinden çözmeye çalışıyorsunuz. Bu problem istişare ile çözülemezmi.?çözülür ise hizmetin en temel kuralını askıya almiş olmuyormusunuz. nihayetinde ağır uslup kullanan bu arkadaşlar çağrılır bir araya gelinir tartışılır mesele sonuca bağlanır . bu şekilde yapmamaklla hizmette yeni bir yol mu açmaya çalışıyorsunuz.Lutfen cevap verin

  43. Mustafa
    6 Ocak 2018 at 23:13 — Cevapla

    Ağzınıza sağlık veysel bey çok kiymetli ve öğretici bir yazı kaleme almışsınız, her yazdığınız yazılarınız çok kiymetli! fakat bu yazınız geç kalmış olsa bile yerinde tespitlerle herkesin anlayacağı tertemiz uslupla sanal aleme hediye ettiniz Allah cc. razı olsun! Keşke bu yazıları 17/25 ten sonra yazsaydınız!önlemler o zaman alınsaydı, masum insanlar kurtlara yem edilmeseydi! Artık geçti geçmişe diyecek bir şeyimiz şu an için kalmadı onları tarih sayfalarında gelecek nesiller degerlendirecek! yuvalar yıkıldı, evler harap oldu, gencecik bedenler toprağa gömüldü, umudu bütün insanlık olan tertemiz dimağlar demir parmaklıkların arkasındalar, bilmiyoruz kimi dua ediyor, kimisi isyan haberimiz yok onlardan, Malı ile canı ile zamanı ile ömür verdiği bir davasını kaybetme endişesi ile türlü türlü dertlere hastalıklara yakalanmış esnafların profların çeşitli mesleklerde uzmanların hali hiç anlatılacak gibi degil! 40-50-60 yaşından sonra ğurbete çıkmış dilini bilmediği, kültürünü bilmediği, ülkelerde belki bir sıcak yuvayı bile oluşturamamış mülteci kamplarında yaşayan insanımızın ızdırabı çok daha ayrı bir sosyal facia belkide fırtınanın tufanın şiddeti yeni yeni farkedilmeye başlanıyor! bundan sonrasını artık Allah cc. havale eden bu ahir zamanın en facia musibetini rabbim hayırla barışla neticelendirsin ümüdi ile duadan başka hiç bir ümüdimiz kalmadı!
    Yazacak çok çok konular var eleştirecek çok hatalar var fakat bunların hiç biri şu anki durumun iyileşmesine katkı sağlamıyor, dediğiniz gibi!
    Sizden istirhamım şu bahsettiğiniz trolleride deşifre etseniz bu insanlar artık rencideyi bırakıp köşelerine çekilirler bu vesile ile diye düşünüyorum! hakikaten bizler bilmiyoruz bunların kimler olduğunu bir

  44. Ayseee
    7 Ocak 2018 at 14:09 — Cevapla

    Boyle bir yazi niye bu kadar yorum aldi diye sordum kendime:
    1-Yazan Veysel Ayhan. Bu su demek: keskin kalemiyle dogrulari cekinmeden yazmasiyla bilinen adam. Yani okuyucu kendine yakin hissediyor. Konusuyoruz sanki, oturmus cay iciyoruz. Dertlesiyoruz.

    2- Insanlar artik o kadar cektiler ki bu gereksiz nezaket ve saygi gosterilerinden ya da boyle olmaktan artik hazmedemiyorlar. Kim cemaat ya da bi topluluga haksiz yere birsey dese hemen onune duruyorlar. Cunku canimiz yaniyor, icimiz kaniyor. Agzina bir lokma atagin zaman hapisteki bebeler geliyir insanin aklina. Aglamalarina, oynamalarina kizilan bebeler.

    3- Insanlar bir duzen istiyorlar. Aklin beynin calistirildigi, yasamla icice, soyutlanmadan bir yasam. Toplumdan kendini soyutlamis, cevresinde donen ciddi olaylara ” aman biz hizmetimize bakalim, dua edelim gerisi bizi ilgilendirmez. Bize ustten boyle birsey gelmedi” lerin arkasina siginmadan yasayip karar verecegi bir gorus tarzi istiyor. Yenilik lazim diyor. Bak simdi gor :kendimizi soyutladigimz dunyayla simdi zoraki yuzyuzeyiz. Kimse bize ne yapacagimizi soyleyemiyor.
    Onceden de olmasi laxim gelen buymus. Herkes kendi ayaginin ustunde durmaliymis. Simarik bir cocuk gibi buyumenin cok bedelleri varmis.

  45. Ali
    8 Ocak 2018 at 20:30 — Cevapla

    Bazı insanların “masumlar zulüm görüyor” gibi dertleri yok!
    Sadece yeni rejimin mücadele yöntemini yanlış buluyorlar, bu yolla hiç bir sosyolojinin bitmeyeceğini, haklı iken haksız konuma düşüldüğünü görüyorlar.
    Gerçekten hakperest olsalar tr de tutuklanmama şansları yok.
    Sıradan bi hakperesti tutuklayan irade onları niye dışarda tutsun?

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir